CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL'E AÇIK MEKTUP
Özgür Bey;
Bu fotoğrafa bayıldım. Samimi söylüyorum.
Yıllardır hasret kaldığım, kavuşmayı hayal ettiğim modern Türkiye'nin modern lideri için hani tarif etsem, böylesine kusursuz bir fotoğraf çıkmazdı ortaya.
Bu anlayışta olmanız, günlerdir voleybolcu kızlarımızı desteklemeniz öyle güzel ki.
Ancak;
Türkiye şu anda bütün bunları gönül rahatlığı ile yapabildiğimiz bir ülke değil bizim için.
Size birkaç rakam vereceğim;
4 gün önce cumhurbaşkanına yazdığım mektup X ve Instagram da yaklaşık 10 milyon insana ulaştı.
Bu iki platformda sadece benim paylaşımım toplam 100 bin beğeni aldı.
https://t.co/NYigniOyjp da ise açtığım imza kampanyası 29 bin kişi tarafından görüntülendi.
Peki kaç imza var?
2.280.
Bana gelen her 5 yorumdan 3 ü "dikkat edin kendinize, sizi de yok etmesinler".
Son derece sıradan, hakaret içermeyen bir mektubu 10 milyon insan okuyor, 2 bin kişi imzalıyor. Böyle bir ülkede yaşıyoruz sayın Özel.
Dün Altındağ ve Niğde'de yapılan katliamlar...
İstediğimi istediğim gibi yaparım diyen, "Bu anayasayı tanımıyorum" diyen bir iktidarın yönettiği ülkede, hangi yasakla savaşacağımızı, hangi canı koruyacağımızı, artık dibe vurmuş ekonomi ile nasıl baş edeceğimizi düşünmekten yorulduk.
Bizler bu haldeyken, her an bir korku ve isyan duygusu ile yaşarken, siz bizi yalnız bıraktınız.
Bizler sizi çok yakışıklı olduğunuz için Türkiye'nin 1.partisi yapmadık.
Paris'e tabii gidin.
Ama önce açlıktan, korkudan, yasaklardan bunalmadığımız, sadece kendi canımızı değil, yüzbinlerce masum canı korumak için uykularımızın kaçmadığı bir ülke olalım, öyle.
Ben anca yazıyorum, çiziyorum.
Siz milyonlarca insanın oyunu almış bir siyasi lidersiniz Özgür Bey.
Artık aklınızı başınıza alın ve şu oyların hakkını verin.
Ne yapalım Özgür Bey?
Siz söyleyin, biz yapalım.
Çünkü ne sabrımız, ne de gücümüz kalmadı.
Sizin de ülke gerçeklerinden bu kadar uzak, tepkisiz, sessiz ve aksiyonsuz tavrınız bizi hepten yalnızlığa mahkum ediyor.
Fotoğraf harika Özgür Bey.
Ancak zamanlama yanlış.
Oralardan espiri yapıyorsunuz yasakla ilgili anca...
Komik değil.
Hem de hiç.
Saygılarımla;
Zeki Emre DÖLCEL
#ErkenDeğilHemenSeçim
#ozgurozel
@eczozgurozel@herkesicinCHP
TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN'A AÇIK MEKTUP
Sayın Cumhurbaşkanı;
Bugün yapmış olduğunuz açıklamaları dinledikten sonra artık sabrımın tükendiğini fark edip, asla anlamayacağınızı, asla umursamayacağınızı bildiğim halde bu mektubu yazmaya karar verdim.
Tarihe not düşülmüş olur böylece.
Sayın Cumhurbaşkanı;
Siz demokratik seçimler sayesinde oturduğunuz koltuğa halk tarafından getirilmiş bir devlet görevlisisiniz.
Bu ne demek?
Siz bize hizmet etmekle yükümlüsünüz.
Anamız değilsiniz, babamız değilsiniz.
İkide bir azarlayabileceğiniz, hakaret edebileceğiniz gibi bir yanılsama ve yanlış içerisinde olduğunuzu görüyorum.
