Ömer Koç, Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları da yazabilirdi:
12 Eylül'de dedesinin idamların hızlandırılması için cuntacılara mektup yazdığını
12 Eylül'ün Türk-İslam sentezinden gayet memnun olduklarını
Özal'la birlikte işçilerin haklarını, sosyal devleti, kamu kaynaklarını talan ettiklerini
2002'de Erdoğan'ın iktidara gelmesini sağladıklarını, karşılığında 2003'te TÜPRAŞ'a çöktüklerini
TESEV'i kurarak Fethullahçılar ile AKP'nin rejim değişikliği için platform sağladıklarını
Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına geçmesinde bile parmakları olduğunu...
Geçen yıl iki büyük şirketlerinde kar patlaması yaşarken binde 1 vergi verdiklerini, o sırada işçilerin yüzde 17 vergi ödediğini, vs. vs.
"Bir gün" isimli TKP fıkrası:
Yıllardır TKP'de siyaset yapan bir üye Genel Merkez'e gidip ayrılmak istediğini söyler.
Durumu garip bulan bir yönetici sorar:
— Yoldaş, neden ayrılmak istiyorsun?
Üye biraz duraksar:
— İki sebep var.
— Dinliyorum.
— Birincisi, bir gün Kemal Okuyan'ın partinin başından çekilmesinden korkuyorum.
Yönetici şaşırır:
— Eee?
— O gün geldiğinde partinin yıllardır Marksizm-Leninizme karşı işlediği bütün günahları onun sırtına yükleyip işin içinden çıkacaklar. Herkes kendini temize çıkaracak, bütün faturayı da Kemal Okuyan'a kesecekler.
Yönetici gülümser:
— Yoldaş, bu söylediğin olacak iş mi? Kemal Okuyan partinin başından asla gitmez.
Üye başını sallayıp cevap verir:
— İşte ikinci sebep de bu.
100 yıllık hırsızlığın ensesindeyiz.
Sermaye ve holding düzenini ve onların temsilcilerini de uyarıyoruz:
❗️Yok öyle yağma
Koçların da temsil ettikleri düzenin de ensesinde olmaya devam edeceğiz!
İşçi sınıfının şairi Nâzım Hikmet'i aramızdan ayrılışının 63. yılında sevgiyle anıyoruz.
KARAMANCAR
Deniz kıyısında bir dağ.
Dağın güzel sırtlarında villalar.
Eteklerinde mağaralar.
Villalarda patronlar,
mağaralarda, madenci adamlar.
Patronlar ama ne patron!
Çoğu ecnebiler, kravat-papyon.
içlerinde Rumlar,
maden içerisinde kader-daşlar.
Soydaşlarıyla cephede boğuşanlar
"Rafine" Greklerin muhteşem villasında
Zonguldaklı aydınlar...
Her ne münasebetle, bizi davet ettiler.
Sofrada kuş sütünden başka her şey var.
Havyarından, şampanyasına kadar...
Bey kıyafetli uşaklar,
prostela hizmetçiler,
görülmemiş yemekler,
içilmemiş içkiler...
Şehrin alt kısmında,
madenci işçiler,
taş devrinde gibiler,
O zamandan aklımda kaldı:
Sabah akşam ha babam tok,
Karamancar yiyoruz.
Sebze denemez, deve dikeninden
kömür kadar kara bir ot.
Dekorlar ve insanlar karşısında utanıyoruz...
🧠 Penaltı Kaçırmanın Anatomisi: 11 Metreden Gelen Çöküş
Dün gece Şampiyonlar Ligi finalinde Gabriel’in kaçırdığı ve kupayı PSG'ye veren o kritik anı izledik. Peki, dünyanın en elit oyuncuları o 11 metreden topu nasıl ağlara gönderemez?
İşin sırrı sadece teknikte değil. Gelin o birkaç saniyenin psikolojik ve biyomekanik anatomisine inelim. 🧵👇
⚖️ Paradoks: "Kaybedecek Her Şeyi Olan Taraf"
Penaltıda kalecinin kaybedecek hiçbir şeyi yoktur; atıcı ise o golü atmak zorundadır. Bu asimetrik baskı, oyuncunun beyninde bir tehdit algısı yaratır. Gabriel topun başına geçtiğinde sadece kaleyi değil, tüm sezonun emeğini sırtlıyordu. Bu aşırı yük, idmanlarda yüzlerce kez tekrar edilen "otomatik kas hafızasını" felç eder. Beyin düşünmeye başlar ve hata tam da orada gelir.
🏃♂️ Biyomekanik Çöküş ve Son Saniye Kararsızlığı
Bir penaltıcı son milisaniyede kararını değiştirirse, felaket başlar. Atıcının koşu ritmi saniyenin onda biri kadar bile bozulduğunda, destek ayağı topa yanlış mesafede basar. Vücut geriye yaslanır, ayak içi gereğinden fazla açılır. Vuruş anındaki ufacık bir tereddüt, topun ivmesini ve yönünü tamamen bozar.
