Seni özlüyorum.
ve bunu, hayatıma geri dönmeni beklediğim için söylemiyorum. Sadece varlığını özlüyorum. Rastgele, günlük sohbetleri ve bir telefon uzaklığında olduğunu bilmenin sessiz rahatlığını özlüyorum. Ne zaman güzel ya da kaotik bir şey olsa, içgüdüsel olarak hâlâ+
Abisinin boğulduğunu biliyor. Aklı, “Bu bir facia değil, ihmaller zinciriyse cinayet” diyor; ama kalbinin bir köşesi hala “Abim yemekleri çok severdi, şimdi açtır” diye düşünüyor. Travmatik yas tam da böyle acımasız bir şey: Akıl ölümün gerçekleştiğini biliyor ama sevgi o gerçeğe yetişemiyor. Çünkü insanın beyni “öldü” kelimesini anlayabiliyor; ama yıllarca sevdiği birinin artık acıkmayacağını, üşümeyeceğini, eve dönmeyeceğini kabullenmek başka bir şey. “Abim açtır” demesi gerçekliği bilmemesi değil; artık hiçbir şey yapamadığı abisine, seni unutmadım, unutamam demenin başka bir yolu… Bazı cümleler insanın içine taş gibi oturuyor…
kanka 8 aydır mesajına cevap veremediğim için özür dilerim. sana cevap vermediğim süre boyunca gitgide daha da strese girdim ve sorumluluğumun büyüdüğünü hissettim. bir noktadan sonra bu sorumluluğun altında bir civciv misali ezildim ve cevap vermek gittikçe zorlaştı.
nasılsın?
çünkü böyle yani insan buna dönüşüyor o varken bez parçası olan şey şimdi o yokken dünyanın en değerli kumaşı oluyormuş. gömleğinin cebinde bir lira kalmış ah allahım of.. ne aldı neyin para üstüydü, babamın elleri değdi babamın eli değdi diye düşünüp ağlıyorum şu an Allah sabır
Geçen yıl bu vakitler senle bir yerde okumuştuk, 'yan yana kaç mevsim göreceğiz' gibi bir şeydi. Yılları saymak daha keyifliydi mevsim hesabı yapmaksa çok acı.. Şimdi bu acıyı daha derin hissediyorum seni çok özlüyorum.