17 Nisan Filistinli Esirler Günü
İşgalci İsrail Hapishanelerindeki Sistematik İşkence ve İhlaller İçin Harekete Geçilmelidir
İşgalci İsrail hapishanelerinde on yıllardır devam eden sistematik işkence, tecrit ve keyfi tutuklamalar son dönemde giderek artmış ve tutsak edilen Filistinli esirlerin sayısı 9.600'ü aşmıştır.
Aralarında kadınların, çocukların ve ağır hastaların da bulunduğu Filistinli esirler üzerindeki bu zulüm, Knesset'te kabul edilen idam yasasıyla yeni ve tehlikeli bir aşamaya geçmiştir. Açıkça görülmektedir ki İsrail hapishaneleri, yürütülen soykırımın ve apartheid politikalarının ayrılmaz bir parçasıdır.
MAZLUMDER olarak; 17 Nisan Filistinli Esirler Günü münasebetiyle esirlerin maruz kaldığı ağır hak ihlallerini kamuoyuna yeniden hatırlatıyor, İsrail apartheid rejiminin hapishanelerinde işlenen insanlık suçlarına karşı uluslararası toplumu acilen harekete geçmeye ve tüm esirlerin derhal serbest bırakılmasını sağlamaya çağırıyoruz.
Freedom for Rached al-Ghannushi
It has been three years since Rached al-Ghannouchi, leader of the Ennahda Movement and former Speaker of the Tunisian Parliament, was arrested and detained on a day during Ramadan on political charges lacking concrete evidence.
We call on the Tunisian government to uphold the principles of the rule of law and immediately release all political prisoners, starting with Ghannushi.
📢 AYM, haksız GÖZALTI ve TUTUKLAMA ile ilgili 2026 yılı için belirlediği manevi tazminat listesini açıkladı ‼️
Karar künyesi: AYM 17.02.2026 tarihli, 2021/11093, M.K. ve diğerleri kararı:
2026 yılı için manevi tazminat ile ilgili
✅ Bir gün gözaltı içın asgari 5.000,00 TL
Tutuklama tedbiri için tutukluluk süresine göre;
✅ Asgari: 250.000,00 TL,
✅Ortalama: 660.000,00 TL,
✅ Azami: 1.650.000,00 TL
Son 11 yılda (2016-2026 yılları) verilen/verilecek kararlarda hükmedilmesi gereken tazminat oranları için ekli liste👇👇👇
RAPOR | ENES G. LAYLA ARAŞTIRMA VE İNCELEME RAPORU YAYINLANDI
Hatay'ın Dörtyol ilçesinde 15 Kasım 2025'te polis operasyonunda vurularak öldürülen Suriyeli Enes G. Layla hakkında MAZLUMDER Adana Şubesi tarafından hazırlanan araştırma ve inceleme raporu yayınlandı.
Bu rapor, görgü tanıklarının beyanlarına da başvurarak kolluk güçleri tarafından "hukuka aykırı hareket edildiği" yönündeki iddiaları araştırmayı/incelemeyi ve meydana gelen olay hakkında kamuoyuna doğru bilgi vermeyi hedeflemektedir. Raporumuz ayrıca yaşam hakkı başta olmak üzere ihlal edilen temel hakları ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Raporda yer alan tespitler, kamu gücü kullanılarak gerçekleştirilen operasyonda ciddi usul hatalarının, planlama zafiyetlerinin ve ağır bir yaşam hakkı ihlalinin bulunduğunu ortaya koymaktadır.
🔗 Rapora ulaşmak için: https://t.co/4KNF1BYIcT
Umarım AYM üyeleri hakkında, “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” suçlamasıyla soruşturma başlatılmaz(!).
Eksikleri olsa da güzel bir karar olmuş.
GGM’lerde yaşanan yapısal sorunlarla alakalı bir an önce etkili bir mekanizma oluşturulmalı.
https://t.co/zCzKv7ZvXN
@mazlumder@AYMBASKANLIGI@TBMMresmi@TC_icisleri@Gocidaresi
Sayın Bakan @miamustafacftci, yeni göreviniz hayırlı olsun.
