Haber için seçilen fotoğrafları görünce aklıma Çilem Doğan’ın şu sözleri geldi:
“Çay bahçesinde çekilmiş bir fotoğrafım var. Biraz yan gülmüşüm. Belki de o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış filan diyecekti.”
Teşekkürler erkek medya
🔴 Kızının Sesini Kullanıp Kapıyı Açtırdı, Eşini Başından Vurdu
Adana’da boşanma aşamasındaki eşi Hatice Mine K.’yi öldüren çarşı ve mahalle bekçisi H.E.K.’nin, 7 yaşındaki kızını bırakma bahanesiyle eve gittiği, kapıyı kızının seslenmesiyle açtırdığı ortaya çıktı.
Şüphelinin, salonda eşiyle boğuştuktan sonra yüzünü yastıkla kapattığı ve kızlarının gözleri önünde tabancayla başından vurduğu belirlendi. Cinayetin ardından kızını ablasına bırakan H.E.K., yaklaşık 30 dakika sonra yakalandı.
Tutuklanan H.E.K. ifadesinde, bütün cani erkekler gibi savunma yaptı. Ve “Eşimi seviyordum. Davadan vazgeçirmek için konuşmaya gitmiştim. Bir anlık öfkeyle yaptım. Pişmanım.” dedi.
Beni 50 yıl obez gezdikten sonra Ozempic döneminde beslenme uzmanı kesilmesinden ziyade “Alkol kadar ödem tutan bir şey yok. Gece dönerci sırasına bir bakıyorum herkes sarhoş” şeklinde konuşması rahatsız etti. İçkilere % bilmem kaç vergi konmuş eşek yüküyle satılıyor. Kaç kişi gecede 5 cin içebiliyor da içtiği şey ödem tutacak? Hükümet ekonomiyi mahvetti, insanlar protein alamıyor, düzgün beslenemiyor diye değil de çok içki içtikleri için kilo alıyorlar, öyle mi? Senin beslenme üzerine edebileceğin tek laf ancak şu olabilir: “Etliye sütlüye karışmamak en iyisi.”
Bu anekdotu daha önce anlatmıştım ama bu utanmaz sözler üzerine tam yeri, bir daha söylemek istiyorum:
Bir ara eşimin işi sebebi ile yurtdışına taşınmayı düşündük. Çocuğumuz anaokulu seviyesindeydi ama benim sorduğum sorular taa üniversiteye kadar olunca konuştuğum eğitim danışmanı neden bu kadar ilerisini soruyorsunuz dedi. Ben de bizim ülkenin durumlarını anlatıp hakeden ve başarılı bir çocuk bile iyi bir eğitim alamayabilir dedim. Konuştuğum danışman merak etmeyin bir çocuk iyi bir okul okuyacak başarı ve isteklilikteyse Hollanda devletinin onu yerleştireceği iyi bir okul muhakkak olur dedi. Gözüm doldu, çünkü bizim ülkemizde sistemle böyle bir güven ilişkisi yok. Kalmadı. Ana babaların, bu ülkeye çocuk yetiştirenlerin ülkeyle sistemle böyle bir ilişkisi kalmadı.
Bizim ülkemiz de böyleydi. Halk evlerinden köy enstitülerine, idealist öğretmenlerden parasız iyi okullara, üniversitelere imkan vardı, daha da iyileştirilebilirdi. “Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum, gür alevler halinde dönmelisiniz.” diyen Atatürk’ün eğitim ilkelerinin, Hasan Ali Yücel gibi eğitim bakanlarının ülkesi idi burası.
Ali Babacangillerin zihniyeti adım adım ülkenin altını oydu. Ben yetim büyüdüm, özel okulda ama hep başarı bursu ile okudum. 19 yaşımdan beri çalıştım. 24 ümde AKP iktidara geldi. Her türlü insanlık halini anlarım, her konuda esnerim, ama çocukların eğitim, güvenlik, sağlık, gelecek hakkı gaspı denince orada milim esnemem. Bu iktidar bütün dünya ilerlerken çocuklarımızı ilkokuldan üniversiteye vasata, kötüye mahkum etti, eğitimden işe alıma kıyım yaptı.
