Mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesinin kazanımı bugün tescillendi.
Arkadaşlarımız, kamuya atanma ve geçiş sürecinin ilk aşamasında iki ile yerleşti: İstanbul ve Şanlıurfa.
Bu kazanım, öğretmenlerin birlikte verdiği mücadelenin sonucudur. Sendikamız, geçiş yönteminin sağlıklı ilerlemesi ve kazanımın çeşitli bahanelerle geri çekilmemesi için zaferi kısık sesle duyurdu.
Ama artık söylemenin zamanı:
Yüzlerce insan, yüzlerce aile, memleketin dört bir yanında aynı sözü birbirine söylüyor:
Yaşasın Öğretmen Sendikası!
#MücadeleEttikKazandık
❗️Ankara l Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi öğretmenimiz, 5 yaşındaki otizmli öğrencisinin eğitsel süreçte yaşadığı zorlanmaları gözlemlemek ve değerlendirmelerini aileyle paylaşmak amacıyla Ankara Ümitköy’deki Bilim Yuvası Kreşte üç haftalık gölge öğretmenlik sürecine başlamıştır.
Sürecin sonunda öğretmenimiz, öğrencinin kurumda devam etmesinin uygun olabileceğini ancak eğitsel ortamında bazı düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu aileye aktarmıştır. Ailenin kurumdan bu yöndeki talebi ise reddedilmiştir.
28 Ağustos 2026 tarihinde, kurumun aileyle yaptığı görüşmenin ardından öğretmenimiz kurum sahibi tarafından pasif-agresif bir tutumla karşılaşmıştır. Kurum sahibi Elmas İşçi tarafından öğretmenimize ve veliye yönelik hakarette bulunulmuş ve meslek etiğiyle bağdaşmayan ifadeler kullanılmıştır.
Öğretmenimiz; kurumdan ayrılmak isterken kurum sahibi Elmas İşçi tarafından kolu tutulup sıkılarak fiziksel şiddete uğramış, devamında da hakarete maruz kalmıştır. Saldırı sonrasında darp raporu alan öğretmenimiz gerekli yasal başvuruları da ilgili kurumlara yapmıştır.
En ağır olan ise, bu olayların otizmli bir kaynaştırma öğrencisinin tanıklığında yaşanmış olmasıdır. Bir çocuğun, öğretmeninin şiddete maruz bırakıldığı bir ortama tanık olması, eğitim açısından kabul edilemez ve oldukça yaralayıcıdır.
Eğitim kurumlarının sahipleri ve yöneticileri; öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin güvenliğinden sorumludur. Güç, makam ya da ekonomik üstünlük; eğitim emekçilerine, çocuklara veya onların ailelerine kötü muamele etme hakkını hiç kimseye vermez!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası olarak hukuki sürecin takipçisi olduğumuzu ve Bilim Yuvası Kreşte yaşanan bu şiddeti kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. @tcailesosyal@AnkaraValiligi
Öğretmene şiddet kabul edilemez!
Çocukların güvenliği ertelenemez!
#SendikanVar
Kaza Değil, Sermayenin ve İhmalin Cinayeti!
Ankara Çayırhan’da yerin metrelerce altında bir canımızı daha, işçi kardeşimiz Erdi Kahveci’yi kâr hırsına, önlemsizliğe ve denetimsizliğe kurban verdik!
Acılı yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Soma’dan Ermenek’e, Amasra’dan İliç’e ve bugün Çayırhan’a kadar yazılan bu karanlık liste kader değildir.
İnsan hayatını, işçi sağlığını yok sayan bu düzenin adı İŞ CİNAYETİDİR!
Göz göre göre gelen bu katliamlara, "kaza" deyip üzerini örtmeye çalışan düzene karşı sessiz kalmayacağız.
Sayılarla ifade edilen her bir isim bir can, bir baba, bir evlattır!
