Baba; iş, çoluk çocuğun nafakası. Baba; gurbet, gidip de gelmeme ihtimali. Baba; maden, göçük tehlikesi. Baba; siperde beklemek, şehadet şerbeti...
Baba olmak; seyircisiz, küçük, uzaktan gelmiş deplasman takımı rolüne rıza göstermek…
Baba, evlatlarına karşı her zaman borçlu konumundadır. Çocuğu her istediğinde onu yeterince iyi baba olmamakla itham edebilir. Babanın annemiz gibi "seni "9 ay karnımda taşıdım, emzirdim"’ gibi cümleler kurma şansı da yoktur.
Babanın acısına pek dikkat edilmez. O da beceremez acısını anlatmayı, istemez de. Çocuklarına ekmek almak için ayırdığı son parasını cüzdanına yerleştirir gibi kimseler görmesin diye katladıkça katlar kalbinin en ücrasına sıkıştırmaya çalışır. Taş gibi acı kesilir, içine hıçkırır