Haluk Levent.
Ne kendisine ne de derneğine, ne geçmişte ne de şimdide bir sempatim olmuştur.
Ama başlayan malûm süreci sadece hüzünle izliyorum.
Necip milletimiz ne kadar da duyarlıymış kendinin kandırılmasına ve dolandırılmasına!
Ve başkalarının acısı üzerinden para kazanan haramilere!
Hayatı bir kumar masasına çevirenlere ve oyundaki fişlerin faturasını da kendisine ödetenlere karşı gıkı çıkmayarak yutkunmakla yetinen mazlumlar,
birkaç günde dünyanın sahtekârlığa karşı en hassas ve tepkili kalabalığına dönüştü.
Köpek kıralın değilse,
taşlamak ne kolay,
di mi?
The "Middle Class" was a 50-year fluke designed to prevent a communist revolution during the Cold War. Now that the threat is gone, the elites are systematically dismantling it. You aren't "falling behind"; you’re being pushed back into the peasantry.
islamcı entelijansiya yıllarca post-kolonyal tezleri tr'ye uyarlayıp batı'yı/batıcılık üzerinden müesses nizamı eleştirdi. iktidar olduktan sonraysa hepsi kendilerinin pek sevdiği tabirle batı'nın "ev zencisi" oldu. nato zirvesine dair tutumlarına bakmak yeterli bunu görmek için.
Yugoslavya’nın son demlerinde yapılan 1991 nüfus sayımında Bosna-Hersek nüfusu yaklaşık 4,5 milyondu(ülke tarihinin gördüğü en yüksek nüfustur bu), bugün ise 3,3 milyon, ülkede kalan nüfus da savaş öncesine göre daha yaşlı. Nitelikli nüfuslarının büyük bölümünü Avrupa’ya ve Atlantik ötesine kaptırdılar savaş sırasında ve sonrasında, bu yüzden elde her bakımdan 1991’e kıyasla daha geri ve yozlaşmış bir ülke kaldı ve aslında bu durum (belki Slovenya hariç)tüm eski Yugoslav ülkeleri ve halkları için geçerli.
Geçenlerde ABD’de yaşayan, o ülkenin vatandaşı olmuş orta yaş üstü Bosnalı bir avukat şöyle bir yazı yazmıştı diaspora hesaplarında bu konuyla ilgili; “Arkada bıraktığımız, savaş yıllarında canımızı kurtarmak için ayrıldığımız ve bir daha (kalıcı olarak)geri dönmemizin mümkün olmadığı bir ülke var. Çoğumuz burada kendine yeni hayatlar kurdu, evlendi, kariyer edindi. Burada olmamıza sebep biz değiliz ancak buna rağmen bir mahcubiyet duyuyoruz köklerimizin olduğu ülkeye karşı. Gençlerimizin enerjisinden dolayı birçok kişi dünya kupasını bir festival olarak geçirdiğimizi düşünecek ama biz aslında birkaç kuşak sonra tamamen asimile olacak çocuklarımız için o turnuvada günah çıkartıyor olacağız.”
Ömer Koç, Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları da yazabilirdi:
12 Eylül'de dedesinin idamların hızlandırılması için cuntacılara mektup yazdığını
12 Eylül'ün Türk-İslam sentezinden gayet memnun olduklarını
Özal'la birlikte işçilerin haklarını, sosyal devleti, kamu kaynaklarını talan ettiklerini
2002'de Erdoğan'ın iktidara gelmesini sağladıklarını, karşılığında 2003'te TÜPRAŞ'a çöktüklerini
TESEV'i kurarak Fethullahçılar ile AKP'nin rejim değişikliği için platform sağladıklarını
Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına geçmesinde bile parmakları olduğunu...
Geçen yıl iki büyük şirketlerinde kar patlaması yaşarken binde 1 vergi verdiklerini, o sırada işçilerin yüzde 17 vergi ödediğini, vs. vs.
🚨Assange Prophecy
🚨Assange's LAST Warning For Humanity
🚨Digital archives let them erase history with one click.
🚨The next: "Page not found."
🚨The next: "it never happened."
🚨Don't trust the cloud.
🚨Paraphrasing Orwell, Assange explains that he who controls today's internet servers controls the intellectual record of mankind.
🚨He warns us that Western governments, large corporations, and certain wealthy individuals are increasingly able and increasingly trying to remove material permanently from the historical record using sophisticated methods.
4+4+4'ü anlatırken 12 Eylül ve 28 Şubat süreçlerinde müdahalelerden de bahsetmiştim ancak Fatih Yaşlı'nın Antikomünist Şebeke kitabındaki bu sayfayı henüz okumamıştım.
Videoda başta Mesem olmak üzere, piyasa ihtiyaçlarına göre eğitimi şekillendirmek mevzusunun da hiç yeni bir ısrar olmadığı daha net şekilde ortaya çıkıyor.
https://t.co/1HYIXQDYso
May 9th is Victory Day - commemorating the defeat of Nazi Germany & fascism in Europe by the Soviet Union.
In our last episode of Reimagining Soviet Georgia @ReimaginingG we discuss Soviet efforts to create collective security in Europe w/ historian Michael Jabara Carley
MSB bugün İran’dan ateşlendiği belirtilen bir balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiğini ve Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından düşürüldüğünü açıkladı.
Ancak geçen üç vakada olduğu gibi ortada hâlâ cevap bekleyen kritik sorular var.
