DSG tasfiyesi durdurulmalı. Bunun için herkes elinden geleni yapmalı!
Rojava Kürdistan’ında tek yanlı “entegrasyon” dayatmasının tehlikeli işaretlerinin son örneği Serêkani saldırısı!
Rojava’da Kürt halkı silahsızlandırılırken Cihadist gruplar silahlı!
7 yıl sonra Serêkanìye dönen Kürt aileler HTŞ yanlısı silahlı Cihadist grupların saldırısına uğradı. Lanetliyoruz!
Bu tesadüfen ya da ani bir gerilim sonucu yaşanan saldırı değil planlanmış bir saldırı.
Dönüş konvoyunun önünü kesen silahlı cihadistler silahsız savunmasız Kürt ailelere saldırarak onlarca yaralı ve maddi kayıplarla halkı geri dönüşe zorladılar.
HTŞ Hükümeti kentlerine dönüş bekleyen on binlerce Kürt aileye “dönün” dedi ama gerekli güvenlik tedbirlerini almadı.
Silahsız Kürt halkı, cihadist grupların saldırılarıyla yüz yüze bırakıldı.
Bu saldırı da gösteriyor ki Kürt halkı; HTŞ iktidarı ve silahlı çeteleri karşısında öz savunma gücüne sahip olmak zorunda!
"Malazgirt savaşında toplam 14 bin askerin 10 bini Kürtlerden oluşmaktaydı"
1200 yıllarda yazılmış Klasik İslam tarihi kaynaklarına göre:
"Sultan Alp Arslan'ın yanında 10.000 Kürt savaşçının toplandığı"
Sıbt İbnü’l-Cevzî (ö. 654/1256) ait olan Mir’âtü’z-Zemân fî Tevârîhi’l-A’yân
9.yy'da yaşamış Keldani Ibn Vaşhiyya, "Kitab Shawq al-Mustaham" adlı eserinde
Kürtlerin kadim alfabesi olan Masi-Soratî
alfabesini kaydetmiş.
Hatta tamamı Kürtçe ve bu alfabe ile yazılan 32 kitaptan söz ediyor.
Bu alfabeyi neden Kürt takımları kullanmıyor?
Ticaret Odası açıklama yapmış. İş camiası olmasaymış Amedspor diye bir kulüp olmazmış..
Amedspor’un varlığını iş camiasına bağlamak, bu kulübün tarihini ve milyonlarca taraftarının emeğini yok saymaktır. Temennimiz, Amedspor’un hiçbir sermaye grubunun gölgesine girmeden, gücünü yalnızca taraftarından-halkından-alan, kendi ayakları üzerinde duran ve bölgenin gerçek kimlik takımı olarak yoluna devam etmesidir.
İş camiasız bir Amedspor daha özgür,daha kimlikli ve daha kalıcı olur.
KÖTÜ GÜNÜN İYİSİ , İYİ GÜNÜN KÖTÜSÜ… BENUSEN…
Çok garip bir hal biliyormusunuz… 1990 ların Diyarbakır ın da insanlık namına Kürtlere yurt olmuş bir kaç Diyarbakır mahallesinden biri… Benusen ; bir mahalleden çok daha fazlası…
Evet gerçekten öyle düşünki insanlar can havliyle köylerini terk ederken … Ölüm den yaşamın gerçekliğine sığınırken gelip sana sığınmış… Yuva olmuşsun, yurt olmuşsun, ev sahipliği yapmışsın… Bağrını açmışsın acılarına … Hala durur tüm izleri benliğinde… Hala taşırsın tüm acıları… Yaşananların aynasısın sen … Sinevizyon sun iki yüzlülüğün ve zülmün karşısında … Sen durdukça inkarı olamaz bu gerçekliğin…
Benusen bu onurlu duruşuyla tabiki cezalandırılıyor… Tabiki hizmet almıyor… Tabiki yok sayılıyor… Tabiki kimliksizleştiriliyor… Tabiki görmezden geliniyor… Tabiki 40 yıldır her sabah cezalandırılıyor…
Birde Benusen liler var tabi onlar da yanlız bıraktı Benusen i … Onlarda “ Kör’ün gözü görünce ilk bastonunu kırar. ‘’ cümlesinin içini doldura doldura ilk fırsatta terk etti Benusen i .