Madenler özelleştirildikçe, denetimler yapılmadıkça, Bakanlıklar görevlerini yerine getirmedikçe; işçilerin emeğini sömüren, alınterini ödemeyen, onları öldüren bu düzen devam edecek.
Maden işçileri Ankara’da barikatların önünde, yerin üstündeki bu ablukaya ve adaletsizliğe karşı dimdik duruyor!
Tüm bu sönürü çarkına karşı Ankara’da hakları için direnen, seslerini duyurmaya çalışan madencileri desteklemek herkesin sorumluluğudur.
Madencinin yanında saf tutmak; insanca bir yaşamı, güvenceli bir geleceği ve yaşam hakkını savunmaktır.
✅ Ankara’da SSS Holdinge karşı direnen maden işçilerinin emekleri ödenmelidir! @bagimsizmadenis
✅ Çayırhan’daki cinayetin sorumluları hesap vermelidir!
Yerin altındaki karanlığa da, yerin üstündeki baskıya da teslim olmayacağız.
Yaşasın Sınıf Dayanışması!
Kamuoyuna ve tüm sendikalara açık çağrımızdır!
Aylardır Ankara'da Yıldızlar SSS Holding'e karşı enerji ve maden işçileri direniyor. Binlerce işçinin ücret, tazminat gibi en temel haklarına çöken bu holdingi devlet tüm birimleri ve güçleriyle koruyor. Bizler tüm saldırılara rağmen hakkımız için direnmekten bir an dahi vazgeçmeyeceğiz. Bu direniş sadece Yıldızlar SSS Holding'in mağdur ettiği işçilerin direnişi değildir. İşçinin hakkına çökenler; köylünün toprağına, toprağında ki mahsulüne, evine, yaşamına, doğadaki kurdun kuşun yaşam hakkına halkın doğmuş doğmamış çocuğunun yaşam hakkına da çöküyor.
Topyekûn saldırıya karşı topyekûn direniş zorunluluktur.
Herkesi bizim yanımızda olmaya, maden işçilerinin direnişini direniş mevziisine çevirmeye, yurdun dört bir yanında direnmeye, alanlara, meydanlara ve fabrikalardan ses yükseltmeye çağırıyoruz.
#HırsızDışardaMadenciİçerde #MadenciMutlakaKazanacak
@ogretmensendika Bir öğretmenin en temel beklentisi, yaptığı işin karşılığını zamanında alabilmektir. Fide’de öğretmenlerin bu beklentisinin karşılanmasını ve yaşanan ekonomik sorunların kalıcı bir çözüme kavuşmasını istiyoruz. #FidedeÖğretmenlerÇözümBekliyor
İstanbul | 📢 İşten Çıkarılan Fide Öğretmenleri — Açıklama
Bizler, Fide’de çalışırken işten çıkarılan öğretmenler olarak yaşanan sürecin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini düşünüyoruz.
Fide’de yaşanan ekonomik sorunların çözümünün, “küçülme” gerekçesiyle öğretmenlerin işten çıkarılması üzerinden kurulmasını kabul etmiyoruz. Yıllara dayanan plansızlığın, biriken sorunların ve yaşanan krizin faturasının öğretmenlere ödetilmesini doğru bulmuyoruz. Bu süreçte işini kaybeden öğretmenler, zaten ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarının üzerine bir de işsizlik ve belirsizlikle karşı karşıya bırakılmıştır.
Bununla birlikte, iki aydır maaşlarımızın ödenmemesi ciddi mağduriyetler yaratmıştır. Emeğimizin karşılığı olan ücretlerimizin zamanında ödenmemesi, yaşadığımız ekonomik ve psikolojik yükü daha da ağırlaştırmıştır.
Sendikamızın, kurum yönetimiyle bir süredir iletişim halinde olduğunu ve yapılan görüşmelerde çözüm için çaba gösterildiğini biliyoruz. Ancak tüm bu görüşmelere rağmen henüz çözüme dair somut bir yol haritası ortaya konulmuş değildir.
