@sendikahaberl@egitimgucusen@HurEgitimSen@ismailAkdag80 üye olabilir istediği sendikaya.Onun arkasından kim gelmek istiyorsa gelir.Neden bu kadar büyüttünüz? Adam hür olmak istiyorsa,buyursun https://t.co/AzK03GDCXLştacı olur bizim için.Bütün üyelerimiz bizim için baştacı.Neden bu kadar büyüttünüz?
MEB, seminerlerde re’sen görevlendirme işlemlerinden vazgeçmeli, kalıcı çözümler üretmelidir
Millî Eğitim Bakanlığınca düzenlenen hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılacak öğretmenlerin belirlenmesinde zaman zaman görevlendirmelerin re’sen yapıldığı ve faaliyete katılacak öğretmenlere görevli olduklarına dair duyuruların, faaliyetin başlamasına çok kısa bir süre kala yapıldığı; bu durumun da mağduriyetlere yol açtığı ortadadır.
Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’nün 15.01.2018 tarih ve 1021764 sayılı yazısında hizmet içi eğitim faaliyetlerinde gönüllülük ilkesinin esas alındığı bildirilmesine rağmen, uygulamada öğretmenler zaman zaman bu faaliyetlere re’sen görevlendirilmektedir.
Bakanlık, söz konusu yazısında “hizmet içi eğitim ve seminerleri öncelikle gönüllülük ve başvuru esasına göre düzenliyoruz” açıklamasında bulunsa da her geçen gün öğretmenlerin hizmet içi eğitim ve seminerlere re’sen görevlendirildiği görülmektedir.
Re’sen yapılan hizmet içi eğitim faaliyetlerinde, faaliyete katılacak öğretmenlerin hangi ölçütlere göre belirlendiği; bu tasarrufun Bakanlık tarafından mı yoksa il millî eğitim müdürlükleri tarafından mı kullanıldığı da net değildir.
Millî Eğitim Bakanlığınca düzenlenen hizmet içi eğitim faaliyetleri bir takvime bağlanmakta ve yıl başında okul ve kurumlara duyurulmaktadır. Bu takvime göre katılmak isteyen öğretmenler MEBBİS modülü üzerinden başvuru yapmakta, başvurusu kabul edilenler ise belirtilen tarihlerde faaliyetlere katılmaktadır.
Ancak re’sen görevlendirmelerde gönüllülük esası gözetilmediği gibi, görevlendirmeler seminere çok kısa bir süre kala öğretmenlere tebliğ edilmektedir. Bu durum; öğretmenlerin sağlık, aile ve kişisel planlamaları açısından ciddi sorunlara yol açmaktadır.
Şöyle ki;
Re’sen yapılan bu görevlendirmelerden öğretmenlerin önceden haberdar olmaması, doğrudan mağduriyetlere neden olmaktadır. Bazı illerde ise faaliyetlere katılacak öğretmenlere duyurular, faaliyetin başlamasına çok kısa süre kala yapılmakta (örneğin pazartesi başlayacak bir faaliyetin cuma günü bildirilmesi gibi) ve bu durum öğretmenleri zor durumda bırakmaktadır.
Bu mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için hizmet içi eğitim faaliyetlerinde re’sen görevlendirme yapılmamalı; katılım gönüllülük esasına dayandırılmalı ve gerekli duyurular en az 15 gün öncesinden yapılmalıdır.
Ayrıca yarıyıl ve yaz tatillerinde, cumartesi ve pazar günleri ile mesai günlerinde saat 17.00’den sonra öğretmenlere eğitim-öğretimi aksatmamak adına re’sen seminer verilmesi, yürürlükteki mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Şöyle ki;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 99. maddesinde memurların haftalık çalışma süresinin genel olarak 40 saat olduğu, bu sürenin cumartesi ve pazar günleri tatil olacak şekilde düzenlendiği hüküm altına alınmıştır.
100. maddede ise günlük çalışma saatlerinin illerde valiler tarafından belirleneceği düzenlenmiştir.
101. maddede öğretmenlerin yaz tatili ile dinlenme tatillerinde izinli sayıldıkları açıkça ifade edilmiştir.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, öğretmenlerin anayasal dinlenme hakkını kullandıkları dönemlerde re’sen görevlendirme yapılması hukuka aykırıdır. Öğretmenlere mesai saatleri dışında zorunlu seminer verilmesi de aynı şekilde yasal değildir.
Kaldı ki bu tür uygulamalar, Anayasa’nın 18. maddesinde yer alan “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.” hükmüne de açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Dolayısıyla; yarıyıl ve yaz tatillerinde, hafta sonlarında ve mesai saatleri dışında gerçekleştirilen öğretmen eğitimi, hizmet içi eğitim, kurs ve seminerlerde öğretmenlerin zorunlu/re’sen görevlendirilmesi yasal ve hukuki değildir.
Bu faaliyetlere katılımda gönüllülük esas alınmalı; görevlendirmeler isteğe bağlı yapılmalıdır. Zira bu tür görevleri gönüllü olarak üstlenmek isteyen çok sayıda öğretmen bulunmaktadır.
Ayrıca gönüllülük esasına göre yapılacak görevlendirmelerde keyfî uygulamalardan kaçınılmalı, objektif kriterler esas alınmalıdır.
#öğretmenebarikat alt tarafı sesimizi duyuracağız. Bizlere emanet ettiğiniz çocuklarınızı eğiten öğretmenleriz biz. Topluma, nasıl örnek insan oluru öğreteniz. Bize bu işkence neden ?
ÖĞRETMENE YÖNELİK TEHDİT ASLA KABUL EDİLEMEZ
İstanbul Beylikdüzü Dr. Ayla Savaş Ortaokulu’nda görev yapan bir kadın öğretmenimiz hakkında, bir veli tarafından İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gönderilen e-postada açıkça fiziksel şiddet tehdidinde bulunulmuştur.
“O öğretmeni okul içinde veya okul çıkışında yakalar ve fiziki olarak şiddete başvururum. Haziran ayına kadar evinde ya da hastanede raporu ile yatar.” İfadeleriyle açıkça tehdit etmiştir.
Öğretmenimize yönelik bu açık tehdit asla kabul edilemez.
Yetkilileri derhal göreve davet ediyor; bu açık tehdidi savuran kişi hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin gecikmeksizin başlatılmasını, öğretmenimizin, öğrencilerin ve okul personelinin güvenliğinin sağlanmasını talep ediyorum.
@tcmeb, @adalet_bakanlik@TC_icisleri@istanbul_EGM@TC_icisleri
8. Dönem Toplu Sözleşme masasında üç konfederasyon var: Memur-Sen, Kamu-Sen, Birleşik Kamu-İş.
Ama ortada ne ortaklaştırılmış bir teklif var ne de birleşmiş bir irade!
Soru şu:
Bu üç konfederasyon memurun hakkını birlikte mi savunacak, yoksa masada birbirleriyle rekabet mi edecek?