@AykrYazarzte Ben de soruyorum. İc anadolulu ama sagciysa direk muhatapligi kesiyorum. Karadenizli ama sovenist milliyetçi ise arkama bile bakmiyorum. Agzinda gumus kasikla dogab egeli ‘ben yoruuugun’ derse de hassstir diyip uzuyorum. Dogulu ve ‘çaqqal, gewwşek’ kelimelerini duyarsam kaciyorum
1943 senesinde çatışmaların ortasında kalan bir İtalyan dağ köyünde yaşanan ağır trajediye küçük bir kızın gözünden tanıklık ettiğimiz The Man Who Will Come (2009) aldığı tüm ödülleri fazlasıyla hak eden, oldukça sarsıcı bir savaş dramasıymış ✨
Bu abimiz, mal olsanız bile İngilizceyi çok hızlı nasıl öğrenirsiniz onu anlatmış :D
Herkese uygun haftalık yapmış.
Yorumlara bu planı ve video linkini bıraktım.
1938 Dersim Alevi soykırımına dair yanlış bilinenler;
1)Katliamın nedeni ağalık değildir. Dersimde toplam 500'e yakın köyün yüzlercesinin Seyit rıza'ya bağlı olduğu iddiası saçmalığın daniskasıdır.
Dersim Alevilerinde Ağalık sunilerden öğrenilen, iç Dersim'deki sayılı aşiret ileri geleni için kullanılan bir ünvan'dan ibarettir. Osmanlı döneminde kendilerine Sancaklar bahşedilen Sünni ağaların ise gerçekten sahip olduğu köyler vardır ve katliamda bu Ağalara asla dokunmamıştır.
Çünkü Dersim açık bir Alevi soykırımıdır.
Türkiye'de Ağalık sorunu arayanlar Orhan Kemal'in, Yaşar Kemal'in romanlarına, çukurova'daki, Harran'daki ağalara baksınlar. Bu ülke Menderes gibi bir toprak ağasını başbakan yapmış bir ülkedir üstelik.
Geçelim..
2)Dersimde, birçok kırsal bölgede görülen büyük aşiret yapıları hiçbir zaman olmamıştır. Doğal olarak bir aşiret tehlikesinden de söz edilemez. Dersimde 60 civarı aşiret vardır. 1935teki Dersim nüfusu düşünüldüğünde (90'000+) en büyük aşiretin sayısı dahi birkaç bini geçmez. Devlet bütün bu aşiretlerin nüfusunu silah tutabilecek erkek sayısına kadar bilmektedir, kayıt altındadır. Dersim ileri gelenleri ve bahsedilen aşiretlerle, devlet defalarca görüşmüş, kendilerinden Milli mücadele ve cumhuriyetin inşası için destek istenmiş, para ve insan desteği alınmıştır.
Dahası 1926'da Dersim aşiretleri ile aracısız, bizzat Çankaya'da görüşülmüştür. Bu görüşmede Dersim Alevileri kurulmak istenen laik sisteme tam destek verdiklerini açıklamışlardır.
3)Dersimde bahsedilen çapulculuk faaliyetleri az sayıdaki kriminal vakadan ibarettir. Bütün verimli topraklar sünni sancak beylerine tahsis edilmiş, sarp dağların arasına sıkıştırılmış yoksullukla mücadele eden Alevilerin yaşam şartlarından kaynaklanan münferit kriminal vakalar olmuştur. Anadolu'nun birçok yerindeki, özellikle Karadeniz'deki çapulculuk faaliyetleri çok daha fazladır. Dahası Dersim'i katleden devlet, ülkedeki bütün çapulcuları sırtını sıvazlayarak paramiliter ya da askeri faaliyetlerinde kullanmıştır. Topal Osman çapulcusu devletin göz bebeği dahi olmuştur. Halen günümüzün çapulcuları olan mafyaları kirli işlerinde kullanabilen bir yönetim aklından bahsediyoruz. Kirli işlerimizde kullanırsak Kahraman, kullanamazsak çapulcu öyle mi?
Edepsizlik.
