Modern çağın insanı, başı sıkıştığında yardıma çağıracağı, içi daraldığında isimlerini sayarak rahatlayıp kendisine terapi uygulayacağı bir tanrı fikrinden hoşlanıyor. Gelgelelim hayatına ölçüler koyacak, kurallar belirleyecek, kısıtlar getirecek bir tanrı fikrinden hoşlanmıyor.+
.NET hâla Python kadar hızlı uygulama çıkaramıyor.
Bir Django, FastApi gibi framework hâlâ gelmedi. Orchard yanlarına yaklaşamıyor.
Yine hâlâ kendi içinde yaşıyor. Topluluk zayıf, MSFT güçlü. Onun borusu ötüyor.
1995 yazında yaşanan Srebrenitsa Soykırımı’nın kurbanları için bugün gözyaşları yeniden akacak, yürekler yeniden sızlayacak, şehitler “modern” dünyaya iki yüzlülüğünü ve umursamazlığını yeniden ve tekrar hatırlatacak.
🖊 Taha Kılınç
https://t.co/TMrBVUz9LS
Eğer bir uzay gemisine binip ışık hızına çok yakın bir hızla seyahat ederseniz zaman sizin için yavaşlar ama korkunç kısım bu değil. Diyelim ki bu gemiye bindiniz ve uzayda sadece birkaç ay süren bir yolculuğa çıktınız. Sizin için her şey normal, saçınız biraz uzadı, birkaç kitap okudunuz, kahvenizi içtiniz. Ama Dünyaya geri döndüğünüzde burada yüzlerce yıl geçmiş olduğunu göreceksiniz. Fizik kuralları son derece nettir, sadece geleceğe doğru zamanda yolculuk yapabilirsiniz, geçmişe dönmek evrenin kodlarında yoktur. Sizin için geçen o kısacık 3 ayın bedeli, Dünyada bıraktığınız herkesin yaşlanması, ölmesi ve toza dönüşmesiydi.
Şimdi şunu düşünün, bu videoyu izlerken kafamda bir şey patladı çünkü hepimiz birer zaman yolcusuyuz ve bazı insanlar kendi kişisel uzay gemilerinde ışık hızına ulaşmış durumdalar. Kariyer, başarı, statü veya daha fazla para uğruna o kadar hızlı yaşıyorlar ki, kendi zamanlarını kelimenin tam anlamıyla büküyorlar. Sabahları erken kalkıyorlar, maillere saniyeler içinde dönüyorlar, toplantıdan toplantıya koşuyorlar ve her şeyi optimize ettiklerini sanıyorlar.
Ama olayı kaçırıyorsunuz, tıpkı o uzay gemisindeki astronot gibi, onlar hızlandıkça etraflarında sabit duran herkesin zamanı acımasızca akıp gidiyor. Başarıya ulaşmak için kendi ışık hızlarına çıktıklarında, çocuklarının ilk kelimelerini, eşlerinin yüzündeki yeni çizgileri, anne babalarının yavaş yavaş sessizleşmesini kaçırıyorlar. Onlar için aylar geçiyor gibi hissederken, sevdikleri için yıllar devriliyor.
Günün birinde o geminin motorlarını kapatıp tamam başardım, artık sevdiklerimle vakit geçirebilirim diyerek Dünyaya döndüklerinde karşılaştıkları manzara tam bir enkaz oluyor. Çünkü geride bıraktıkları herkes ya çoktan geçmişte kalmış ya da aralarındaki bağ yüzyıllar öncesine aitmiş gibi kopmuş oluyor. Sırf gelecekte bir yere varmak için kendi zamanını büküp etrafındaki herkesi yaşlandırmaya değiyor mu emin değilim. Ama bildiğim tek bir şey var, hızlandıkça yalnızlaşırsın ve o gemiden indiğinde başarını kutlayacak kimseyi bulamazsın. Sadece evrenin bize söylediği o acımasız yalanla baş başa kalırsın.
Evet maçı 3-2 kazandık ama turnuvaya veda ettik.
Bizim eksikliğimiz, günümüz futbolunun olmazsa olmaz birkaç temel özelliği var ve oyuncularımız ve teknik direktörlerimizin bunlardan haberi yok sanki.
Bizden önce oynanan Japonya-İsveç maçını ve Şampiyonlar Liginden iki PSG-Bayern maçını Türkiye'deki tüm teknik direktörler mecburi olarak izlemeli. Eğer izledilerse, tekrar durdurup durdurup kendilerine izletmeliler.
