@SalihaSultan Merhaba,
Mimar Sinan’ın sadelik anlayışı, başta sanat ve mimarlık literatürü olmak üzere diğer yapıları ve Süleymaniye’ye ait belgelerle ortaya konulmuştur. Mimar Sinan’ın kubbeyi boyamak için yapmadığı net bir şekilde bilinirken, mevcut desen repertuarı tuhaf şekillerden oluşurken, ve en önemlisi alttan desen çıkmaması kubbede tezyinat yokluğunun bir kanıtı iken, neden “veri yok” diye bilimsel olarak yanlış yorum yapılıyor?
Yapılan çalışma koruma bilimi, sanat ve mimarlık tarihi ile tutarlı iken konuyu kasten “tahrip, yıkım, korsan” gibi indirgeyici bir bağlama çekmenizin sebebi nedir?
Bu restorasyonda hem yarım kubbedeki hem de ana kubbedeki hatlar yeniden yazıldı. Çünkü bozuktu, ve düzeltilmesi gerekiyordu. Tezyinat ise çok büyük oranda ışık ve gölge kullanarak yeniden yorumlandı. Yani kubbe yeniden yapıldı. Çünkü 1983 restorasyonunda yanlış bir şekilde yeniden yapılmıştı. Yani bu kubbe orijinal değil. Bu gerçeği kamuoyundan neden sakladınız?
Bunların yanında tek bir görüşe bağlı kalarak diğer görüşü savunan, Unesco Yaşayan İnsan Hazineleri’nden oluşan heyete neden söz hakkı verme ihtiyacında bulunmadınız? Yanlı ve tek taraflı haber yapma sebebiniz nedir?
Daha da önemlisi mahkeme kararında karşılıklı Sinan yapıları ve Texier gibi tarihsel belgelerin hangi noktalarda yetersiz görüldüğü ifade edilmemiştir. Bundan neden bahsetmediniz? “Tezyinatın ilk dönemini yansıtan kesin bir belgenin söz konusu olmadığı” iddiası ise yarım kubbe tezyinatı tarafından yalanlanmaktadır.
Yapılan restorasyon, desen repertuarı, tezyinatın leke değeri, rengi, yoğunluğu ve repertuarın öğretilemezliği ile yanlıştır. Bu kubbe korunarak geleceğe bırakıldığında gelecek kuşaklara yanlış bir hikaye miras kalacak, ve onlar “Sinan böyle düşünmüş olmalı” diyecekler. Oysa böyle düşünmedi. Aşağıda konuyla ilgili floodu paylaşıyoruz. Bilimsel açıdan bütün çalışmalarımız da sayfamızda bulunmaktadır. Bilimsel itiraz ve açıklamalara hiç bir şekilde makul cevap verilmedi.
Selimiye Gerçeği Platformu
Bunların hiçbiri keyfî ya da “ideolojik” bir mantıkla yapılmıyor; aksine tüm tartışma bilimsel veriler ve yöntemler üzerinden yürütülüyor. Sorun, bu alanda yapılmış çalışmaların azlığı ve mevcut nitelikli araştırmaların yeterince dikkate alınmaması, popüler kültürün dolu kubbe yanılgısı peşinden gitmesi... Örneğin @HanifeBalgan’ın Mimar Sinan’ın tezyinat üslubunu ele alan tez çalışması hâlâ görmezden geliniyor. Alışkanlıkları savunmak yerine bilimi izleyip “Mimar Sinan neyi amaçladı?” sorusunu ciddiyetle sormadıkça, bu meselede gerçek bir ilerleme sağlamak mümkün değil.
https://t.co/VteqKCckX9
Muhterem Talha Uğurluel Bey Merhaba,
İddialarınıza Yönelik Akademik ve Metodolojik Cevaplar:
1. “Hesabın yaydığı yanlışlar” iddiasına cevaben:
Ortaya koyduğumuz analiz ve veriler, şahsi kanaatlerimize değil; Sanat ve Mimarlık Tarihi literatürünün yerleşik doğrularına, arşiv belgelerine ve dönem analojilerine dayanmaktadır. Bilimsel bir tartışma, takdir edersiniz ki soyut suçlamalarla değil, literatürdeki somut verilerin karşılaştırılmasıyla yürütülür. Dolayısıyla bu iddia, akademik dayanaktan yoksundur.
2. “Bir daha kendini tekrar etmeyen bir dahi” ifadesindeki bağlam hatası:
Mimar Sinan’ın dehasını ve "tekrara düşmeme" özelliğini yanlış bir düzlemde ele almaktasınız. Sinan’ın yaratıcılığındaki asıl çeşitlilik ve tekamül; mekan kurgusu, strüktürel çözümlemeler, kütle kompozisyonu ve taşıyıcı sistemin mimariyle bütünleşmesi bağlamındadır.