HAMAS lideri için ilan ettiğiniz yası eleştirenlere cibiliyeti bozuk dediniz.
Dİ-YE-MEZ-Sİ-NİZ!!!
Siz kendisini sevebilir, sayabilir, ölümünün ardından kişisel olarak, kurumsal olarak (parti lideri olarak ve tüm parti olarak) yas tutabilir, kahrolabilirsiniz.
Ancak bunu "ulusal" hale getirdiğinizde, gösterilecek tepkiyi de soğukkanlılık ve nezaketle karşılayacaksınız.
Ben size "cibiliyeti bozuk" dersem sabah 4' te ters kelepçeyle evden alınırım. Siz de bana diyemezsiniz!
Askerlerimiz ölürken, vatandaşlarımız ölürken, insanlar sizin hükümetinizin ihmalkarlığı yüzünden trenlerde ölürken ilan etmediğiniz yası, siyasi görüşü bizimle zerre uyuşmayan biri için "ulusal" düzeyde ilan ederseniz, biz de eleştiririz! Bu her şeyden önce bizim vatandaşlık görevimizdir.
Sosyal medyayı sevmeyebilirsiniz. Çok kızabilirsiniz.
Kapatamazsınız öyle kafanıza göre.
Siz bu ülkeyi aklınıza estiği gibi yönetemezsiniz sayın Cumhurbaşkanı.
"Halkımızdan izin aldık" diyorsunuz.
Kendi tabanınızı bununla avutabilirsiniz, beni, bizi değil.
Siz ülkenin yüzde 35 inin, tüm ülkeyi yönetmesi için o koltuğa oturttuğu bir görevlisiniz.
İkide bir "bakanıma söyledim, belediye başkanıma söyledim" falan diyorsunuz ya, o bakan sizin değil, bizim! O belediye başkanı sizin değil bizim!
Yetti bu fırçalarınız, ağzı bozuk hitabetiniz ve öfkeniz!
Siz bize çalışıyorsunuz sayın Cumhurbaşkanı.
Biz size çalışmıyoruz.
Devlet sizin değil, hükümet sizin.
Halk da biziz,
Devlet de biziz!
Saygılarımla;
Zeki Emre DÖLCEL
‘Abi instagram yasağı için yok mu cümlen?’ diyorlar. Olmaz mı be gülüm? İnstagramın dünya rekorunu bir buçuk senedir elimde tutuyorum, nasıl olmasın? Canım instagramım… Şahsi hesabımı takip etme teveccühünü gösteren 6.7 milyon insana ulaşıyordum. Ayrıca BabalaTV ve Babalayka hesaplarıyla erişebildiğimiz 2 milyonun üzerinde insan vardı instagramda. Yaptığımız projeleri tanıtıyor, sayısız yardım yapıyor ve elbette büyüyen ekibimize kaynak sağlayan iş birlikleri ile ayakta durmaya çalışıyorduk. İşimizden kazandıklarımızı bir sonraki işimize harcadığımızı, işlerimiz daha büyük, daha iyi olsun diye çabaladığımızı da herkes bilir. Youtube gelirlerimizi bağışlayıp, instagram gelirleriyle ayakta dururuz diyordum… Sistemimizin göbeğine bomba yemişiz, nasıl yazmayayım? Her şey bir yana, keşfet bölümünde gezinip tatile çıkanları kıskanıyor, birbirinin arkasından konuşan insanların sarılırken foto paylaştığını görüp gıybet yapıyordum. Elin gavurunun teknolojilerine hayret ediyor, DM özelliğiyle heyecansız özel hayatımı diri tutuyordum. Gezelim görelim denen şeyin, görelim kısmıyla yetinip dağa ormana layk atıyor, tipsiz sıfatımı cilt efektiyle boyayıp, sokakta atamayacağım havayı sosyal eşrafa atıyordum. Küçümsemeyin. Kısıtlı sosyal yaşamda bunlar hayat kurtarır. Ben biraz işkolikimdir, bana çok iyi geliyordu. Çok üzgünüm elbette ama o kadar. Ötesine geçip şikayet etmeyeceğim. Neden edeyim? Her yasağı sinesine çekebilen sinesi geniş kalabalıkla mı uğraşayım? ‘Oooo kıçını başını gösteren bir sürü influencer işsiz kaldı hahahaha’ yazana mı dert anlatayım? Sırf ilgi görmüyor diye ilgi görene saldıranlarla mı kapışayım? 