Sectiğiniz siyasiler ABD mandası ve İngiltere mandası olma arasında mücadele ediyor. Siz kendinizi buna layık hissediyorsanız ne alâ!
TEMEL PROJELERİM:
Mecliste 300 Milletvekili.
DSÖ'yü kovmak
Nakitsiz toplum projesinin iptali.
ÖTV'yi sadece zenginlerin fantezi ürünlerinden almak.
Zorunlu aşı politikasının çöpe atılması.
Küreselci İklim kanununu çöpe atmak.
GSS'yi kademeli olarak kaldırmak.
Devletteki talana karşı "Müfettişler Kurulu Bakanlığını" açmak.
6284 ve süresiz nafaka kanununun çöpe atılması.
Deniz Tuzu Arıtma Tesisleri açmak.
Tarım reformu. Yerli tohum teşviki.
Ucuz et. Hayvancılığı teşvik.
Muhtarlığın Mahalle Dayanışma Vakıflarına dönüştürülmesi.
Vergi kalemlerinin azaltılması.
Vahşi cinayetlere İdam cezası.
Çete liderlerinin maden ocaklarında ıslahı.
Yargı reformu.
Huzurlu bir yaşam sürmek istermisiniz...?
Cevabınız evet ise, şu sırrı hiç unutmayın:
Karşılaştığınız olaylar veya içinde bulunduğunuz koşullar ne olursa olsun... Bu karşılaştıklarınıza vereceğiniz her tür tepki yanında, – yani, kızmanız, alınmanız, darılmanız, kıskanmanız, dövünmeniz, üzülmeniz, nefret etmeniz, suçlamanız, kınamanız, şikayet etmeniz, vs.–, bunları yaşamanız yanında, "huzurlu olmak" her zaman diğer bir seçenek olarak içinizde sizi beklemektedir.
İster orada bu tepkilerinizden birini yaşamayı seçin, isterseniz her zaman hazır, seçiminizi bekleyen, "huzuru" yaşamayı!
Eğer, yaşamınız huzur içinde geçsin istiyorsanız, neyle karşılaşırsanız karşılaşın, ne halde olursanız olun, o yaşadığınız halinizin yanında, "huzurlu olmanın" her zaman diğer bir seçenek olarak varlığınızın özünde mevcut olduğunu bilin!
Seçimi yapacak olan sizsiniz ve bu seçiminizin "huzur" olmasını size engelleyebilecek, sizden başka hiç kimse veya hiç birşey yoktur. Yeter ki sizin tercihiniz, huzurlu yaşamak olsun! O, her zaman varlığınızın özünde mevcut!
Unutmayın ki, "huzurun" dışında hiç bir tercihinizle, huzuru bulmuş ve yaşamış olmayacaksınız!
Huzur yerine, hangi tepkiyi veya duyguyu yaşamayı seçerseniz seçin; bilin ki orada sizi yakan ateşi de siz kendi ellerinizle taşımış olacaksınız!
Ateşi seçiminizden dolayı asla kimseyi veya birşeyi suçlamayın!..
Kendi içinizde yaşamayı seçtiğiniz şey için, dışınızda bir sebep bulmaya ve hele suçu ona yüklemeye hiç kalkışmayın!
"E ama, bugün huzuru seçersem, o zaman yarın başıma gelecek istemediğim durum karşısında ne yapacağım peki?.."
Yapacak şey çok basit, yarın yine "huzuru" seç!.. Her zaman huzuru seç!.. Zaten başka türlüsünü seçmenin sana ne faydası var?
"E ama, hep huzuru seçmek 'pasiflik' anlamına gelmez mi?"
Hayır gelmez! Tam aksine, huzursuzluk, pasifliktir, bloke olmaktır!.. Aktif ol, ama aktiviteni huzur içerisinde yürüt!
Yaşanmışı değiştiremezsiniz!
Ama, huzuru seçtiğiniz zaman, göreceksiniz, beyniniz daha iyi çalışacak, görüşünüzün önündeki darlık kalkacak, daha geniş düşünecek ve gerçekleri daha net göreceksiniz, gelişiminiz daha hızlanacak, çevrenize daha faydalı olacaksınız ve dünyanız daha güzelleşecek!
Kişinin, eşine, dostuna, yakınına, uzağına yapabileceği en büyük iyiliklerden biridir huzuru seçmesine yardımcı olmak, ona bu konuda yol göstermek!
Selamete çıkmanın yoludur bu! Nasibi olmayana, bir sözümüz yok elbet, "Allah selâmet versin!" demekten başka...
Allah, "huzursuzluğu feda edebilmeyi" ve "huzur içinde bir yaşam sürmeyi" kolaylaştırmış olsun bizlere!
A.H
Her şeyin aslı ve orijini frekanslardır!
Beyin adıyla işaret ettiğimiz ise frekans decoderi!
Beyin kendine ulaşan frekansları çözümleyerek kendi içinde, hayal olan hologram DÜNYAMIZI yaratır. Bu yaratıcıya orijini itibariyle din ALLAH ismini kullanılır.
