2 gündür bu davayı izliyorum. Kadın, 3 çocuğunu boğarak öldürüyor. Sonra kendi boğazını kesip, binadan atlıyor, intihar ediyor. Ölmüyor, felç kalıyor. Postpartum depresyon yaşıyorum, çocuklara zarar vermekten korkuyorum, çocuklardan uzak tutulmam gerekiyor diye dert yanmadığı
Merhabalar,
Bugün Narin'in babası Arif Güran ile görüştüm. Görüşme öncesinde, dava dosyasını hukukçu gözüyle inceledim.
Dosya kapsamındaki deliller ışığında, suçu somut delillerle ispatlanabilmiş tek isim Nevzat Bahtiyar’dır.
Yine dosya kapsamındaki deliller ışığında, Narin'in annesi Yüksel Güran’ın, Narin’in ağabeyi Enes Güran'ın ve amcası Salim Güran’ın suçlu bulunup ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmaları tam bir hukuk faciasıdır.
Görünen o ki, basının yönlendirmesiyle oluşan yoğun kamuoyu baskısı, mahkemenin karar sürecini gölgelemiştir. Kişisel görüşler bir kenara bırakıldığında ceza hukukunun en temel kuralı, mahkumiyetin dedikodulara veya ihtimallere değil, somut ve şüpheden uzak delillere dayanması gerekliliğidir. “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince, dava dosyasındaki mevcut deliller anne ve amcaya bu cezanın verilmesi için teknik olarak yetersiz kalmaktadır. Anne ve amcanın suçlu oldukları, hukukun evrensel ilkeleri gereğince şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamamıştır.
Dolayısıyla İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay denetimlerinde bu cezaların kesinlikle bozulması gerekirdi. Hukuk bunu gerektirirdi çünkü yeni bir delil veya yeni itiraflar ortaya çıkmadıkça mevcut dava dosyasına göre annenin ve amcanın suçlu oldukları ispatlanamamıştır.
Sırf kamu vicdanını tatmin etmek için suçlu olduğu ispatlanmamış insanlara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermek gerçek adalet değildir, kamu vicdanını tatmin etmez. Kamu vicdanını asıl yaralayacak olan durum, belki de Narin'in gerçek katilleri dışardayken annesinin, abisinin ve amcasının cezaevinde olmalarıdır.
Başta Diyarbakır Barosu olmak üzere ilgili tüm hukuk çevrelerini bu dosyada adaletin sağlanması için çaba sarf etmeye davet ediyorum. Adalet Bakanlığının, dosyayı titizlikle inceleyerek kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay’a başvurmasını rica ediyorum.
Narin'in hatırası, ailesi ve kamuoyu bunu hak ediyor.
Selam, sevgilerimle…
Kifayetsiz muhteris nitelemesini çok seviyorum. Öğrenciler bir derste anlarlar, paraşüt imkanları da eklenince sınırları konusunda iyice kafası karışmış. Fotoğraf olmasa da bu video ömür boyu hatıra size işte, döne döne bakarsınız.
Törene katılıyorsanız seremoninin işleyişi nasılsa ona uyacaksınız. Yoksa gidip diplomanızı sekreterlikten alabilirsiniz. Ben orada kendimi değil Felsefe Bölümü'nü temsil ediyorum, sizin showunuzun bir parçası olamam.
🔴 Tuncer Bakırhan, Erkan Baş'ın "Ana dili Kürtçe olan bir adayda ortaklaşmayabiliriz" sözlerini değerlendirdi:
💬 Yaraları deşecek söylemlerden uzak durmalıyız, ortak mücadeleyi büyütmeliyiz…
💬 Böyle bir dönemde sosyalistlerin yıpratıcı tartışmalara girmesi egemenlere hediye sunuyor, bu tartışma bizim için kapanmıştır
https://t.co/oHJDIFiq2d
@crnbyr@tuncerbakirhan
Batman'da korkunç bir olay yaşandı.
3 Haziran'da Batman'da bir operasyon yapıldı ve 84 kişi gözaltına alındı, bunlardan 16'sı tutuklandı. Konu: Şiddet, şüpheli ölüm, tecavüz, istismar, yanlış tedavi ve bunlara bağlı daha birçok suç.
dem parti hiçbir zaman kürt sorununu tek gündem olarak ele almadı. alsaydı tip ile ittifak yapmazdı.hatta bu yüzden barzaniciler-kürt milliyetçileri tarafından "türkiyeci" olmakla itham edildi. partinin eşbaşkanlarından programına ideolojisine erkan baş'ın bu çıkışına zeminh
Ozan Güven’in “şık bir kurban” olduğuna katılıyorum. Ama o şıklığı kendi ünlülüğüne veriyor herhalde. Oysa onu “şık” kurban yapan o değil.