Şimdi geldiğimiz nokta itibariyle önünde üç yol var gibi;
1. Yol… Dünyadaki örneklerinde olduğu gibi mevcut yapısını koruyarak bir dönemin acılarını taşıyan … Yapılanları unutturmayan “Kürt Göç Müzesi” ilan etmek , mevcut yapısal şeklini tescillemek ve korumak.
2. Yol… Benusen lilerin ekonomik refahını artıracak şekilde mevcut emsal yoğunluğunu artırmadan turizm i göz önüne alarak… Yeniden bir Benusen inşa etmek.
3. Yol Benusen i yıkmak. Benusen lilere TOKİ den daire verip borçlandırmak ve susturmak … Hafızasını silmek…
Tabiki birinci yol gerçekleşmeyecek. Çok bilmiş herşeyi bilen STK , Kurum ve Bilim insanlarımız mutlaka UNESCO dan da dayandıracak birşeyler bulup Benusen i öteki , işe yaramaz … vs ilan ederler. Hatta Benusen i hafızamızdan silmek için ellerinden geleni yaparlar yapacaklar… “Haydi balık akvaryuma sen hiç Dicle ve Fırat ı görmedin.”…
Tabiki ikinci yol gerçekleşmeyecek ; çünkü Benusen liler beyaz Kürt değil… Bu yüzden imar düzenlemelerinin nimetlerinden faydalanamazlar. “Ev zencisi olmayan yarım ekmekten fazla yiyemez.”
Ve tabiki üçüncü yol gerçekleşecek. Benusen kötü günün iyisiydise, iyi günün kötüsü olmaya devam edecek. Son kepçe son evi yıkınca ya kadar; acı çekmeye ve bedel ödemeye devam edecek… BEN U SEN…
Kürtlerin 4 bin yıldan fazladır Mezopotamya da (Urfa- Diyarbakır- Erbil hattında) yaşadığının ispatı:
10 . asırdan beri yazılmış 8 ayrı Klasik İslami Tefsir kitaplarında
"Hz. İbrahim'in Kürtlerden Atiye b. Ekrad'ın işareti üzerine yakıldığını" aktarırlar.
Hz. İbrahim yaklaşık olarak M.Ö 2 bin yıllarda yaşadığı kabul edilir.
Ve Hz. İbrahim'in yaşadığı ve yakıldığı yer Mezopotamya olduğuna göre,
Dolayısıyla Kürtler elimizdeki verilere göre en az 4 bin yıldır Mezopotamya da yaşayan bir halktır.
Kaynaklar:
Alûsî – Rûhu’l-Me’ânî – 1850
Taberî – Câmiu’l-Beyân / Târîh – 920
İbn Ebî Hâtim – Tefsîru’l-Kur’ân – 938
Sâlebî – el-Keşf ve’l-Beyân – 1035
Begavî – Meâlimu’t-Tenzîl – 1122
İbn Atiyye – el-Muharreru’l-Vecîz – 1147
İbn Kesîr – Tefsîr / el-Bidâye – 1370
Ebussuûd – İrşâdü’l-Akli’s-Selîm – 1565
Diyarbakır İKK Sekreterliği görevini yürüten kişi, kendi meslek odasının yapılan son genel kurulunda yönetim kurulu üyeliği sıfatı sona ermiş olmasına rağmen, yasal sınırları aşarak İKK Sekreterliği makamını fiilen işgal ediyor.
