Rasulullah doğru söylemiştir!
Aç sırtlanlar gibi üzerimize üşüşüyorlar.
Bu bizim az olmamızla mı alakalı? "Hayır!"
#Devrim#SerdalAdalıİstifa#neleroldu#pazar
İsrail Güllü Cem Küçük Asırlık Gece Feyza Civelek Erdal Beşikçioğlu Ak Parti
İKTİDAR OLDUK MUKTEDİR OLAMADIK NEDEN ? https://t.co/3VpJ4FD9AZ
Dr Abdulkadir ŞEN ‘ den yine çarpıcı bir video ve mükemmel tespitler. Allah ondan razı olsun. Rabbim Ümmeti Muhammed’i Satılık Yönetimlerden ve Yöneticilerden Kurtarıp Ümmetin derdiyle dertlenen Raşid Halifelere Kavuştursun . Aminn.
Bu hayırlı ümmeti 'istikamet ümmeti' olmaktan çıkarıp 'tavizler ümmetine' kim dönüştürdü?
Yeniden istikamet ümmeti olabilmenin tek yolu, Resûlullah’ın (s.a.v.) metoduna dönmektir. Ümmet; 'reel politik' veya 'ümmetin maslahatı' gibi istismara açık ve esnetilen kavramlarla asla istikamet yolunu bulamaz.
Rasulullah (sav) ne de güzel buyurdu:
“Düşmanımın kalbine bir aylık mesafeden korku salınmak suretiyle bana yardım olundu.” [Buhari, Müslim]
Tarihte Müslümanların ne zaman gücü azalıp heybeti kaybolduysa, kâfirler oradan cesaret bulmuş; İslam beldelerine seferler düzenleyerek Müslümanları katletmiştir.
Ama ne zaman ki Müslümanlar Hilafet’in gölgesi altında güçlerini birleştirmiş, savunma yerine cihad bilinciyle yeryüzünü fethetmeye koyulmuşsa; işte o zaman kâfirlerin yüreğini dehşetli bir korku kaplamış, Müslümanlar da güvenlik ve emniyete kavuşmuştur.
Amerikan Suriye Özel Temsilcisi Ahtar İbrahim'i, Suriye halkı Amerika'nın sunduğu siyasi çözüme razı olmazsa cehennemi yaşayacak diyordu. Suriye'de 1 milyon Müslüman Amerikan sponsorluğunda katledildi. Şimdi failler katliam mahallinde cirit atıyor. "Siyasi tefekkür/ uyanıklık tefekkür çeşitlerinin en kıymetli olanıdır" diyen Takiyuddin en-Nebhani ne kadar doğru söylemiş, Allah ona rahmet eylesin.
Suriye, Şam, Halep, Filistin, Mısır, bu topraklar Raşid Halife’ler tarafından İslam ordularıyla fethedildi. 13 asır dünyaya adalet sağlayan Hilafet Devleti, 3 Mart 1924 tarihinde İngiltere ve batı aşığı işbirlikçi mücrimler eliyle ilga edildi.
Fransa Suriye’yi uzun yıllar manda yönetimiyle işgal etti. İngilizler Türkiye’de batı aşığı yöneticilere, “Laik yönetim ve Hilafet’in ilgası” şartıyla sözde bağımsızlıklarını verdi. Lozan’da her biri “ulus devlet” olma şartıyla bunu kabul etti.
Amerika dünya siyasetine girdiğinde, özellikle İslam topraklarında kendisine (ekonomik gücüyle beraber) işbirlikçi rejimler eliyle yer buldu. Borç verip esir aldı.
Suriye 60 yıllık Baas rejimiyle, muhlis Suriye halkına kan kusturdu. Rejime karşı gelenler yok edildi. Uzun yıllar adını duymadığımız işkence merkezlerinde katletti.
Artık yeter diyen Suriye halkı, Baas rejimine karşı ayaklanmayı 2011 mart ayında başlattı. Ayaklanma aşiretlerin desteğiyle İslami devrime dönüştü. Suriye’de özellikle “Cuma Namazlarına” isimler verilmeye başlandı.
-Liderimiz sonsuza dek, Efendimiz Muhammed’dir
-Devrim bizi birleştiriyor
-Eş-Şa'b Yurid İskat el-Nizam
-Eş-şab yurid Hilafe İslamiyye
-Halk rejimin devrilmesini istiyor
Amerika ve batılı ülkeler, İslami devrim/İslami devlet (Hilafeti) kurmak amacında olan her grubu, her komutanı birer birer katletti.
İşte bu sloganların ruhuyla başlatılan 14 yıllık Suriye devrimi, 2024 yılı aralık ayında çalındı/çaldılar.
Çalınan devrimin liderlerinden olan Cevlani/Colani/Ahmed el Şara ise, Amerika tarafından sevilen/desteklenen, Türkiye tarafından yönlendirilen/desteklenen, Fransa ve Rusya tarafından desteklenen bir lidere kavuştu.
