Born in Athens,bred in TR, Educated in CH / Phd Sociologist & IR. Polyglot. "The chooser, not the chosen." The rational & free voice of the Aegean /TR & GR
Kötülerin dünyasında ayakta kalmaya çalışıyoruz.
Onların şekillendirdiği, kurallarını belirlediği ve gerektiğinde gözden çıkaracakları bir hayatın sahibiyiz.
Bu dünyada hiçbir zaman iyi insanlar kazanmadı, iyi olanlar sadece kötülüğün tüm dünyayı sarmasını geciktirdi, bizde öyle yaptığımız şey ; Bir gün daha direnmek mücadele etmek ve peşimizden gelecek iyiliğe inanmış bir insana umut vermek !
Haklısın. Evrenin umurunda değiliz ama zaten bütün mesele evrenin umurunda olmak değil... evrenin o devasa sessizliğine karşı, kendi içindeki o küçük odada o şarkıyı söyleyebilmekte direnmektir.
Şarkının evrene ihtiyacı yoktur, senin şarkıya ihtiyacın vardır. Ve evrenin umurunda olmamak, o şarkıyı söylemeni engellemek yerine onu ilk kez gerçekten özgür kılar.
Gecenin köründe, hiç kimsenin geçmediği ıssız bir sokakta bir sokak lambasının altında durup kendi kendine şarkı söylediğini hayal et.
Şarkın çok güzel olabilir, ama sokağın buna ihtiyacı yok. İnsanın anlam arayışı, sanatı, hırsları tam olarak bu:
Issız sokakta söylenen bir şarkı.!
Evren ne seni dinliyor ne de susturmaya çalışıyor. Tamamen ilgisiz.
Bilincimiz evrenin büyük dişlilerini döndürmüyor, sadece kendi kendimize çıkardığımız tatlı bir gürültüden ibaret...
Yolda yürürken ayağının dibindeki karınca yuvasına hiç dikkat ettin mi ?
O karıncalar için o kaldırım taşı koskoca bir anakara, üzerindeki ayak izin ise antik bir tanrının gazabıdır.
Belki aralarında bizim gibi "Evrenin merkezi biziz, bu kaldırım bizim için yaratıldı" diye kavga edenleri bile vardır.
Şimdi başını kaldırıp gökyüzüne bak. Trilyonlarca galaksi, milyarlarca ışık yılı genişliğinde bir boşluk...
Biz o karıncadan farklı değiliz. Sadece biraz daha büyük ayaklarımız ve çok daha gelişmiş bir kibrimiz var.
Evrenin bizim varlığımızdan veya yokluğumuzdan haberi bile yok, galaksiler bizim dertlerimize kör, uzay bizim varlığımıza tamamen sağır...
Kainat ölçeğinde küçük mavi gezegenimizde varlığımızın hiçbir anlamı yok ! İnsanlık olarak o kadar kibirliyiz ki, kendimizi hesaplanması mümkün olmayan evrenin önüne koyuyoruz, oysa tek bir yoldan çıkmış yüksek ölçekte meteor'un hepimizi sıfırlayacağını, övündüğümüz medeniyetten eserlerimizden hiçbir iz bırakmayacağını hatta mavi dünyamızda ki tüm yaşamı ezip geçeceğini unutuyoruz.
Kavgalarımız savaşlarımız siyasetlerimiz sınırlarımız kurallarımız v.s. hepsi bizim saçmalıklarımız ve günün birinde tamamen yok olacak kaygılarımız.
Biz İnsanlık olarak emin olun, Evren için hiçbir şeyiz hatta bir anomaliyiz !
İnsanlar ateşi bulduğu gün dünya değişti,
İnsanlar yerleşik hayata geçtiği gün dünya değişti,
İnsanlar yazıyı öğrendiği gün dünya değişti,
İnsanlar barutu keşfettiği gün dünya değişti,
İnsanlar kralları devirdiği halkı yerine koyduğu gün dünya değişti,
İnsanlar buharı makineye, elektriği tellere hapsettiği gün dünya yine değişti.
İnsanlar iki büyük savaştan sağ çıktığı gün dünya değişti,
İnsanlar atomdan bomba yaptığı gün dünya değişti,
İnsanlar uzaya çıkıp ay'a ayak bastığı gün dünya değişti,
İnsanlar cep telefonlarını sıradanlaştırdığı gün dünya değişti,
İnsanlar bilgisayarları evlerine soktuğu gün dünya değişti,
Ama insanlar yapay zekayı keşfettiği güne gelindiğinde artık sadece dünya değil, insanlıkta değişmişti.
Çünkü insan, o güne kadar hep doğayı taklit etmişti, o gün ise ilk kez kendi aklını taklit etti.
Ve insan aklını taklit etmek binlerce yıllık serüven'de yapılacak en tehlikeli ve sonu öngörülemez bir eylemdi.