#tly #dfı #thf #fonmağdurları #tp2
🚨 Fon Krizinde Mağdur Edilen Yatırımcıların Dava Yolu Açıldı!
"Sistem kilitlendi", "Emriniz reddedildi" denilerek fondan çıkışınız engellendi mi? Yöneticilerin tutuklanması tesadüf değil; özen ve sadakat yükümlülüğünün ağır ihlalidir.
⚖️ Haklarınız düşündüğünüzden çok daha güçlü. 👇
2/4
📌 Hukuki Dayanak Net:
• SPK m. 54 & 56: Portföy yöneticileri basiretli davranmak zorunda. Mevzuata aykırılık ve ihmal varsa, zararı şahsen ve müteselsilen tazmin ederler.
• TBK m. 506: Yöneticinin özen borcu ihlal edilmiştir; tutuklama kararları da bunun somut karinesidir.
3/4
⚠️ Satış Emri Veremeyen / Emri Reddedilenler:
Fonun kilitlendiği gün ile çıkış yapabileceğiniz gün arasındaki tüm değer kaybı ve mahrum kalınan kâr, doğrudan yöneticilerin ve portföy yönetim şirketinin şahsi sorumluluğundadır. İlliyet bağı açıktır!
4/4
🔍 Ne Yapılmalı?
Zaman aşımı ve hak kayıpları yaşamamak adına;
1️⃣ Ekran görüntüleri ve reddedilen emir kayıtlarını arşivleyin.
2️⃣ Şirkete derhal yazılı ihtarname çekin.
3️⃣ SPK şikayeti ve zararınızı tazmin için Hukuki süreçlerini başlatın.
Sessiz kalmayın, zararınızı talep edin!
Akşama ve tarihe not
FON KRİZİNİN AK PARTİ’YE ÖDETTİĞİ BEDELİN FARKINDA MIYIZ?
Fon krizi yalnızca ekonomik ve mali bir mesele değildir. Bu kriz, AK Parti’nin kendi sosyolojik tabanına çok ağır bir bedel ödetmektedir.
İnsanların yılların emeğiyle oluşturduğu tasarrufları erirken zihinlerde çok daha tehlikeli bir soru büyümektedir:
“Bundan sonra kime ve hangi kuruma güveneceğiz?”
Tasarrufların erimesi kadar vahim olan, devlete ve kurumlara duyulan güvenin sarsılmasıdır. Oluşan bu güvensizlik ortamının AK Parti’ye ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradeye nasıl zarar verdiğinin farkında mıyız?
Süreç içerisinde sorumluluk makamında bulunanlar; görevlerini zamanında ve gereği gibi yerine getirmemenin, yönetim zafiyetinin, ihmalin ve kişisel ihtirasların meydana getirdiği bu ağır tablonun hesabını nasıl verecekler?
Birilerinin ihtiraslarının, yetersizliğinin veya ihmalkârlığının bedelini ne milletimiz ne AK Parti’nin sosyolojik tabanı ne de Sayın Cumhurbaşkanımız ödemelidir.
Unutulmamalıdır ki güvenin sarsıldığı her alan, Türkiye’ye yönelik ekonomik, siyasi ve toplumsal operasyonlara yeni bir zemin hazırlamaktadır. Küçük yatırımcının parasını, milletin devlete olan güvenini ve ülkenin ekonomik istikrarını koruyamayan bir yönetim anlayışı, yalnızca mali bir krize değil, çok daha geniş çaplı bir siyasal kırılmaya da kapı aralar.
Üstelik karşımızda; devletin, hükûmetin ve kamu bürokrasisinde görev yapan kişilerin adını kullanarak güven devşiren, ülke insanının birikimlerini kendi çıkarları uğruna istismar eden bir yapı bulunmaktadır.
Bu yapının üzerine kararlılıkla gitmek; yalnızca hukuki ve idari bir görev değil, bu topraklara, milletimize ve savunduğumuz değerlere karşı borcumuzdur.
Çünkü insanların alın terini, tasarrufunu ve geleceğini koruyamazsak; kul hakkından, ahlaktan, adaletten, dürüstlükten ve manevi değerlerden topluma söz etme imkânımız kalmaz. Söylediğimiz sözün inandırıcılığını, savunduğumuz değerlerin ise toplumsal karşılığını kaybederiz.
Şimdi açıkça soruyoruz:
Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı ekonomik, toplumsal ve siyasi sonuçları ağırlaşan bir hibrit müdahale tehlikesiyle karşı karşıya bırakanlar, bunun bedelini nasıl ödeyecekler?
Milletin alın teri de tasarrufu da güveni de sahipsiz değildir.
Sorumlular tespit edilmeli, ihmali bulunanlardan hesap sorulmalı, haksız kazançların üzerine gidilmeli ve küçük yatırımcının kaybını giderecek adımlar gecikmeksizin atılmalıdır.
Bu mesele para meselesinin ötesinde; devletin itibarı, siyasetin ahlakı ve milletin geleceği meselesidir
@tcbestepe@RTErdogan@erkmacit@malikejder@Gulumser_Heper@betulsoysalb@onralpyilmaz@Oguzpolatbilek@Bilalsaygili@yeniakit@ErbayKucet_@NO_haber35srb@nurtugbaaktay@ulkucuhareketr
Sonunda beklediğimiz açıklamalar gelmeye başladı ve Sayın Cumhurbaşkanımızın yaşanan fon mağduriyetinden haberdar edildiğini görmek bizler için çok kıymetli.
