The future of the firm is a learning loop in which human capital and token capital compound.
With our new Frontier Co., our ambition is to help every enterprise build its own AI capability, and to help create a frontier ecosystem where every organization can turn its knowledge, workflows, and judgment into its own AI systems that continuously improve. https://t.co/mvYhkRFyqa
Microsoft Teams gibi milyonlarca insanın aktif olarak kullandığı büyük bir ürünün kritik servislerinde kod yazan biri olarak, yapay zekânın nerede gerçekten fayda sağladığını ve nerede sınırlı kaldığını, doğrudan gerçek hayat deneyimlerim üzerinden paylaşabilirim.
Birincisi şu: Bazı durumlarda kodu gerçekten anlamanız gerekiyor. Eğer kod tabanına hâkimseniz, oturup kodu inceleyebiliyor, üretilen çıktıyı okuyup hataları fark edebiliyor ve doğru yönde düzelttirebiliyorsanız, yapay zekâ ciddi bir hız kazandırabiliyor.
Ama aynı noktada şunu da net söylemem gerekiyor: Ben hiçbir zaman kodu yüzde yüz yapay zekâya bırakmıyorum. Çünkü yanlış üretebiliyor. Bu yanlışları fark edebilmek için de kodu anlayan tarafın hâlâ insan olması şart.
Mesela daha bugün, Claude Code + Opus 4.6 ile çalışırken, ben müdahale etmesem oldukça ciddi hatalar üretmeye başladı. Günün yarısında beni yanlış yönlendirdi. Sonrasında kodu kendim detaylıca incelediğimde, kritik hatalarını net şekilde görmeye başladım. Kritik noktalarda müdahele edince doğru şekilde yeniden devam etmeye başladı.
İkincisi ise zamanla oluşan bir çalışma biçimiyle ilgili. Her an kodu bizzat sizin gezmeniz, okumanız ve bağlamı kafanızda kurmaya hazır olmanız şart. Çünkü yapay zekâ bağlamı kaçırabiliyor ya da yanlış varsayımlar üzerinden ilerleyebiliyor.
Bu nedenle benim için IDE artık sadece “kod yazılan yer” değil; daha çok yapılan değişiklikleri görmek, diff’leri incelemek, kod akışını anlamak ve hızlı navigasyon yapmak için kullandığım bir araç hâline geldi.
IDE’ler bence hâlâ çok önemli. Özellikle kod gezinme ve bağlam kurmayı kolaylaştıran taraflarda daha fazla iyileştirme yapılması gerektiğini düşünüyorum.
Daha önce benzer sorunları defalarca Opus 4.5 ile aldım. Önemli değil. Eğer her gün gerçekten aktif olarak mühendislik gerektiren işlerde LLM ile çalışıyorsanız, bunlar beklenen sorunlar. Ben LLM ile kod yazmaktan ve kodları incelemekten gayet keyif alıyorum. Hatta, içimde bir süredir zayıflamış mühendislik hevesini yeniden canlandırdı diyebilirim.
Sadece insanlar beklentiyi çok yukarıya çıkarıyorlar bazen. LLM'ler hype olmasa bile bence gayet çok kullanışlı araçlar zaten. Bazen aklıma Meşhur Sokak Pilavcısı Mehmet Ustanın lezzet sırrını açıklaması geliyor: Pilav normal, siz g....z.
Ayıp olduysa, kusuruma bakmayın. Yardımcı olayım istedim.
Bu arada Claude Code kullanmasını biliyorum; uzun süredir LLM’lerle kod yazan biriyim.
Bu yüzden “Opus 4.6 ile sonumuz geldi” diyenleri şimdilik anlamıyorum. Belki ileride haklı çıkarlar, ama şu an için her gün LLM'i GERÇEKTEN kodlama için kullanan birisi olarak (bir kaç defa deneyip, hayran kalıp korku salmak yerine) ya bu postları atanların etkileşim almaya çalışan bot hesaplar ya da her okuduğunu paylaşıp gerçekten pratik bilgisi olmayıp, sadece yardım ettiğini zannedenler olduğunu düşünmeden edemiyorum.
Tabi insanların tecrübeleri de farklılık gösterecektir.
Evlilik, gerçek bir yol arkadaşlığı ilişkisine dönüşemediğinde; insanların kendi olmasını engelleyen, benliklerini kısıtlayan, kendilerini sahte bir güven duygusu içinde avuttukları, günün sonunda herkesin yalnız hissettiği bir tür çocuk büyütme projesine dönüşür.
