Milyonlarca evladımız yeni ders dönemine adım atarken; evlatlarımız kaygılı, karamsar ve umutsuz.
Yarınlarımız; rant kapısına dönüştürülen okul masraflarıyla, inançsızlık ve savrulma bunalımlarıyla, batıyı merkeze alan hayat tarzıyla planlı şekilde tahrip ediliyor.
Sistem, bu çöküntüyü “gündem oyunlarıyla” örtbas ediyor.
Yayın organları yaşanan manevi çürümeyi “modernizm” maskesiyle sunuyor.
Fakat şunun farkındayız:
Bu, evlatlarımızın kimliğini ve duruşunu silme planıdır.
Gençlerimizi ve yarınlarımızı muhafaza edecek tek kale İslami Eğitim Modeli’dir.
Rabbimizden kampanyamızı, kardeşlerimizi İslami kimlik ve şahsiyetine kavuşturan, geleceğini imar eden nesiller yetiştirmeye vesile kılmasını niyaz etsin.
#GeleceğimizİslamiEğitimde
#ŞahsiyetliNesil
Bugün gençlerimiz yalnızca ekonomik sıkıntılarla değil; fikrî bunalım, kimlik karmaşası, ahlaki yozlaşma ve geleceksizlik gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya.
Peki eğitim sistemi gençlerimize ne kazandırıyor?
Gençlerimizi bu tehlikelerden koruyacak kökten ve kalıcı çözüm nedir?
İslâmî eğitim anlayışı, neslimizin inşasında nasıl bir rol üstlenebilir?
Tüm bu sorulara cevap arayacağımız panelimize sizleri davet ediyoruz.
🎙️ Furkan Şahin
🎙️ Kadir Albayram
📅 10 Eylül Perşembe
🕘 21.00
📍 Köklü Değişim Gaziantep Temsilciliği
Hürriyet Cad. No:29 Kat:1 No:5
(Hürriyet İş Merkezi) Şahinbey / Gaziantep
#GeleceğimizİslamiEğitimde
#ŞahsiyetliNesil
Akide kelimesi Arapçada "bağlamak", "düğümlemek", "sağlamlaştırmak" ve "gönülden sıkı sıkıya bağlanmak" manalarına gelen a-k-d kökünden türetilmiştir.
İslam akidesi ise; bir Müslüman için düşüncelerini ve amellerini üzerine kaim kıldığı esastır.
İnsan, hayat, kâinat ve bu hayatın öncesi ile sonrasını açıklayan, bunlar arasındaki ilişkiyi kuran aklî, siyasî ve kapsamlı bir fikrî liderliktir.
İslam akidesi, hayata dair tüm mefhumların, nizamların, anayasal hükümlerin ve duyguların üzerine inşa edildiği yegâne fikrî kaidedir.
Bir Müslüman için belirleyici olan bu fikrî liderlik, asla heva ve heves olamaz; bilakis kişinin hevası şeriata tabi olmak zorundadır.
Akideye dayanan bu sarsılmaz ölçü, gelip geçici siyasi iktidarların, konkonktürel esen rüzgarların veya toplumsal algıların esiri olmayı kesinlikle reddeder.
Liderliğini vakıaya, reel siyasete, toplumsal algılara, iktidarlara değil de İslam akidesine teslim eden bir Müslüman;
✔️ Allah’ın helal dediğini helal, haram dediğini haram sayar.
✔️ Allah’ın hükmünden başkasını asla razı gelmez.
✔️ Karşılaştığı zorluklar ne olursa olsun, zalimlerce tehdit edilse dahi akidesinden ve şer’î hükümlerden zerre kadar taviz vermez.
✔️ Doğru sözde ve salih amelde sebat gösterir, kınayıcının kınamasına aldırmadan hakkı tutup kaldırır.
✔️ Allah’ın rızası neredeyse maslahatı orada arar.
✔️ Değiştirmek için çıktığı yolda değişen dünyayla birlikte değişmeyip Allah’ın hükmünde sebat edendir.
Kısacası liderliğini sadece İslam akidesine veren bir Müslümanın dünü de, bugünü de, yarını da; ölümü ve hayatı da sadece Allah içindir.
Allah’ım bizlerin ayaklarını İslam dini üzere sabit kıl ve bizleri güzel akibete nail olacak takva sahiplerinden eyle. (amin)
Vestfalya'dan beri Batı'nın kurduğu bu devletlerarası düzeni değiştirmek zordur.. Vahyin gereği yeni bir düzen kurmak ağır bir yüktür, ama ağırlığına denk şan ve şerefi yücelten bir yük. Geçmişte imparatorların saraylarında bugün de Beyaz Saray'da konuşulan şanlı ve şerefli bir dava, vesfalyan düzeni değiştirmek.
15 Temmuz Şehitler Köprüsü, FSM Köprüsü ile Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait Avrupa ve Anadolu otoyollarının da aralarında bulunduğu 12 hat özelleştirme kapsamına alındı.
Peki köprü ve yolların özelleştirilmesinin İslam’daki hükmü, karşılığı nedir?
