“Ne gencim diye felsefeyle uğraşmayı geciktirmeli ne de yaşlandım diye felsefeden usanmalı. Ruh sağlığı yerinde olan hiçbir yaş ne fazla gençtir ne de fazla yaşlı. Felsefenin zamanı gelmedi ya da geçti demek, mutluluğun zamanı henüz gelmedi ya da geçti demektir”.
Epiküros
Pkk aradan çıkınca ırkçılık daha berrak, daha kristalize hale geldi.
Eskiden terörist derlerdi. Onunla ırkçılıklarını meşru hale getirirlerdi. Dikkat ederseniz tek kelime terör demiyor, tüm nefreti Kürtlere, bizlerin varoluşuna.
#Turkey — During today’s Kocaelispor - Amedspor match, home supporters were seen waving “yellow body bags.”
The symbol refers to the body bags used to carry the bodies of those killed in armed clashes between Kurdish separatists and state forces.
Far-right groups in Turkey accuse Amedspor, which has strong support among Kurds, of being “separatist,” and the club’s matches often take place in a highly political atmosphere.
Hayatım gereği, elbette Roma. (Ardından da Floransa gelir.)
Ama bir de Nazım'ın "Benerci Kendini Niçin Öldürdü" metninde geçen bir Roma tasviri vardır.
"Kardeş,
Sen Roma’yı kartpostallardan, tarih ve coğrafya kitaplarına basılan fotoğraflardan tanırsın. Taşları Sezar’ların ve Lejyon’ların kabartmalarıyla oymalı üç gözlü kapılar; kıyılarının yarısını fareler yemiş kocaman bir eleğe benziyen Koliseum; Batrus resul kilisesi meydanı ve güvercinler; Palazzo Venezia sarayı, balkonu ve bu balkonda ağzı bir karış açık, sağ eli kalçasında, sol eli havada, öylece donakalmış Mussolini.
Fakat bu kartpostallar Roma’sına benzemiyen bir Roma daha vardır. Onun ne fotoğraflarını çekerler, ne kartpostallarını satarlar. Bu ikinci Roma’nın adı: Cartieri Popolari - HALK MAHALLELERİ’dir... Burada evler, Amerika’ya göç edemeyen bir İtalyan işsizinin umutsuzluğuna benzer. Buranın karanlığı terlidir, yapışkandır ve kokusu ağırdır. Bu mahalleler, boyalı kartpostalların parlaklıklarında bile ışık bulamadıkları için ne coğrafya kitaplarına girerler ne de güzel, tarihî manzaralar meraklısı yolcuların koleksiyonlarına...
Kızını, İtalya’nın en zengin, en rahat delikanlısı Kont Ciano ile evlendiren ve kendisi Prens Torlonya’nın armağanı Villa Torlonya’da oturan büyük idealist Sinyor Mussolini, İtalyan Ansiklopedisi’nin 'F' harfinde faşizmin ne demek olduğunu anlatırken der ki:
'Faşist, rahat hayata hor bakar... Yeryüzünde saadetin mümkün olacağına inanmaz.'
Faşizmin bu 'rahat hayata hor bakmak ve yeryüzünde saadete kavuşmamak' nazariyesi, büyük bir ciddiyet ve samimiyetle 'Cartieri Popolari - Halk Mahallelerinde' gerçekleştirilmiştir." (Nazım Hikmet, Bütün Şiirleri, YKY
2008: 433-434)
“Bir insan yeni doğduğunda zayıf ve esnektir. Öldüğü zaman ise kaskatı ve duygusuzdur. Sertlik ve güç ölümün arkadaşlarıdır. Esneklik ve zayıflık varoluşun tazeliğinin ifadeleridir. Kendini sertleştiren hiçbir şeyi kazanmayı başaramaz.”
Stalker -Tarkovski, 1979
Çağından memnun hiç kimse yok. Ya geçmişte nostaljilerle ya da gelecek için ütopyalarla yaşıyoruz. Şimdi, değerini yitiriyor. Bu değer kaybı, yaşamamak anlamına geliyor ve bizi eylemsizliğe itiyor. Sadece alışkanlıklar dünyasında mekanik bir hayat yaşıyoruz.
Bunlar, başka bir inancın egemen olduğu başka bir ülkede, körü körüne o inancın peşinden giden bir ailede ve çevrede yetişse, o inancın çirkin temsilcileri olarak fotoğrafları paylaşılacak olan gençlerdir.