Yeni Laik Suriye yönetimi:
-Yahudi varlığını düşman görmeyen
-Suriye sokaklarını kanla yıkayan Amerika ve Rusya ile dost olan
-Trump’ın övgüsüne mazhar olan
-Rejimi ayakta tutup, sadece yönetenlerin değişmesi
-İslami devrime devam etmek isteyenlere göç zoru, silahsızlandırma ve alıkoyma
-Rejim artıklarına veya yakınlarına af ve devlet kadrolarında yer verme…
Sonuç: Dera’lı gençler tarafından başlatılan devrim, İslami kıyama dönüştü. Bu kıyam dönemin ABD başkanı Barack Obama’nın saçlarını beyazlatan, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ı çılgına çeviren sürece dönüştü. Bu uğurda onlarca, yüzlerce salih komutan katledildi. Binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca Müslüman yerinden edildi, kimyasal silahlarla şehit edildi.
Çalınan Suriye kıyamı, şehit edilen Müslümanlara, komutanlara bu uğurda cefa çeken insanlara ihanettir. Allah’ın dini olan İslamı hayata hakim kılmaya çalışanların temiz kanlarına ihanettir.
Devrim çalınmıştır. Rejim halen ayakta olup, İslam iktidarda değildir. Devrim henüz tamamlanmamıştır.
Ne mutlu hakkı hak bilenlere!
Ne mutlu batılı batıl bilip ondan sakınanlara.
Ne mutlu Allah’ın dinini yeryüzüne hakim kılmaya çalışan muvahhidlere. Selam olsun onlara.
Son birkaç gündür Nepal’de, özellikle Hindistan sınırına yakın bölgelerde Müslüman azınlığı doğrudan hedef alan toplumsal şiddet dalgası patlak vermiştir.
Bu düşmanlığın arkasında, bölgeye dışarıdan ithal edilen ve Hindutva aşırılıkçılığının yansıdığı yıkıcı bir arka plan bulunuyor.
Yaşanan bu planlı şiddete ve krizin ciddiyetine rağmen, uluslararası kamuoyundaki ve ana akım medyadaki sessizlik sağır edici boyuttadır.
Bu sessizlik yalnızca Nepalli Müslüman kardeşlerimizi yalnızlaştırmakla kalmıyor aynı zamanda şiddeti kışkırtan odakları da cesaretlendiriyor.
Bu vahim tablonun karanlıkta kalmaması ve Nepalli Müslümanların yaşadıkları şiddet olayları hakkında farkındalık oluşturarak onların sesi olmak belki onların durumunda iyileşmeye ve olumlu bir etkiye yol açar.
Müslümanlar olarak yaşanan insani krizin görünürlük kazanması açısından İslami ve insani bir duyarlılıkla katkıda bulunmak, Nepalli Müslüman kardeşlerimizle dayanışma içinde olmak önem arzetmektedir.
İran İle Umman, Hürmüz’ü Görüştü
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İran'ın Umman ile yalnızca Hürmüz Boğazı üzerinden geçici ve güvenli bir deniz geçiş koridoru oluşturulmasına ilişkin görüşmeler yaptığını açıkladı.
İranlı sözcü, Umman ile varılacak olası bir anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için tek başına yeterli olmayacağının altını çizerek, ABD'nin saldırganlığı sürdüğü sürece boğazdaki mevcut durumun değişmeyeceğini beyan etti.
ABD Başkanı Trump, pazar günü başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, "Açıkça görülüyor ki saldırıya uğramak istemiyorlar. Saldırının büyüklüğünü biliyorlardı çünkü hazırlıklarını görüyorlardı. Şu anda onlarla müzakereler çerçevesinde görüşüyoruz. Görüşmeler pazartesi öğleden sonra başlayacak" iddiasında bulunurken Bekayi, ülkesinin şu anda ABD ile herhangi bir görüşme yürütmediğini açıkladı.
Yusuf Hoca amacım size haksızlık yapmak değil.
Sizin Allah'a, Rasulüne, İslam'a ve Ümmete olan muhabbetinizi biliyor, Ümmetin derdiyle dertlendiğinizi de görüyorum.
Ancak bizler acı içinde kıvranan bir ümmetin evlatlarıyız. Onu acıya boğan nedenleri ve sorumluları doğru şekilde tespit etmek, ona düşmanlık edenleri, onun acısını artıranları ifşa etmek, Ümmete göstermek zorundayız.
Bundan daha da önemlisi, onu düştüğü bu kötü durumdan kurtaracak ve layık olduğu seçkin ve şerefli konuma yeniden yükseltecek doğru çözümü de açıklıkla, cesaretle ortaya koymalı, bunun mücadelesini vermeliyiz.
Doğru tespit ve doğru çözüm ikisi bir arada olmadıkça harcanan enerji ve imkanların ümmetin dertlerine derman olmayacağını, onu kalkındırmayacağını, yaşadığı acıları sona erdirmeyeceğini belirtmek istedim.
İslam Ümmetinin en büyük sorunu sömürgeci Batıya ve onların liderlik ettiği dünya düzenine bağımlı ulus devletler, siyasal sistemler ve siyasal iktidarlardır.
Ümmetin kurtuluşu ise sadece ve sadece İslam'ın hayata hakim olmasıyla, dağılmış ve parçalanmış ümmetin yeniden Hilafet çatısı altında birleşmesiyle mümkün olacaktır.