Kapitalist ekonomik sistemde gelir dağılımındaki adaletsizliğin en büyük sebeplerinden birisi de kamuya ait olan her türlü malın; "özelleştirme" adı altında şahıslara/şirketlere peşkeş çekilmesidir.
Aslı itibarıyla kamuya ait olması gereken mallar ve kaynaklara sahip olan bu şirketler kamu mallarının üzerinden büyük servetlere sahip olmaktadırlar.
Kamu Mülkiyeti dediğimiz mülkiyet çeşidi; ferdin tek başına sahip olmasının yasaklandığı ve toplumun ortak kullanımına sunulan malları, kaynakları kapsamaktadır.
Kamu mülkiyeti en genel şekliyle şu üç şeyde karşılığını bulur:
1-Toplumun Temel Dayanağı Sayılan Şeyler
Bunlar, genel olarak insanların temel ihtiyaçları kapsamına giren her tür maldır. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bir hadiste bunları sayı olarak değil nitelik olarak beyan etmiştir. Nitekim Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Müslümanlar üç şeyde ortaktır: su, mera ve ateş." Bu konuda hadisler bu üç hususu toplumun temel dayanağı olmaları açısından ele almış ve toplumun temel ihtiyaçlarından olması bakımından bu üç şey illetlendirilmiştir. Buna göre toplumun kendisine muhtaç olduğu şeyler -ister su, mera ve ateş gibi hadiste zikredilen şeyler olsun isterse zikredilmeyenlerden olsun-, kamu mülkiyeti sayılır.
2- Tükenmez Vasıflı Madenler
Bunlar, miktarı sınırsız olan madenlerdir ve tamamıyla kamu mülkiyetidir. Hiçbir ferdin bu tür bir malı mülk edinmesi caiz değildir. Ebyâd b. Hammal’dan şu hadis nakledilmektedir: "O, Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e gelip bir tuz bölgesinin kendisine verilmesini istemiş, Rasul de bu teklifi kabul etmişti. Ebyâd kalkıp gidince (Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in) yanında bulunan şahıslardan biri: ‘(Ey Allah’ın Rasulü) ona ne verdiğinizi biliyor musunuz? Ona kaynağı kesilmeyen bir su verdiniz’, dedi. Bunun üzerine (Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem) tuzlayı ondan geri aldı."
Bu hüküm, tükenmeyecek bolluktaki tüm madenleri kamu mülkiyeti olarak kabul eder ve bu türden tüm madenleri kapsar. Özelleştirilmesi asla caiz değildir.
3- Doğası Gereği Ferdin Mülkiyeti Altına Girmesinde Engel Olan Mallar
Yollar, nehirler, köprüler, denizler ve göller gibi unsurlar tabiatları var oluşları gereği bireysel mülkiyet altına girmesi engellenmiş olan mallardır. Devlet, insanların güvenli bir şekilde seyahat etmelerini sağlamak için yollar açar. İslam hukukuna göre devlet; yolları, köprüleri birtakım şirketlere rant kapısı olarak verip yüksek geçiş maliyetleri ile bu yollardan geçen tebaadan para alınmasına asla izin vermez.
Velhasıl, krizlerin kaynağı konumunda olan kapitalizme muhtaç değiliz…
Çaresiz hiç değiliz.
Çareyi İslam’dan başka yerde arayanlara inat, yegane çarenin İslam’ın kendisine has iktisat nizamında olduğunu anlatmaya devam edeceğiz...
Whataboutizm: Hilâfet Sorumluluğundan Kaçış
🖋️"Her meselede 'ama' deyip başka bahanelerle meseleyi geçiştirmek, Allah'ın dinini hayata hâkim kılma sorumluluğundan bir kaçış yöntemidir."
🖋️"#Hilâfet sadece geçmişe duyulan bir özlem değil; Müslümanların siyasi birliği, adaleti ve Allah'ın hükümlerini hayata geçirme idealidir."
Davetten İslam Devletine: Uyanış Sohbetleri kapsamında bu hafta Furkan ŞAHİN'in sunumu ile "Şeriatı Hayata Hakim Kılmak " Başlıklı programımızı gerçekleştirdik.
Sunumda; İslam Şeriatının tüm insanlık için kurtuluş reçetesi olduğu, hayatımızı şer'i hükümler doğrultusunda; Allah azze ve cellenin emir-nehiyleri, Rasulü Muhammed aleyhisselam'ın uygulamaları ile birlikte ihya etmenin yolları,
Beşeri ideoloji ve kanunların yeryüzüne ifsattan başka birşey sunmadığı, tüm dünyayı tekrardan islamın nuru ile aydınlatmak ve şeriatın topluma hakim olması için kitlesel bir mücadelenin gerekliliği konuşuldu.
6 mushaf varken imparatorlukların topraklarına hakim olduk. Bugün 6 değil, 6 bin değil, 6 milyon değil, milyar mushaf, milyonlarca hafız var.