Füzenin radar izi nerede? Hangi rota ile geldi, hangi irtifada vuruldu? Hangi unsur angaje oldu? (Halen doğu Akdeniz‘de ABD Arleigh Burke sınıfı muhripler dışında bu Angajmanı yapabilecek başka bir unsur yok)
Türkiye’nin Kürecik’ten Anamur’a kadar uzanan radar ve erken ihbar altyapısı bu verileri ortaya koyabilecek kapasitededir, dolayısıyla soyut açıklamalar yeterli değildir.
Öte yandan bir yanda Adana’da NATO kolordusu, diğer yanda İstanbul Boğazı girişinde NATO deniz unsuru komutanlığı haberleri gündemdeyken, her seferinde füzelerden Türkiye’yi “NATO korudu” vurgusuyla gelen bu açıklamalar güçlü bir algı operasyonu izlenimi doğurmaktadır.
Kısacası “füze İran’dan ateşlendi” algısı ile “ söz konusu füze Akdeniz’deki NATO unsurları tarafından önlendi” algısı sürekli tekrar ediyor.
Türk milleti bu algı mesajını okumaktadır.
Oysa gerçek tablo farklıdır. ABD’nin dışladığı NATO’nun cephane sorunu tartışılıyor, Avrupa ordularının hazırlık seviyesi sorgulanıyor, İngiltere’nin Kıbrıs’taki üssüne bile gemi sevkinde zorlandığı görülüyor.
Yani NATO’nun taze kana, gönüllü figüranlara ihtiyacı var.
Rusya Ukrayna Savaşında Kiev’e sınırsız sağlanan askeri, finansal ve siyasi desteğe rağmen NATO bu savaşta hedeflerini başaramamıştır.
O nedenle Türkiye gibi büyük bir ülkenin aktif olarak Rusya ile olan tarafsız pozisyonunu bozarak Rusya düşmanı olarak yanlarına geçmesi istenmektedir.
Çok ciddi finansal kriz içerisine giren Ankara, 100 günden az kalan bir süre içerisinde NATO’nun 2026 zirvesini yapacaktır. Bu nedenle Ankara’daki bürokratlara ve NATO Muhiplerine zirvede prestij sağlayacak projelere de ihtiyaç vardır.
Türkiye bir yandan Gazze katliamını eleştiriyor, Filistin halkının çıkarlarını savunuyor ama diğer yandan fiilen İran’da savaşta olan İsrail ve ABD’ye en büyük siyasi ve kısmen askeri desteği sağlayan NATO’nun bir nevi reklam ajansı gibi davranıyor.
Böyle bir ortamda Türkiye’nin bu denli NATO dümen suyuna sokulması Karadeniz’de, Doğu Akdeniz ‘de ve Hazar havzasında stratejik risk üretir.
Türkiye figüran değildir, kendi hava savunmasını, kendi egemenlik refleksini esas almalı, teknik verileri açıklamalı ve bu tür sahte bayrak kokan yönlendirmelere karşı son derece dikkatli olmalıdır.
Türkiye tarafsız rejimini korumalı, ikinci Dünya ve soğuk savaş yıllarında olduğu gibi çevresinde hiçbir tarafın kışkırtma ve manipülasyonlarına alet olmamalıdır.
If Bush and Blair had faced justice at The Hague after the 2003 invasion of Iraq and imprisoned for a long time, many of the terrible things that the West and others have done since then may well have been avoided
They removed CD/DVD drives from devices.
They made physical media harder to buy and use.
They removed expandable storage from phones.
They pushed us into streaming subscriptions.
They made always-online normal.
They made unlimited internet necessary.
Then slowly raised the price of everything.
Ownership quietly became renting.
@onlydramaX Eleştirilerinde çok net haklı, kasa sisteminin ruletten farkı yok ancak TR'de mevcut hükümetle yaşanlar biliyor ki kumar da oynatsan komisyonunu verdiğin sürece okay. Düzenleme de bu şekilde olacaktır. Adam içerik üreticisi tabii ki gündemle ilgili video koyacak.
// Sabahtan beri "haber" adı altında önüme düşenler.
Bir teknik direktörün ortalığı karıştıran açıklamasını okudum. Yorumlarda kıyamet kopmuş. Sorun şu ki, böyle bir şey söylememiş. Fake haber.
Tribünden hakeme bisiklet atılmış. Görüntü çarpıcı. Sorun şu ki, fake görsel. Amatör ligde FIFA kokartlı hakem olmaz. Sadece görsel değil böyle bir olay olduğu bile şüpheli. Haberi arttığımda yine aynı haberler ve aynı görseller çıkıyor. Kaynak belirsiz.
Bir yayıncı kızı çekici görseller paylaştı diye haber siteleri linç ettiriyor. Sorun şu ki, paylaşmamış. Normal görüntüleri yapay zeka ile oynamışlar. Hatta alakasız uygunsuz pozlar türetmişler.
Sorun yapay zeka değil. Haber sitesi gibi gördüğünüz hesaplar. Ürettikleri haberleri silerler ama düşüncelerdeki izleri kalıyor. Etkileşim için her şeyi yaparlar. Hiç sınırları yok. Etkileşim için sonsuz haber ve görsel üretmenin doruğuna ulaşıldı artık. Oturdukları yerden "ne paylaşsak akışı hackleriz" diye düşünüyorlar.
Takipçilerin umrunda olmalı, ilginç bir şey okumak değil doğru bir şey okumak talebiniz olmalı.