Uyumaktan yuzumun gozumun sistigi, artik basimin bile agridigi pazarlari cok seviyorum! Yasasin hicbir sey yapmak zorunda olmamak 🙌🏻 Ya daaa yapmak zorunda olduklarini umursamamak!
Şu meselenin o kadar çok boyutu var ki sadece kısa bir özet geçelim.
1. Çin ve Hindistan dönüşüm oranı düşük çöp ithalatını yasakladı
2. Bu Avrupa için bir yıkımdı. Onca işe yaramaz çöpü nereye göndereceklerdi
3. O da ne bir anda Türkiye’de bu çöpleri alana teşvik kararı çıktı.
4. Türkiye’ye gelen çöp miktarı yıllar içinde bir anda yüzlerce kat arttı
5. Bu çöpler o kadar değersizdi ki alan iktidar yanlısı geri dönüşümcüler bunları özellikle Adana bölgesinde dağa taşa dökmeye başladı
6.Bazıları nakliye parasından kurtulmak için biriktirip biriktirip yaktı (bakınız @geridonusyangin hesabı. Bu yangınlar hep gece çıkar, kimse yaralanmaz ve ne tesadüf ki sadece depolama alanı yanar)
7. BBC bile Adana dağlarında sadece İngiltere’de satılan bazı ürünlerin atıklarından belgesel yaptı
8. 2-3 yıl önce bu iş iyice ayyuka çıkınca kısmen yasaklandı
9. Ancak yasa lobi faaliyetleriyle geri çekildi
Sonuç Afrika’nın Çin’in Hindistan’ın bile kabul etmediği artıklar Türkiye’ye geliyor. İngiltere çöpünün misal %70’i Türkiye’de
Dağlar çöp doldu, tesisler yanmaya doymadı ama durun denizler var dök gitsin aşamasına geldi.
Büyük ülkeymiş İHA’ymış Siha’ymış Trump’ın arkasına dizilen 150 beygirmiş
Büyük ülke dediğiniz çöp ülke.
Yargısı çöp basını çöp demokrasisi çöp olanı mecazi bırakmazlar denizi toprağı da çöp olur.
Hem de kamu teşviğiyle. Hani emekliye yok işçiye yok öğrenciye yok ama Avrupa’nın çöpünü toplayan vahşi sermayedarlara var!
Çocuk gelişiminde buna 2-3 yaş sendromu deniyor. “Terrible two” “threenager” gibi tabirleri var. Her şeye hayır deme isteği, istekleri olmayınca bağırıp ağlama, yere yatma, sürekli mağdur olma, haksız yere başkanını tutukladığın belediyeyi oylamada olay çıkararak ele geçirmeye çalışma vb. belirtileri var. Günaydın 🌱
Tuzla’daki kaçak villalara suç üstü yaptık!
Tuzla Belediyesi’nin park ve rekreasyon alanlarına hobi bahçesi yapıyoruz diye karar alıp, bu alanlara 154 adet kaçak villa yaptığı soygunu ortaya çıkardık.
Soygun nasıl yapıldı?
AKP dönemi Tuzla Belediyesi⬇️
1.) 2023’te borçları karşılığında belediye şirketi olan Tuz-Yap’a 75.000 m2 alanı devrediyor.
2.) Ardından buradaki park ve rekreasyon alanlarına, hobi bahçeleri yapmak için karar alıyor.
3.) CHPli meclis üyeleri, hobi bahçesi dışında kullanılamaz, özel mülkiyete konu edilemez, diye imar planına şerh düşüyor.
4.) Buna rağmen Tuz-Yap, Tepeören’deki park ve rekreasyon alanlarına 154 adet tapusuz villa ve 4 adet ticari yapı dikiyor.
5.) Belediyenin bu tarz hukuksuz işlerine koruma sağlamak için, kaçak villaların bir kısmı hatırlı yandaşlara el altından (satış vaadi sözleşmeleriyle) kelepir fiyatlarla peşkeş çekiliyor.
Ancak bir süre sonra;
Rantçılar açışından büyük bir şok yaşanıyor!
🔴Zira Tuzla’da 2024 yerel seçimlerini CHP’nin adayı Eren Ali Bingöl kazanıyor. Yani bu işlerdeki bütün fırıldaklıkları yapan AKP’li yöneticiler seçimi kaybediyor.
🔴İşte tam bu aşamada Eren Ali Bingöl’ün kendinden önceki dönemde oluşturulan bu rantın hesabını sorması gerekirken, rantı meşrulaştırmak için harekete geçiyor.
