Girmeden tefrika bir millete,düşman giremez;toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.-M.AKİF (Mabadından Türkiyeli diye bir saçmalık uyduranlara inat TÜRK'ÜM)
#karel 'in araç üstü mobil baz istasyonu ve çanta baz istsyonu sistmlerinin uydu haberleşme testleri 08.7.26'da başarıyla yapılmış,afet,acil durum ve olağanüstü şartlarda kesintisiz iletişimi sağlamak için hem sivil hem de askeri kurumların ciddi miktarda talebi olabilir bence...
Cihat Yaycı :
🇹🇷 Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığımızın 2235’inci kuruluş yıl dönümünü en kalbî duygularımla kutluyorum.
Eğer adı “Türkiye Kara Kuvvetleri” olsaydı, bu yaşta olamazdı.
Çünkü bu ordu, yalnızca Cumhuriyetimizin değil; Türk milletinin binlerce yıllık devlet, ordu ve cihan hâkimiyeti geleneğinin adıdır.
Mete Han’dan bugüne uzanan bu kutlu yürüyüşte, Türk Kara Kuvvetleri; vatanın çelik iradesi, milletin sarsılmaz kalkanı ve Türk tarihinin yaşayan hafızasıdır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyor; Türk Kara Kuvvetlerimize nice şanlı bin yıllar diliyorum.
Ne mutlu Türk ordusuna! Ne mutlu Türk’üm diyene!
Diyarbakır'a Amed demeyi kabul ettiğiniz zaman, "Konya'ya İkonyum, Sakarya'ya Sangaryos, Trabzon'a Trapezus" demek isteyenlerin de önünü açmış olursunuz.
Yarın "o sarı öküzü vermeyecektik" dememek için,
bu ülkenin şehirlerinin resmi adına sahip çıkacaksınız.
📡 Karel, Bütünleşik Taktik İletişim Mimarisi ile SAHA 2026’da:
Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden Karel, 40 yıllık mühendislik birikimi ve haberleşme teknolojilerindeki derin uzmanlığıyla, bu parçalı yapıyı tek bir dijital omurgada birleştiren Araç İçi Entegre İletişim Ağ Geçidi COMLINE çözümünü, modern taktik sahanın ihtiyaçlarına yanıt veren bütünleşik mimari yaklaşımını 5–9 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek SAHA EXPO 2026’da sergiliyor.
Araçtan Sahaya Genişleyen İletişim:
COMBAT ve MOBAT Entegrasyonu
Sunulan bütünleşik yapı, yalnızca araç içi iletişimle sınırlı kalmıyor. Karel’in Operasyonel Başlık Takımı MOBAT başta olmak üzere giyilebilir teknolojilerle tam uyumlu çalışan sistem, 5G Özel Mobil Ağ çözümü COMBAT ile birlikte operasyonel iletişimi saha geneline taşıyor.
5G altyapısının sağladığı yüksek bant genişliği ve düşük gecikme avantajı sayesinde; araç içi komuta unsurları ile sahadaki birlikler arasında gerçek zamanlı, yüksek çözünürlüklü ve güvenli bir iletişim ağı kuruluyor. Bu yapı, sahada kapalı devre çalışan, uçtan uca kontrol edilebilir bir iletişim katmanı oluşturuyor.
Bu sayede; gerçek zamanlı video aktarımı, konum bazlı takip ve taktik uygulama paylaşımları, en zorlu operasyon koşullarında dahi kesintisiz şekilde sürdürülerek anlamlı ve işlenebilir istihbarata dönüşüyor.
SAHA EXPO 2026’da İnteraktif Deneyim Alanı
Karel, araç içi iletişimde yeni bir dönemi temsil eden bu bütünleşik mimariyi, SAHA EXPO 2026’da oluşturduğu interaktif deneyim alanında katılımcıların doğrudan deneyimine açıyor.
Ziyaretçiler bu alanda; araç üzerindeki farklı alt sistemlerin tek bir merkezden nasıl yönetildiğini, bu yapının MOBAT gibi donanımlarla nasıl entegre çalıştığını ve 5G altyapısının sahaya kazandırdığı hız, esneklik ve operasyonel avantajları birebir gözlemleme fırsatı bulacak.
