@bianlasana Erkek adam bunları annesinden öğrenmiş olarak evlenmelidir, evlenmese yalnız yaşasa bile tek başına da düzenli hayat sürdürmek isterse elbette...
Bugün Adıyaman’a giden tüm ailelere sabırların en büyüğünü dilerim.
Ben burada böyleysem, onları düşünemiyorum bile.
Yüce yargı, yüreğimize bir damla su serp!
#isiasolasıkast
İsias Davasında önemli bir aşamaya gelindi. Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı iddianameyi düzenleyerek görevli ve yetkili mahkemeye sundu. İddianamede Cumhuriyet savcıları, şüphelilerin bilinçli taksir ile birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet verdiğini ileri sürdü. Bilinçli taksir, kısaca, failin 'öngördüğü' bir sonucu bilerek ve isteyerek hareket etmemesine rağmen, bu sonucun gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket etmesidir. Fail bu halde de kusurlu olup, dikkatsizlik, tedbirsizlik, tecrübesizliğinin yol açtığı sonuçtan sorumludur. Ancak bilinçli taksirde fail istemediği bu sonucun gerçekleşmeyeceğine de inanmaktadır. Bu inanç için elbette bir dayanağının, önceden gerçekleştirdiği birtakım fiillerin veya bazı koşulların varlığı gerekir.
Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesi bu iddianameye göre bir yargılama yaparsa failler en fazla 7 ila 9 yıl sonra hiçbir şey olmamış gibi aramızda dolaşabilecektir. Çünkü bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermenin (sanıkların en üst hadden cezalandırılması halinde dahi) en yüksek cezası 22.5 yıldır. Bu süre, hükümlünün cezaevinde geçireceği süre olmayıp, işaret ettiğimiz gibi çeşitli sebeplerle süre kısalarak 7-9 yıla yakın bir sürede serbest kalabileceklerdir.
Bizler, var gücümüzle kovuşturma aşamasında iddianameden farklı bir yol izlenmesini ve faillerin olası kastla öldürmeden yargılanmasını ortaya koymaya çalışmalı ve bunun için her mecrayı kullanmalıyız. Olası kast aslında tam da İsias'ta olandır! Olası kastta fail sonucu öngörür ancak umursamaz, bu sonucun gerçekleşmesini göze alarak buna bir rıza gösterir. Burada en büyük fark şudur: bilinçli taksir üzerinden hüküm kurulursa alınacak azami ceza 72 can için sadece 22.5 yıl iken, olası kastla öldürmede her bir canımız için ceza verilecek ve çarpılacaktır. Dolayısıyla daha önce de uygulamada gördüğümüz gibi, yüzlerce yıllık bir ceza söz konusu olacaktır.
İsias denen kumdan kalenin en küçük bir sarsıntıda bile yıkılacağını bile bile otel olarak izinlendirilip kullanılmasında payı olan her bir kişi, olası kastla öldürmeden ve yaralamadan yargılanmalıdır ve bir daha da gün yüzü görmemelidir.
Unutmayın! 6 Şubattan beridir anneler babalar evlatlarının kokularına hasret bir şekilde adalet arayışındadırlar. Bu davanın emsal bir dava olarak sonuçlanması, bir daha kimsenin bu tarz binaları yapmaya cesaret edememelerini sağlayacaktır.
#isiasortakdavamız
Hade be Kıbrıs... Şimdi değilisa ne zaman?.. Daha kaç can kaç çocuk ölecek?.. Elimizden geleni yapalım, umut olalım geleceğe, her türlü şerefsize, çürümüş sistemin adamlarına karşı tek yürek olalım, yavruların çıkaramadığı ses olalım... #isiasortakdavamız#isiasadaletnöbeti
Kitaplarla, resimlerle, güzel şeylerle dolu olan, insanların alçak sesle konuştukları, kendilerinin ve düşüncelerinin temiz olduğu bir havayı solumak istiyorum.
Martin Eden (2019)
1. Neyse, güzel şeylerden bahsedelim de moral, motivasyon olsun: Alcea rosea/gülhatmi. Hem güzel, hem yararlı bir çiçeğimiz. Rahmetli dedem bu mevsimde çiçeklerini toplar, ipe dizer kış için kuruturdu (salkım saçak çiçek kolyelerine bakar, TV'de gördüğüm, turistlere aloha diyerek
Canım kızımm, ilk göz ağrım, güzel gölzüm. 16. Yaş gününü o güzel gözlerine bakarak gururla kutlamak için bir an için de olsa hiç düşünmeden canımı şimdi verirdim. senden hep gurur duydum ve hep gurur duyacağım. Doğum günün kutlu olsun Abidemm AŞKIM 😭
#isiasaortakdavamız
“Bir ülkede, akıl ve sanattan çok maddi servete kıymet verilirse bilinmelidir ki orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır.” - Friedrich Hölderlin
Bugün size Dada hareketinin öncüsü, ekspresyonist ve Yeni Nesnellik sanatının önemli temsilcilerinden biri olan George Grosz'un ''Toplumun Temel Direkleri'' adlı eserinden bahsedeceğim.