6 Ağustos’ta ödenmesi gereken ikinci maaşın da ödenmemesinin ardından, kurum yönetimi tarafından 18-19 Ağustos tarihlerinde öğretmenlerle toplantı yapılacağı tarafımıza iletildi. Bu nedenle, toplantı tarihine kadar yaşanan mağduriyetin kamuoyuna duyurulmamasını kendi aramızda konuştuk ve bekledik. Ancak 19 Ağustos’ta yapılan toplantıdan da bir çözüm çıkmadı. Çözümün ne olacağını, nasıl bir yol izleneceğini duymayı bekledik; fakat somut bir çözüm duymadık.
Sendikamızın, gerek kurumda çalışmaya devam eden gerekse işten çıkarılan öğretmenlerin görüşlerini alarak ilerlettiği bu sürecin farkındayız. Bu yaklaşımın, Fide’de çalışmaya devam eden öğretmen arkadaşlarımızın çalışma devamlılığını gözeten bir tarafı olduğunu da biliyoruz ve bunun önemini göz ardı etmiyoruz.
Ancak biz, işten çıkarılan öğretmenler olarak Fide yönetimine karşı güvenimizi kaybetmiş durumdayız. Üzerine çokça söz söylenen aidiyet duygusunu taşıyacak bir pozisyonda da değiliz. Çünkü bugün geldiğimiz noktada, emeğimizin karşılığını alamadığımız ve işimizi kaybettiğimiz bir sürecin içindeyiz.
Bizler kimsenin mağduriyet yaşamasını istemiyoruz. Fide’de çalışmaya devam eden öğretmen arkadaşlarımızın da benzer bir belirsizlik ve güvencesizlik yaşamamasını istiyoruz. Ancak bunun yolu, yaşanan sorunların sorumluluğunu öğretmenlerin üzerine yıkmak ve çözümü işten çıkarmalarda aramak değildir.
Biz çözüm bekliyoruz.
Ödenmeyen maaşlarımızın ne zaman ve nasıl ödeneceğinin, işten çıkarılan öğretmenlerin haklarının nasıl güvence altına alınacağının ve yaşanan krizin nasıl çözüleceğinin somut biçimde açıklanmasını istiyoruz.
19 Ağustos’taki toplantıda çözümü duymayı bekledik. Duymadık.
Şimdi soruyoruz: Çözüm nerede?
Fide’de çalışmaya devam edecek meslektaşlarımızın da ilerleyen süreçlerde benzer mağduriyetlerle karşı karşıya kalmamasını ve emeklerinin karşılığını zamanında, güvenceli bir şekilde alabilmelerini temenni ediyoruz.
İşten Çıkarılan Fide Öğretmenleri
📢İTA Okulları’nda maaşlar yaklaşık iki senedir düzensiz yatıyor.
Sendika temsilcilerimizin İTA Okulları patronu Köksal Yavuz’la yaptığı görüşmede maaş ödemeleri için günler belirlenmiştir. Ancak Köksal Yavuz verdiği sözü tutmamış, arkadaşlarımızın alacakları yine gecikmiştir.
Konuya ilişkin İTA Okulları emekçilerinin basın açıklamasını yayımlıyoruz.
Mülakat mağduru öğretmen arkadaşların sürecinin bu evreye gelmesinde sahada mücadele eden öğretmen arkadaşlarımız ve aileleri vardı.
Haklarından vazgeçmediler ve başardılar 👏
Mücadelemize omuz veren Eğitim-İş Sendikası’na ve Başkanımız @kademozbay_’a sonsuz teşekkürler. En zor zamanlarımızda yanımızda olmanız, verdiğiniz destek ve gösterdiğiniz dayanışma bizim için çok kıymetli.