“Entegrasyon Yeteneği, Yeni Nesil Operasyonların Belirleyici Unsuru”
Karel Savunma Teknolojileri Grup Başkanı Yavuz Bayız, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları ifade etti: “Savunma ekosisteminde teknolojik üstünlük, artık sistemlerin birbiriyle kurduğu entegrasyon seviyesiyle ölçülüyor. Karel olarak, taktik sahadaki tüm unsurlar arasında kesintisiz ve güvenli iletişim sağlayan, karar süreçlerini hızlandıran bütünleşik mimariler geliştiriyoruz. 40 yıllık mühendislik birikimimizle geliştirdiğimiz bu çözümler, sahada dışa bağımlılığı azaltan, yerli ve güvenli bir iletişim altyapısı sunuyor. Araç İçi Entegre İletişim Ağ Geçidi çözümümüz, aynı zamanda geleceğe uyumlu altyapısıyla sahada bütünleşik yönetim ihtiyacına doğrudan karşılık veriyor. SAHA EXPO kapsamında bu yaklaşımımızı savunma ekosisteminin tüm paydaşlarıyla paylaşacağız. Geleceğin operasyon sahasında üstünlük, sistemler arasındaki entegrasyonla tanımlanacak.”
#karel #sahaexpo #haberleşme #teknoloji #savunmasanayi
@KarelComTr@SahaExpo
🗣️Emine Ülker Tarhan:
''Teröristbaşının ekranlarda boy göstermesi, milletin hafızasına ve vicdanına hakarettir.
Devletin kırmızı çizgisi; vatan, bayrak ve millettir. Kanlı ellere barış güvercini konmaz.''
KKTC'ye gelen F16'lar, sadece F16 değil
Aynı zamanda,
Adada KKTC adlı bir TÜRK devleti olduğunu,bu devlette TÜRKLERİN yaşadığını ve bunların Türkiye'nin koruması altında olduğunu;
Devamla,Türkiye'nin tüm Kıbrıs'ta ve bölgede meşru hak ve çıkarları olduğunu da anlatırlar
Anlayana!
Bu bir vicdan yazısı.
Belki dili o yüzden ağır olacak.
Bu yazıyı da sanırım en iyi, PKK terörüne karşı mücadele etmiş olanlar, kanın nasıl aktığını görenler, gerçekten acı çekenler ve acı-çile çekenleri hissedebilenler anlayacak.
Bir empati yapmaya çalışın lütfen:
Bir tecavüzcü; gözleriniz önünde bir adamın annesine, eşine, kız kardeşlerine tecavüz ediyor. Eğer o adamda onur, vefa, erkeklik, namus, akıl varsa o tecavüzcüye ne yapar?
Emin olun, PKK terör örgütü ve onun elebaşı Apo’nun Türkiye’ye, Türklere ve Kürtlere yaptığı o tecavüzcünün yaptıklarından çok daha ağır, çok daha incitici, çok daha onur kırıcıdır.
Arkamızdan vurmuşlardır, ihanet etmişlerdir, ülkemizi parçalamaya, kardeşliğimizi bozmaya kalkmışlardır, coğrafyamızı emperyalistlere peşkeş çekmişlerdir, binlerce Mehmetçik’i ve masumu katletmiş, sayısı bilinmedik Kürt kızının namusuna el uzatmışlardır.
O zaman sorumuz şu:
İnsan eli kanlı bir pisliği başının üstüne mi koyar, ayağının altında mı alır?
İtibar mı verir, muhatap mı kabul eder, adam yerine mi koyar, meşruiyet mi verir, otorite mi sayar, yoksa ona dünyada cehennemi mi, pisliğin, zilletin dibini mi yaşatır?
Cevap öncelikle sizin imanınızla, vicdanınızla, namusunuzla, vafanızla ilgilidir.
Çünkü konu önce siyasi, etnik, demografik ya da jeopolitik değil, vicdani, ahlaki ve imanidir.
Öte tarafıyla siyasetin, stratejinin, jeopolitiğin kaynak kodu rahmani ve ahlakidir. Hiçbir siyaset, strateji ve jeopolitik çözüm ahlakla, onurla, vicdanla, vefayla, insanlıkla velhasıl Rahman ve Rahman’ın emanetleriyle uyumlu değilse sorumlularına dünyada ve mahşerde yaşatacağı şey zillettir.
Bugün bir kez daha eli kanlı cani, örgütünün yaptığı her türlü ihanetten kötülükten sorumlu olan teröristbaşı Apo’nun ne mesajlar verdiğini konuşuyoruz.