Sanat tarihi disiplini açısından bakıldığında, tezyinat programı, dönemin Klasik Osmanlı Üslubu'nun genel kaidelerine tabidir. Bir yapıda kullanılan Rumi veya Hatayi motifinin, sanatçının "özgün olma" kaygısıyla bir sonraki yapıda tamamen reddedilmesi veya form değiştirmesi mimarlık tarihinde karşılığı olmayan bir beklentidir. Üslup, belirli form özelliklerinin sürekliliği ve tutarlılığı ile oluşur. Sizin tekrar etmeme olarak yorumladığınız durum strüktürel yeniliktir; ancak tezyinatta aradığınız her seferinde bambaşka bir dil beklentisi, Klasik Üslubun ruhuna ve dönem estetiğine aykırıdır. Bu konuda temel sanat tarihi literatürünü incelemenizi tavsiye ederiz.
3. “Kendini geliştirmiş, değiştirmiş ve hep bir üste çıkmaya çalışmıştır” ifadesinin analizi:
Sanatta tekamül; kuralsızlık, keyfilik veya geçmişten kopukluk demek değildir. Bir sanatkârın kendini geliştirmesi, bağlı bulunduğu estetik ilkeleri ve form dilini her eserinde daha güzel bir oran, denge ve uyum (nispet) içerisinde uygulamasıyla gerçekleşir. Her defasında birbirinden bağımsız, kuralsız ve kaidesiz bir tasarım yaklaşımı sergilemek, sanatçıyı tekamüle değil, kaosa sürükler. Oluşan bu kaos, sanatın gelişmesine mani olur. Sinan’ın büyüklüğü, belirli bir üslup disiplini ve anlam bütünlüğü içerisinde kalarak çok sayıda varyasyon üretebilmesindedir; üslubu reddetmesinde değil.
4. Manipülasyon ve Sadelik eleştirilerine dair:
Bu yorumlar akademik tartışmanın dışında kalmaktadır. Bu ifadeleriniz hamaset kokan cümlelerdir. Herhangi bir iddia barındırmamaktadır.
Aşağıda arşiv belgeleri ve çizimleri ışığında bahsettiğiniz hesaba verdiğimiz cevap bulunmaktadır.
Selamlar
https://t.co/AcHBe8I47E
İstanbul'u Dinliyorum Merhaba,
Paylaşım metninde ifade ettiğiniz "muhayyel tezyinat" iddiası ancak somut belgelerle konuşulabilir. Bugüne kadar kamuya yansıyan söylem şudur: "amaç keyfî bir tasarım koymak"
Halbuki yapılan çalışma, ana kubbede Sinan’ın kurucu ışık–bütünlük düzeni yani kurguladığı görsel tevhid anlayışı ile uyuşmayan geç dönem yüzey katmanını, belge ve karşılaştırmalı verilerle yeniden okumaktır.
Bunun yöntemi ve belgesel altlığı ise: Ana kubbe ve yarım kubbe raspa sonuçları, Keşf-i evvel ve Keşf-i Sani arşiv belgeleri, Süleymaniye iç mekanının Texier tarafından çizilen detaylı kesiti ve karşılaştırmalı Sinan camileridir.
“16. yüzyıla ait veri yetersiz” itirazı da Selimiye bağlamında eksik ve çarpık bir okuma üretmektedir. Zaten kubbenin çoğunlukla boş olduğunu yarım kubbelerden görebiliyoruz. Aynısı Süleymaniye için yapılan yorum için de geçerli. Süleymaniye’de bir veri yok, çünkü kubbede Texier belgesine göre kubbe merkezindeki yazı ve etrafındaki tığlar hariç tezyinat yok. Bu, Selimiye için de geçerlidir.
Süleymaniye ile Selimiye arasında tezyinat açısından çok net bir üslup süreklikiği bulunmaktadır. Tromp pencereleri etraflarında bulunan tezyinatlar, renk paleti ve desen tiplolojisi açısından neredeyse birbirinin aynısıdır.
Aşağıda Selimiye'nin iç mekan kurgusuna çok benzeyen Babaeski Cedid Ali Paşa Camii'nin iç mekan kurgusu aynı bölgeden başka bir örneği ortaya koymaktadır. Kubbe merkezinde bulunan tezyinatın leke değeri sınırlıdır. Işığı emecek şekilde kubbeyi kaplamaz.
Zaten Selimiye yapılan bilimsel çalışmalarda, saydamlık oranı yüksek olmasına rağmen, Sinan'ın en karanlık yapılarından biridir. Çünkü ana kubbedeki yoğun bezeme Sinan'ın tezyinat anlayışına aykırıdır.