Birincisi; artık rakibe her noktada yakın temas yapmazsanız, önemli takımlara karşı maç kazanamazsınız.
İkincisi; futbolu düşünerek, durarak ve sürekli kaleciye pas yaparak oynarsanız, asla momentum yakalayamazsınız ve yok yere zaman kaybedersiniz. Sonra da hakeme niye bir iki dakika az uzatma verdi diye aptalca kızarsınız.
Üçüncüsü de; günümüz futbolu fizik ve koşu ile oynanıyor. Çıtkırıldım, sprinti zayıf oyuncuların artık yeri yok burada. Çok hızlı koşmak ve ileri geri hızlı yer değiştirmek gerekiyor. Böylece hem hücumda hem de defansta kalabalık olan büyük takımların felsefesini anlamış olursunuz.
Tabii önce şu federasyon yönetimi değişsin de diğerlerine bakarız.
Halen işe alım yapan yöneticiler varsa, Özcan Acar yeni dönemde teknik mülakatların nasıl yapılabileceğine dair güzel bir video hazırlamış.
Mülakatlarda en çok neyi ölçmek gerekir, benim dikkatimi çeken birkaç başlık:
🟢 Problemi doğru anlama ve çözüm üretme
🟢 Ürün ve domain bilgisi
🟢 Uçtan uca sistem tasarımı yapabilme ve kritik detaylara hakim olma
🟢 AI araçlarıyla etkili çalışma becerisi
Bir de artık görüşmelerde bilgisayar başında "anlık" case çözdürmek çok belirleyici bir unsur olabilir.
Çünkü bu case'i 3 günde bitir bize gönder dediğinde, yapılan işin ne kadarını yazılımcı ne kadarını AI yaptı ölçmek zor. Soru-cevap tarzı bir mülakatta da verilen yanıtlar tek başına adayı ölçmek için yetersiz kalabilir.
https://t.co/r0IG8v1jV2
Oğlum Bi Susun! @AltayCemMeric
Yazar/Doktor Altay Cem Meriç ile gençliğin temel meselelerini konuştuğumuz bu bölümde;
İnanç, şüphe, aidiyet, sosyal baskı, evlilik ve modern hayatın etkileri üzerine samimi ve derin bir sohbet gerçekleştirdik. Gençliğin yaşadığı kırılmaları, arayışları ve çıkmazlar ele alındı.
Gençliğin en temel sorularına samimi cevaplar aradığımız bu sohbet için 👇🏻
🔗https://t.co/4kpZqChgPD
#GençTV #AltayCemMeriç
Fransa - Senegal maçında, sahadaki oyuncuların neredeyse tamamı siyahi. Fransızlar Afrika'dan çaldıklarıyla Afrika'ya karşı mücadele ediyor; gol attıklarında ise kameralar, tribündeki beyazların zıp zıp zıplayışını gösteriyor. Biz bu Avrupa'dan yeterince nefret etmiyoruz ya.
Yapay zeka, makine ve makine insanların çağında onurlu bir varoluşun yol haritası…
A roadmap for dignified existence in the age of artificial intelligence, machines, and machine-humans…
🎙 Konuşmanın Tamamı | Full Speech: https://t.co/xIEiLDvZaU
YAPAY ZEKA RESMEN AMERİKA'NIN TEKELİ OLDU!
DİJİTAL SÖMÜRGEYİ KABUL ETMİYORUZ!
Bunu sakin sakin okuyun. Çünkü bugün dünyanın geri kalanı için yapay zeka tarihinin en kritik kararlarından biri verildi ve neredeyse kimse konuşmuyor.
ABD hükümeti, "ulusal güvenlik" gerekçesiyle Anthropic'e bir ihracat kontrol direktifi yolladı:
"Fable 5 ve Mythos 5 modellerine yani şu an gezegendeki en güçlü iki yapay zeka modeline ABD vatandaşı olmayan HİÇ KİMSE erişemeyecek. ABD'de yaşıyor olsa bile. Hatta Anthropic'in kendi yabancı uyruklu çalışanları bile."
Anthropic uymak zorunda kaldı. Modeller dünya çapında kapatıldı.
Şimdi kafanızı kaldırıp şu soruyu sorun:
BİZ Türkiye, Avrupa, Asya, Afrika, Latin Amerika gelecekte süper yapay zekaya hiç erişemeyecek miyiz?
Çünkü bu kararın mantığı şu: Model ne kadar güçlü hale gelirse, ABD o kadar "ulusal güvenlik" diyip dünyaya kapatacak. Bu sefer Fable ve Mythos. Sıradaki nesil? Onun sonrası? "Frontier" diye anılan her model artık peşinen Amerikan vatandaşlığı şartına bağlanmış durumda.