@kademozbay_@egitimisorg
Tam 1 yıl önce bugün
13 Ağustos 2025
Mülakat mağduru öğretmenler Çalışma Bakanlığı önünde
Yakalım mı kendimizi? İşimiz yok ailemiz dağılmak üzere. Hakkımızı istiyoruz
Mülakatla hakları gasp edilen 1.611 öğretmenimizin iki yılı aşkın süredir sürdürdüğü kararlı mücadeleyi yürekten kutluyorum. Baskıya, gözaltılara, engellemelere rağmen haklarından vazgeçmediler.
Mülakat mağduru öğretmenlerimizle birlikte bu mücadelenin örgütlenmesinde ve büyütülmesinde öncü bir sorumluluk üstlenen; meydanlardan eylemlere, hatta günler süren açlık grevine kadar öğretmenlerimizle omuz omuza mücadele eden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndaki mücadele arkadaşlarımızı da yürekten selamlıyorum. Eğitim-İş olarak biz de bu iki yıl boyunca öğretmenlerimizin önünde değil, yanında durduk; nerede çağırdılarsa orada olduk, mücadelelerine omuz verdik. Çünkü biliyoruz ki dayanışma güçlendirir, mücadele büyütür.
Hak, haksızlıktan elbette yücedir; er ya da geç kazanacaktır.
Bugün atılan adım değerlidir; ancak ertemeleci bir çözüm doğru ve güvenilir değildir. Mülakat mağduru öğretmenlerimiz doğrudan kadroya atanmak yerine PİKTES kapsamında geçici süreli öğretici olarak istihdam edilecek; yapılan açıklamalara göre belirli bir sürenin ardından MEB kadrolarına geçirilecektir. Umarız verilen bu söz tutulur ve kadroya geçiş en kısa sürede gerçekleşir. Sürecin takipçisi olacağız.
Oysa öğretmenlerimizin talebi bir proje kapsamında geçici istihdam değil, mülakatla ellerinden alınan kadrolu öğretmenlik haklarının teslim edilmesidir. İktidar, yarattığı mağduriyetin sorumluluğunu tam olarak üstlenip doğrudan kadro ataması yapmak yerine çözümü geçici bir statü üzerinden zamana yaymayı tercih etmiştir. Öğretmenlerimizin hakkı bir projeye, geçici statüye ya da ilerisi için verilen sözlere bırakılamaz. Kadro bir lütuf değil, mülakatla ellerinden alınmış haklarıdır. Kadroya geçiş hiçbir belirsizliğe bırakılmadan, hukuki ve idari güvencesi açık biçimde ve en kısa sürede gerçekleştirilmelidir.
Bu yöntem, yıllardır PİKTES kapsamında çalışan ve kadro bekleyen öğretmenlerimizle mülakat mağduru öğretmenlerimizi karşı karşıya getirmemelidir. Bir öğretmenin hakkı başka bir öğretmenin hakkından eksiltilerek teslim edilemez. 1.611 öğretmenimizin kadroya alınması, önümüzdeki dönemlerde yapılacak öğretmen atamalarının kontenjanından da düşülmemelidir.
Mülakattaki adaletsizliğin, yetersiz atamaların ve yıllardır sürdürülen plansızlığın bedelini öğretmenlere ve bu ülkenin gençlerine ödetmekten vazgeçin.
1.611 öğretmenimize şimdilik hayırlı olsun. Bu kazanım, her şeyden önce hakkından vazgeçmeyen öğretmenlerimizin kararlılığının ve büyüyen dayanışmanın sonucudur. Mücadele edenlere, direnenlere, dayanışmayı büyütenlere selam olsun.
Mülakat mağduru öğretmenlerimiz kadrolu atama haklarını eksiksiz alıncaya, mülakat sistemi ortadan kalkıncaya ve bu ülkede “atanamayan” değil, atanmayan öğretmen sorunu sona erinceye kadar mücadelemiz sürecek.
