6 yıl tıp fakültesi, 5 yıl uzmanlık, 3 yıl yan dal eğitimi aldım. İşimi o kadar çok seviyorum ki benim hakkımda ilk dikkatinizi çekecek şey saçımın pembe olması, boyumun kısa olması falan değil işimi ne kadar manyakça sevdiğim olur. Tanıştıysak kesin benden duymuşsunuzdur:
Bu iş böyle olmaz! Kırmızı ile işaretli yerde kütükte kayıtlı olduğum il üzerinden hemşehricilik peşinde olan bir başka değişim grubu adayımız.
Arkadaşlar bu yol yol değil, saçmalamayın!
Hemşire hanım aşırı haklı. Ben de bu konuya takıntılıyımdır ve hastalarıma, tanımadığım insanlara mutlaka siz derim, bana böyle canım aşkım vs dendiği zaman da aşırı ifrit olurum, hele ki sağlık gibi ciddiyet gerektiren bir ortamda, rollerin net olması, sınırların net çizilmesi gereken durumlarda.
Ama bir de şöyle bir rezil anım var. 🥲
Asistanlığımın başları, çömez çömez koşturuyorum, yüz körü olduğum için hastaları, öğrencileri vs yüzlerinden tanıma şansım yok ama beyin MR görüntüsünden vs de ilk şikayetinden hemoglobin değerine kadar hatırlarım.
O gün de yine kuyruğumdan soluyarak koşturma modundayım, annem de sabahtan beri dır dır arayıp duruyor, açtım telefonu, "anne" dedim, "acil bir durum mu var?". "Yok yok, bilmem ne teyzen ..." dedi, "başlatma teyzeme amcama, akşam konuşuruz" diye kapattım telefonu.
1 saat sonra asistan odasında birisinin beni beklediğini söylediler, girdim içeri, bir kadın direkt "Naber canım?" dedi. Nasıl sinir oldum ama çaktırmıyorum da, "kusura bakmayın tanımadım, TC'nizi söylerseniz sistemden dosyanızı açıp bakayım" dedim.
Kadın da ulan elimizde büyüdün eşşoğlu eşek, ne dosyası, gel öpeyim diye sarıldı direkt.
🥲
Annem sabahtan beri beni bilmem ne teyzen hastanede, sana da uğrayacak selam vermeye diye arıyormuş.
Anne sözü dinlemek önemliymiş.
😬
Bir hemşire, gittiğiniz hangi bankada gişe görevlisine ‘tatlım, canım’ diyorsunuz’ diyerek, doktora ‘canım, tatlım, bitanem’ diyenlere sitem ediyor ve kendisine ‘Hemşire Hanım’ denilmesini talep ediyor.
📢 Kamuoyuna ve Üyelerimize Zorunlu Açıklama
Son günlerde, İstanbul Tabip Odası seçimlerine katılacak bir grup tarafından bazı üyelerimize açık rızaları olmaksızın kısa mesajlar (SMS) gönderildiğine ilişkin bildirimler tarafımıza ulaşmaktadır.
Açıkça belirtiriz ki, bu kısa mesajlarda kullanılan iletişim bilgileri İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu tarafından hiçbir kişi, grup ya da oluşumla paylaşılmamıştır.
İstanbul Tabip Odası, üyelerinin kişisel verilerinin korunması konusundaki sorumluluğunun bilincindedir.
Üyelerimizin bilgisi ve rızası dışında yürütülen bu tür uygulamaların İstanbul Tabip Odası’nın kurumsal tutumuyla hiçbir ilgisi yoktur.
İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu
👇
https://t.co/pmJmi5tOwG
Pandeminin ilk günleri, henüz virüsün hakkında hiç bir şey bilmediğimiz, uzak doğudan patır patır düşüp ölen insan videolarının geldiği zamanlar. Annemle eşim Londra'da benim yanımdan uçakla İstanbul'a babamın yanına dönecekler. Çin yeni yılı yüzünden bütün Londra Çinli kaynıyor. Babam immün süprese (bağışıklık sistemi baskılanmış durumda) ve tedaviye götürülmesi gerekiyor. Bütün Londra'yı alt üst etmiş 1 tanecik kıytırık maske dahi bulamamışım.
En son acile gidip triyajdaki hemşire kıza anlattım durumu. Kız da 2 maske mi lazım diye sordu, evet dedim, içimden de 2 tek kıytırık ipli kağıt maske için bu kadar enerjiye, dil dökmeye değer miydi, işe de yaramayacak diye üzülüyorum.
Kız bir geldi elinde 2 tane ffp3 maske. Olabilecek en koruyucu maskelerden. Covid yoğun bakımda çalışırken bile o kadarını kullanmadım misal ben sonraki süreçte, o derece.
