bazı şeylere senin müdahale etmen gerekmez. Öyle bir zaman gelir ki bütün taşlar yerine oturur sen kılını bile kıpırdatmadan her şey yerini bulur, kendiliğinden olur.her seyin ve herkesin bir zamanı var, bunu bilir bunu söylerim
Umarım bu retroda şunu öğrenmişsinizdir
bir daha hayatınız da;
sevdiğini söyleyip çabalamaya
cesareti olmayan biriyle
beraber olunmayacağını ve böyle biri için üzülmemeniz gerektiğini..
Öyle bir seviyeye geldim ki olan her şeyde bir hayır arıyorum. Allah’a ve beni koruyacağına, gözeteceğine güvenim o kadar tam. Bir şeyi istiyor muyum bitmiştir. Ya olur ya da daha iyisi olur.
“Bir şeyi şiddetle istemeyi bırakmak ne ferahlatıcı bir duygu.. evet istiyordum ama geçti. yani hala olsun isterim aslında ama olmamasına üzülmüyorum. dünyanın sonu değil, buruk ama böyle de çok iyiyim.”
terketmeyi terketmek büyümektir aslında
Universitede 4 senelik bir iliskim vardi, kiz olabilecek butun pozitif ve bir erkegin isteyecegi ozelliklere sahipti. Bir iyi bir kotu oldugum donemleri nasil sabirla idare ettigini bilirim. Ben bir sure cok iyi bir sevgili olabiliyorken sonrasinda kendimi kontrol edemedigim icin alakasiz seylere tutulur ve isleri berbat ederdim. Ozellikle ilk tozpembe aylar gectikten sonra bu konuda cok sorun yasamistim.
Galiba o mutlu olmama sebep olacak her seyi vermek icin cok cabalamisti. Benim o donemki halimin aksine sorunsuz ve anlasmasi cok kolay biriydi. Destek cikmadigi tek bir konu hatirlamam. Hala dusununce bile cok utopik gelir.
Zamanla birbirimize uyumlandikce cok uzun bir sure minimum sapitma ile iliskiyi goturebildim. Bu sure zarfinda cok ama cok guzel gunler yasattigimi da bilirim hakkimi yemeyim.
Gene de iliskinin son donemlerinde kavga ettigimizde bana hep icinden nasil boyle bir canavar cikiyor anlayamiyorum, sen her guzel seyi yok edensin derdi. Istemsizce uzaklasip kopuyordum, kizin gozumun onunde kilo verip eridigini hatirlarim. Son donemlerde dediklerini hatirlamadigimi, soylediklerini onemsemedigimi anlatirdi. Ben de bir seferinde, senin her dedigini hatirlamak zorunda miyim demistim.
Bundan 2 ay sonra da terkedip ayrildim. Gercekler kafama dank ettiginde ise geriye kendi hatalarimdan dolayi tutacagim bir yas kalmisti. Daha sonrasinda da hicbir sey eskisi gibi olamadi. Bir daha hayatim boyunca suradakine benzer bir goruntuyu verecegimi sanmiyorum.
Bu goruntulerin zamanla yarattigi tahribati tatmamis erkeklerin gozu kor oluyor. Anlayacagimiz erkekler ilk buyuk kaybini erken yaslarda yasamali ve bunun yasini tutabilmeli. Sonrasinda insan bambaska bir mentale burunuyor. Belki dunyanin en iyi erkek arkadasi olmayacaksiniz ama kendi hatalariniz yuzunden yasadiginiz bir kaybin verdigi aci sizi cok fazla buyutecek.
Psikolojik açıdan bakıldığında, birinden vazgeçmek zorunda kalmak, yalnızca bir ilişkinin sona ermesiyle açıklanabilecek bir deneyim değildir; aynı zamanda kişinin kurduğu duygusal bağla, beklentileriyle ve gerçekleşmesini istediği gelecekle vedalaşmasını da içerir. Bağlanma kuramı açısından değerlendirildiğinde, duygusal bağ kurduğumuz kişiler zamanla yalnızca hayatımızda yer alan insanlar olmaktan çıkar; güven, aidiyet ve geleceğe ilişkin beklentilerimizin de bir parçası hâline gelir. Bu nedenle bir ilişkiden uzaklaşmak gerektiğinde, zihinsel olarak verilen karar ile duygusal olarak yaşanan süreç her zaman aynı hızda ilerlemez. İnsan, bir ilişkinin kendisi için sürdürülebilir olmadığını fark edebilir ancak bu farkındalık, hislerinin aynı anda ortadan kalkmasını sağlamaz. Tam da bu noktada, bilişsel değerlendirme ile duygusal bağlılık arasındaki gerilim ortaya çıkar: Kişi neden gitmesi gerektiğini bilebilirken, geride bırakmak zorunda kaldığı şeyin yasını tutmaya devam edebilir. Kayıp ve yas süreçleri yalnızca ölümle sınırlı değildir; sona eren ilişkiler, gerçekleşmeyen ihtimaller ve artık mümkün görünmeyen gelecek tasarıları da kişide bir yas deneyimi oluşturabilir. Üstelik bazen insanı en çok zorlayan, birini artık istememek değil, istemeye devam ettiği hâlde o ilişkinin içinde kalamayacağını kabul etmektir. Çünkü vazgeçmek her zaman duygunun bitmesiyle değil, duygunun varlığına rağmen kişinin kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve gerçekliğini gözetmesiyle ilgilidir. Bu süreçte üzüntü, özlem, kararsızlık ve geçmişe dönme isteğinin bir arada yaşanması, kişinin mutlaka yanlış bir karar verdiği anlamına gelmez; bunlar, duygusal bağın çözülmesinin zaman alabileceğini gösteren deneyimler olabilir. İyileşme de her zaman unutmak ya da artık hiçbir şey hissetmemek değildir. Bazen iyileşmek, yaşananların kişi için taşıdığı anlamı inkâr etmeden, geçmişteki bağın bugünkü yaşamı belirlemesine izin vermemeyi öğrenmektir. Çünkü insan, birini sevmekten vazgeçemediği için değil, sevginin tek başına bir ilişkinin devam etmesi için yeterli olmadığını anladığı için de uzaklaşabilir. Ve bazı vedaların en ağır tarafı, karşıdaki insanın artık sevilmemesi değil; sevginin varlığına rağmen birlikte kalmanın mümkün olmadığını kabullenmektir.🤍