9 yaşında çocuk annesiyim, çocuğumu özel okulda okutuyorum, çünkü sisteme güvenim yok, bir parça bile olsa güvenlik, hareket imkanı için yapıyorum bunu. Bu ülkeye iyi çocuk yetiştirmeye çalışıyorum, evim yok, böyle giderse anneannesinin evini falan satıp savıcaz herhalde iyi eğitim için. Hakkımı Ali Babacan ve benzerlerine asla helal etmiyorum.
Ali Babacan gibi insanlara ne bir tas su verir ne bir tas su alırsanız ben ve benim gibi pek çok insanın kalbini ve güvenini kırarsınız @yenipartiyiz@eczozgurozel@gunaydingokhan@Suat_Ozcagdas@ozgurcelik1919 Beni okuduğunuzu, yazdımlarımın önünüze düştüğünü, yapacak çok işiniz olduğunu da biliyorum, tüm iyi niyetimle yazdım 🌱 Yolunuz açık olsun, arkanızdayız.
Yandaşlar uzun süredir Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ı hedef alıyor.
Ancak dertleri şu; yerel seçimle hortumları kesildi.
AKP döneminde belediyeden toplam 308 milyon TL değerinde 86 ihale alan Ensar Vakfı Başkan Yardımcısı İsmail Şirin ve ailesi artık ihale alamıyor👇
Üsküdar’ın önceki belediye başkanları AKP’li Mustafa Kara ile Hilmi Türkmen dönemlerine dair onlarca usulsüzlük, yolsuzluk haberler yaptık.
Kamu kaynaklarının bir avuç dernek-vakıf içim kullandırıldığını anlattık ama bırakın operasyonu haklarında soruşturma bile açılmadı
Doğum günün kutlu olsun güzel kızım Maya.
Bugün bir yaşına girdin.
“Bu minnoş ne ara bu kadar büyüdü, hiç anlamadım.” cümlesini kuramıyorum. Çünkü her kapalı görüşte saçlarının ne kadar uzadığını, kıvrımlarını ve bakışlarındaki değişimi gördüm. Açık görüşlerde aldığın kiloyu, boyunun uzamasını, uykuya dalma süreni, dişlerinin çıkmasını, emeklemeni ve yürüme provalarını bir öncekilerle kıyasladım. En ufak değişimini bile kaçırmadım. Nasıl büyüdüğünü tam olarak bilemesem de ne kadar büyüdüğünü çok iyi biliyorum güzel kızım.
Geceleri anneni pek uyutmasan da bütün bunlara rağmen çok güzel büyüdün. Benim yokluğumda anneni hep gözettin, ona yoldaş oldun. Bu yüzden sana ayrıca bir teşekkür borçluyum.
Her şey için çok teşekkür ederim. İyi ki doğdun güzel kızım.
Yaş günü şiirin de doğduğun gün olduğu gibi, kızına hasret şair Ataol Behramoğlu’ndan gelsin:
“Çocuğum, sımsıcak uyumaktasın şimdi sen Tüyden ve sevinçten bir ırmaktasın şimdi sen Bir dağ suyu gibi kayalar içinden fışkıran Göklere, denizlere doğru büyümektesin şimdi sen.”
@pinarcaliskn
@endisesizlibos Çünkü üniversite sınavının amacı senin dil bilip bilmediğini ölçmek değil. O zaman ana dili İngilizce olanları direkt alırdık dil bölümlerine
Ölü adalet: Deniz Göktaş'ı tehdit eden gerici hakkında takipsizlik
Deniz Göktaş’ı politik mizah yaptığı için tutuklayan yargı, Deniz Göktaş’ı ölümle tehdit eden gerici İhsan Şenocak hakkında jet hızıyla dava açılmasına gerek yok kararı verdi. Savcılık hakaretler için ‘eleştiri, kaba söz’ yorumu yaparken ölüm tehdidi için ‘korkutucu değil’ dedi
https://t.co/bHgr7kDVC4
Timur Soykan yazdı...
kocamın lise arkadaşının düğünü için çanakkale'ye geldik. gidiş dönüş biletlerini alma, otel rezervasyonu işlerini geçen ay yapmıştık. plana göre yarın 12'de otelden çıkacağız, 5 buçukta da otobüse binip döneceğiz. otelden çıkmamızla otogara gitmemiz arasında saçma bi buffer var.