6 yıldır acaip sevgiyle anıyorum kendisini. Canım hemşire kız 💜
Anneannelerimize bu bayramda artık bir gerçeği söyleyip onları özgürleştirmenin vakti geldi: Nineciğim olmuyor, vazgeç bu sevdadan. Yemin ederim, seninle ilgili değil. Baklavanın doğası evde yapmaya müsait değil, ustalık istiyor. Evde illa yapacaksan şambali yap, şekerpare yap, hem boşuna kolun da ağrımaz. İnsanlar en azından ayıp olmasın diye beğeniyormuş gibi yapmaz, gerçekten beğenir.
Bırakın bu emek fetişini sevgili ihtiyarlar.
SunExpress'ten tam bir nezaketsizlik ve iş bilmezlik. Dört saat uçak içerisinde yolcuları beklet! Uçak havalanınca cam kenarında oturan oldukça obez bir yolcu fenalaşsın, bir doktor hanım anonsunuza koşup gelsin, koltuk arasına sıkışarak müdahele eden doktor hanım dar yerde eğilip kalkarken gözlüğü düşsün, hostes üzerine basıp gözlüğü kırsın. Hasta sıkıntısından Sen zorunlu iniş yapmaktan kurtul Doktor hanım mı? O derdine yansın. Özelliği olan 400 Euro ödeyerek satın aldığı gözlük ile ilgili zararı ödemeyi reddet😳😳😳
Doktor hanım araç kullanamamış, işe taksiyle gidip gelmiş. Özel yapım olduğu için bugün reçeteyi verip yarın alamıyorsun.
ÇOK AYIP!!! @SunExpress@SHGM
@fatihcolak19831 Satıp elde edilen geliri de burs olarak verseniz? Ben üniversitedeyken fasülye pişirmeyi beceremezdim, ıslatacaksın, düdüklü olacak vs vs.
Orta ve üstü yaş erkeklerin bir kısmında gebe kadınlara bırak nezaket göstermeyi, baya öfkeli tavırlar görüyorum. Acaba bu overt fertilite kendi iktidarsızlıklarını mı yüzlerine vuruyor. Yoksa yani niye gebeler için ayrılmış koltuğa oturmaya çalışan 7 aylık gebe bir kadına omuz atıp, ittirirsin ki?
bu ocakta yemeği olanlar, izin alamayanlar.... bunlar veli sıfatıyla okula da gelemiyorlar maalesef. Kendi çocuğuyla ilgili görüşmek için okula çağırıyoruz telefonla iş halletmeye çalışıyorlar öz evlatlarıyla ilgili. işleri çok zor allah yardımcıları olsun bunların.
nasıl bir meslekleri varsa gündüz oturmuyor gece uyumuyor 24 saat çalışıyorlar. Bankaya gidemiyorlar parasız yaşıyorlar mesela. belediyeye, vergi dairesine, nüfus müdürlüğüne...
tapuya gidecek vakitleri olmadığı için ev alıp ev satamıyorlar. Notere gidemedikleri için araba alamıyor sürekli otobüsle dolmuşla Gezmek zorunda kalıyorlar.
acınacak haldeler bunlar. hiç yerlerinden kıpırdamamalı özel olsun devlet olsun bütün kurum ve kuruluşlar bunların ayağına gidip orada hizmet sunmalı.
dağda düşmanla çarpışan asker polis bile ara veriyor. bunlar iş yerinden çıkamıyor. anca gece her yer kapanınca çıkabiliyorlarsa o da eh iş bir ihtimal.
vatan ve insanlık size minnettar. bu kadar büyük bir aşkla ve şevkle çalışan, ortaçağ kölesinden beter dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmaz insanlarsınız.
şaka bir yana da şunları yazmaya insan utanır. bu kadar mı ben merkezci, egoist olunur. bir insanın dünyadaki tek gerçeği kendi çıkarı olur mu? şöyle bir şeyi söylemeye yüzüm kızarır benim.
hiç utanmadan sıkılmadan bir tek kendilerine akıllı geri kalan herkesi aptal zannederek yalan söylüyorlar bu arsız, hayasız güruh.
şu uydurduğu tabloya bakar mısınız? ağzınızdan burnunuzdan kan fışkırıyor. ağrıdan sancıdan ayakta duramaz haldesiniz. Dermanınız yok ateşler içinde yanıyorsunuz yataktan kalkacak halde değilsiniz ama nasıl bir dükkanınız varsa artık orayı kapatamıyorsunuz.
çünkü dünya, memleket batar siz o dükkandan çıkarsanız.
öyle zalim işverenleriniz var ki ölseniz bile dükkana geleceksiniz diyor. Karnınızın ağrısından ağlıyorsunuz ama yine de işe gidip çalışıyorsunuz çünkü oradan çıkabilecek durumda değilsiniz.
