Ali Mahir Başarır, Erdoğan'a seslendi: Merkez bankasının 2. başkanı Merkez bankasını 100 milyon dolandırmış Recep bey ah Recep bey utan sıkıl biraz sen ya. Benim belediye başkanlarımı yargılamadan önce, Ankara'nın ve tarihin en büyük hırsızlığını yapan Melih Gökçek’i yargılayacaksın. Ak Parti Milletvekilliği yapmış, Zehra Taşkesenlioğlu’nun kirli mal varlığını sorgulayacaksın. Kendi bakanlığına, şirketinden deterjan satan Ruhsar Pekcan’ı sorgulayacaksın. Ama yapamazsın çünkü; bu sistemi, kirli düzeni sen yarattın bu düzenin hesabını er ya da geç vereceksin, Sen kaybedeceksin, halk kazanacak!
Herhangi birinizin evladı sokak ortasında haysiyetsiz katiller tarafından katledilebilir ve aynı serseriler ellerini kollarını sallayarak aramızda gezebilir. Yolsuzluk çetesinin başı olduğu söylenen kodamanlar kanal kanal gezip demeç verebilir ama siz şarkı sözünüzden dansınızdan dolayı soruşturma geçirebilirsiniz. Hele hele ülkeyi yönetmeye talip olup iktidarı değiştirebilecek bir adaysanız terörist başına gösterilen müsamanın onda bri size gösterilmez. Seçilmiş olmanız toplumda gördüğünüz teveccüh aleyhinize bile delil olarak kullanılabilir. Ülkede mahvolan hukuk sisteminin geldiği korkunç nokta bu.
Bu artık bir seçim değil, referandumdur. Bir önceki referandumun sonucu ortada... Sevgili gençler; montaj ve iftiralar her yerde, mesajımı yaymam için, bu namertliğe karşı birlikte mücadele etmeliyiz. Videomu her yerde paylaşın! Her yerde anlatın!
Vatanını seven sandığa gelsin.
Sevgili dostlar, ben özellikle son yıllarda hızlıca artan;
liyakatsizlik
adaletsizlik
eşitsizlik
yandaş kayırma
tekelci zihniyet
eğitimsizlik
yalan ve iftira
yozlaşma
sahtekarlık
yolsuzluk
umutsuzluk
utanmazlık
neşesizlik
özgürlüklerin kısıtlanması
farklılıklara saygısızlık
insan hakları ihlalleri
ülkeyi terkeden genç beyinler
dünyadan ayrışma
dış güçler safsatası
körüklenen aşırı milliyetçilik
değer yargıları kaybı
çevre ve doğa katliamları
nefret dili ve kutuplaşma
ekonomik çöküş
kontrolsüz mülteci akını
partileşen devlet
yükselen gericilik
baskı ve korku iklimi
gibi konulardan rahatsızım. Bu ülkenin güzel insanları için rahatsızım aslında. Çünkü bunların tek tük olduğu eşitliğin, adaletin, sevginin, birliğin, mutluluğun, üretmenin, paylasmanın, bolluğun, huzurun ve neşenin yüksek olduğu bir ülkeye layık insanlar olduğumuzu düşünüyorum. Bu toplumun sadece doğruyu görmesini ve aslında daha iyi yaşamanın hakkı olduğunu anlamasını istiyorum! İstiyorum daaa... Dün gördüm ki ülkemizde %50 bu durumdan memnun ya da böyle görmüyor. Başka öncelikleri var. Belki onlara yaşatılanlardan, belki inandırıldıkları yalanlardan, belki zor kazandığını kaybetme korkusundan, belki de farklı sebeplerden dolayı güvenmiyorlar asla başka birine...Geri kalan %50 ise
istekli ve umutlu şekilde her şeçim motive oluyor ama bundan daha fazla ne yapılması gerektiğini ve nasıl olacağını (liderler dahi) malesef çözemiyor, bilmiyor.
Peki ben biliyor muyum? Bir tek bildigim şey bu halkın heyecana, yenilige ve daha fazla çabaya ihtiyacı olduğu. Tamam da nasıl? Dur bakalım, kafam da var bişeyler. Siz de düşünün, sonra konuşalım. Hepinizi seviyorum. ❤️🇹🇷
Belli ki 2’nci tura kalacak, peki manzara nedir?
Erdoğan tabanı kendi başına bir kimliğe dönüşmüş, bu kimlik de Türkiye’nin önemli bir çoğunluğunu ele geçirmiş durumda. Söz konusu kimliğin adına Erdoğancılık adı verirsek, Türkiye’nin geri kalanından nefret eden ama yarıya yakın homojen bir gruba dönüşen bir kimlikten bahsediyoruz. Bu görüntüye göre Türkiye’de değişim umutları bu tarih itibariyle büyük yara aldı. Türkiye’de her ne olursa olsun, Erdoğan’ın karşısındaki kampanya ne kadar iyi olursa olsun bu kimliğin sahipleri Erdoğan’a sıkı sıkıya bağlı görünüyor. Çünkü Erdoğan rejimin sahibi konumunda…
Bu da Erdoğan’a memleketin yarısının diktatörlük yetkisi vermeye teşne olduğunu kanıtlıyor.
Erdoğancılarla değişim isteyenler artık farklı değerlere sahipler. Bir tarafın aydınlık dediğine diğer taraf karanlık demekte. Ahlaki değerleri de farklılaşmakta. Tek devlet iki millet görüntüsü pekişmekte.
Değişim isteyenlerin barış mesajını Erdoğancılar “sizinle barışmayacağız” diye cevaplamakta ve ülkede bizleri istemediklerini beyan etmekte.
Bu haliyle Türkiye, sırtını tümüyle batıya dönüp, yüzünü Orta Asta tipi rejimlere çevirmekte. Kazakistan-Pakistan’dan rengini alan bir rejime dönüşmekte.
Evet… Demokrasisiyle gurur duyan bir Müslüman ülke olarak Türkiye’de milyonlar derin bir karanlığı arzulamakta ama karanlığı aydınlık sanmakta.
Üzgünüm, yanlış değerlendirmiş, ülkenin kardeşlik hukukuna sahip çıkacağını ummuştum. Yanılmışım.
Ekonomik krizlerin cinayetlerin, felaketlerin gündelik rutine dönüştüğü bir ülkeye hazırlanıyoruz. Umalım ki tablo 2’nci turda değişir. Fakat Türkiye’nin yeni fenomeni podcast yayınlarında anlattığım gibi Erdoğancılıktır. Bu fenomenin herhangi bir sandıkta çözülmesi zor görünüyor..
Elimizden geleni yaptığımızı düşünüyorum ancak bu fanatizmi bu saatten sonra aşmak pek mümkün görünmüyor. Bildiğiniz anlamda cumhuriyetin sonuna gelme riskiyle karşı karşıyayız.
Umut, faşizme direnç gösteren zihinlerin iradesindedir. Umudunuzu kaybetmeyin, aklın kötümserliğine karşı, iradenin iyimserliğine tutunmanızı dilerim.