Bakanlığınıza bağlı ama hukuku ayaklar altına alan, umutla bize sığınanları insan yerine koymayan, mahkeme kararlarını uygulamayan, anne ve çocukları ayıran, yaşı kuruyu ayırt etmeden yakan, cezalandırma ve zulüm makinesine dönüşen, muhacirliği suç gibi gören @Gocidaresi uygulamalarına inşallah son verirsiniz diye çokça dua aldınız bugün (Amin).
Geri gönderme merkezleri (GGM), insani bir şekilde yönetilir, cezaevi ve eziyethane olmaktan çıkıp bir idari tedbir merkezine dönüşür inşallah.
Sadece bir örnek vereceğim şimdilik: Kerimov'un zulmünden kaçan, 19 yıldır ülkemizde yasal şekilde yaşayan, uluslararası koruma statü sahibi, düzenli olarak imza veren, 5 çocuklu, 8 torunlu, (2 kızı TC vatandaşıyla evli, tüm torunları Türk vatandaşı) yaşlı ve hasta bir Özbek mülteci. (Geçen yıl da aileden başka biri alındı, 10 ay GGM’de kaldı, davayı kazandı ama sağlığı gitti).
2009’da Van’da Fetöcü bürokratlar Özbekistan’daki okullarını açtırabilmek maksadıyla, aileyi, çoluk çocuk demeden çok ağır şekilde mağdur etmişti. AİHM mağduriyetlerine hükmetti. O bürokratlar şimdi yurtdışında firarda!
Bu yaşlı Özbek mülteci, 10 aydır bırakılmıyor. İdare Mahkemesi sınırdışı kararını iptal etti, serbest bırakılmadı, 20 gün sonra aynı karar tekrar alındı. Sonra sulh ceza hakimliği, idari gözetimi kaldırdı. Yine serbest bırakılmadı. Mahkeme kararı, aşağıdadır.
Görevinizde, hakkı ve hukuku üstün tutan, insan onurunu merkeze koyan ve yargı denetimine saygılı bir yönetim anlayışının tesis edilmesini umut ediyoruz.
Yargı kararlarının idari ayak oyunlarıyla çiğnenmesi, hukuk devletine yakışmaz. Bu yaşlı ve hasta mültecinin hukuksuz mağduriyetine dur demenizi, adaleti tesis etmenizi bekliyoruz.
Not: Size diyecekler ki; bu şahıs Deaş şüphelisi ve YTS diye kötüleyecekler. Soruşturma dosyasını istetin, Özbekistan’da araması dışında bir suçu (!) yok, zaten bu nedenle “mülteci statüsü” kabul edildi.
Not2: Size diyecekler ki; Mahkeme kararını uygulamadık, çünkü mahkeme eski kararı kaldırdı, biz de yeni karar aldık. İnanmayın, yeni karar 7.1.2026 tarihli. Sulh Ceza Hakimliğinin salıverme kararı 12.01.2026 tarihli (Karar ekte).
Saygılarımla.
@TC_icisleri@RTErdogan
Hakimler,
Savcılar,
Noterler,
Muhtarlar,
RTÜK üyeleri
gibi bir çok meslek mensubu silah harcı ödememektedirler.
Bu sayılanlar arasında görevi sebebiyle hiç saldırıya uğramamış meslek mensupları var.
ANCAK: 👇
Bugün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde bir savcı başka bir kişiye karşı silahlı saldırıda bulundu.
Bundan sonra bazı adliyelerda avukatların aranmasından vazgeçilmeyecekse, hakim ve savcıların da aranması, avukatlardan silah harcı alınmaya devam edilecekse
Silah bulundurma ve taşıma harcından muaf olmayan AVUKATLAR bu mesleklerin tamamının toplamından dava fazla saldırıya maruz kalmakta, saldırılar sonucu pek çok avukat hayatını kaybetmektedir.
Son bir hafta içinde bir avukat görevi sebebiyle uğradığı saldırıda hayatını kaybetti.
Göç hukukuna, özellikle de sınırdışı etmeye ilişkin idari davalarda, kararın gerekçesinde şunu görürseniz hüküm kısmına bakmanıza gerek yok, direkt "geçmiş olsun!":
"...Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 12 Ocak 1991 tarihli A. and K. v. Turkey (Başvuru No.14401/88) kararında başvuranların sınırdışı edilmesi halinde ..."
