KIYMETLİ YATIRIMCILARIMIZ VE AZİZ MİLLETİMİZ
Tera Grubu olarak, çeyrek asrı aşan kurumsal duruşumuzla sermaye piyasalarımızda milli bir finans gücü inşa etmek, piyasa istikrarını korumak ve yatırımcılarımızın güvenliğini sağlama misyonuyla hareket ediyoruz.
Son dönemde sektörümüzde zorluk yaşayan Pusula Finans Holding bünyesindeki finansal kuruluşların ve bu kurumlara güvenen binlerce tasarruf sahibinin mağdur olmaması adına, Tera Grubu olarak büyük bir sorumluluk üstlendik. Sistem kilitlenmesin, vatandaşımız zarar görmesin ve ülkemizin finansal altyapısı sarsılmasın diye hiçbir kişisel veya kurumsal ikbal kaygısı gütmeden elimizi taşın altına koyduk.
Ancak ne yazık ki, milletimiz ve finansal sistemimiz adına üstlendiğimiz bu tarihi sorumluluğun hemen ardından; malum şer odaklarının son derece planlı, kasıtlı ve organize bir spekülatif atağına maruz kalmış bulunmaktayız.
İçinde bulunduğumuz bu durum; herhangi bir yerli ya da yabancı finansal kuruluşun tek başına altından kalkamayacağı, tüm piyasayı sirayet altına alma riski taşıyan, olmadık ve emsalsiz büyüklükte yıkım amaçlayan spekülatif bir ataktır.
Finans piyasalarımızda küresel ve geleneksel vesayet odaklarına karşı, yerli ve milli bir anlayışın dengeleri değiştirmesi kritik bir dönüm noktasıdır. Tera Grubu olarak bizler, geliştirdiğimiz yerli finansal modellerle tarihte ilk kez küçük yatırımcımızın ve yerli tasarruf sahibimizin piyasadaki gücünü artırdık.
Açıkça belirtmek isterim ki; bugün karşı karşıya olduğumuz bu devasa saldırının arkasındaki temel sebep, yerli ve milli bir iradenin piyasada derinleşmesi ve milletimizin öz evlatlarının kendi ekonomisinde söz sahibi olmasıdır. Yaşanan bu durum, esasen Portföy Yönetim Şirketimizin belirli fonlarında yaşanan geçici bir likidite sıkıntısından ibarettir.Türkiye’nin en yüksek sermayeli portföy yönetim şirketi ve en köklü aracı kurumunu bünyesinde barındıran Tera Ailesi, devasa finansal gücü ve sarsılmaz yapısıyla bir bütündür; tüm şirketlerimiz faaliyetlerine aralıksız ve eksiksiz devam etmektedir.
Biz geçmişte de benzer spekülatif hamlelerle, kurgulanmış baskılarla karşı karşıya geldik; ancak her defasında bu badirelerin altından alnımızın akıyla kalkmasını bildik. Ben ve ekibim, bu zorluğun da üstesinden gelecek tüm hazırlıkları yaptık, gerekli önlemleri aldık; eylem planlarımızı adım adım uygulamaya koyuyoruz.
Şunun iyi bilinmesini isterim ki; Grubumuza yönelik bu spekülatif ataklar sürerken, bu süreçte sorumluluk almaktan kaçınan veya sessiz kalanların tutumu bizim kararlılığımızı sarsamayacak; aksine mücadele azmimizi ve direncimizi daha da pekiştirecektir.
Biz sadece şirketlerimizi yönetmek için değil; milletimizin hakkını korumak, Türkiye sermaye piyasasının geleceğini inşa etmek ve ülkemize hizmet etmek adına yola çıktık. Zor zamanlarda sorumluluk almaktan ve memleket yükünü göğüslemekten hiçbir zaman çekinmedik, bugün de çekinmiyoruz. Bizim mücadelemiz sadece finansal göstergelerden ibaret değildir; bu mücadele Türkiye'nin finansal ve ekonomik bağımsızlık mücadelesidir. Karşı karşıya kaldığımız bu saldırı; grubumuzun direncini ve ilkeli duruşunu asla sarsamayacaktır. Biz kocaman bir aileyiz. Dışarıda yürütülen bu spekülatif hamlelere karşı tüm yatırımcılarımızın dik duracağına ve milletimizle bütünleşerek bu süreci aşacağımıza inancım tamdır.