Bazıları onu onurlandırıyor, reklamını yapıyor, yüreğine basıyor, medet umuyor, ayağına gidiyor, otorite olarak tanıyor.
Bunu neden yapıyorlar?
Bilmiyorum, kendilerine sorun.
Belki ne yaptıklarını biliyorlar, belki bilmiyorlar.
Ama neden yaptıklarını açıklayamıyorlar da.
Temiz, onurlu ve vefalı vicdanlara ve akıllara inemedikleri kesin. Sadece bilinmez bir amaç uğruna “Terörsüz Türkiye” sözünü bir silah olarak kullanıyorlar.
Aklı, vicdanı, imanı, sağduyusu, kanın acısını bilen hiç kimse “Terörsüz Türkiye” hedefine “Hayır” demez zaten. Ama aklı, vicdanı, imanı, sağduyusu olan, kanın acısını bilen hiç kimse de bunun sinsi bir hainle ve onun aşağılık bölücü örgütüyle olmayacağını bilir.
///
Süreci başlatanlar “en ufak bir taviz verilmeyecek, terör örgütü kayıtsız şartsız silah bırakacak” diyorlardı.
Sinsice getirildiğimiz noktaya bir bakın lütfen: Aklanma-meşrulaştırma-muhatap alınma-otorite ilan edilme süreçleri yaşatılan eli kanlı cani teröristbaşı Apo; artık Türkiye’yi bölünmeye taşıyacak;
- Sözde anayasal vatandaşlık,
- Sözde barış yasaları,
- Sözde demokratik toplum,
- Sözde entegrasyon kisvesi altında…
Anayasanın değiştirilmesinden, üniter devletin parçalanmasından, devletin ve egemenliğin çöküşünden bahsediyor, yol, yordam, yöntem gösteriyor.
Çok merak ediyorum, acaba kaç kişi bu caninin söylediklerinin anlamını, amaçlarının ne olduğunu sorguluyor?
Örgüt ve elebaşı, terör-eylem-parçalama-nüfuz etme metodlarını değiştiriyor, amaçlarını değil.
Bu terör stratejisiyle yapısal bütünlüğünü, ideolojisini, karar mekanizmalarını, silahlarını ve niyetleri muhafaza altına almak istiyor.
Böylece 40 yıldır silahla yapamadığını yeni bir metotla, yeni bir faza geçiriyor.
Yani yılan kabuk değiştiriyor.
Biz de izliyoruz.
//
Aslında benim sözüm terör örgütüne, onun elebaşına ve onları himaye eden, kötülük dolu bir coğrafya ve meşum bir gelecek kurgulayanlara değil.
Bugün Kürt’üyle Türk’üyle bir millet teröre ve elebaşına bu kadar yüz veriyor, medet umuyor, otorite kabul ediyor ya da meşrulaştırıyorsa, çareler denizinde gidip bir yılana sarılıyorsa, o toplum bırakın fiziki bir işgali, çok daha ötesinde;
- Bir hakikat bilgisi krizi,
- Bir ahlaki çöküş,
- Bir iman bunalımı,
- Bir zihinsel işgal,
- Bir insanlık, onur, vefa ve hafıza krizi yaşıyor demektir.
Ve artık her şeye müstehaktır.
Ama inanıyorum…
Türk milleti, Kürt’üyle, Türk’üyle bu varoluşsal zafiyeti öyle ya da böyle aşacaktır.
Ya aklı, vicdanı, onuru ve imanıyla.
Ya da çok acı bedeller ödeyerek.
Vicdanı, aklı, imanı, sağduyusu, ahlakı, vefa duygusu ve hafızası kalanlar bu günleri unutmasın ve tarihe bir not düşsün.
Saygılarımla…
Abdullah Ağar
27 Şubat 2026
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'ndan güzel bir analiz;
EĞER;
TIP okursan karşına insan DNAsının şempanze ile %98 aynı olduğu çıkar...
BİYOLOJİ okursan karşına evrim çıkar...
FİZİK okursan karşına BİG BANG çıkar...
KİMYA okursan karşına elementlerin kaynaşmasıyla İLK CANLILARIN nasıl oluştuğu çıkar...
TARİH okursan karşına dinlerin nasıl ortaya çıktığı çıkar...
JEOLOJİ okursan karşına dünyanın 4,5 milyar yıl yaşında olduğu çıkar...
ARKEOLOJİ okursan karşına tüm Ortadoğu dinlerinin temelini oluşturan SÜMER kültürü çıkar...