Birey olmak, yaşamın en temel görevi ve anlamıdır. Ancak pek çok evlilik, ne yazık ki bu temel görevi engelleyen bir yapıya dönüşür. Çiftler, gerçek benliklerini ifade etmek yerine, toplumsal kalıpların empoze ettiği maskelerini takar ve birbirleriyle toplumsal roller üzerinden ilişki kurarlar. "İyi eş", "iyi anne", "iyi baba" rollerinin arkasına gizlenen birey, zamanla kendi özüyle, yani benliğiyle temasını kaybeder. Benliğiyle teması kaybeden kişi, kendini besleyecek beklentilerini bilinç dışına iter ve eşiyle sahte bir uyum yaratır.
Bu sahte uyumun yarattığı güven duygusu, aslında derin bir illüzyondur. Çiftler, birbirlerini gerçekten tanımadıkları, ruhsal derinliklerine temas edemedikleri için yüzeysel bir aidiyet hissine tutunurlar. Böylesi bir evlilik, zamanla bir tür fonksiyonel ortaklığa dönüşür. Çocuk yetiştirmek, maddi ihtiyaçları karşılamak, toplumsal statüyü korumak gibi dışsal hedefler, ilişkinin merkezine yerleşir. Kişi, kendi içsel bütünlüğünü aramak yerine, dışsal rollerde kaybolur ve özüyle bağlantısını kaybeder. Günün sonunda ise her iki taraf da derin bir yalnızlık hisseder. Çünkü görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamışlardır. Yanlarında bir partner var gibi görünse de gerçekte ruhsal düzeyde kimse yoktur.
İşte bu noktada evlilik, iki insanın ortak görevler ve roller etrafında döndüğü ancak hiçbir zaman yakınlık yaşayamadığı, ruhun hapishanesi haline dönüşür.
- Tunç Tataker
Birinci Dünya Savaşı’nda batırılan savaş gemilerinin yer aldığı Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı, dalış turizmine açıldı. 21 dalış noktasının bulunduğu parkta, gemi batıkları orijinal konumlarında korunuyor. Park, hem turizm hem de bilimsel araştırmalar için kullanılmaya başlandı
Gerçekten enteresan bir ülkeyiz. Anadolu kulüpleri için sponsorluklar hayati öneme sahip. Herşeye rağmen markalar milyonlarca dolar para verip kulüplere isim sponsoru oluyor. Yayıncı kuruluş kulüp isimlerini yazarken marka ismini yazmıyor, sipikerleri maç anlatırken isim sponsoru firmanın ismini kullanmıyor. @TFF_Org@beINSPORTS_TR@sipaycomtr #Besiktassipaybodrumspor
Heyecanla duyuruyoruz! 🚀
Sipay Bodrum FK olarak Trendyol Süper Lig’de olmaktan gurur duyuyoruz! Futbolun kalbinin attığı yerde, birlikte büyük başarılar için mücadele başlıyor! 📷
#Sipay#BodrumFK#HazırsanızBaşlıyoruz
@MertBasaran_inv bir arkadasimin onerisi uzerine @FoneriaApp ile tanisip hayatimda ilk kez fon aldim. Bir kere aldim sonra da duramadim. @MertBasaran_inv ‘in basit anlatimlari ile de gun gectikce daha cok derinlesiyorum. Harika icerik! Tesekkurler!
Eski bir arkadaşım yerli yersiz aklına gelen her şeyi söylerdi. Kırıcı da olurdu açıkçası. Bir gün misafir olduğu masada ev sahibine aynı davranışı gösterdi. Kendisini tatlılıkla uyarınca bana döndü ve “Ben doğruyu çekinmeden söylerim hoca!” dedi. Kulağına eğildim ve şunu dedim: “Doğruyu değil doğru bildiğini söylüyorsun, iyi bir şey değil...”
Yöneticilik hayatımda hem çalışanlar hem de paydaşlarla temas içinde olduğum için böyle durumlara sık rastlarım. Kullanmasını bilmediklerine “çalışmıyor!” diyenler, tasarımı ilk defa gördükleri için “kırık!” diyenler, sevmedikleri insanları mesnetsiz şikâyet edenler vs. gibi örneklere
oldukça sık şekilde rastladım. Bir de nesiller arası çekişmeler var elbette.