Çirkin olup olmadıkları bir kenara, aşağıdaki gibi tespitler, ilk bakışta politik bir eleştiri gibi görünse de aslında faşist ve ırkçı düşünme biçimlerinin tipik bir mekanizmasını yeniden üretir: Karşı taraftaki insanları tek bir özelliğe indirgemek ve onları ahlakî olarak değersiz bir kategoriye yerleştirmek.
Burada bir dehumanizasyon yani "insanlıktan çıkarma" eylemi var.
Modern propaganda tarihinde iyi bilinen bir teknik, Nazi propaganda afişlerindeki Yahudiler, Ruanda'da Tutsiler, Balkan savaşlarında karşı etnik gruplar, İsrail yanlısı propagandalarda Gazzeliler ve genel olarak Müslümanlar... Hepsinde ortak olan şey, karşı tarafın birey olarak değil "tip" olarak gösterilmesidir.
Burada ironik olan şey şu: Bir grubu "kendini üstün gören ırkçı bir topluluk" diye tasvir ederken kullanılan yöntem, tam da ırkçı ideolojilerin kullandığı yöntem ve bunu yapan da kendini onlardan üstün görmüş oluyor. Bir grubu "ahlaken aşağı bir tip" olarak resmetmeye başladığınız anda, artık politik tartışma yapmıyorsunuz. Dehumanizasyon sürecine girmiş oluyorsunuz.
Oysa yapılması gereken dünyayı terörize eden İsrail hükümetlerinin, Netanyahu'nun, diğer İsrailli politikacıların, Trump'ın, yüz yıldır dünyayı terörize eden ABD politikalarının, onlara destek veren veya onlarla işbirliği içinde olan küresel ekonominin ve siyasetin temsilcilerinin eleştirilmesidir. Bunları eleştirmeye başladığınızda bu tür fotoğraflardaki gençlere sıra gelmez.
Açık veya gizli ırkçılık ve faşizm her zaman aşırılıklarıyla, gerçek suçluların hedef olmasını engeller. Yaşanan şeyin dinler ve medeniyetler arası bir savaş olduğunu taraftarlarına benimsetmeyi amaçlayan Netanyahu ve Trump'a sorsanız, aşağıdaki gibi paylaşımların daha fazla olmasını isterler.
25 Aralık 1991- Son Kızıl Bayrak İndirildi!
34 yıl önce bugün, "Sovyetler Birliği bayrağı indirildi." SSCB bize sosyalizmin gerçek olduğunu, aynı zamanda gerçeklerin de hatalar yapabileceğini gösterdi. Doğrularını sahipleniyor, hatalarından öğreniyoruz.
Bir insanın zeka kapasitesini gösteren en büyük şey “default pozisyondan çıkmak”tır. Aileden gelen yaşam tarzını, kültürden gelen kodlarını sorgulaması; geçmiş anılarının özgür iradesi üzerindeki etkilerini sıyırması ve kendini “bir heykeltıraş gibi” yeniden yapmasıdır.
Prometheus’un aksine Sisifos’u tutan şey zincirler değil, kendi bilincidir. O, kayayı her itişinde kaderine hükmeder. Camus bu yüzden onu yüceltir. Cezasının farkında olan ve o döngüyü inatla sahiplenen tavır, insanı kurban olmaktan çıkarıp bir kahramana dönüştürür.
Bugün aşıların zararsız olduğunu gösteren paylaşıma tepki olarak rekor bir unfollow oldu.
Buna psikolojide "seçici kaçınma" adı verilir.
Platon'un mağarasındaki gibi; ışığı (gerçeği) görünce gözleri kamaşıp karanlığa (kendi yankı odalarına) geri kaçtılar.
VİTACEEL DOLANDIRICILIĞI
İnfluencerların ticari kaygıyla OTC ürün önermesi, insan sağlığını doğrudan tehdit eden ve dolandırıcılık niteliği taşıyan bir davranıştır. Bilimsel temeli olmayan bu paylaşımlar, halkı yanıltmakta ve sağlık hizmetinin güvenilirliğini zedelemektedir.
Bu nedenle, Vita Ceel firmasının reklamını yapan influencer, eczacı ve kalfalar hakkında gerekli incelemeler başlatılacak olup, tarafımızca suç duyurusunda bulunulacaktır.
Sağlık, reklamın değil bilimin alanıdır. Bu çizgiyi ihlal eden herkes hukuki sorumluluğuyla yüzleşecektir.