Bu kadar mı yalancı, sahtekar, düzenbaz olunur yahu?
Dünyanın en ünlü futbol takımlarından biri maç için İstanbul deplasmanına geliyor ve sosyal medya ekibi İstanbul odaklı paylaşımlarında sokak hayvanlarını öne çıkarıyor. Kedi ve köpek nefreti kusmayı hayatlarının yegâne amacı hâline getiren ruh hastası pislikler medeniyeti sokakta hayvan bulunmamasıyla eş değer göredursun, kediler ve köpeklerle dolu sokakların kendi medeniyetimizin en değerli yönlerinden biri olduğu gerçeği her seferinde kendini gösteriyor. Dışarıdan gelenler bunun farkında, ancak içimizdekiler eziklik kompleksleri nedeniyle sadece dışarıda gördüklerini doğru sayıyorlar. Aslolan ise ortada. Sokak hayvanları gözümüze, gönlümüze hitap ediyorlar. Kendinizi nefret çukuruna hapsetmeseniz sizi de mutlu ederler. İnsani yanlarımıza olan bu pozitif etkileri kadar kentlerimize de çok yakışıyorlar. İstanbul denildiğinde ilk dikkati çeken unsurlardan biri onlar oluyor ve kalplerinden sevgiyi çıkarmamış olan insanlar hemen bu etkileşimin tadını çıkarıyor.
Kuş Buldum! Artık 7/24 Anında Yardım Alabilirsiniz 🚑
https://t.co/byDlRPmj48
Yıllardır "Kuş buldum, ne yapmalıyım?" sorularınıza yetişmeye çalışıyorum ancak yaban hayatı ilk yardımında saniyeler çok önemli. Ben mesajı görene kadar geçen sürede yanlış müdahale yapılmasını önlemek ve size anında rehberlik edebilmek için Kuş Buldum AI'ı geliştirdim.
Artık günün her saati, tamamen ÜCRETSİZ olarak sistemimize danışabilirsiniz:
✅ Bu kuşun türü ne? (Ebabil mi, kırlangıç mı?) ✅ Gerçekten yardıma ihtiyacı var mı? (Yoksa uçuş denemesi yapan bir yavru mu?) ✅ Su veya yem verilmeli mi? (Yanlış besleme öldürebilir!) ✅ En yakın tedavi noktasına nasıl ulaşırım?
Lütfen bu tweeti kaydedin. Bir gün avucunuzda titreyen bir canla baş başa kaldığınızda, ne yapacağınızı aramakla vakit kaybetmeyin.
🔗 https://t.co/byDlRPmj48
Kars'ta zorunlu hizmet yaptım çok güzel günlerdi. Bir gün telefon geldi hocam bir hastamiz var kafatası açık doğmuş, yardımcı olur musunuz? Dedim tabii ki. Hastamız kafatası defekti ile doğmuş bir buzagiydi biz de ameliyat ettik.
https://t.co/oSUAVV8b9O
Today I learnt that in 2009, neuroscientists placed a dead Atlantic salmon into an fMRI scanner, scanned it, and that this has apparently implications for AI interpretability. 🐟
They showed the dead fish pictures of humans in social situations and "asked" the fish to determine the emotions of the people. When they ran their standard statistical software, the results showed "brain activity" in the fish that correlated with the emotions. Obviously, the fish was not thinking; the "activity" was just random noise. The point of the study was to show that if you don't correct for statistical noise and use rigorous controls, your tools will find patterns where none exist.
This paper claims that the same lesson should be applied in interpretability work: many researchers use various tools to explain what is happening inside a neural network (e.g. probes, SAEs etc). But some of these convincing-looking explanations can also be extracted when applied to randomly initialized and untrained AI models (the dead salmon equivalent): saliency maps remain plausible after weight randomization, sparse autoencoders find interpretable components in random transformers etc.
The authors propose that we stop treating interpretability as "storytelling" and start treating it as statistical inference: doing null hypothesis testing, quantifying uncertainty more systematically, interpreting explanations as a simplified surrogate model etc. Although they also acknowledge that finding some signal in random networks doesn't automatically invalidate finding stronger signals in trained ones.
I'm not interpretability researcher myself but would be curious to hear takes! https://t.co/uEur0MIksT
Günlerdir bu kadar önemli ve infial yaratacak bir konuda 3 satır yarım yamalak bilgiyi saçma sapan yapay zeka destekli içeriklerle paylaşıp duruyorsunuz. Düzgün bir bilgilendirme yapın artık!
Hekim olmayanların da anlayabileceği bir dilde, ₺77 000 000 Tazminata hükmedilen malpraktis davasını anlatan bir podcast hazırladık.
Bu podcast tıbbi ya da hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Yalnızca kamuoyunu bilgilendirme amaçlıdır.
👇
https://t.co/mg4gjKOIvO