12’nci Yargı Paketinin TBMM Adalet Komisyonundaki görüşmeleri devam ediyor.
Görüşlerinizi ve taleplerinizi iletebilir,
Gündeme gelmesini istediğiniz konuları paylaşabilirsiniz.
👋👋
Ceza Hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen:
"Adalet Bakanımız da yeni makamına oturdu. İnfaz koruma memurlarının bir sıkıntısı var. Bunlar postal giyiyor, palaska takıyor, güvenlik görevlisi hizmeti de veriyorlar.
Ama güvenlik sınıfında değiller. Bir türlü infaz koruma memurlarının hak ettiği o genel idari hizmetlerden, güvenlik sınıfına geçmeleri mümkün olmadı.
Şu anda bütçe buna müsait olmadığı için sürekli son anda çıkartıyorlar.
Bu 70 bin personelde palaska, postal, üniforma, silah hepsi var ama güvenlik sınıfında değiller."
@ProfDrErsanSen@caglarcilara
📺 Ersan Şen’den ��nfaz Koruma Memurlarıyla İlgili Dikkat Çeken Açıklama
Ceza hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen, katıldığı programda infaz koruma memurlarının statüsüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Şen, infaz koruma memurlarının fiilen güvenlik hizmeti yürüttüğünü, üniforma, postal ve palaska ile görev yaptıklarını belirterek; buna rağmen güvenlik hizmetleri sınıfında yer almamalarının ciddi bir yapısal sorun olduğunu ifade etti.
“70 bine yakın personelin üniforması, palaskası, hatta silahı var ancak güvenlik sınıfında değiller.” diyen Şen, bu konunun uzun süredir gündemde olduğunu vurguladı.
Açıklamalar, infaz koruma memurlarının özlük hakları ve statü düzenlemesine ilişkin beklentileri yeniden gündeme taşırken; gözler, atılacak somut adımlara çevrildi. @ProfDrErsanSen @caglarcilara @ensonhaber
85 BİN CEZAEVİ ÇALIŞANI ADINA ANAYASA MAHKEMESİ’NE ÇAĞRI:
Ben, infaz koruma memuru Mustafa Balık.
Cezaevi Sendikası’nın kurucusu/ geçici başkanıyım.
Türkiye genelinde görev yapan yaklaşık 85.000 ceza infaz kurumu çalışanı, yıllardır Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika kurma ve örgütlenme hakkından fiilen mahrum bırakılmaktadır.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 15.maddesi gerekçe gösterilerek cezaevi çalışanlarının sendika kuramayacağı ileri sürülmüş, bu açık anayasal çelişkiye dikkat çekmek amacıyla Cezaevi Sendikası kurulmuş, Ankara Valiliğine kuruluş evrakları sunulmuş ve resmî kütük numarası alınmıştır.
Buna rağmen sendikamız hakkında kapatma ve yok sayma davası açılmış, ilk derece ve istinaf mahkemeleri tarafından hukuki dayanağı bulunmayan, soyut gerekçelerle kapatma kararı verilmiştir.
Dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’ne taşınmış, Yargıtay, duruşmalı inceleme sonunda sendika hakkının Anayasa’ya aykırı şekilde sınırlandığını tespit ederek, Anayasa’nın 152.maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluna başvurmuştur.
Anayasa Mahkemesi, 18 Ocak 2024 tarihinde itirazı ciddi bularak esasın incelenmesine karar vermiştir.
Ancak Anayasa Mahkemesi Kanunu’nda açıkça belirtilen “beş ay içinde karar” hükmüne rağmen, bu süre beş katından fazla aşılmış, esas hakkında halen bir karar verilmemiştir.
Bu gecikme,
-Anayasal bir hakkın sürüncemede bırakılması,
-85.000 çalışanın hukuki belirsizlik içinde tutulması,
-Yargıya duyulan güvenin zedelenmesi sonucunu doğurmaktadır.
Bizler ayrıcalık değil Anayasa’nın uygulanmasını talep ediyoruz.
Anayasa Mahkemesi’ni, bu hayati konuda gecikmeksizin bir karar vermeye davet ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Mustafa Balık
İnfaz Koruma Memuru
Cezaevi Sendikası Kurucu/ Geçici Başkanı
@AYMBASKANLIGI@anayasagundemi@TCYargitay
85 BİN CEZAEVİ ÇALIŞANI ADINA ANAYASA MAHKEMESİ’NE ÇAĞRI
Ben, infaz koruma memuru Mustafa Balık.