Özel sektörde çalışan öğretmenlerimizin taban maaş ve güvenceli çalışma başta olmak üzere haklı talepleri için de Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’yla omuz omuza mücadeleyi ve dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. @ogretmensendika@MulakatPlatform@egitimisorg
📢Kamuoyuna,
Mülakat mağduru öğretmenlerin atama talebi kazanıma dönüştü. Kazandık!
İki yıldır adalet arayışında olanlar, yaşadıkları hayal kırıklıklarını ağır bir zincir gibi taşıdılar. Tüm girişimleri yanıtsız kaldı. Verilen sözler tutulmadı. Memleketin dört bir yanından gelerek bürokrasiye seslenen, çözüm arayan bu genç öğretmen kitlesi; yeri geldi destek buldu, gündem oldu ama sonuca ulaşamadı.
❗️Sendikamız, kuruluş döneminde “Güvencesizliği Durduracağız!” sloganını öne çıkarmıştı.
Güvencesizliğin kitlesi de, alanı da geniş. Sadece özel öğretimi tariflemeyen bu atılganlığın çıkış noktası eğitim politikalarının güncel değerlendirmesi ve bugünün eğitim emekçilenin statüye, istihdam biçimine ya da işsizlik gerçekliğine göre farklı noktalara dağılması oldu. Bugün “her taşın altından” çıkan bir Sendika olmamızın şaşkınlığını yaşayanların kavraması gereken ilk şey şudur: Eğitim ve emek artık her hanenin sorunudur, Öğretmen Sendikası ise yeni eğitim emekçileri kuşağının sendikasıdır!
“Sizin bunlarla ne işiniz var? “ diye sordular. Taleplerde ve mücadelede kardeşleşmenin yolunun binbir emekle ve mütevazi şekilde örüldüğünün farkına varamadılar çünkü anonimleştik. Talebin arkasına geçtik ve özgün sorunu olan, farklı eğilimlerden, kültürlerden oluşan bu kitlenin içinde yer aldık. Mücadele içinde öncü pozisyonda olan arkadaşlarımızı sendikalı olmalarına rağmen (özel öğretimde çalışıyorlardı) aslolan kimlikleri ile hareket eden bir tarzla buluşturduk. 1 Haziran’a kadar çoğu eyleme diğer eğitim sendikaları kendi isimleri ile katılsalar dahi biz sendikal kimliği sendika binasında bırakarak katıldık. Bu yöntem üzerinden inşa edilen güven ilişkisi ve kitle bağı özel sektör öğretmenleri ile cisimleşen fiili mücadele anlayışına mülakat mağduru öğretmenleri de yaklaştırdı.
✊🏾Politik doğruculuk yok!
Günübirlik düşünme yok, dar-grupçuluk yok!
Elbette, yarattığımız bu anonimleşme doğal sınırlarına dayandı.
MHP'nin verdiği kanun teklifi de rafa kaldırılınca Sendikamız, mülakat mağduru öğretmenlere çağrıda bulundu: Sendika bayrağı altına!
Çağrıya karşılık veren öğretmenler kitle toplantılarına katıldı. Birimlere, koordinasyon ekiplerine ayrılan öğretmenler özel sektör öğretmenleri ile kaynaştı. Artık iki talep ve bir kitle vardı!
Verilen büyük mücadelenin zorluklarını uzun uzun anlatmayacağız.
Girişkenlik, birlikte düşünme ve eylemde direngen tavır genelleşti. Ankara’daki ablukayı kırmak için alınan yürekli kararlar kitle tarafından sahiplendi; çünkü tüm kararlar birlikte alındı.
Sendikaya, sendikanın insanlarına güven arttı. Talepler toplumsallaştı ve meşru çizgi kapsayıcı, özgüveni yüksek yaklaşımla korundu.
Öğretmenlerin, ailelerin verdiği saygın ve haklı mücadele toplumun geniş kesimleri tarafından sahiplenirken bürokraside kırılma yarattı. Mülakatta yaşanan adaletsizlik muhalefetin de üstlendiği bir konu haline gelirken sorunu iktidar ile muhalefetin siyasi rekabet konusu haline getirmek ve o çizgide tutmak isteyen manipülatif akıl da aşılmış oldu.