Fatih Altaylı: “Deniz Göktaş’ın tutuklanmasının 11. günü bugün ve adını anan yok.
Deniz’in pek umurunda değildir muhtemelen ama memleketin halini anlamanız açısından hatırlatmak istedim.
Deniz’in tutuklanmasının açıklanan nedeni olmasa da, asıl nedeni “halkın bir bölümünün inandığı dinî değerler ile alay ettiği iddiası.”
Kendisine yönelik sosyal medya linci bu nedenle başladı.
Ancak o günden beri yine sosyal medyada iktidarın ideolojisine yakın hatta dindar ya da dindar görünümlü pek çok komedyenin “din ile”, “İslamiyet ile”, “İslam’ın kuralları ya da şartları” ile dalga geçmek demesek de bu konuları “tiye alan” şovları dolaşıyor.
Öyle şeyler söylüyorlar ki, Deniz’in “Dört kitaptan favorim sonuncusu” demesini dinle dalga geçmek olarak anlayanların, bu şakalar karşısında isyan etmeleri gerekiyor.
Sakın yanlış anlamayın, etsinler demiyorum, böyle şakalar dünyanın her yerinde yapılıyor ve kimse de bu şakaları duyunca dinden, imandan çıkmıyor ama mesele ortadaki çifte standart.
Ama zaten Türkiye’de her şey böyle değil mi.
Yolsuzluk konularındaki çifte standart, şaka konusunda mı olmayacak?
Bizdense her şey mubahtır anlayışı, dinî şakalar konusunda mı olmayacak?”
Cuma Mesai çıkışı yollara düşüp pazar gecesi istanbul'a dönecek olan on binlerce sazan var.
-Bodrum-Kuşadası tarafına giderler,
-Paralı Beach'lere girip 5.000-10.000 hesap öderler,
-Dünyanın en dandik müzik sistemiyle çalınan %100 volume kulak patlatan müziklere maruz kalırlar,
-Ellerinde 500 liralık adını internetten öğrendikleri kokteyl bardaklarıyla sallanır dururlar,
-Beach Sahibinin parayla tuttuğu manken kızları gerçekten kendilerine göz atıyor sanıp şişe açarlar,
-Akşam tanesi 1000 liralık lahmacunları hüpletip canlı müziğe akarlar,
-Geceliği 8.000-10.000 liraya otellerde kalırlar
-Pazar gecesi yola çıkıp Sabah mesaiye yetişmek için istanbul otobanında 140-150 basarlar
Bir hafta sonunda kelle başı 50 ila 100 bin arası harcarlar.
Bu sazanlar olmazsa Esnaf çoktan batmıştı.
Bu tipleri istanbul plazalarında Caramel Macchiato höpürdetip plazada bir günüm VLOG çekerken,
Set ettikleri toplantılarda Stajyerlere proje Push ederken, mesai saatlerinde elma logolu laptoplarıyla 3.nesil kahvecilerde beyaz kablosuz kulaklıklarıyla havalı göründüklerini düşünürken görebilirsiniz.
işte onlar 30 yıl sonra emekli maaşımız yetmiyor hükümet zam yapsın diye yalvaracak, 70 yaşında zam için meydanlarda slogan atacak geleceğin mağdur Sazanları.
Onlara acıyın çünkü yaşlılıkları tahmin edemeyeceğiniz kadar kötü olacak. çünkü özgür ruhları çocuk yapmayı kaldıramayacak kadar da hassas.
Kendi elleriyle yok ettikleri Aile kavramının Aslında sosyal bir emeklilik garantisi olduğunu da çok geç anlayacaklar...
Hem parasız hem evlatsız yapayalnız yok olacaklar.
ne acı bir son...