Yüzlerce idari yargı kararında tekrarlanan bu kalıp ifade, o mahkemenin göç hukuku konusunda yeterli bilgi, uzmanlık ve tecrübeye sahip olmadığını, davayı reddetmek için bu ifadeyi gerekçe olarak atıf yaptığını, aynı zamanda atıf yaptığı bu kararı da kesinlikle okumadığını sonucuna varabilirsiniz. Karar ismi de, başvuru konusunu ifade etme de yanlış maalesef.
AİHM'in sınır dışı kararının uygulanması hâlinde yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edileceğine ilişkin şikâyetlerle ilgili (ve AYM’nin atıf yaptığı) başlıca kararlar genellikle şunlardır:
Soering/Birleşik Krallık, B. No: 14038/88;
Chahal/Birleşik Krallık, B. No: 22414/93;
Saadi/İtalya [BD], B. No: 37201/06;
M.S.S./Belçika ve Yunanistan [BD], B. No: 30696/09;
J.K. ve diğerleri/İsveç ([BD], B. No:59166/12;
F.G./İsveç ([BD], B. No: 43611/11;
Mamatkulov ve Askarov/Türkiye [BD], B. No: 46827/99;
Babajanov/Türkiye, B. No: 49867/08;
Ghorbanov ve diğerleri/Türkiye, B. No: 28127/09.
(AİHM kararına genel olarak atıf yapmak yerine ilgili paragraf nosunu da yazarak atıf yapıyorsa, konuyu gerçekten incelediği anlaşılabilir).
#GocHukuku #İdareHukuku #Aihm #sınırdışı
REŞİT OLMAYAN ÇOCUKLARIN YASA DIŞI İDARİ GÖZETİMİNE SON VERİLMELİDİR
Derneğimize ulaşan bilgilere göre Suriye uyruklu R.A.A; Yunanistan’a gitmeye çalışırken yakalanmış, önce Şanlıurfa Geri Gönderme Merkezi'nde, akabinde ise Adana Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözetim altına alınmış, 17 yaşında reşit olmayan bir genç hanımdır. Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre “çocuk” sayılıyor olmasına rağmen halen idari gözetim altında tutulmaktadır. Daha da vahimi R.A.A hamile olup, derneğimize; Geri Gönderme Merkezi koşullarında genel sağlık durumunun oldukça kötüleştiğine dair bilgiler gelmektedir.
6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanun ve uygulama yönetmeliklerinde, “refakatsiz çocuklarla ilgili işlemlerde çocuğun yüksek yararının gözetilmesi ilkesinin esas olduğu” belirtilmektedir. Aynı zamanda bu çocukların Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından koruma altına alınacağı ve uygun barınma yerlerine veya yetişkin akrabalarının ya da koruyucu bir ailenin yanına yerleştirilmesi gerektiği yazmaktadır. R.A.A.’nın hamile olması da Geri Gönderme Merkezi koşullarının hiçbir şekilde ona uygun olmadığını gösteren bir başka gerçekliktir.
Göç İdaresi Başkanlığı kendi sorumluluk alanıyla ilgili konularda kolayca ret yoluna başvurabilmektedir. Bu konuyla ilgili de “açıklamaların dezenformasyon olduğu ve bahse konu çocuğun sağlık durumuyla ilgili bir problem bulunmadığı” şeklinde bir açıklama yapmasından ve konuyu geçiştirmesinden endişe duymaktayız. Kamu kurumları kendileriyle ilgili sorunları peşinen reddetmek yerine iddiaları ciddiyetle incelemeli ve kamuoyunu tatmin etmek adına gerekirse iddia sahipleriyle mağdurları görüştürüp sonra bilgi vermelidir. Adana İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne olayın akıbetiyle ilgili bilgi talebinde bulunduğumuzu ve R.A.A. hakkında tesis edilen idari gözetimin sonlandırılmasına ilişkin başvuru yaptığımızı kamuoyunun bilgisine sunarız.