Bir kişinin İKK sekreteri olabilmesi için kendi meslek odasının yönetim kurulunda yer alması şarttır (TMMOB-İKK Yönetmeliği Madde2). Mevcut sekreterin kendi odasında yönetim kurulu üyeliği sona ermişse, zaten İKK doğal üyeliği vasfı yasal olarak düşmüş demektir. İKK Üyeliği düşen bir kişinin İKK Sekreterliği görevini yürütmesi yasal olmamakla beraber meşru da değildir. Şube genel kurullarının tamamlanmasının ardından İKK ilk toplantısını yaparak yeni sekreteryasını belirlemesi gerekirdi. Başta İnşaat Mühendisleri Odası olmak üzere tüm ilgili meslek odalarının genel kurulları Şubat 2026 itibarıyla tamamlanmıştır. Bugün itibarıyla (Temmuz 2026) şube seçimlerinin üzerinden yaklaşık 4,5 ay süre geçmesine rağmen, mevcut İKK sekreterinin yeni kurulu toplamadığı ve görevi devretmekten açıkça kaçındığı görülüyor.
Yani İKK sekreterliği koltuğunda halen oturmakta ısrar eden kişinin aslında Diyarbakır İKK sekreterliği görev süresi dolmuştur ve hiç bir yetkisi yoktur. Hiçbir Toplantıya İKK adına katılamaz, üyeler adına konuşamaz. Bu durum TMMOB mevzuatını açıkça ihlal etmektedir. Yine bu durumu görmezden gelen TMMOB bileşenleride aynı hukuksuzluğa ortak olmaktadır.@Amedikk@Amedmimarlar@SpoAmed@imo_amed@TMMOB1954
Bugün yaklaşık 700 yıllık bir Kürt mirasını ziyaret ettim.
Burası Gevaş'ta bulunan Halime Hatun Kümbeti.
Kümbet, Melik İzzeddin Şîr (Êzdîn Şêr) tarafından, vefat eden kızı Halime Hatun adına yaptırılmıştır. Melik İzzeddin Şîr, İmameddün Mücellâ’nın amcası olup onun adına Gevaş’ı yönetmiştir.
Kümbetin çevresindeki mezarlar da 15. yüzyıla tarihlenen Müslüman mezarlığına aittir.
Kitabesinde şu ifade yer alır:
“Bu kutsal türbe, Melik İzzeddin’in emriyle merhum Halime Hatun için Hicrî 736 yılının Muharrem ayında (Milâdî 1335) inşa edilmiştir.”
Benzer kader Tebriz Ulu Cami için de geçerlidir.
Esas yapı Selçuklu ve İlhanlı dönemine kadar uzanır. Ancak Tebriz'de 1780 yılında yaşanan büyük deprem, Ulu Cami'yi tamamen yıkmıştır. Daha sonra Dunbulî Kürt Hanlığı'ndan Ahmed Han Dünbülî ve oğlu Hüseyin kulu Han Dünbülî tarafından yeniden ihya ve inşa edilmiştir.
Dunbuli beylerine "Han" denilirdi. Bitlis Beylerine denildiği gibi.
📌 Kadim hadis kaynaklarımızda yer alan ve güvenilir kabul edilen (yani uydurma olmayan) bir rivayette, Hz. Âişe validemiz aracılığıyla nakledilen bir hadise göre Peygamber Efendimiz’in ﷺ Kürd işi bir elbise giydiği aktarılır;
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti, ona babası, ona da Abdurrahman -yani İbn Ebü'z-Zinâd- rivayet ederek dedi ki: Hişâm'ı babasından, o da Âişe’den bu hadisi rivayet ederken işittim;
"Allah Resulü, Ebû Cehm'e ait olan bir Kürdî (kaba kumaştan hırka) aldı. Bunun üzerine: 'Ey Allah'ın Resulü! Hamîsa (nakışlı siyah kumaş), Kürdî'den daha hayırlı/kaliteliydi' denildi."