10 yıldır anlatıyorum, kapışıyorum. Milyar izlenmeye ulaşmışım. Neye yaramış? Bin tane dava, bin tane iftira, milyonlarca hakaret yemişim. Canım sağ olsun, küstüğümden falan yazmıyorum bunları en azından denedim. Sadece soruyorum, neye yaramış? ‘Abi instagramı kapatamazlar!’ Öyle mi ciğerim? Dur sana bir soru daha sorayım. Sence ne isterler de yapamazlar? Mesela halk onlara hangi konuda geri adım attırabilir? Eğitim sistemini değiştirseler, adalet sistemini değiştirseler, ekonomik sistemle oynasalar, orduyu baştan dizayn etseler, milli bayramlara ayar çekseler, andımızı kaldırsalar, Türkçe bilmeyenler geleceğimize oy atsalar, tarihi yeniden yazsalar mı? Bunları geç, çok geç. Varsa bilmediğim başka bir kırmızı çizginiz yazın da bileyim. Her neyse… Bu ve bunun gibi sebeplerle artık şikayet etmeyeceğim siyasetçileri, üzgünüm deyip geçeceğim. Çünkü benim şikayetçi olduğum şey biziz. Suç onun bunun, şu partinin bu partinin değil, bizim. Halen ‘Abi ses çıkart! Abiii!’ mi diyorsun azizim? HÖÖÖYYYT! Al sana ses.
İzmir Esnaf Oda başkanı Bat grubuna karşı gösterdiğimiz tepkiye destek veriyor. Ülke genelinde Bat sigara grubunun ticari etiğe sığmayan satış politikalarına karşı ürünlerin satışını durdurma ve satmama kararı aldık (TTBP) Türkiye Tekel Bayileri Platformu olarak tüm meslektaşlarımıza şimdiden teşekkür ediyoruz. Diğer illerin oda başkanlarınıda bu desteğe davet ediyoruz. Sessiz kalmayacaklarını umuyoruz.
Bu videoları paylaşmamak gerekir gibi bir hasasiyet içindeydik. Fakat madem Cumhurbaşkanı bile bizzat montajlardan medet umuyor o halde hakikat konuşulsun. Montajlanıp Kılıçdaroğlu videosuna eklenen Murat Karayılan konuşması ektedir. Tarih ağustos 2021!
Sinan Oğan Bey, pazarlıklar sonucunda yol arkadaşlarını terkedip Cumhur İttifakı'nı destekleyeceğini açıklarsa, kendi eliyle geleceğini karartmış, "güvenilmezlikle" yaftalanmayı kabul etmiş olur!..
Sinan Oğan Cumhur İttifakı'nın destekleyecek. ATA ittifakının adayının Atatürk'ü sevmeyen, hatta bizzat nefret edenlere destek vermesi de Türk siyasetinin geldiği net durumu bize bir kez daha gösteriyor.
Siyaset Türkiye'de her zaman menfaat işidir.
“Suç örgütü lideri değilim. Yazılı kanunların karakterime uygun olmayan bölümlerini ihlal ettiğim için suçlu olan kişiyim…”
Mario Puzo eserlerinde bile böyle cümle yok.
Geçici diyenler yanılıyor, Sedat Peker roman olacak, film olacak, anlattığı rezil figürler tarihe kalıcı.
Be kadın mı? Üsluba, kibire bak! Ekonomik gidişatı eleştirince nasıl da yok sayılıyor başörtülü bacımın örtüsü. Sanane makyaj tercihinden be botoks adam! Alışacaksınız. Başörtülü bacılarımın eleştirisine de alışacaksınız! Dava ekmek davası, ekmeğin de partisi yok!