Ve en büyük ironi şu:
Bu modeller KİMİN verisiyle eğitildi?
Türk yazarların kitaplarıyla. Avrupalı bilim insanlarının makaleleriyle. Hintli mühendislerin kodlarıyla. Brezilyalı sanatçıların eserleriyle. Tüm dünyanın internet birikimiyle.
Dünyanın verisini topla → en güçlü modeli eğit → sadece kendi vatandaşlarına ver.
Bu açık bir dijital sömürgeciliktir. 21. yüzyılın petrolünü çıkarıyorlar, rafineriyi kendilerine kuruyorlar, bize de "alt sürümleri" satıyorlar.
Anthropic'e gelelim. Geçen sefer Pentagon'a "hayır" dediklerinde onları övmüştüm. Bu sefer açıklamalarında "karara katılmıyoruz, teknik gerekçeler zayıf, sektörü felç eder" demişler doğru. Ama:
Bir hukuki direktife karşı sadece blog yazmak yetmez. Mahkemeye gidin. Şeffaflık talep edin. Bu kararın hangi teknik kanıta dayandığını kamuoyuyla paylaşılması için baskı yapın. Yoksa bu direktif bir kez emsal oldu mu, her yeni modelde aynı şey tekrarlanacak ve siz "üzgünüz, uymak zorundayız" demeye devam edeceksiniz.
Ve AB? AB nerede?
GDPR'la veriyi koruyan, AI Act'le düzenleme yapan o koca aygıt, sıra kendi vatandaşlarının frontier AI erişimini kaybetmesine gelince çıt çıkarmıyor. Mistral'ı bir startup olarak destekliyorsunuz, güzel ama Fable seviyesinde model çıkana kadar 3-4 yıl daha geriden geliyorsunuz. O 3-4 yılda dünya değişir.
Türkiye'ye gelelim. Bizim ne planımız var? KOSGEB teşvikiyle frontier AI mı yapacağız? Vakit kaybetmeden ya açık kaynak modellere (DeepSeek, GLM, Qwen) ciddi yatırım yapacağız, ya da Çin-ABD eksenleri arasında sıkışıp her ikisinin de bize uygun gördüğü kırpılmış sürümleri kullanmaya mahkum olacağız.
ABD'nin politikası açık ve riyakar. "Sizin verinizle eğiteceğim, size satmayacağım." Bu sürdürülebilir bir model değil. Ya dünya buna karşı bir ses çıkarır, ya da yapay zeka çağına ikinci sınıf vatandaş olarak gireriz.
Anthropic'ten beklentim Sadece üzgün olduğunuzu söylemeyin. Savaşın.
#Anthropic #Fable5 #Mythos5 #YapayZeka
veee sonunda büyük haber geldi. anthropic en iyi modelini kullanıma açtı: fable 5
aslında iki model duyuruldu, fable 5 ve claude mythos 5. ikisi de “mythos sınıfı” yani opus’un bir üstünde duran yeni nesil modeller.
fable 5 genel kullanıma açılan model. test edilen neredeyse tüm benchmarklarda state-of-the-art.
özellikle yazılım, knowledge work, vision, bilimsel araştırmada felan çok iyi sonuçlar almış benchmarkarda.
uzun ve karmaşık işlerde farkı daha da görünüyor oluyormuş. stripe örneğinde 50 milyon satırlık ruby codebase’inde, bir takımın iki aydadan daha yzun sürede yapacağı migration’ı bir günde halletmiş mesela.
mythos 5 ise altında yatan aynı model ama bazı alanlarda güvenlik bariyerleri kaldırılmış hali. fable 5 se safeguard’lı hali yani.
bu mythos 5 sadece glasswing partnerlerine, abd hükümetiyle beraber dünyanın en güçlü siber güvenlik yetenekleri olan model olarak veriliyormuş. mythos preview’in upgrade’iymiş aslında.
fable 5 ve mythos 5 aynı temel model yani, bunları ayıran şey dediğim gibi safeguard’lar. fable, siber/biyoloji-kimya/distillation konularında bir soru gelince otomatik opus 4.8’e düşüyor (sessions’ların %95’inden fazlasında hiç tetiklenmiyormuş bu arada, mythos’ta o siber bariyerler yok, yani her türlü soru mythos’a gidiyo.
fiyat ikisi için de 1m input token 10 dolar, 1m output 50 dolar.