Yeni kitap ve
her şeyin tadının tuzunun kaçtığı bir dönemde duyuların hafızasına yolculukta bir durak daha...
Modern deneyimin sürekliliğini tahrip ederken, resmi tarihin görünmez kıldığı yerel deneyimlere odaklanıyor Seremetakis. Sanırım Türkçeye çevirilen ilk eseri olmuş.
“Bi sorun mu var?” diye düşündüren, düşündükçe içine çeken bir kitap…
Abdurrahim Karabulut’un kaleminden çıkan “Bi Sorun Mu Var?” şimdi 2. baskısıyla yeniden raflarda! 📚
#diyanetvakfıyayınları
Antik Çağ’dan itibaren tartışılagelen "Havaya atılan taş ya da yaydan çıkan ok temas kesilmesine rağmen niçin havada hareket etmeye devam eder?" problemini, Nazariyat Dergisi’nin güncel sayısında yayımlanan makalemde, Aristoteles ve Yahyâ en-Nahvî'nin (John Philoponus) ++
📍Yeni Yazı
İnsan Neden Kendi Kurallarına Yenilir?
[...Arada bir duvarları yıkmak, kuralları esnetmek ve kendi mağlubiyetimizin tadını çıkarmak biraz olsun bilgeliktir diye düşünüyorum.
Mağlubiyetimiz mübarek olsun....]
👇
https://t.co/VoqsMm8pio
📌Yeni İnfografik Özet
İbn Sînâ, es-Semâ’u’t-Tabî’î
Birinci Makale: Doğal Nesnelerin İlke ve Sebepleri
Birinci Fasıl: Doğa Biliminin İlkelerine Ulaştıran Yolun Tarifi
*Kaynak
-İbn Sînâ, es-Semâ’u’t-Tabî’î, çev. Muhittin Macit and Ferruh Özpilavcı, Fizik I, İstanbul, Litera Yayıncılık, 2014.
-İbn Sînâ. eş-Şifâ: et-Tabî’iyyât (es-Semâ’u’t-Tabî’î). thk. Sa’îd Zâyid; mrc. İbrâhîm Medkûr. Kum: Mektebetü Âyetillâhi’l-Uzmâ el-Mar’aşî en-Necefî, h. 1405.
Boşluğun izinde...
Orta Çağ fiziğinde boşluk (vacuum), yalnızca teknik bir imkânsızlık değil, varlığın sürekliliğine yönelik ontolojik bir kriz olarak düşünülmüş olabilir mi? Aristotelesçi gelenek içinde şekillenen "Horror Vacui" (doğanın boşluktan nefret etmesi) ilkesinin hacamat kupası örneğiyle ampirik bir temele oturtulduğu güzel bir örnek...
Mekanizma şöyle: Isınan hava seyrelir, soğuyan hava ise yoğunlaşır. Kabın içindeki bu hacimsel değişim bir boşluk riski yaratır; ancak evrensel sürekliliği ve "göksel kuvvetin" (virtus caeli) tesirini korumak adına doğa, bu boşluğu etle doldurur. Yani eti çeker.
İşte bu fiziksel süreklilik anlayışı, Aegidius Romanus (Romalı Giles) elinde radikal bir siyaset teorisine dönüşmüş. Giles, De ecclesiastica potestate adlı eserinde, fizik evrendeki determinist hiyerarşiyi teolojik-politik alana tahvil ederek iktidarı tanımlamış olabilir.
Giles'ın hiyerarşi diyalektiğine göre; nasıl ki kozmik tesirin oluşması için fiziksel bir boşluk imkânsızsa, siyasal alanda da Kilise’nin otoritesi dışında kalan, bağımsız ve meşru bir seküler "boşluk" (veya mülkiyet alanı) söz konusu olamaz.
Giles için dünyevi iktidar, ancak ruhani iktidara eklemlendiğinde meşruiyet kazanır. Fizikteki "doğanın boşluktan nefret etmesi" ilkesi, siyasette "otoritenin boşluk kabul etmemesi" şeklinde tezahür eder: Her hak ve mülkiyet, hiyerarşik olarak en üst otoriteye bağlanmak zorundadır. (kişisel yorumum)
Bu kitap hazır cevaplar sunmuyor; tam tersine, doğru sorular sormayı ve düşüncelere farklı açılardan bakmayı sağlıyor.
Deneme tadındaki yazılarıyla gençlere yol arkadaşlığı edecek bu yeni eser, şimdi internet satış sitemizde ve kitabevlerimizde!
#tdvyayınları#gençlik#sorular
Abdurrahim Karabulut ve Sema Bayar imza etkinliği için 43. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı’nda okurlarıyla buluşuyor. 📢
📌 Adres: Ankara Hacı Bayrâm-ı Velî Camii
Abdurrahim Karabulut
🗓Tarih ve Saat : 28 Şubat 2026 13:00
Sema Bayar
🗓Tarih ve Saat : 28 Şubat 2026 14:00