4)Devletin Dersim'de otorite kuramadığı, vergi alamadığı, asker alamadığı yalandır. Dersim'de toplanan para, askere alınan erkek sayısı vs. hepsi kayıtlıdır. Devlet bütün köyleri, köylerdeki nüfusu, erkek sayısını, hatta Dersimdeki bütün kör, topal, çolak, sağır, kötürüm gibi engelli sayısını bile tek tek bilmektedir. Hepsi kayıtlıdır.
Dersimlilerin, memur ve hocaların tahrikiyle Sünni halk tarafından kötü davranışlara maruz kaldıkları, 5-6 aşiret lideri dışında bütün dersimlilerin müthiş bir fakirlik içerisinde çırpındıkları, gasp olaylarının bu fakirlikten dolayı meydana geldiği, 1926-29 arası Elazığ valisi olan Cemal Bardakçı'nın Dersim raporunda dahi dile getirilmiştir.
5) 1938'e kadar Dersim'de ulusal Kürt bilinci de yoktur. Seyit Rıza'nın kendisi de buna dahildir. Dersimlilerin kendilerini tanımladıkları aidiyet Kızılbaşlık, Aleviliktir. Dahası bu aidiyet fikri geçtiğimiz 20-30 yıla kadar dahi böyleydi. Baytar Nuri, Alişer gibi Kürt Teali cemiyeti ile ilişkili ve sahip bir elin parmağını geçmeyen kadrolar dışında halkın ve aşiretlerin böyle bir gündemi yoktur. Seyit Rıza'nın Türklük ile ilgili bir beyanı yoktur. Bilinen tek beyanı "evladı kerbrlayız" Aleviliğe vurgu yapan bir söylemdir
6)Bahsedildiği gibi dersimde yaşanan şey bir isyan değil, öz savunmadır. Dersimin içlerine kadar yollar yapılmış, karakollar kurulmuş, karakollarla beraber halkta baskı artmış, halk tedirgin olmuş ve askerler tarafından bir kadına tecavüz edilmesi sonrası silahlı bir tepki baş göstermiştir. Örgütlü planlı ve kitlesel bir isyanı yoktur.
Lokal bir tepki vardır.
++
Uzun zamandır güzel bir film izlememiştim, bu akşam MUBI'de Düşüşün Tınısı'nı keşfettim. Filmde beni Alman sinemasına bağlayan her öğe var, muazzam bir sanat yönetimi, ince işlenmiş senaryo, nihilist, karanlık, gerçekçi anlatım dili. Kırsaldaki bir çiftlik evinde bir asır boyunca gelip geçen dört ayrı aile, o ailelerin kadınları ve hiç, hiç, hiç bitmeyen, bitmeyecek istismarlar birbirine eklemleniyor ve insana "hiç mi değişmez bu makus tarih" dedirtiyor. Sinema iyi ki var.
İzledikten sonra aklımdan çıkmayan, keşke ilk kez izliyormuş gibi tekrar izleyebilsem dediğim film ve diziler
1-NORMAL PEOPLE: Aynı kasabada büyüyen iki genç yıllar boyunca süren inişli çıkışlı bir ilişki içinde birbirlerini ve kendilerini keşfeder
+++
Sakın bu dizinin 1. sezonuna başlamayın!
Çünkü ilk sezonu izledikten sonra çıtanız o kadar yükselecek ki, devamında gelen her şeye "eh işte" deyip geçeceksiniz.
İlk sezon değil, bambaşka bir seviye bu!
Of diyorum, başka da bir şey demiyorum!
Bu güne kadar çekilmiş en iyi Western filmi hangisi deseniz açık ara Affedilmeyen (Unforgiven - 1992) derim.
İnsanı anlatır, içinizi yakar geçer öyle bir filmdir. 4 Oscar ile ödüllendirildi.
İzlemeyenler ne yapıp edip izlemeli.
Kapitalizmi Covid üzerinden böyle sıkı eleştiren ilk film olabilir. Modern köleliğin, sınıfsal körlüğün ve lincin anatomisi. Salgın yayılınca emekçilerin patronu değil başka bir emekçiyi suçlaması, kapitalizmin nasıl ayakta kaldığını gösteriyor: Ezilenleri birbirine kırdırarak.