Buradan açıkça ifade etmek isterim ki: Sayın Cumhurbaşkanımıza ve onun ülkemizin bağımsızlığı için gece gündüz çalışan ekibine olan saygım, sevgim ve inancım sonsuzdur. Sayın Cumhurbaşkanımızın temsil ettiği milli vizyon doğrultusunda, sadece finansal alanda değil, ülkemizin ihtiyaç duyduğu her platformda ve her sorumluluk kademesinde yerli ve milli duruşumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz.
Sermaye Piyasası Kurulu başta olmak üzere ilgili tüm düzenleyici ve denetleyici kurumlarımızın, piyasa düzenini, finansal istikrarı ve yerli yatırımcının hakkını gözeterek bu olağan dışı hareketlere karşı gerekli adımları atacağına inanmak istiyoruz.
1/2
İşte gözden kaçmayan o sahne…
15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanımızın Özel Kalem Müdürü, Büyükel��imiz Prof. Dr. Hasan Doğan hocamızın, uçağın kaptanına sorduğu o hayati soru:
“Pistlerin ışıkları kapalı olursa, sen yine de inebilir misin?”
O gece Cumhurbaşkanımızın yanında olan Hasan Doğan hocamızın bu anı, Asırlık Gece belgeselinde ilk kez böyle net şekilde karşımıza çıktı.
O gece millet iradesi için geri adım atılmadı.
Rabbimize hamdolsun, böyle bir lidere ve milletinin iradesine sahip çıkan bir Cumhurbaşkanına sahibiz. 🇹🇷
@hasandogan
Sosyal medyada yürütülen “Barrackiye” operasyonuna dikkat!
Oral Toğa hocamız önceki hafta “Barrackiye” başlığı altında yapılan paylaşımlara dikkat çekmiş, bu konuda önemli tespitlerde ve ikazlarda bulunmuştu.
Merve Şebnem hanımın paylaşımı ve hususen paylaşımdaki "Şimdi de bol bol İrancı görünümlü İsrailci göreceğiz" tespiti çok önemli.
İsrail'in Golani Tugayı, Mossad ve Aman gibi kurumları sosyal medya üzerinden yıllarca Arap dünyasına yönelik operasyon yürüttüler.
On binlerce Arapça paylaşım yapan hesap açıldı. Hesaplardan Iraklı, Ürdünlü, Suudlu, BAE'li, Yemenli, Mısırlı kullanıcılar gibi paylaşımlar yapıldı.
Yine hesapların bir bölümünden Arap milliyetçisi, bir bölümünden selefi, diğer bir bölümünden Sünni, Şii, Suud yanlısı, İran yanlısı vs. gibi paylaşımlar yapılarak suni gündemler oluşturuldu, gerçek kişiler tartışmaların içerisine çekildi.
İsrail başta Filistin topraklarındaki işgalini ve soykırımı temize çekmek için olmak üzere bir çok konuda çevrimiçi platformlara 'veri zehirleme' operasyonları düzenledi.
Hanover Enstitüsü adlı paravan düşünce kuruluşu üzerinden sahte raporlar yayımlayan İsrail, ChatGPT, Claude ve Perplexity gibi yapay zeka modellerinin veri tabanlarını Filistin aleyhine manipüle etti.
Bakıldığında İsrail, sosyal medyayı savaşın bir parçası olarak gördü, değerlendirdi ve kullandı.
Netanyahu, önceki yıl yaptığı açıklamada Arap dünyasına yönelik yaptıkları sosyal medya çalışmalarından çok iyi neticeler aldıklarını açıkladı.
“Barrackiye” başlığı altında yapılan paylaşımlar ve hazırlanan yapay zeka videoları ve görselleri, sempatizan ve muhalif bir grubun işinin olmadığını, profesyonel bir işin ortaya konulduğunu göstermektedir.
Şüphesiz paylaşımlar devletimizin ilgili birimlerinin dikkatini çekmiş ve gerekeni yapmış veya yapıyorlardır.
Ancak İsrail'in sosyal medya operasyonlarına baktığımızda ve son dönem bölgesel gelişmeleri de ele aldığımızda “Barrackiye” operasyonunun merkez üssünün İsrail olma ihtimalinin yüksek olduğunu değerlendiriyorum.