🔴Kaçak villaların yapıldığı park ve rekreasyon alanını konut alanına çevirmek, kaçak villalara tapu verip, değerini katlamak için imar değişikliği istiyor!
🔴Rantçıların çöktüğü halka ait bu alanı geri almak yerine, başka bir mahallede yeni bir park ve rekreasyon alanı ilan edilsin diyor!
Peki sonuç ne oluyor?⬇️
8 Temmuz 2026’da 3 CHP’li İmar Komisyonu Üyesi onurlu bir duruş sergileyerek, Eren Ali Bingöl’e karşı direnerek bu rant planını bozuyor.
İmar planı değişikliğini reddediyor!
Eren Ali Bingöl ise 1 Ağustos 2026’da CHP’den istifa edip AKP’ye geçiyor!
Şimdi de AKP’li meclis üyeleriyle birlikte bu kaçak villalara tapu vermek için gün sayıyor!
Buradan uyarıyorum!
Kamu malını peşkeş çekmek suçtur!
Senede 50 milyon TL kazanan ülkenin en ünlü sanatçılarından birinin rüşvet almak için belediye başkanı olduğuna inanmamızı istiyorlar. İnanmayınca da daha fazla kişiyi tutuklayarak hikayeyi büyütüyorlar. Beşikçioğlu'nun tek suçu 4 dönemdir MHP'de olan belediyeyi söke söke almak.
İnsanlara rakı içerken fotoğraf paylaştı diye para cezası kesiliyor.
Başörtüsü ile dans videosu paylaşan genç kadınlar tutuklanıyor.
Vibratörü kolye olarak taktı diye bu kadın gözaltına alınıyor
Türkiye'de ahlak polisi filan mı kuruldu?
Bunlar ne acayip soruşturmalar...
allah’ın unuttuğu uzaydaki tuzla’dan milyarlık rant çıkarken, tüm istanbul’un imar daire başkanı ramazan gülten maltepe’de küflü boklu bodrum katında 2+1’de oturuyordu krediyle.
bin kere söyledik, imamoğlu ve bürokratları fantastik düzeyde namusluymuş.
*Birgün Gazetesi'nden İsmail Arı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar'ın bir yatırımı için devletin vergi muafiyeti, 49 yıllık arsa tahsisi ve altyapı desteği verdiğini haberleştirdi.
Selçuk Bayraktar, bu haber nedeniyle Birgün ve İsmail Arı'ya 2 milyon TL'lik tazminat davası açtı.
Mahkeme, haberde yer alan bilgileri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sordu. Bakanlık, mahkemeye gönderdiği yazıda Selçuk Bayraktar'a ait tesise haberde belirtilen teşviklerin verildiğini doğruladı. (Birgün)
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
Bir kaç ay önce zimmetine para geçirmekten şikayet edip yakalattığı ve belediyeden uzaklaştırdığı bir eski belediye çalışanın yalan ifadeleriyle ile tutuklandı. Ve o kişi aynı operasyonda gözaltına alınıp serbest bırakıldı
Tuzla'da bir önceki belediye başkanı büyük bir imar yolsuzluğu yapmış. Tabii AKP'li olduğu için kendisine dokunulmuyor. O yüzden ihale yeni CHP'li başkana kalıyor. O da meseleyi ilk İBB üzerinden çözmek istiyor ama İBB yolsuzluğu aklamayı tabii ki kabul etmiyor. Öyle olunca o da hapse girmemek için çareyi AKP'ye geçmekte buluyor. Tuzla'daki olayın özeti bu.
klasik türk haberciliği mağdur kadının en bakımlı, "cilveli" fotoğrafını kullanıp katil erkeğin en gariban babacan fotoğrafını koyup katil acındırmaya çalışmaktır.
Haber için seçilen fotoğrafları görünce aklıma Çilem Doğan’ın şu sözleri geldi:
“Çay bahçesinde çekilmiş bir fotoğrafım var. Biraz yan gülmüşüm. Belki de o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış filan diyecekti.”
Teşekkürler erkek medya
Üsküdar’ın önceki belediye başkanları AKP’li Mustafa Kara ile Hilmi Türkmen dönemlerine dair onlarca usulsüzlük, yolsuzluk haberler yaptık.
Kamu kaynaklarının bir avuç dernek-vakıf içim kullandırıldığını anlattık ama bırakın operasyonu haklarında soruşturma bile açılmadı
Sinem Dedetaş'ın 3 ay önce yaptığı konuşma:
"Bu süreç böyle hiçbir yere gitmez. Hepimizi de içeri atsanız, bu milletin yüzü gülmeyecek.
Bize istediğiniz kadar iftira atabilirsiniz, serbest."