korna sesleri ve insan hırıltıları arasından sıyrılabilmek mümkünse,
düşünürüm.
günler hayli hızlı geçmiş.
geçmiş, yaşanmış ve bitmiş.
saçların,
beyazlarken beni bir ayrı üzüyor.
ezgin ne kadar çiçek varsa
o kadar yorgunum ben de.
ezgin, ne kadar çiçek varsa
işte öyle.
ah.
ne kadar da yorgunuz değil mi?
gözkapaklarının yarımsantim kadar çöktüğüne bizatihi şahidim,
ne yazık ki.
gözümden dünya, pek de iç açıcı değil.
üç-beş hesap kitap,
biraz fizik.
kader, sadece cesurlara güler.
keder, sana ve bana.
üzgünüm,
ve üzgün olmak yetmiyor.
çocukça.
yalancıbaharakanangillerden,
hani yiten umutlara da çok benziyor nihayetinde.
yersiz umut yeşerdiğinde, dal kırılır yen içinde kalır.
biz de buna hayal kırıklığı diyoruz.
kırılmaya da ihtiyacımız var,
zaman zaman içimize ışık girsin diye.
değerli akademisyenlerin üniversite müfredatalarına
"yas nedir? nasıl tutulur?"
programını eklemesi gerek.
siyasilerin, devlet erkanlarının ve medya mensuplarının ise
"yas'a saygı duymak, yas'a mani olmamak"la ilgili problemlerni çözmek gerek.
unutmamak, utanmak gerek.
gerek.
arkadaşlar kusura bakmayın, insanlar ölerek bir süreliğine sizin aptal paylaşımlarınıza engel oldular.
onlar adına özür dilerim sizden.
bu normalleşmek değil,aşağılık olmanın görsel tanımı.
sizin derdinizi, gösteriş merakınızı, duygu durumunuzu en önemlisi sahteliğinizi sikeyim.
konuşacak çok şey, söylenecek çok söz var.
sadece üzgün ve öfkeliyim.
sevdiklerimin, yakınlarımın ve daha önce hiç tanımadığım insanların kaybı için.
bir parça sessizlik,
şimdilik.
bir hissin yaşanacağı düşüncesi, o hissin yaşanmasından çok daha can yakıcı olabiliyor.
bu yüzden duvarı nem, insanı gam yıkıyor.
ne demişti şair;
ben gamlı hazan, sense bahar.
ne hikmeti varsa şu yağmurun,
şimdi suali olunduğu vakitlermiş gibi kapattım gözlerimi.
fotoğraflarda babamın elleri gibi değil ellerim,
parmaklarım henüz nasır tutmamış sanki.
yani ben,
ben baba olamam henüz ellerim babamınkiler gibi olmadan.
bi hikmeti varsa şu yağmurun,
amin.
yanlış yer, doğru zaman.
yanlış yer, yanlış zaman.
yanlış yer, yalnız zaman.
doğru yer, doğru zaman.
doğru yer, yanlış zaman.
doğru yer, yalnız zaman.
kimi zaman biri, ötekinin aynısı olabiliyor. kimi zaman insan sadece kader diyebiliyor. cesura gülse de
'kader'
bu
'kadar'.
yunanca iten, sürükleyen anlamını taşıyan "phoros" kökeninden gelen fırtına, "phorytoyna" olarak anılır. latince kader anlamında gelen ve aynı isimde mitolojik bir tanrıça olan "fortuna" da fırtına için kullanılıyor.
denizcilerin dediği gibi;
fırtına kaderdir.
yıkılma sakın.