Bu tip olumsuzluklara dahil olmayışımın sebebi, küçük yaştan beri etrafımda “çözümcü ve araştırmacı” insanların bulunmasıydı. Her söyleneni araştıran, kimsenin lafıyla kimseyi
peşinen suçlamayan, tepkileri ölçülü, kibar ama tavırlı, mesleğiyle özel hayatını birbirine karıştırmayan kişilerle çalışma şansına
ulaştım. Annem ve babam da dedikodudan hoşlanmayan, yemek masasında sanat, spor ve bilim konuşan insanlardı. Bu şansımın her zaman farkında olduğum için, sahip olduklarımla övünmek yerine
şükretmeyi öğrendim diyebilirim.
Sosyal medya veya mail üzerinden her gün yüzlerce yorum ya da mesaj geliyor. Kendi yorumunu doğru kabul edip “Tam da
böyle değil mi hocam?” diye yazanlara çoğu zaman “Yok öyle değil...” diye cevap yazıyorum. Çünkü okuduğu son kitaptan ya
da görüştüğü son kişiden etkilenerek yazmış olduklarını görüyorum.
Statista’ya göre OECD ülkeleri arasında yalan habere en çok maruz kalan ülke Türkiye. Haftada kitap okuma süresi en
kısa olan ülkelerden biri Türkiye. Sosyal Medya’da sarf edilen sürede ön sıralarda Türkiye. Tüm bunlar herkesin neyi nereden ve ne kadar öğrendiğini de ortaya koyuyor.
Bu sebeple etrafımızdaki Dostlara “önce araştır, lehte ve aleyhte görüşleri incele, ardından fikrini oluştur ve söyle...” felsefesini aşılamaya çalışıyoruz. Hem de her meselede. Farkı belki bir de buradan yaratacağız. Sabredersek başarılı olacağız. Buna inanıyorum. #hayatınadeğerkat @destekyayinlari #emrealkin
Bu haftasonu keyifli bir Pazar yazısı hazırladım. Konumuz bir yatırım fonu uygulaması olan @FoneriaApp
Yatırım fonlarına hepimizin ilgisinin arttığı aşikar. Fonları inceleyen çok değerli sosyal medya hesapları ve kısmen bazı uygulamalar mevcut. Fon denince akla gelen konu başlıkları genellikle benzer; fonun içeriği nedir, alış satış valörleri nelerdir, yönetim ücreti ne kadar, son gün, hafta, ay, yıl performansı nedir vb.
Bunları teker teker incelemek ciddi emek ve zaman gerektiriyor, bunu iyi biliyorum çünkü yıllardır kendime el yordamıyla bazı fonları sürekli veri haline getiriyorum. Sosyal medyada düzenli içerik üreten bu segmentteki hesaplara da ayrıca minnettarım.
İşte bunların hepsini @FoneriaApp birkaç saniyede ulaşılabilen arayüzlere sığdırmış ve sistem altyapısı sayesinde hesap açılışı yaparak yatırım fonu almayı sağlamış.
Peki foneria nedir?
Foneria en sade hali ile yatırım fonu yatırımı yapabildiğiniz bir mobil uygulamadır. Uygulamaya Apple Store ve Google Play’den ulaşılabilmektedir.
Uygulama içerisinde Fon Pazarı alanı bulunmaktadır. Bu alanda son çıkan fonları, farklı varlık sınıflarını, son bir ay içerisinde en çok yatırım yapılan popüler fonları inceleyebilirsiniz. TEFAS’ta işlem gören tüm fonları foneria ile görüntüleyerek dilediğinize yatırım yapabilirsiniz.
Web sitesi incelendiğinde “Vizyonumuz” başlığında yer alan ifade dikkat çekici: Paranızın değerini koruyamamanın size yaşattığı stresi biliyoruz. Foneria olarak herkesin bir portföy sahibi olması amacıyla yola çıktık.
Şirket kurucusu finans dünyasının tanıdığı bir isim Arif İsfendiyaroğlu. https://t.co/SZHdMS04Nl
İsfendiyaroğlu 30 yıl boyunca Garanti Bankası, Denizbank, Akbank ve Yapı Kredi’de Genel Müdür Yardımcılığı görevleri üstlendikten sonra 2020 yılında Foneria Portföy Yönetimi A.Ş. ile yeni bir yola çıkmıştır.
Bireysel ve Perakende Bankacılık kariyeri boyunca “küçük yatırımcı” olarak bilinen bireysel yatırımcının ihtiyaçları üzerinde onlarca yeni ürünün ortaya çıkmasını sağlamış ve artık herkesin alternatif yatırım enstrünmanlarına ulaşabilmesini gaye edinerek @FoneriaApp uygulamasını hayata geçirme kararı almıştır.