Hadisin açıklamasında ise şöyle denmektedir;
Hadiste geçen "Bir Kürdî aldı" demek, yani Kürt işi bir rîda (elbise/hırka) aldı demektir. "El-Kürd" kelimesi ötre (damma) iledir. Bu elbisenin; Kürd b. Amr b. Âmir b. Rebîa b. Sa'saa'ya nispet edilmiş olması muhtemeldir. Amr b. Âmir, her gün bir elbise takımı giyer, günün sonu geldiğinde ise kendisinden sonra başkası giymesin diye onu yırtıp parçalardı. Nesep (soy bilimi) imamlarından biri olan Ebû Yakzân, onun nesebini bu şekilde zapt etmiştir (kaydetmiştir).
Fazıl Muhammed Efendi el-Kürdî ise şöyle demiştir:
"O (Kürtlerin soyu); Nuh oğlu Ham oğlu Kûş oğlu Kenan oğlu Kürd'e dayanır."
Onlar pek çok kabileden oluşur ve şu dört ana kabile grubuna ayrılırlar: Soran, Goran (Kuran), Kelhor ve Lur. Kamus Şerhi'nde bu şekilde geçmektedir.
📚Eser: Sünenü Ebî Dâvûd maʿa Şerhihî ʿAvnü’l-Maʿbûd
🖊️Müellif: Ebû Dâvûd Süleyman b. el-Eşʿas b. İshâk b. Beşîr el-Ezdî es-Sicistânî (ö. 275/889)
Pek kimse bilmez.
18.yy'da Tebriz ve çevresini Tebriz Kürt Hanlığı" yönetiyordu. Bunlar aslen Hoy ve çevresini yöneten Dunbuli Kürt aşiretindendir, Safeviler devrinde çok güçlenmişlerdir. Kökenlerinin Eyyubilere uzandığını söyleyenler vardır. Aslen Ezidîdirler.
2. görseldeki, "Azerbeycan Demokratik Cumhuriyeti"nin ilk başbakanı "Fetali Han Hoyski" de bu aileye mensuptur.
Tebriz ve güney Azerbeycan daha sonra Kürt Emir Nezam Gerrusi'ye valilik olarak verilmiştir. (3. görsel)
Emir Nezam, Tebriz'e büyük bir konak inşa etmiştir. Konak bugün "Türk müzesi" olarak kullanılıyor.
Dunbuli Kürt Hanları'nın tüm imar faaliyetleri Tebriz ve çevresiyle sınırlı değildi.
Samarra/Selahaddin şehrinde yer alan İmam Ali el-Hâdî ile İmam Hasan el-Askerî’nin kabirlerini barındıran Imamîn Askerîyîn Haremi'nin bugünkü şekli 18. yüzyıl sonundaki Dunbulî imar ve yenileme evresinden gelir.
Hoy emirlerinden Ahmed Han Dunbulî, 1786 M civarında haremin büyük çaplı restorasyonunu üstlenmiş; dönemin âlimlerinden Mirza Muhammed Refî‘yi masrafları, inşa ve tamir işlerini denetlemekle görevlendirmiştir.
Bu süreçte ravza-i mukaddese ve serdab mermer ve taşla yenilenmiş, serdabın eski girişi değiştirilerek kuzeyden yeni bir kapı açılmış, ahşap kapılar değiştirilmiş, duvarlar yeniden yapılmış ve yapı revak, eyvan ve sahn gibi unsurlarla daha geniş bir mimari düzene kavuşturulmuştur. Ahmed Han’ın başlattığı bu büyük imar faaliyeti, haremin mimarisini Necef’teki İmam Ali Türbesi’ni hatırlatacak bir görünüme yaklaştırmayı amaçlayan kapsamlı bir ihya hareketi niteliğindedir. Ahmed Han’ın ölümü üzerine çalışma yarım kalmamış, oğlu Hüseyinkulu Han Dunbulî tarafından sürdürülmüştür; Hüseyinkulu Han salon ve kapıları tamamlatmış, serdab mescidini nakışlarla süsletmiş, sütunlara Kur’an ayetleri yazdırmış ve kubbeyi mavi muarrak çinilerle bezetmiştir. Her iki Dunbulî emiri de bu kutsal mekânla yalnızca birer onarım hamisi olarak değil, doğrudan mekânın tarihî hafızasına dâhil olan şahsiyetler olarak anılır; nitekim Ahmed Han’ın Samarra Haremi’nin revağına defnedildiği, Hüseyinkulu Han’ın da babasının yanında kendisi için mezar hazırlattığı aktarılır.
