@mazlum1990 Abi tevhide inanmışlar zaten cumaya geliyor, daha farklı bir eleştiri yapılabilir mesela bence hutbe çok basit konu oluyor ama ona diyorum çoğunluk bunu bilmiyordur diye eleştirmiyorum
Bir insan senin başarına seviniyorsa, o senin gerçek dostundur.
Programın tamamına link üzerinden ulaşabilirsiniz.
https://t.co/p5x4PwkaxN
#Dostluk#Başarı#İhlas#Kardeşlik#AklaKapı
@ht_ylmz@umutnimetatas %100 pamuk da olur. Bambu çoraplar çok rahat ama maalesef çok kısa ömürlü. Hemen altı eriyor. Oysa pamuk da çok ucuz ama demek ki bambuya göre yine çorap başı bir kaç kuruşu fazla ki pamuktan kaçıyor üretici
Ormanın dostu keçiler 🐐
İspanya'nın Galicia bölgesinde keçiler, koyunlar ve yerli sığırlar alt bitki örtüsünü temizlemek ve orman yangını riskini azaltmak için yetiştiriliyorlar
Üstünlük ırkta, cinsiyette, statüde, makamda, coğrafyada, malda, gösterişte, cafcaflı hayatlarda değildir.
Üstünlük, kadın olsun erkek olsun, sadece Müslümanca yaşamaya gayret eden kimselerdedir.
Takva dışında üstünlük isteyen zillete düşer. Layık olduğu yer de orasıdır.
Eğer bir uzay gemisine binip ışık hızına çok yakın bir hızla seyahat ederseniz zaman sizin için yavaşlar ama korkunç kısım bu değil. Diyelim ki bu gemiye bindiniz ve uzayda sadece birkaç ay süren bir yolculuğa çıktınız. Sizin için her şey normal, saçınız biraz uzadı, birkaç kitap okudunuz, kahvenizi içtiniz. Ama Dünyaya geri döndüğünüzde burada yüzlerce yıl geçmiş olduğunu göreceksiniz. Fizik kuralları son derece nettir, sadece geleceğe doğru zamanda yolculuk yapabilirsiniz, geçmişe dönmek evrenin kodlarında yoktur. Sizin için geçen o kısacık 3 ayın bedeli, Dünyada bıraktığınız herkesin yaşlanması, ölmesi ve toza dönüşmesiydi.
Şimdi şunu düşünün, bu videoyu izlerken kafamda bir şey patladı çünkü hepimiz birer zaman yolcusuyuz ve bazı insanlar kendi kişisel uzay gemilerinde ışık hızına ulaşmış durumdalar. Kariyer, başarı, statü veya daha fazla para uğruna o kadar hızlı yaşıyorlar ki, kendi zamanlarını kelimenin tam anlamıyla büküyorlar. Sabahları erken kalkıyorlar, maillere saniyeler içinde dönüyorlar, toplantıdan toplantıya koşuyorlar ve her şeyi optimize ettiklerini sanıyorlar.
Ama olayı kaçırıyorsunuz, tıpkı o uzay gemisindeki astronot gibi, onlar hızlandıkça etraflarında sabit duran herkesin zamanı acımasızca akıp gidiyor. Başarıya ulaşmak için kendi ışık hızlarına çıktıklarında, çocuklarının ilk kelimelerini, eşlerinin yüzündeki yeni çizgileri, anne babalarının yavaş yavaş sessizleşmesini kaçırıyorlar. Onlar için aylar geçiyor gibi hissederken, sevdikleri için yıllar devriliyor.
Günün birinde o geminin motorlarını kapatıp tamam başardım, artık sevdiklerimle vakit geçirebilirim diyerek Dünyaya döndüklerinde karşılaştıkları manzara tam bir enkaz oluyor. Çünkü geride bıraktıkları herkes ya çoktan geçmişte kalmış ya da aralarındaki bağ yüzyıllar öncesine aitmiş gibi kopmuş oluyor. Sırf gelecekte bir yere varmak için kendi zamanını büküp etrafındaki herkesi yaşlandırmaya değiyor mu emin değilim. Ama bildiğim tek bir şey var, hızlandıkça yalnızlaşırsın ve o gemiden indiğinde başarını kutlayacak kimseyi bulamazsın. Sadece evrenin bize söylediği o acımasız yalanla baş başa kalırsın.