PALEONTOLOJİ okursan karşına dinozorlar çıkar. Din kitapları yazmaz bunu...
EMBRİYOLOJİ okursan karşına insanın balık atasından kalma solungaçları ve kuyruk çıkar...
Ama hiçbir şey okumazsan
sana ne söylenirse ona inanırsın.
Hep başkasının sana sunduğu hayatı yaşarsın,
başkalarının doğrularıyla yaşamak zorunda kalırsın,
seni herkes kandırır.
Ama sen bunların hiçbirisini fark etmezsin bile...
12 adaları 1912’de verdik.....
Nerde mi?
Lozan şehrinin Ouchy semtinde.
Şu Lozanda adaları verdik diyip oku emrinden uzak güruhun meydanlarda Lozanda verdik deyip algı yaratması bundan!!
Araştırmayan halk da: “ulan savaşı kazandık- adaları verdik”e inandırıldı...
Osmanlı Devleti, bugün 12 Adalar olarak bilinen adaları İtalya'ya bırakıyor.
Sene 1912, “Uşi Anlaşması”dır bu gördüğünüz anlaşma. İtalya'ya bırakıyor fakat geçici olarak.
Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde adalar tekrar Osmanlı Devleti'ne geri verilecek.
Fakat şartlara uyum sağlanmıyor.
Bu yüzden 3 yıl sonra, yani 1915'te Londra'da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmada bu adaların tamamı İtalya'ya bırakılıyor.
Bakınız itiraz eden hiçbir padişah yok. Hiç sultan yok.
Adaları İtalya'ya bırakmakla kalmıyorlar aynı sene bir de Çanakkale Boğazı'na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı'nı yapıyoruz.
Yani 12 Adalar önce Uşi'de, sonra da 1915’de Londra'da İtalya'ya verilmiştir.
Osmanlı temsilcilerinden biri Rumbeyoğlu Fahreddin Bey'dir.
Bu adam kim mi?
Türk milleti bir milli mücadele verirken, Kuvayı Milliye'yi kurmuşken, bu adam Kuvayı Milliye'nin karşısına Damat Ferit'in kurduğu Kuvayı İnzibatiye ile çıkan adamdır ve Yunan ordusunun yanında olmuştur. Savaş kazanılınca sürgün edilenlerin arasında yer almıştır.
12 Adaları İtalya'ya bırakan heyetin içerisinde bu adam vardır.
Şimdi asıl olaya gelelim...
Uşi Anlaşması'nın ismini aldığı Uşi, Lozan şehrinin bir semtidir. Bu yüzden 1912'de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde Lozan Anlaşması olarak geçer. Fakat bizim bildiğimiz yani 1923'te imzalanan Lozan Barışı ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir.
İşte arkadaşlar sahte kiralık tarihçiler, yani Kadir Mısıroğlu, Armağan ve çetesi, bu durumdan faydalanıyor ve
12 Adaların Lozan Anlaşması'nda gittiğini söylüyorlar.
Halbuki o Lozan başka, bu Lozan başka. Ne yazık ki bunu bütün millete yutturdular ve böylece milletimizi Lozan barışına düşman ettiler.
Bizim bildiğimiz Lozan Anlaşması'nda ise bilakis Ege'de birçok ada Türkiye'ye geçmiştir.
Türkiye'ye Lozan Anlaşması ile geçen bu adalar ise, son 10 yılda Yunanistan'a bırakılmıştır.
Bugün Yunan papazların mangal yaptığı Ege adaları, uluslararası anlaşmaya göre halen daha Türklerindir...
Umulur ki bol bol paylaşılır, gruplara atılır, milletimiz bilgilendirilir...
Prof.Dr. Yusuf HALAÇOĞLU
🔹Prof. Dr. İlber Ortaylı:
“Herkesin Atatürk gibi önderi yok. Türk ordusu gibi ordusu yok. Cumhuriyet gibi kurumu yok.
Kıskanmadan, tahrip etmeye çalışmadan mağrur olmalı, saygı duymalısınız.”
🅾️Marco Polo'nun 750 yıl önceki haritası...
‼️Burada Anadolu; "Turcomania", Orta Asya ise "Great Turkey" (Büyük Türkiye) olarak adlandırılmış...
Yani bu topraklar Türk’ün toprağıdır!!
Asıl göç edenler, istilacılar başkalarıdır!