Cezaevi Sendikası’nın kurucusu/ geçici başkanıyım.
Türkiye genelinde görev yapan yaklaşık 85.000 ceza infaz kurumu çalışanı, yıllardır Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika kurma ve örgütlenme hakkından fiilen mahrum bırakılmaktadır.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 15.maddesi gerekçe gösterilerek cezaevi çalışanlarının sendika kuramayacağı ileri sürülmüş, bu açık anayasal çelişkiye dikkat çekmek amacıyla Cezaevi Sendikası kurulmuş, Ankara Valiliğine kuruluş evrakları sunulmuş ve resmî kütük numarası alınmıştır.
Buna rağmen sendikamız hakkında kapatma ve yok sayma davası açılmış, ilk derece ve istinaf mahkemeleri tarafından hukuki dayanağı bulunmayan, soyut gerekçelerle kapatma kararı verilmiştir.
Dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’ne taşınmış, Yargıtay, duruşmalı inceleme sonunda sendika hakkının Anayasa’ya aykırı şekilde sınırlandığını tespit ederek, Anayasa’nın 152.maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluna başvurmuştur.
Anayasa Mahkemesi, 18 Ocak 2024 tarihinde itirazı ciddi bularak esasın incelenmesine karar vermiştir.
Ancak Anayasa Mahkemesi Kanunu’nda açıkça belirtilen “beş ay içinde karar” hükmüne rağmen, bu süre beş katından fazla aşılmış, esas hakkında halen bir karar verilmemiştir.
Bu gecikme,
-Anayasal bir hakkın sürüncemede bırakılması,
-85.000 çalışanın hukuki belirsizlik içinde tutulması,
-Yargıya duyulan güvenin zedelenmesi sonucunu doğurmaktadır.
Bizler ayrıcalık değil Anayasa’nın uygulanmasını talep ediyoruz.
Anayasa Mahkemesi’ni, bu hayati konuda gecikmeksizin bir karar vermeye davet ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Mustafa Balık
İnfaz Koruma Memuru
Cezaevi Sendikası Kurucu/ Geçici Başkanı
@AYMBASKANLIGI@anayasagundemi@TCYargitay
Ciddiyetsizlik; görev yapan personelin insanî bir ihtiyacını değil, tekil bir anı genelleyerek kurumsal itibara gölge düşürmektir.
Ceza infaz kurumları keyfî değil; usul, kural ve sorumluluk temelinde çalışan yapılardır.
“Mahalle esnafı” benzetmesi ise eleştiri değil, meseleyi hafife alan alaycı bir dildir ve polemik doğurur.
Ulan çocuk psikiyatrisi profesörüyüm. Gece gündüz durmadan çalışıyorum; hasta çocuklarla görüşmeler, akademik makaleler, konferanslar, supervizyonlar, bir de ailelere ve meslektaşlara yönelik eğitimler veriyorum. Uyku mu? Günde ortalama 5-6 saat ancak. Yıllardır profesörüm, ama hayatımda bir kez busines uçmadım.
Ancak bunun gibi resmen orospuluk yapan tipler gizlide kuytuda bırakılmayıp, gençlerimizin adeta akıllarına girsin diye birileri tarafından parlatılarak, bu şatafatlı hayatı sürdükleri çocuklarla gençlerin gözlerine sokulması sağlanıp, gençlerimiz eğitim-öğretimin ulvi yolundan saptırılıp bu çirkin bataklığa sürüklenmeye çalışılıyor.
Bunun spontan gelişen bir şey olduğunu düşünüyorsanız çok safsınız demektir.
Aile kurumu çatırdıyor nüfus hızla düşüyorsa bunların etkşsi yok mu sanıyorsunuz?
Maalesef çocuklarımıza karşı bilinçli bir savaş yürütülerek kızlarımız doktor, öğretmen, hakim savcı olmaktan nefret ettirilip resmen oruspuluğa yönlendirilirken biz de mal mal izliyoruz.