Evliya Çelebi, Selimiye'yi görmek isteyenleri Rüstempaşa Camii'ne davet etmiştir. Rüstempaşa Camii'nin tezyinat anlayışının da oldukça sade olduğu görülmektedir.
Netice olarak burada yapılan, Selimiye Camii’nde yarım kubbeye ait raspa verisi, Charles Texier’in Süleymaniye’ye dair çizimleri, Sinan’a ait kubbe mekânının tarihsel olarak boşluklu, sade ve ışık merkezli karakterini açık biçimde ortaya koyar ve Selimiye için yapılan karşılaştırmalı okumaların en güçlü belgesel dayanaklarından biri olur.
Ayrıca Sinan’ın diğer eserlerindeki mekânsal mantık, ışık rejimi ve merkez kurgusu da analojik restitüsyonun meşru verileridir. Bu, “muhayyel bir tezyinat” değil, belgeye dayalı analojik bir okumadır.
Bu çizimler/veriler, bilim dışı bir şekilde mübalağa sanatı kullanarak çarpıttığınız çalışmayı ret mi ediyor, yoksa doğruluyor mu? Reddediyorsa bilimsel açıklaması nedir? Bunlar cevaplanmadan ‘bilim dışı’ ya da ‘muhayyel’ etiketi, eleştiriyi açıklama olmaktan çıkarıp slogan düzeyine indirgiyor.
Texier’in Süleymaniye kesiti, Selimiye tartışmasını bitiren kaynaktır. Selimiye'nin yarım kubbesindeki raspa verisini bir kez daha teyit eder.
Barok yoğunluk sonradandır; Süleymaniye Vakfiyesi'nde belirtildiği gibi Sinan’ın dili sade, berrak ve ışık odaklıydı. @HanifeBalgan
Mimar Sinan'ın üç büyük eseri, vakıf eserimiz; Şehzadebaşı Camii, Süleymaniye Camii ve Selimiye Camii’nin kubbe ve kemer benzemelerinin yüzyıllar boyunca değişimini ele alan, sanatsal inceleme çalışması…
🎞 Mimar Hanife Bıyıklıoğlu Balgan
#SüleymaniyeCamii#ŞehzadebaşıCamii #SelimiyeCamii
Yorumlardaki yalan yanlış ithamlara cevap:
- iPhone kullanmıyorum.
- Mercedesim yok.
- Starbucks'a hiç gitmedim.
- Coca Cola içmiyorum.
- Siyasetle/siyasîlerle işim olmaz!
- Kimsenin adamı değilim.
- Kimseden de korkum yoktur!
Tüm bunlara rağmen hiçbir şey kaybetmiş değilim. 33 yaşındayım. Anadolu'nun ücra bir yerinde doğdum (gurur duyuyorum) fakat bugün dünyanın birçok yerini gördüm. Dört dil biliyorum. Toplumun her kesiminden her statüden yüzlerce insanla iletişimim var. Ve ülkeme hem sosyal medya mecrasında hem de gerçek hayatta devletimizin âlî menfaatleri çevresinde hizmet/mücadele ediyorum.
Hepsi bu kadar!
@eyy3p_ @OKAsuriye @OguzhanUgur "19. Yüzyılda Filistin'de Arazi Satışları" isimli doktora tezi ve "Osmanlıların Son Döneminde(1840-1920) Filistin'de Yabancılar İle Yahudilerin Toprak Mülkiyeti" isimli doktora tezleri, ayrıca BM'nin "Origins and Evolution of the Palestine Problem: 1917-1947"+
@eyy3p_ @OKAsuriye @OguzhanUgur Filistin'lilerin toprak satması asılsızdır. Hile ile satılabilen oran bile çok gülünçtür. Resmi olarak ülke topraklarının yüz ölçümünün %0.73 ü Filistin'lilerden İsrail'lilere geçmiştir. Kaynak olarak da; +
Bassem Youssef.. İsrail ve çakma medeniyet Batının gerçek yüzünü kimse bu adam kadar güzel anlatamıyor…
ABD’li sunucu soruyor: Neden Arap ülkeleri Filistinlileri almıyor?
Cevap muhteşem: Avrupa’daki 44 ülke, ABD’deki 50 ülke neden İsraillileri almıyor?👏
My name is Clare Daly and I´m an MEP from #Ireland. I'm appalled by the silence regarding war crimes committed by Israel in #Gaza. I, and many with me, demand a ceasefire and the provision of immediate humanitarian aid, water, food and medicine to Gaza now! #politiciansforpeace