Ülkede doğru dürüst sorgulayan, eleştiren gazeteci kalmadığı için böyle rahat rahat konuşuyor.
Şunu soracak bir tane gazeteci yok: Madem bu kadar ihtiyaç az neden 100 bine yakın ücretli öğretmen var?
Bunu soracak gazetecilerin programına da katılamaz zaten…
Yeni bir kişilik tipi tanımlandı; Otrovent
“Otrovert” Bu yıl New York’lu psikiyatr Dr. Rami Kaminski tarafından ortaya atılan bir terim;
Kaminski’nin otrovert kavramı, şimdiye kadar kullanılan introvert (içe dönük), extravert (dışa dönük) yelpazesinde tanımlanan kişilik profillerine yeni bir boyut getirebilir. Bu terim gruplarla bir arada olmaktan hoşlanmayan, çoğunluğa ayak uydurma zorunluluğu hissetmeyen, kalabalık ortamlarda huzursuz, birebir sohbetleri tercih eden, derin bağlar kurabilen, kendi yalnızlığı ve ritüellerinden güç alan kişileri tanımlıyor.
Bu kişilerin yenilikçi ve özgün fikirler üretme potansiyellerinin yüksek olduğu düşünülüyor.
Adalet, liyakat, sanat, nezaket gibi birçok değerin önemsizleştiği günümüz koşullarında belirli bir gruba aidiyet hissetmeden çalışmak, üretmek, derin bağlar kurmak önemli.
Açıkçası kendimi yakın hissettim. Özellikle “yalnız zaman geçirmekten güç alan..” kısmını😌
Bu puanla 22 yılda atanamamak mümkün değilken 2025 yılında mümkün oldu. Hem de 1 yıl bekletildikten sonra. Daha geçen yıl tamı tamına 796 kişi alınan bölüme sadece 1 yıl sonra 29 kişi alınıyor. 92.40 puanımla atanamıyorum. Müthiş planlama. Emeği geçenlere hakkımı helal etmiyorum
en sevmediğim seylerden biri kahvaltidan hemen sonra etrafin toplanmaya baslamasi..ya bi durun YA. lütfen. cayimizi sakince icelim su eziyet dolu imtihan dunyasinda kendimize bu kadar imtiyazi da taniyalim ya
Farkında mısınız, yayınevleri son yıllarda adım adım kitaplarına ayraç koymayı bıraktı. Mesele elbette ayraç değil, mesele nerde bize iyi gelebilecek küçücük dokunuşlar varsa orada onları gereksiz bulan ya da maliyet hesabı yapanların varlığı. Ayraçtan kısmanıza değiyor mu bari?
Bazı kişiler ne kadar başarılı olursa olsun, içten içe bu başarıya layık olmadıklarını, bir şekilde herkesi kandırdıklarını düşünürler. Dışarıdan bakıldığında yetkin, yeterli ve özgüvenli bir figür görülürken, içeride bir yerlerde kendini küçük, kırılgan ve sahte hisseden bir benlik vardır.
Kohut’un “dikey yarılma” adını verdiği kavram, bu çelişkili iç yaşantıyı anlamak için güçlü bir çerçeve sunar. Dikey yarılma, bireyin iç dünyasında iki ayrı kendilik deneyiminin yan yana ama birbirinden yalıtılmış şekilde varlığını sürdürmesidir. Biri dışarıya gösterilen, işlevsel, başarılı ve güçlü benliktir. Diğeri ise çoğu zaman gizlenen, değersiz hisseden ve sürekli açığa çıkmaktan korkan kırılgan bir iç benliktir. Bu güçlü görünen taraf, çoğu zaman narsisistik ihtiyaçları karşılamak için devreye girer: takdir görmek, onay almak, kabul edilmek… Fakat bu başarılar, içteki kırılgan kendiliğe ulaşamaz; onu dönüştüremez. Çünkü iki kendilik arasında bir köprü yoktur. Terapi süreci, bu iki parçayı birbirine yaklaştırmaya, görünür kılınmayan kırılgan benliği tanımaya ve onarmaya çalışır.
Okumuşlardan öyle bir intikam alıyorlar ki, dereceyle gelenleri mülakatlarda dalga geçerek eliyorlar. Biz ders çalışırken, dört işlemi bile yapamayan o tembel, ahlaksız, kaypak sınıf arkadaşlarımızı sahte diplomalarla makam mevki sahibi yapıp ülkeye en büyük zulmü yapıyorlar.
Alçaklar, 6 Şubat Depremi’nde Ezgi Apartmanı’nda hayatını kaybeden Nesibe Kaya Zabun’un Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi diplomasını sahte diploma yapıp satmışlar. Kahramanmaraş Barosu açıkladı. Oğlu Ahmet Can Zabun, gelin Nesibe Kaya Zabun ve 6 aylık torunu Asude depremde ölen Nurgül Göksu’ya daha nasıl işkence edecek bu ülke. Ezgi Apartmanı’nın altını oyan Kervan Pastanesi’nin sahipleri halen firari. Adaletsizliğe mahkum edilen Nurgül Göksu ile konuştum. “Ben hangi kötülükle mücadele edeyim. Evlatlarımı öldürenler bir gün hapis yatmadı. Şimdi gelinimin diplomasını bile çaldılar. O benim evlatlarımın diploması” diyerek gözyaşı döküyor.