ben bir zamanlar çiçek isimlerini bilir, ağaçları tanırdım. dışarıdan bakınca ne hoş salınıyordum dünyada. şimdi mekanik bir parçayla hareket etmeye çalışıyorum sanki. aklım karmakarışık, yaşamaya müteessirim.
hemingway, ‘bir yerden bir yere gitmekle kendinden, içindeki o şeyden kurtulamazsın.’ diyor. çünkü ülkeler, şehirler değişir ama sızın sabit kalır. çünkü insan bavulunda en çok kendini taşır.
acıdan un ufak oldum.
yoğruldum, kocaman bir acı daha doğurdum. piştim, acı yanıyor içimde. geçecek sanıyorum alev oluyor.
geçecek sanıyorum harında yanıyorum.
zamanla anlayacaksın ki hayatında karşılaşacağın en büyük sınav devam edebilmektir.iyilik yapmaya devam edebilmek,sevmeye devam edebilmek
kalbini temiz tutmaya devam edebilmektir..
kendini yetiştirme sancısı. yirmilerinin başıyla sonu aynı olmasın diye çırpınış. kendini kendine karşı kanıtlama sorumluluğu. ait olmadığın yerden kurtulma çabası. bitmeyen bir büyüme ağrısı.
Bilmesen iyi bi yönetmenin gözünden kaliteli bi film sahnesi dersin ama gerçek. Göz göre göre ölüme giden insanlar, yapılan haksızlıklar zulümler, her şeye rağmen sessiz kalmalar hepsi gerçek ,buz gibi gerçek
şule gürbüz ‘bazı şeyler düşünerek değil, üzülerek öğreniliyor.’ der. çünkü dünya kadar bilgi yutmuş olsan da o sızı kapını çalmadan hayat sana tek bir kelime bile öğretmiyor. insan ancak kırıldığı yerden büyüyor, en derin gerçeğine yarası sayesinde dokunuyor.
şule gürbüz, ‘kanatlarımın çıkacağını zannetmiştim ama olmadı. aradan on yıl geçti, kanattan vazgeçtim.’ diyor ya, sanırım ben de artık bekleyişin değil, o vazgeçişin tarafındayım.
tüm zehirli zamanların irin gibi patlayarak içerisinden çıkacakları çıkardıktan sonra senden geriye çelik gibi bir sabır ve ‘vursalar ölmem abi’ umursamazlığı bırakması. işte hayat
masada bir saattir muhabbet aşk üzerine dönüyor. aşk şudur, budur, şu değildir. tebessümle ve tek kelime etmeden dinliyorum. beni anlayanlar olacaktır.
Duygular üzerine konuşabilen biri. Bakın aşkı anlatmak değil duygular üzerine konuşabilen, anlayabilen, analiz edebilen biri. Duygular üzerine konuşabilmek çok zordur. İlişki içinde şu an ne hissediyorum sorusuna cevap verebilmek.
“Sınanmış olmanın sessizliği” ve “sınanmamışlığın kibri”
Sınanmış olan, o hâlin ne olduğunu bilir ve sükut eder. Sınanmamış olansa henüz kendine uğramayan o hâli, başkasının başında gördüğünde ona dair konuşmaktan zalim bir haz duyar.