Ama İslam'ın kendi coğrafyasında bile mushafın hükümleri geçerli değil. Getirdiği Kitap henüz tamamlanmadan devlet kurmuş Rasulullah'ın siyerini, siretini, yol haritasını nasıl anlamalıyız?
https://t.co/hbWBYAD50L
Mevlid-Kandil-Bidat tartışmalarını geride bıraktık. Aç sırtlanlar gibi Nebi'nin ümmeti üzerine üşüşüldüğü, insanlığın vahşi kapitalizmin yol açtığı bunalımlar çağından çıkış için bir siret, bir yol, bir yol haritası aradığı dönemde, siyeri nasıl okumalıyızı konuştuk.
https://t.co/TyCVBN2pwL
Kaç tane kapı çalıyoruz?
Allah Subhanehu ve Teala'ya dinini yüceltmek, dinini aziz kılmak, dinini kerih görücülere rağmen yeryüzünde egemen kılmak üzere ahdi olan bir Müslüman, şifa bekleyen bu insanlığın bir çareliğine kayıtsız kalamaz.
50 Temsilcilik ile Türkiye'nin her yerine "sadece fikir" taşıyoruz.
Bizimle iletişime geçerek Hilâfeti yeniden ihya etme davasının bir parçası olabilirsiniz.
Zira dünya Hilâfete muhtaç.
Bir kadın, Ebu Bekir (r.a)’e 'Allah’ın bize cahiliyeden sonra gönderdiği emru’s-sâlih üzere kalabilmemiz yani İslam üzere bir varlık gösterebilmemiz neye bağlıdır?' diye sordu.
Ebu Bekir (r.a); 'liderlerinizin istikametine bağlıdır' dedi. [Buhari]
Bugün bizim İslam üzere varlık gösterebilmemiz yöneticilerin istikameti ile mümkün olacakken; yöneticiler kendilerine istikameti tavsiye edenleri tutukluyorlar.
"Ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!" [Ankebut 4]
#MustafaSerbestBırakılsın
Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan Üçlü İttifakı
• Anlaşmanın boyutları ve anlamları nelerdir?
• Bu, Yahudi varlığı gibi İslam beldelerine saldıranlara karşı savaşmak için kurulmuş bir ittifak mıdır?
• Yoksa özellikle Körfez’de suların ısındığı bir dönemde sadece İran’a karşı Suudi Arabistan’ı desteklemek için kurulmuş bir ittifak mıdır?
• Amerika neden bu anlaşmaya ancak on gün sonra destek açıklamasında bulunmuştur?
• Özetle, bu anlaşmanın gerçek amacı nedir?
H.05 Rabiu’l Evvel 1448
M.18 Ağustos 2026
https://t.co/kvf8rxzjct
Güçlü Devlet
🖋️"Söz konusu İslami kesimler olunca 'Suyunuz ısındı' diye tehdit savuran devlet aklı, #Gazze'yi kan gölüne çeviren işgalci çeteye neden aynı dili kullanamıyor?"
🖋️"Müminler; kâfirler karşısında izzetli ve zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Bugün bu ilahi ölçü tam tersine çevrilmiş durumdadır."
Trump, Mekke Anlaşmasıyla ilgili şöyle demiş:
“Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın yakın zamanda ve nihayet Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamış olmasından büyük memnuniyet duyuyorum. Bu anlaşma, Orta Doğu'nun nasıl bir araya geldiğini ve ülkelerin nihayet kendilerini daha anlamlı bir şekilde savunabileceklerini gösteriyor. Bahsi geçen üç ülkenin büyük liderliklerini tebrik ediyorum. BU, BÜYÜK, CESUR VE ÖNEMLİ BİR İLK ADIMDIR.''
Arif olana tarif gerekmez...
Trump'ın Mekke Anlaşması hakkında yaptığı açıklama:
"Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın nihayet Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladıklarını görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Bu, Orta Doğu’nun nasıl bir araya geldiğini ve ülkelerin nihayet kendilerini daha etkili bir şekilde savunabileceklerini gösteriyor. Üç ülkenin büyük liderlerini tebrik ediyorum. Bu, büyük, cesur ve önemli bir ilk adım."
Açıklamadaki "nihayet" ifadesi bile Amerika'nın bu anlaşmayı uzun zamandır planladığını ve çok memnun olduğunu gösterir. Trump'ın anlaşmanın önemli bir "ilk adım" olduğunu vurgulaması ise anlayanlar için çok şey ifade ediyor.
Soruyorum; Mekke Anlaşması işgalci varlığın güvenliği ve Ortadoğu'daki Amerikan çıkarları için mi imzalandı yoksa bu anlaşmayla temelleri atıldığı söylenilen "İslam Birliğini" Trump'ta mı istiyor!
Şimdi Trump'ın övdüğü Mekke Anlaşmasını bir de aşağıdaki videoyu izleyerek yorumlayın.
Siyasi Analiz
Irak ve İran Yanlısı Grupların Akıbeti
▪️Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’nin Amerika Birleşik Devletleri’ne gerçekleştirdiği ziyaretten hemen sonra İran yanlısı gruplara gerçekleşen saldırıların arka planında ne var?
▪️Amerika’nın Irak üzerindeki hakimiyeti eskisine nazaran daha da arttı mı?
Analizi okumak için yorumdaki linke tıklayın!🔻