Bu yaratıcı kudret, potansiyel, her şeyin orijini olup, ismi ALLAH’dır ki; ihtiva ettiği anlam itibariyle tüm frekansların birbirini algılamasına GÖRE sayısız varlık kabulünü oluşturur.
Oysa evren içre evrenler diye anlattığımız, farklı boyutlar diye tanımladığımız her şey, algılayan sistemlerin dünyasında var olan varlıklardır. Sayısız algılama sistemlerinden biri de BEYİN adıyla bildiğimizdir.
Kendi orijinini, hakikatini fark edip gereğini yaşayan anlamına olarak Kurân “HALİFE” tabirini kullamıştır. Bu tâbir BEYİN adıyla anılanın algılama kapasitesine; frekans çözümleme ve değerlendirme yeteneğine verilen addır. Buna “kulumda öylesine yakiyn oluşur ki ben onun görür gözü, işitir kulağı, konuşur dili olurum” anlatımı ile işaret edilmiştir. Kulun seyreden gözü olur! Bedeniyle beşer hakikatiyle HAK zahirdir.
Yukarıda anlattığımız yanısıra bir de genel tüm insanların “halife” oluşundan söz edilir ki, bu da hepsinin potansiyelindeki (esma) özelliklerle varlıklarını sürdürmeleri nedeniyledir.
Varlığın TÜMÜYLE FREKANS yapı olması nedeniyledir ki, gerçek varlık 2D olarak diridir ve kendi varlığıyla kaimdir. (HAYY KAYYUM)
Hakikatinin hissedişi açığa çıkanlar hariç, tüm insanlar DÜNYALARINDA beşeriyetlerinin getirisine göre oluşan kâbirlerinde (beyinlerindeki) hologram dünyalarında yaşarlar; çeşitli yaşam (algı) formlarından geçerek!
Açılımı İLİM, İRADE, KUDRET olan sonsuz sınırsız frekans denizi ise RAHMAN olarak tanıtılmıştır.
Kısacası RAHMAN, ilminde, ilmiyle, ilmini seyretmektedir sonsuz sınırsız frekans okyanusunda yarattığı algı formlarıyla!
Kurân, ateist ve deistlerin ya da çoğu ilahiyatçıların anladığı gibi ötedeki bir TANRI/İLAH kavramını anlatmaz. Bu anlayış, Kurândaki pek çok âyeti anlamamaktan ya da âyetler arasındaki bağları kurarak düşünememekten kaynaklanır.
Sadece ALLAH; gayrı yok!
https://t.co/GZaLZd8EZ6
İnsanlığın zihnine 'şirk' kavramı öyle bir kazınmış ki; içinde bulunduğumuz bu Altın Çağ’da bile adeta gözünün önündeki hakikati göremez olmuş. İnsanlık, korkudan kendi özüne bakamaz hale gelmiş; yanı başındaki ışığı görmekten, o büyük birliği idrak etmekten korkar olmuş.
❤️♾️❤️
LoveofKader
Çocuğu toprağından, atasından, dedesinden, ağacından, dağından koparıp şehir denen top oynamak için bile para ödemek zorunda kaldığın sıkış tıkış kutulara sokup ekrana hapsedersen, o çocuğu anası, atası, akrabası değil, ekranın sahipleri istediği gibi yetiştirir.
Sırtımda zehir yok. Kendi yaptığım doğal pestisit var. Hem mahsülümü koruyorum hem de insanların ne de tabiatın geleceğini zehirlemiyorum. Çözüm var ama sırf bu çözümler küresel şirketlerin, tarımı tekellerini alarak ceplerini doldurmuyor diye zehir saçıyorlar.
Sırtımda zehir yok. Kendi yaptığım doğal pestisit var. Hem mahsülümü koruyorum hem de insanların ne de tabiatın geleceğini zehirlemiyorum. Çözüm var ama sırf bu çözümler küresel şirketlerin, tarımı tekellerini alarak ceplerini doldurmuyor diye zehir saçıyorlar.
Türkiye zeytin ve fındık üretiminde Dünya da birinci sırada, zeytinyağı üretiminde ikinci sırada. Hangi aklı evvel fındık ve zeytin bahçelerini maden sahasına çevirir?
İnsanların büyük çoğunluğu; çıplak, reel gerçekleri kabul edemez ve duyguları yüzünden hazmedemez.
Bu nedenle Kur’ân ve tasavvuf mecaz, misalle anlatır.
AH
@mahfiegilmez Hocam İran dolar ile değil yuan ile petrol satıyor. Amerika bu savaşı kazanıp İranı alt edemez ise bu doların çöküşünü hızlandıracak. O saatten sonra dolar faiz verse ne olur vermese ne olur. Abd bu savaşı kazanamazsa, İran ayakta kalırsa dolar çöp olur ve altın uçar
ARKADAŞLAR DESTEK VERİN LÜTFEN
KÖPRÜLER HALKINDIR
BU ÜLKEDE YAŞAYAN HER BİR KESİMİN VERGİLERİ İLE İNŞA EDİLMİŞTİR
SATAMAZSINIZ
HALKINDIR
HALKIIIIN
UNUTTU İSENİZ
HATIRLATIRIZ
#EkonomiDertEmekliPert