👉🏽Sendikanın Uzattığı Eli Tutun!
Mülakat mağduru öğretmenlerin elde ettiği kazanımdan sonra bürokrasiden talebi ve çözüm beklentisi olan diğer öğretmen kitlesi arasından sesler yükseldi.
Haklı istemler, kazanımı elde edenin yarattığı asıl değeri ve yürüdüğü yolu anlamadan “Peki biz?” sorusu üzerinden kurulduğu zaman zayıf kalır.
Yukarıda mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesinin organize edilme sürecinden bilinçli olarak bahsettik.
@MulakatPlatform
#MülakatıKazandıkSıraTabanMaaşta
⬇️
Mülakat uygulaması sonucunda hak ettikleri hâlde atamaları yapılmayan ve uğradıkları haksızlığa karşı yaklaşık iki yıldır mücadele eden 1.611 öğretmenin kararlılığı; başta sendikamız Eğitim Sen olmak üzere birçok sivil toplum örgütünün yürüttüğü mücadele sonucunda, nihayet iktidarı geri adım atmak zorunda bırakmıştır.
Ankara’nın sokaklarından Bakanlık kapısına, öğretmenlerin anne ve babalarına dahi gaz sıkılmasından gözaltılara, ters kelepçeli gözaltılardan açlık grevine uzanan bu mücadele; bir lütuf, ayrıcalık ya da yeni bir istihdam olanağı talebi değil, KPSS’deki başarılarına rağmen mülakatla ellerinden alınan atanma hakkının mücadelesidir. Bugün bir çözümden söz edilebiliyorsa bu, öğretmenlerin ısrarlı, kararlı ve meşru mücadelesinin sonucudur. Hakları için yan yana gelen, seslerini duyurmak için türlü baskılara rağmen geri çekilmeyen mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesini ve dayanışmasını selamlıyoruz.
Ancak açıklanan formül, bu hakkın doğrudan teslim edilmesi yerine öğretmenlerin önce PİKTES kapsamında “geçici süreli öğretici” olarak istihdam edilmesini, ardından MEB kadrolarına geçirilmesini öngörmektedir. Mülakatla yaratılmış bir hukuksuzluğun giderilmesi için yeni bir ara statüye, projeye ya da dolambaçlı bir idari formüle ihtiyaç yoktur. Bu öğretmenler PİKTES kapsamında istihdam edilmeyi değil, mülakat nedeniyle gasp edilen öğretmen olarak atanma haklarının iadesini talep etmektedir.
Yapılması gereken son derece açıktır: Bu öğretmenlerin atamaları, hiçbir geçici statüye ve yeni bir koşula bağlanmadan doğrudan yapılmalıdır. İki yıldır sürdürülen bir haksızlık, üç aylık yeni bir bekleme süresiyle daha da uzatılmamalı; öğretmenlerin hakkı eksiksiz, koşulsuz ve derhâl teslim edilmelidir.
▪️Seçimden önce "Mülakatı kaldıracağız." deyip, seçimden sonra atadığı bakan aracılığıyla binlerce gencin emeğini elinden alan kim?
▪️2014 yılına kadar uygulanan "taban maaş" uygulamasını kaldırarak özel sektör öğretmenlerini patronların insafına bırakan kim?
▪️İstihdam politikası üretmeden her yere üniversite ve bölüm açıp binlerce diplomalı işsiz yaratan, "ev genci" sorununu büyüten kim?
❗️Taban maaş, mülakat mağdurlarının hak ettikleri atamaların yapılması ve güvenceli çalışma koşulları bir lütuf değil, en temel haklardır.
❗️Hak arayan öğretmenlerin sesi duyulmalı, talepleri gecikmeden karşılanmalıdır.
#TürkiyeÖğretmenleriniKaybediyor