Gençlerimiz adına çok üzgünüm
Mehmet Türkmen’in önemli hatalarından biri bu pozisyondu. Hiçbir şeye faul çalmıyor diye eleştirdiğim hakem burada gözünün önündeki pozisyona hatalı bir faul çalarak önemli bir atağı kesmiş oldu.
#ALYvFB
İzmir 3 No'lu Kapalı CİK'te meslektaşlarımıza yönelik hain ve çirkin saldırıyı şiddetle kınıyor meslektaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. #İnfazKoruma#HainSaldırı#ArtıkSonBulsun#ZorVeRiskliGörev
https://t.co/AIdFuDfxvD
🚨 Fenerbahçe, N'Golo Kanté ile sözleşme şartlarında anlaşmaya vardı. Ertan Torunoğulları ve Devin Özek, Al-Ittihad ile transferi sonuçlandırmak ve oyuncunun kulübünü ikna etmek için görüşmelere başladı!
POLİS YERİ GELİR AİLESİNİ BIRAKIP HALKIN CANINI KURTARMAYA KOŞAR...
Hiç unutmuyorum.
Yıl 1953...
Çanakkale'de ilkokul 3. sınıf öğrencisiyim.
18 Mart Deniz Zaferi'nin yıldönümünü kar altında kutlayıp, ekenden sıcak yataklarımıza koştuk.
Gecenin bir yerinde babam, beni ve kardeşlerimi (5 kardeşiz) kollarımızdan tuttuğu gibi can havliyle evin bahçesine çıkardı.
Deprem oluyordu.
Evimiz hasar görmüş, fakat yıkılmamıştı. Ama çevremizde neredeyse tüm evler çökmüştü.
Enkazlardan iniltiler, feryatlar yükseliyordu.
7.2 büyüklüğünde çok yıkıcı bir depremdi.
Babam ve annem, artçı depremlerin olabileceğini bilmelerine rağmen, evden gelen çıtırtılara aldırmadan içeri girdiler. Toparlayabildikleri kadar yiyecek, battaniye ve yorganı alıp geldiler.
Lâpa lâpa yağan kar altında bizleri sıcak tutmak istiyorlardı.
Babam hepimizin üstünü örttü, “Siz sakın bir yere kımıldamayın, ben birazdan gelirim,” dedi ve koşarak gözden kayboldu.
Ama gece boyunca gelmedi.
Neden sonra, şafak vakti göründü babam.
Çok yorgun, uykusuz ve üzgündü. Ağlamaklı haldeydi. Hiçbir şey soramadık. Bunun nedenini, yıllar sonra, babamın vefatının ardından öğrenecektim.
Bu kadar korkunç yıkım ortasında, onun kişiliğindeki sağlamlık, kalbindeki insanî zenginlik ve görev aşkı, hemen bütün kentte konuşma konusu olmuş valinin bile dikkatini çekmişti.
Çocuklarına servet bırakamayan, ama şerefli ve namuslu bir soy isim bırakan babam Osman Dündar’ın çok sayıdaki takdirnamesinden bir tanesinde şöyle yazıyordu:
“Büyük deprem gecesi kendi ailenizin ve kendinizin canını tehlikeye atma pahasına deprem felaketzedelerinin imdadına koştuğunuz ve cesurane davranışlarla pek çok hayatı kurtardığınız için, bu takdirnameye layık görüldünüz.”
İmza: SefaeddinKaranakçı
Çanakkale Valisi
Türk polisi budur.
Yeri gelir ailesini bırakıp halkın canını kurtarmaya koşar.
İnfaz koruma memurları, görevlerini yüksek risk, yoğun sorumluluk, sürekli yıpranma altında yerine getirmektedir.
- Risk Tazminatı
- Tam Yıpranma Payı
- 3600 Ek Gösterge
- Yeşil Pasaport
Taleplerinin eşitlik ilkesi gereği uygulamaya alınması oldukça önemlidir. @YavuzEnis
İnfaz koruma memurları, görevlerini yüksek risk, yoğun sorumluluk ve sürekli
- Risk Tazminatı
- Tam Yıpranma Payı
- 3600 Ek Gösterge
- Yeşil Pasaport
Taleplerinin eşitlik ilkesi gereği uygulamaya alınması oldukça önemlidir.
@yilmaztunc@YavuzEnis@fksutt@fserkang@OZTRK_alprn