George Grozs eserlerinde 1920'li yıllarda Almanya'nın başkenti Berlin'in yaşantısını ele alır. Eserlerinde çoğu zaman figürleri dışavurumcu bir dil ile deforme eder ve çirkinleştirir. Bu figürler ise genellikle siyasetçilerdir.
Şimdi resmin en öndeki figür ile başlayalım ve kimmiş bu ''toplumun temel direkleri'' yakından bakalım. Bu figür kravatındaki gamalı haçtan da anlaşılabileceği gibi bir N*zi. Bir elinde kanlı bir kılıç diğer elinde ise bir bira var. Bir araya geldiklerinde tehlikeli bir ikili oluyorlar. Nasyonel Sosyalizmin ve hatta faşizmin vücut bulmuş hali olan bu figürün kafasının da boş olduğunu görüyoruz. Boş kafasının içinde ise kayzerin şövalyelerinin silüeti var. Yani bu faşistin kafasının içinde geçmişin masalları ile ecdadının hikayelerinden başka bir şey yok. Tipik bir gerici diyebiliriz... Eser içindeki tüm figürlerin içindeki kötülük yüzlerine yansımış gibi görünüyor.
Şimdi onun hemen solunda biraz arkasında kalan figüre bakalım. Kollarının arasında bir kucak dolusu gazete ve kocaman bir tüylü kalemle abartılı yazılar yazdığı ima edilen bir gazeteci var. Yani bu figür için yandaş medya diyebiliriz. Bu yandaş medyanın kafasının üzerinde ise bir pot var. Ressam burada gazeteciye açıkça ''geri zekalı'' diyor.
Onun yanında ise kilolu bir figür var. Bu figür bir politikacı. Politikacı figürünün üstünde ise ''Sosyal Demokrat'' yazan bir kart asılı. Elinde ise Alman bayrağı var. Muhtemelen rüşvetin sembolü olarak kilo kullanılmış. Onunda kafasının içinde sadece dışkı olduğunu görüyoruz.
Bu iki figürün biraz arkasında kalan siyah kıyafetler içindeki figür de bir papaz. Bu papazın da oldukça çirkin ve korkunç resmedildiğini görüyoruz. Vaaz vermekte olan bu papaz dini söylemlerinin içine siyaseti alet ederek N*zi'leri destekleyen açıklamalarda bulunuyor ve haklının dini hassasiyetlerini kullanarak onları manipüle ediyor. En arkada, tepede yer alan figürler ise daha sonra SS subayları olarak anılacak olan Nasyonel Sosyalistlerin kolluk kuvvetleri. Tüm bu figürlerin istiflenmiş şekilde yer aldığı bu kompozisyonun sol üst köşesinde binaların yandığı karanlık ve dehşet dolu bir dünya var.
Buraya kadar bu resmin, ikinci dünya savaşı sonrasında yapıldığını düşündünüz değil mi? Ancak resmin yapıldığı yıl 1926... Yani bu resim müthiş bir öngörünün resmi aynı zamanda. Bundan yaklaşık bir 10 yıl sonra bu adamlar Dünyayı bir katliama götürecek ve hem Avrupa'yı hem de kendi ülkelerini yok olmanın eşiğine getirecekler. Arkalarına aldıkları medya ve din adamlarıyla halkı manipüle eden sert söylemleri ile destekleri toplayan bu insanlar bu süreçte kendi ceplerini doldurmuş ve hatta dejenere diyerek yozlaşmış gördükleri modern sanat eserlerini yok edeceklerini söyleyerek kendi gizli galerilerine eserler götürmüşlerdi.
George Grozs yaptığı bu resimle Alman halkını uyarmak istemiş ancak sanatın gücü kötülüğün ve çirkinliğin karşısında sesini yeteri kadar çıkaramamıştı. Eser hem kuzey Rönesans sanatını örnek alan Yeni Nesnellik anlayışına hem de karanlık ve güçlü renklerle donatılmış ekspresyonist resmin diline ortak bir paydadan bakmayı başarıyor. Grozs her ne kadar kendi halkına bir şeyler anlatmayı başaramasa da ortaya koyduğu bu eser kendinden sonraki nesillere büyük bir ders olma niteliği taşıyor. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sanatla kalın. 🙏🖤
1. Belli başlı 'berry'ler.
Türkçe ve bilimsel adlarıyla şöyle derli toplu paylaşayım, çok ciddi bir karmaşa var çünkü adlandırmalarda. Berry dutsu meyve demek. Yani sert çekirdekli olmayan (yerken çekirdeğini hissetmediğiniz) meyve.
Annem mimiklerini, gülmeni, sohbetlerimizi özledim. Seninle bir AN ... Annem bu nasıl bir dünya? Seninle bir ömür geçirecektim. Şimdi bu ömürü nasıl geçireceğim?#isiasaortakdavamız#hayalgençalioğlu