Selam ve saygılarımla, Allah'a emanet olunuz.
#Enflasyon cebinizdeki hırsız, ilan edilmemiş en büyük vergi kalemi ve toplumsal yozlaşmanın gizli mimarlarındandır. Emeğin, birikimin ve geleceğin sessizce gasp edilmesidir.
Türkiye istatistik Kurumu #tüik tarafından yapılan açıklamaya göre Temmuz'da enflasyon aylık %1,78, yıllık ise %31,75 olurken, Mehmet Şimşek, Temmuz enflasyonuyla ilgili paylaşımında "Mali disiplinden ve kalıcı fiyat istikrarı hedefimizden taviz vermiyoruz" ifadesiyle başarısızlığı gizlemeye çalıştı.
Bugün açıklanan veriler %31,75 diyor ama mutfakta ve rafta hissedilen gerçek çok daha fazla.
Kazanırken vergilendirilen, harcarken eriyen bir alım gücüyle yoksullaştırılan halk, ülkenin en temel gerçekliği haline gelmiştir.
Mehmet Şimşek ne kadar bahane üretse de, başarısızlığı başarı gibi göstermeye çalışsa da başarısızlık gün gibi apaçık ortadadır.
Yarın akşam Ankara - Yenimahalle'deyiz...
Yeni yerimizin açılışını yapacak aynı zamanda yalanların gölgesinde ölmeye devam eden Gazze'yi konuşacağız.
Davetlisiniz...
"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!"
Demokratlar, laikler, kapitalistler tekliflerle geliyordu Allah Rasulü'ne. 'Bir sene sen, bir sene biz yönetelim' diyorlardı. 'İlahın neden hayatımıza karışıyor, git evinde ibadetini yap' diyorlardı. 'Seni en zenginimiz yapalım' diyorlardı...
Her şeyin bir ilmi yönü, aklî yönü, usulü, adabı vardır.
Böyle saçma sapan şeyleri İslam adı altında anlatarak İslamın akla hitap ettiği, iç güdüleri doğru bir şekilde doğurduğu, fıtrata uygun olduğu gerçeğini de zedeliyorsunuz.
Yapmayın, etmeyin!
Hamas yetkilisi Gazi Hamad:
“Biz bu anlaşmadan memnun değiliz. Bazı tavizler verdik evet. Daha iyisini yapmayı isterdik. Maalesef pek çok konuda yüz üstü bırakıldık. İslam dünyası bizi yalnız bıraktı.”
Gazze Barış Anlaşması’na garantör olan, ancak Gazze’yi yine yüzüstü bırakan AK Parti Türkiye’si ile diğer Müslüman ülkelerin yöneticileri Allah’a nasıl hesap verecek?
Bu sitem dolu sözler; Gazze için timsah gözyaşları döken ancak perde arkasından İsrail’e petrol sevkiyatına devam eden, İsrail’i ayakta tutan Trump’ı dost edinen ve onun her türlü ihanet planına ortak olan yalancı ve işbirlikçi yöneticilere karşı Gazze halkının büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını, onlara içten içe beddualar ettiğini gösteriyor!
Gazze’nin ahı, kendisini katliama terk eden o zalim yöneticilerden elbet çıkar aheste aheste…
Bugünün Acı Gerçeği Hilafetin yokluğudur.
Dün tek bir kadının feryadı için ordularını seferber eden o irade ile bugünkü İslam dünyasının durumu arasındaki tezat son derece acıdır. Bugün Gazze’de kadınların ve çocukların feryatlarını duyacak, orduları seferber edecek bir Hilafet Devleti ve halifemiz yoktur.
Ne yazık ki bugün Müslümanların başındaki elliden fazla yönetici, mazlumların feryatlarına yetişmek yerine küresel güçleri ve kendi koltuklarını memnun etme telaşındadır. Gazze'deki çığlıklar karşısında serglenen bu sessizlik, Müslümanların koruyucu bir kalkandan mahrum oluşunun en somut kanıtıdır.
"Va Mutasımah" olayı göstermektedir ki; Hilafet sadece tarihi bir kurum değil, mazlumların sığınağı ve caydırıcı, koruyucu bir kalkanı demektir. Bugün Gazze'de yaşananlar, Müslümanların izzetini, canını, kutsallarını, mallarını koruyacak, feryatlara yetişecek Hilafet devleti ve liderliğe ne kadar acil ihtiyaç duyulduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Yusuf Hoca bence bunda sizin de payınız var.
Hep fertleri sorumlu tuttunuz. Bu durumun gerçek sorumlularını dile getirecek kadar cesur olamadınız.
Sizin yerinize ben söyleyim.
Sadece bu konunun değil, toplumu çöküşe sürükleyen diğer pek çok konunun da gerçek sorumluları, bozguncu laik kapitalist düzen, anayasa, iktidarın aileyle, toplumla, hukukla, eğitimle, ekonomiyle, çalışma hayatıyla, medyayla vb.ilgili yasal düzenleme ve uygulamalarıdır.