Kentle ilgili hemen her konuda karşımıza çıkan tek bir yapı var Ticaret Odası ve Mehmet Kaya. Kendi faaliyet alanlarının çok ötesine geçerek neredeyse her konuda söz sahibi haline gelen bu kurumun bu kentteki gerçek konumu nedir acaba?
Panellerin ve sempozyumların vazgeçilmez konuşmacıları olarak; çözüm sürecinden Rojava meselesine, Kobani’ye yapılacak yardımlardan kadın özgürlük mücadelesine, kültür-sanat alanından Amed spor’a, turizmden kent planlamasına kadar pek çok konuda söz alıyorlar. Bu kadar geniş bir yelpazede, kent gündemini belirleyebilecek ölçüde bir uzmanlık alanına gerçekten sahipler mi?
Yerel yönetimlerin ve siyaset temsilcilerinin Ticaret Odası ile kurduğu ilişki, Amed’de ciddi bir rahatsızlık yaratmışken; Geçtiğimiz Newroz Resepsiyonu’nda dahi basın metninin Ticaret Odası temsilcileri tarafından okunması, aslında bu rahatsızlığın Yerel yönetimler ve siyaset cephesinde pek de karşılık bulmadığını gösteriyor.
Bu kentte söz söyleyebilecek, toplumsal karşılığı olan pek çok kurum, meslek örgütü ve sivil yapı mevcutken.Ticaret Odası nasıl oluyor da tüm bu yapıların üzerinde bir pozisyona yerleşebiliyor? Kimler, hangi gerekçelerle bu kuruma bu denli geniş bir alan açıyor?
BARO, TMMOB, TABİPLER ODASI, İHD ve diğer meslek odaları ile sivil yapılar bu durumdan gerçekten rahatsız değil mi?
Bu mesele artık yeni dönemde özellikle Meslek Odaları tarafından daha açık bir şekilde sorgulanmalı.
Koçero kimi için bir eşkıya, kimi için mazlumun yanında duran bir halk kahramanı. Aradan onlarca yıl geçse de adı dengbêjlerin stranlarında, halkın hafızasında yaşamaya devam ediyor. Ruhu şad olsun. Robin Hood'lar, William Tell'ler kadar bilinmemesi de bu toprakların kaderi.
Kürtçe neden yeterince kullanılmıyor Katalanya ve diğer örnekleri nasıl?
Katalonya’da günlük ve resmi kurumlarda öncelikli dil Katalanca’dır sonra İspanyolca gelir. Dünyadaki birçok benzer ülkede durum budur. Kürtçe için de benzer bir durum oluşursa o zaman çok kullanılır.
Çima Kurdî têrê nayê bikaranîn? Li Katalonyayê û li welatên din ên mîna wê rewş çawa ye?
Li Katalonyayê, hem di jiyana rojane de hem jî di saziyên fermî de zimanê yekem Katalanî ye, dû re Spanî tê. Li gelek welat û herêmên din ên mîna vê jî rewş bi vî awayî ye.
Heke ji bo Kurdî jî şert û mercên wekî van çêbibin, ku di jiyana rojane, di perwerdehiyê, di saziyên fermî û di medyayê de zimanê pêşîn be, bê guman bikaranîna Kurdî jî dê pir zêde bibe.