Uygulama yatırımcıların kendi tercihi ile fon alabilmesinin yanı sıra otonom portföyleri ile yatırım karakterine uygun otonom yatırım yapabilme imkanı da sunmaktadır. Buna ek olarak yatırımcı davranışları analizi ile uygun olabilecek ürün alternatifler hakkında da bilgilendirmeler yapmakta.
Uygulama içerisinde dikkat çeken kısımlardan biri Foneria TV alanı. Youtube kanalından doğrudan entegrasyon sağlanan streaming bölümünde yatırımcılık ve yatırım ürünleri ile ilgili bilgilendirme içerikleri ve sektör profesyonellerinin piyasa değerlendirmelerine yer veriliyor. Bu sayede uygulama sadece bir yatırım alanı olmanın dışına çıkarak eğitici bir özellik de kazanıyor.
Türkiye’de toplam 14 portföy saklama kuruluşu bulunmaktadır. Bu kuruluşlara buradan ulaşabilirsiniz: https://t.co/UfNuyIuTVw
@FoneriaApp bu kuruluşlardan Denizbank ile entegrasyon sağlamış ve yatırımcıların bu entegrasyon ile 7 dakikada hesap açılışı yapabilmesini mümkün kılmıştır. Uygulama üzerinden alınan yatırım fonları portföy saklayıcılığını Denizbank yaparken hisse senedi yatırımlarında olduğu gibi fon katılma payları kayden MKK üzerinden izlenmektedir.
@FoneriaApp uygulaması Gri Finansal Teknolojiler A.Ş.’ye aittir. Uygulama 8 ayda 13.000 kayıtlı kullanıcıya ve 700 Milyon TL üzerinde işlem hacmine ulaşmıştır. 18 aylık dönemde 40.000 kayıtlı kullanıcı ve 1 Milyar TL varlık toplamı ve 36 ayda 100.000 kayıtlı kullanıcı ve 5 Milyar TL varlık toplamına ulaşmayı hedeflemektedir.
Şirket gelirlerini yatırımcıların gerçekleştirmekte olduğu fon işlemleri ile bu fonların yönetim ücretlerinden sağladığı işlem komisyonları ile sağlamaktadır.
Foneria uygulamasını hayata geçiren Gri Finansal Teknolojiler A.Ş.’nin, adil ve makul piyasa değerinin belirlenmesi amacıyla, SGD Bağımsız Denetim Hizmetleri A.Ş. tarafından bir değer tespit raporu hazırlanmıştır. Değerleme yöntemi olarak İndirgenmiş Nakit Akımı ve Pazar yaklaşımlarından Çarpan Analizi yöntemlerinin kullanıldığı raporda Gri Finansal Teknolojiler A.Ş.’nin şirket değeri 1 Ekim 2023 tarihi itibarıyla 41,6 Milyon ABD Doları olarak belirlenmiştir.
Gri Finansal Teknolojiler A.Ş., @fonbulucu Kitle Fonlama yatırımcılarına 28,3 Milyon ABD Doları ön değerlemeden yatırım turu yapacaktır. Ön talep bildirerek %10 Bedelsiz pay almaya hak kazanan yatırımcılar, şirkete yaklaşık 25,7 Milyon ABD Doları’ndan yatırım yapma imkanına sahip olacaktır.
Şirketin alacağı yatırım karşılığında yatırımcılara ayrılan pay oranı %2,36 ila %8,87 aralığında gerçekleşecektir.
Kuruluşlar tarafından kullanılabilen uygulama doğası gereği bireysel yatırımcı önceliklidir. Kitle fonlama yatırımı ile şirket finansal gelir elde etmenin yanı sıra bireysel yatırımcıya erişmeyi hedeflemektedir.
Ön talep toplama süreci 21 Ocak tarihine kadar devam edecek olup ilgili sayfayı bu adresten inceleyebilirsiniz. https://t.co/1eefxgEfOt
Keyifli ve huzurlu bir haftasonu sizlerle olsun.
Ben yıllardır yatırım işini yatırım fonu ile yapmak gerektiğini anlatıyorum. Tam anlattığımı en iyi şekilde yapan Foneria şimdi kitle fonlamaya çıkıyor. “Yatırım yapma sistemine yatırım yapmak gibi” bir şey bu. Ya da doğrudan “Borsaya ortak olmak” Fikir birliğim var @FoneriaApp
+220,000 matches played.
+26,000 hours of gameplay.
+14K unique players.
You can still join the tournament at https://t.co/PDVGt2b5bE till 6pm UTC today.
We are just getting started
🌪️ is taking over.