🧤 Kaleci Faktörü ve Zihin Oyunları
Safonov dün gece sadece kalede durmadı, psikolojik bir duvar ördü. Çizgideki o mikro hareketler, kollarını açarak yaptığı alan kaplamalar atıcının zihnine "Acaba köşeyi bildi mi?" şüphesini eker. Baskı anında o devasa futbol kalesi, atıcının gözünde bir anda hentbol kalesine kadar küçülür.
🔥 Fiziksel Yıkım: Laktik Asit Etkisi
120 dakikalık bir final temposu veya ağır bir maçın son anları... Vücut iflas bayrağını çekmek üzeredir. Bacaklarda biriken laktik asit, beynin ayak bileğine gönderdiği o "ince ayar" sinyallerini sekteye uğratır. Bacaklar ağırlaşır, normal şartlarda kusursuz çıkacak o şut, beton bir kütleye vuruyormuş hissiyatı yaratır.
📌 Sonuç Olarak:
Penaltı %20 teknik, %80 zihinsel bir savaştır. Gabriel dün gece futbol yeteneğini kaybetmedi; sadece 11 metrelik o acımasız psikolojik düelloda yenik düştü.
Penaltılar hiçbir zaman bir "şans" işi değildir; sinir sistemine, kalbataşına ve biyomekaniğine en iyi hükmedenin ayakta kaldığı bir satranç tahtasıdır. 🎯
Sadece şu gönderiye bakarak bile anti-tiroid ilacını bırakıp bunlara yönelecek, durumu kötüleşecek bir sürü insan var. Dahiliye uzmanı bunu bilmiyor mu? Bal gibi biliyor. Piyasa yapıyor kendine
İç Hastalıkları Uzmanı arkadaşın Graves hastalığı için önerdiği reçete😬
Uzmanlar hem bilgi hem de etik açıdan denetlenmeli
İşini doğru yapmayan, güncel tıbbi bilgiye sahip olmayan ya da bu şekil saçmalayanların diploması iptal edilebilmeli
Aksi durumda bu işlerin sonu yok😔
Amerikan ordusunda görevli olan bir Türk vatandaşı, ABD pasaportunun geldiği anları kaydetti:
“Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum o an… Şu an 150-160 ülkenin kilidini açıyorum.”
Maden şirketleri yalan söylüyor! | YILDIZLAR SSS HOLDİNG
Ödenmeyen maaşlar, gasbedilen tazminatlar ve çevre katliamları... Yıldızlar SSS Holding’in büyüme hikayesinin arkasında işçi sömürüsü var. Artık yeter!
"Onun da ekmek parası" diye doktoru savunan çıkar. Böyle yenilen ekmekten hayır gelmez. Ekmeksiz kalmak, aç kalmak pahasına alınacak sorumluluklar gelip insanı bulduysa o sorumluluk alınacak.
"Kerem gibi yana yana"
TOMA’nın üstüne çıkan vatandaşı gözaltına alırken burnunu kırmışlar. Daha sonra başka bir doktora götürüp “darp yoktur” raporu almışlar. O ikinci raporu veren de doktor işte. Ve ben o yavşakları o kadar iyi tanıyorum ki fakülteden.
TOMA’nın üstüne çıkan vatandaşı gözaltına alırken burnunu kırmışlar. Daha sonra başka bir doktora götürüp “darp yoktur” raporu almışlar. O ikinci raporu veren de doktor işte. Ve ben o yavşakları o kadar iyi tanıyorum ki fakülteden.
Bu akşam #KomünistBakış'ta:
📌CHP’de ne oldu… Şimdi ne olacak?
TKP Genel Sekretreri Kemal Okuyan, gündemdeki konulara ilişkin Gazeteci İrem Yıldırım'ın sorularını yanıtlayacak. Programı soLTV Youtube kanalına abone olarak takip edebilir, bildirimleri açabilirsiniz.
Bu akşam #KomünistBakış'ta:
📌CHP’de ne oldu, şimdi ne olacak?
TKP Genel Sekretreri Kemal Okuyan'ın gündeme ilişkin soruları yanıtlayacağı programı kanala abone olarak takip edebilir, bildirimleri açabilirsiniz.
⏰21.30'da soL TV'de yayında!⤵️
https://t.co/v4ylu4GGKe
“Bugün hastanede bir işim vardı. Doktor muayene etti ve ‘Bu bizlik değil, dermatoloji görsün’ dedi.
‘Hocam, siz yönlendirebilir misiniz?’ diye sordum. ‘Yapamıyoruz’ dedi.
MHRS’ye baktım, hiç açık randevu görünmüyor. ‘Bir rica edeyim’ dedim. Sevgili doktorumun o an hastası da yoktu, oturuyordu.
‘Kesinlikle randevusuz hasta bakamam’ dedi.
Yani kısacası: ‘Özele gidin’ demek istiyorlar.
Ben de bundan sonra randevusuz hiçbir veliyle telefonda dahi görüşmeyeceğim. Velim doktorsa, hiç görüşmeyeceğim.”
— ALİ TURAN