eskiden kız çocuklarını soyup kutlarlardı...
Recep Tayyip Erdoğan bu ülkeyi pezevenklerin elinden kurtardı...
fetönün fon darbesiyle yiyeceklerini sanıyorlar....
25 yıl önce Binali Yıldırım, Osman Gökçek, Fatma Betül, Erdoğanlar bu kadar zengin, halk ise bu kadar fakir değildi.
Sahip oldukları servet, bizden çaldıklarıdır.
İbretlik bir durum..!!
Gazze üzerinden seçim kazananlar Gazze'ye değilde YEMEN'e asker gönderiyor
Vatansever dediklerimiz susarken,
Vatan hainleri dediklerimiz mecliste askerilerimizin hakkını savunuyor..!!
Evinde 450 milyon çıkan Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş
Fatma Betül Sayan tarafından özel kalem kontenjanından torpille memur yapılmış (yandaş F.Uğur)
Allah burnunuzdan fitil fitil getirsin
Hırsızlar! Pisliğinizde boğulun
Yazık şu ülkeye
tam bir talan düzeni
AKP'li ve MHP'li eski belediye başkanları tutuklanan 39 bin nüfuslu Yahşihan'da 2 binden fazla taşınmaza el konulmuştu.
Bu taşınmazlardan 1630'ü bir başkan yardımcısının üzerine kayıtlı çıktı. Kendi adına 541 milyonluk serveti bulunan eski imar müdürünün ailesi üzerine kayıtlı 300'den fazla tapu daha tespit edildi.
Binlerce gayrimenkulun yanında G Kasa Mersedesler, Porscheler, yatlar cabası.
Rüşvetten tutuklanan ve 1 milyonun üzerinde nüfusu olan Esenyurt Belediye Başkan yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın başkası adına kiraladığı evden 7 milyon ABD doları ile 400 bin Euro nakit çıkmıştı.
Millete “hayırda yarışınız” diye konuşanların neyde yarıştığını gördük. Ancak Ankara’dan ayrılarak il olan Kırıkkale’nin bir ilçesi olan Yahşihan kadrosunu iyi incelemek ve değerlendirmek lazım. Düşünsenize yanında İstanbulun bir ilçesi olan ve 1 milyonun üzerinde nüfusu bulunan Esenyurt kadrosuna nal toplatmış.
Esenyurt Belediye Başkan yardımcısına vizyonu küçük mü demeliyiz. Yoksa Yahşihan ekibini daha üst görevlere getirip Türkiyenin borcunu mu ödetmeliyiz.
(Ben ironi yapıyorum. Ama ciddiye alırlar da yaparlar diye de korkmuyor değilim.)
Besim Tibuk:
“Bizim çok pahalı ipek halılarımız vardı. Bazıları 40-50 bin dolara satılıyordu ama bu kadar pahalı bir halıyı satmak da kolay değildi.”
“50 bin dolarlık halıları satmak için kasanın başına 2 tane silahlı adam koydum.”
“Mağazanın özel bir bölümüne büyük bir kasa yaptırdım. İçine de en değerli ipek halıları koyduk.”
“Zengin bir müşteri pahalı halılarla ilgilenince onu özel odaya çıkarıyorduk. Daha güzel koltuklar, daha farklı bir ortam vardı.”
“Sonra kasayı açmak için iki silahlı adam geliyordu. Kasa açılıyor, halı dikkatlice çıkarılıp müşterinin önüne seriliyordu.”
“Adam bir anda karşısındaki halının ne kadar kıymetli olduğunu düşünmeye başlıyordu.”
“Bu yöntemle çok halı sattık. Çünkü satışta yalnızca ürünün kendisi değil, müşterinin zihninde oluşan değer de önemlidir.”
“Adam bakıyordu, bu halıları korumak için güvenlik bile varsa herhalde çok değerlidir diye düşünüyordu.”
“Eskiden turistlere halı satarken iki büyük sorun yaşıyorduk. Adam halıyı beğeniyor ama nasıl götüreceğini bilmiyor.”
“Bir de ülkesine döndüğünde gümrük vergisi çıkmasından korkuyor. Bu yüzden birçok müşteri almaktan vazgeçiyordu.”
“1980’lerin başında Almanya’ya gittik, Münih’te bir şirket kurduk.”
“Müşteriye dedik ki, sen halıyı burada beğen, kaporanı ver. Biz halıyı Almanya’daki evine kadar götürelim, gümrük işlemlerini ve vergilerini halledelim. Kalan parayı da halı evine teslim edildiğinde öde.”
“Bunu yapınca satışlarımız patladı. Çünkü müşterinin kafasındaki en büyük iki sorunu ortadan kaldırmıştık.”
“Daha sonra aynı sistemi Fransa’da, Amerika’da ve başka pazarlarda da uygulamaya başladık.”
“Bir Dünya Kupası sırasında Alman milli takımı çok iyi gidiyordu. Ben de Almanya’daki müdürümüze bir açıklama hazırlattım.”
“Dedik ki, Alman milli takımı Dünya Kupası’nı kazanırsa futbolculara ipek halı ve İstanbul tatili hediye edeceğiz.”
“Bu açıklama bir anda Alman gazetelerinde yayımlandı. Bazaar 54’ün adı bir anda gazetelerde görünmeye başladı.”
“Sonunda Almanya şampiyon olamadı. Dolayısıyla hediyeleri vermek zorunda kalmadık. Ama bizim için çok büyük bir tanıtım oldu.”
“Bir reklam kampanyası hazırlayıp o kadar gazetede yer almak istesek dünyanın parasını harcardık.”
“Bizim yaptığımız açıklamanın ise hiçbir maliyeti olmadı. Bedavaya reklam yaptık.”
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı emekliliğini istiyor.
SPK Başkanı istifa ediyor.
Esenyurt’a atanan kayyım valiliğe çekiliyor.
Anlaşılan o ki görevden almalar bir “ceza” olarak görülüyor.
Millet ise bütün sorumlulardan gerçek anlamda hesap sorulmasını bekliyor.
Millet, muhalif olana tutuklu yargılamak ve kayyım atamak sıradanlaşmışken iktidar olana bu ayrıcalık neden diye soruyor.
Fon krizinin geldiği nokta, iktidarın devleti yönetme kapasitesinin çöküşüdür.
Millet adalet beklerken, görev değişiklikleriyle bu işten sıyrılmaya çalışanların siyaseti çökmüştür.