Kadınlar yıllardır, “normal, sıradan” gibi görünen ilişkilerin altındaki toksik örüntüleri, “normal ve muteber” gibi duran erkeklerin nasıl duygusal, cinsel, ekonomik, fiziksel şiddet üretebildiğini anlatmaya çalışıyor.
Güven ise “sapkın” olanlardan ayrışmak istiyor. Kim bu sapkınlar? Varile koyup yakan, halıya sarıp suya atan, kafa kesenler, toplu tecavüz edenler… Kadınlar, psikoloji, sosyoloji bilumum sağduyu da diyor ki: bunların hepsi aynı kuyudan beslenen yapısal şiddettir.
Bir de şu var: Güven ısrarla kendini ayrılmak isteyen taraf olarak anlatıyor. O ayrılmak istemiş, karşı taraf bırakmamış, “o yüzden” olaylar çıkmış.
Bu hikaye doğru olsa bile şiddet uygulayan erkeğin her zaman bir “mazereti” vardır.
Kadın çok takıntılıdır, kadın “namussuzluk” yapmıştır, kadın erkekliğine hakaret etmiştir, kadın kışkırtmıştır, kadın bırakmamıştır, liste uzar…
Mazeret değişir, işlev hep aynıdır: şiddeti bir karşılık, bir mecburiyet gibi göstermek. Hiçbir fail “ben durduk yere şiddet uyguladım” demez ki, hep “beni mecbur bıraktı” der. Ozan Güven’in muğlak bir şekilde geçiştirdiği “abajur hadisesi” nde de böyle bir ima var. Takıntılı, ayrılmak istemeyen bir kadın karşısında bir anda bir abajurla buluyor kendini.
Ozan Güven gerçekten de utanıyor görünüyor. Ama bu, “zarar verdim, yaptığım yanlıştı” utancı olarak geçmiyor. “Görüldüm” utancı bu. Yani pişmanlık değil, ifşa olmanın narsistik yarası gibi okunuyor. Ve o yarayı, kendini kurban ilan ederek sarıyor: “Beni sapkınlardan ayırın, ben gerçek kötü değilim, ben şık bir kurban olduğum için başıma bunlar geliyor.”
Samimi önerim: bir süre geri çekilmesi, gitmediyse terapiye gitmesi ve sonra da iyi düşünülmüş bir özür yazısı yayınlaması olurdu. Buradan başka türlü çıkamayacak gibi duruyor.
Valla okumuşu okumamışı, kariyerlisi kariyersizi, alt gelirlisi üst gelirlesi, çocuklu olup da boşandıktan sonra eski kocası tarafından maddi olarak mağdur edilmemiş tek 1 kadın tanımadım.
demirtaş’ın fotoğrafı beni çok üzdü. unuttuğumuz şeylerin yüzümüze çarpması gibi. yüzlerce insanın dört duvar arasında yıllarca, haksızca tutsaklığı ve kimse görmeden yaşlanması gibi… allah uzun ömür versin, böyle düşünmek de çok moral bozucu biliyorum ama öyle işte…
Bahsi geçen mekan hızla tespit edilip yasal işlem başlatılmalı, gerekirse bugün mühürlenmelidir. Ortada bir suç varsa bunun mercii mahkemelerdir; feminizm maskesi arkasına sığınarak zorbalık yapmak değil. Feminizm erkek düşmanlığı değil, hak ve fırsat eşitliğidir. Cehaletin ve kuralsızlığın bu kadarına maruz kalmak zorunda değiliz.
Ozan Güven olayı gerçekten ibretlik bir yere gidiyor. Bu adam yapılmaması gereken bir şey yapıp başka bir insana zarar verdi mi? Verdi. Yargılanıyor mu? Evet. Bundan sonra bu adamın oynadığı diziyi izleme, tiyatroya gitme, filme bilet alma. Bunlar gayet insani tepkiler. Buna varım. Dün akşamki olay? Bir insanın oturduğu bir mekanda masasına gidip defol buradan demek, bunu videoya çekmek, yayınlamak? Bu nedir yahu? Bu adam yaptığı hatanın bedelini ömür boyu bu şekilde mi ödeyecek? Mekan sahibinin o kadını oradan direkt olarak çıkarması lazımdı, olması gereken oydu. Herkes kendi adeletini sağlamaya çalışırsa sıkıntılı olur bu iş. Saçma olur.
Bu benzetmeden rahatsız olunmaz. Direniş ve mücadele için buradaki benzetme doğru. Eğer biraz aklınız varsa şu iki görüntü üzerinden siyaset inşa edersiniz.