MAZLUMDER olarak,
• Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve ilgili ulusal mevzuat gereğince çocuğun yüksek yararı gözetilerek, hukuka aykırı bir şekilde uygulanan idari gözetimin sona erdirilmesini
• Reşit olmayan anne adayının hamileliği ve mevcut sağlık durumunun kötülüğü sebebiyle tam teşekküllü bir devlet hastanesine acil sevkinin yapılmasını ve muayenesinin gerçekleştirilmesini
• Sonrasında da yaşına uygun bir kuruma sevk edilmesini talep ederiz. @TC_icisleri@AliYerlikaya@Gocidaresi
📍 2025 İnsan Hakları Gecesi
MAZLUMDER 2025 Yılı İnsan Hakları Basın Ödülü, "Yeni Çözüm Süreci" başlığında Serbestiyet'e verildi. Ödülü Serbestiyet adına Genel Yayın Yönetmeni Yıldıray Oğur aldı. @serbestiyetweb@yildarado
https://t.co/jj4r5UoElh
AVUKATLAR VE BAROLAR TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?
11. Yargı Paketi’nde Avukatlık Kanunu’nda yapılması öngörülen bazı düzenlemeler mesleğin geleceği ve bağımsızlığı açısından oldukça endişe verici;
1- Uyarma, kınama ve para cezası gerektiren disiplin suçlarının sonuna eklenen; “Nitelik ve ağırlık itibariyle benzer eylemlerde bulunmak” şeklindeki muğlak maddeler “belirlilik ilkesine” aykırıdır.
2- HAGB. hükmün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden bir ceza hukuku müessesesidir. Bazı suçlardan hakkında HAGB. verilmiş olmasını otomatik olarak kınama ve para cezası şeklindeki ağır disiplin cezası yaptırımlarına bağlamak HAGB’nin niteliği ve amacına aykırıdır. Hakkında dava açılan meslektaşları, lehlerine olabilecek HAGB’yi (otomatik disiplin cezasını) kabul etmemeye iter. Diğer yandan HAGB veren mahkeme, bir anlamda öngörülen disiplin cezasını da vermiş gibi oluyor. Bu da kanaatimce Baro Disiplin Kurulları’nın yetkisinin gaspı anlamına geliyor.
3- Hakim savcılarla ilişkilerde hizmetin özelliklerinden gelen ölçülere(?) uygun davranmamak ve adliye personeliyle olan ilişkilerde mesleğin onur ve vakarına aykırı davranmak(?) şeklinde tanımlanan disiplin suçları da oldukça geniş yorumlanabilecek, mesleğin bağımsızlığına ve itibarına zarar verebilecek düzenlemelerdir.
- Avukatlık mesleğinin onur ve itibarı, ekonomik ve sosyal imkanlarının artırılmasıyla, korkmadan görevini yapabileceği ve kendini rahatlıkla ifade edebileceği bir ortamın sağlanmasıyla mümkündür.
- Avukatlık korkarak, otoritenin keyfine bağlanarak yapılabilecek bir meslek değildir.
- Avukat susarsa, toplum susar.
- 11. Yargı Paketi avukatlık mesleğinin bağımsızlığını, dolayısıyla vatandaşın savunma hakkını zayıflatacak çok sayıda düzenleme içeriyor. Umarım bu ciddi tehlike fark edilir ve mesleğin niteliğiyle bağdaşmayan düzenlemeler yasalaşmaz.
Düşünceleri ve ifadeleri dolayısıyla daha önce defalarca gözaltına alınan, yıllarca hapsedilen, çocuğunun büyümesine aktif şahitliği elinden alınan @Halis_Bayancuk hoca yine benzer bir mağduriyete uğratılmaya çalışılıyor.
Bir insanın özgürlüğü mantık hatalarıyla malul, kendisiyle çelişen, emniyet ve yargı mekanizmalarını ve maddi gücü ideolojik bağnazlıklarına alet edinen kişi ve kurumlara teslim edilmemeli…
Kendisine ve ideolojisine güvenen rejim ve sistemler bu yollara tevessül etmez, fikirler pazarında arzı endam eder.
Milyonlarca öğretmen, akademisyen, imam, vaiz vs. istihdam etme gücü olan bir devlette bu tür susturma çabaları büyük acziyet!
@tevhidekip_@mazlumder