"Faizin yasaklanması sadece islama özel değil
Musa, İsa ve Muhammet'i aynı para programına davet etseniz faiz karşıtlığı konusunda aynı düşünürler
İslam faizi çok daha fazla aşağılıyor, risk almayı ve yatırımı teşvik ediyor
İslam kapitalist pratiklerin tetikleyicisi olmuştur"
Karşılıksız para basmak neden imkânsızdır?
Çok kez kullanılır ama modern para sisteminde "karşılıksız para basma" ifadesi kavramsal olarak anlamsızdır.
Aslında kastınız farklıdır.
Çünkü modern parada karşılıksız yaratım diye bir işlem teknik olarak mevcut değildir. Para bir nesne olarak üretilmez, bir bilanço kaydı olarak doğar ve her kayıt çift taraflıdır. Merkez bankası para yarattığında bu para onun pasifinde bir yükümlülük olarak belirir, ve muhasebe zorunluluğu gereği aktif tarafta ona denk bir kalem yer alır. Tahvil alınır, döviz alınır, ya da bankaya teminat karşılığı kredi açılır. Tek taraflı kayıt yapılamaz, dolayısıyla karşılığı olmayan para da yaratılamaz. Tabir, olmayan bir işlemi tarif etmektedir.
Aynı şey paranın büyük kısmını oluşturan banka mevduatı için de geçerlidir. Banka kredi açtığında mevduatı yoktan yaratır ama bu yaratım da çift taraflıdır, aktifte borçlunun geri ödeme taahhüdü durur. Kredi kapandığında mevduat da yok olur. Burada da bir tarafı boş bırakma imkânı yoktur.
Tabirin anlamsızlığının ikinci kaynağı, karşılık kelimesinin altın standardından devralınmış ve artık geçerliliği kalmamış bir anlamla kullanılmasıdır. O düzende banknot metale dönüştürülebilir bir senetti ve karşılık kelimesi somut bir şeye işaret ediyordu. 1971'den sonra hiçbir para birimi böyle bir vaat taşımaz. Bu ölçüte göre dolar da euro da yen de karşılıksızdır, yani ölçüt hiçbir para birimini diğerinden ayırmaz. Ayırt etmeyen bir ölçüt analitik olarak işlevsizdir. Türk lirasını eleştirmek için kullanıldığında bile aslında tüm dünyayı kapsayan bir tanım tekrarlanmış olur.
Üçüncüsü, tabir paranın değerinin nereden geldiğini yanlış yerde arar. Modern paraya değerini bir depoda duran varlık değil, devletin vergiyi o birimle talep etme yetkisi, merkez bankasının yarattığı parayı gerektiğinde geri çekebilme kapasitesi ve gelecekteki mali disipline dair beklenti verir. Bunlar bilançoda bir satır olarak durmaz, dolayısıyla "karşılık var mı" sorusu zaten yanlış soruyu sorar.
İnsanların bu tabirle sezdiği gerçek sorun ise başka bir yerdedir ve adı bellidir. Sorun, yaratımın karşılıksız olması değil, aktif tarafta duran karşılığın niteliksiz ya da sahte olmasıdır. Hiçbir zaman geri ödenmeyeceği bilinen bir alacağı teminat saymak, ödünç alınmış dövizi kendi rezervi gibi göstermek, kamu açığını kalıcı olarak merkez bankası kaynağıyla finanse etmek. Bunların hepsinde karşılık defterde vardır ama ekonomik olarak yoktur ve genişleme geri çevrilemez hale gelir. Doğru ayrım karşılıklı ile karşılıksız arasında değil, geri çevrilebilir genişleme ile geri çevrilemez genişleme arasındadır. Tabiri kullanan kişi çoğu zaman ikincisini kastetmektedir, ama kullandığı kelime birinci ayrımı ima ettiği için hem yanlış hem de tartışmayı verimsizleştiren bir kalıptır.
2026 içerisinde devletten sübvansiyon gelmezse tekstil Türkiye'de tamamen bitecek. Merter, Avcılar, Laleli gibi semtlerde atölyelerde işten çıkarmalar inanılmaz boyutlarda. Sene içerisinde bu atölye sahipleri ile röportaj yayınlayacağım.++
🔴 İTO Başkanı Şekip Avgadiç:
"Şu anda en çok karşılaştığımız konulardan bir tanesi de 'Türkiye pahalı' algısı.
Bu çok tehlikeli bir söylem. 'Türkiye pahalı' algısı belirli bir kitleye yerleşirse, orta ve uzun vadede mal ihracatının yanında, alışverişin yanında turizmi de vuracaktır."