Cumhurbaşkanımızın bu meselenin çözüme kavuşması ve vatandaşın mağduriyetinin giderilmesi için gereken iradeyi göstereceğine inanıyoruz.
Endişelerimizi ve taleplerimizi size ısrarla iletmiştik. Cevabınız son derece kıymetli.
Atılacak adımları destekliyorum. Cumhurbaşkanımızı yıpratmaya yönelik her türlü hareketin arkasında kim olursa olsun karşısında olacağımız kesin ve nettir. Biz bu memleketin evladıyız.
Belirsizlik bir an önce sona ersin, mağduriyet giderilsin ve paramız en kısa sürede hesaplarımıza yatsın. Bizleri mağdur eden ve ihmal eden kurumlar gözden geçirilsin.
Sayın Saral’ın açıklamaları bizi bir nebze rahatlatmıştır.
#tera #tly #thf #fonmağdurları
@oktay_saral
FON VURGUNUNA KARŞI KAPSAMLI ÇÖZÜM ÖNERİMİZ
Türkiye’de yatırım fonlarında yaşanan kriz nedeniyle yüz binlerce yatırımcı parasını geri almayı beklerken, tasfiye sürecinde izlenecek yöntem büyük önem taşıyor. Batık fonlarda bulunan varlıkların Ziraat Bankası ve İş Bankası tarafından satılarak nakde çevrilmesi ve elde edilen kaynağın yatırımcılara payları oranında dağıtılması, tek başına yeterli bir çözüm değildir. Çünkü bu yöntem, mevcut varlıkların tasfiyesine odaklanırken ortaya çıkan zararın hangi işlemler sonucunda oluştuğu, paranın nereye aktarıldığı ve hukuki sorumluluğu bulunan tarafların kimler olduğu sorularını kapsamlı biçimde ele almayabilir.
Devletin görevi, bu krizin yarattığı mağduriyetleri gidermek, yatırımcıların haklarını korumak ve gerekli tüm hukuki, idari ve mali mekanizmaları işletmektir. Ancak bu sorumluluk, yalnızca fonlarda kalan varlıkların satılması ve elde edilen kaynağın dağıtılmasıyla sınırlı tutulamaz. Devlet, yatırımcıların zararlarının giderilmesi için bütün imkânlarını seferber ederken, zararın oluşumunda sorumluluğu bulunan kişi ve kuruluşlara ulaşılmasını da sağlamalıdır.
ABD’de Bernie Madoff tasfiyesinde uygulanan clawback mekanizması, Türkiye açısından değerlendirilmesi gereken önemli bir örnektir. Madoff tasfiyesinde, belirli hukuki koşullarda yatırımcıların geçmişte aldıkları ödemeler incelenmiş, yatırılan tutarı aşan ödemelerin geri alınması için hukuki süreçler işletilmiş ve geçmiş para transferleri tasfiye kapsamında değerlendirilmiştir.
Bu yaklaşım, tasfiye sürecinin yalnızca mevcut varlıkları satıp dağıtmakla sınırlı kalmaması gerektiğini göstermektedir. Türkiye’de de yatırım fonlarında yaşanan sorunlar bakımından, hukuki çerçevesi açıkça belirlenmiş bir geri alma ve tahsilat mekanizmasının oluşturulması değerlendirilmelidir.
Burada amaç, yatırımcıların tamamını sorumlu tutmak veya hukuki dayanağı olmadan geçmiş ödemeleri geri almak değildir. Amaç; zararın oluşumunda rol oynayan hukuka aykırı işlemleri tespit etmek, sorumluluğu bulunan taraflara ulaşmak ve mağdur yatırımcıların zararlarının karşılanmasına katkı sağlayacak ilave kaynakları ortaya çıkarmaktır.
FONLARIN GEÇMİŞ İŞLEMLERİ GERİYE DÖNÜK İNCELENMELİDİR
Tasfiye sürecinde öncelikle fonların yalnızca mevcut varlıkları değil, geçmiş dönem finansal hareketleri de incelenmelidir. Fonlara giren ve çıkan paralar, yatırımcı ödemeleri, ilişkili taraf işlemleri, varlık transferleri ve varsa olağan dışı finansal hareketler bağımsız uzmanlar tarafından araştırılmalıdır.
Bu inceleme sonucunda hukuka aykırı işlem veya transfer tespit edilmesi halinde, ilgili mevzuat çerçevesinde geri alma ve tahsilat yolları değerlendirilmelidir. Böylece tasfiye, yalnızca fonun elinde kalan varlıkların satışıyla sınırlı bir işlem olmaktan çıkarılmalı; zararın oluşumuna ilişkin kapsamlı bir araştırma ve hukuki takip süreciyle birlikte yürütülmelidir.
Çünkü yatırımcıya, “Fonun elinde ne kaldıysa onu alacaksın” denilmesi, zararın oluşumuna ilişkin bütün soruların cevaplandığı anlamına gelmez.
Devlet, mağdur yatırımcıların zararlarının giderilmesi için gerekli mekanizmaları işletmeli; bununla birlikte hukuki sorumluluğu bulunan taraflara ulaşılmasını sağlayarak tasfiye kaynaklarının artırılması için gereken adımları atmalıdır.
DEVLETİN SORUMLULUĞU, YATIRIMCININ HAKKINI KORUMAKTIR
Devletin sermaye piyasalarındaki denetim ve gözetim sorumluluğu, bu süreçte özellikle önem taşımaktadır. SPK, yatırımcı haklarının korunması, tasfiye işlemlerinin şeffaf biçimde yürütülmesi ve hukuka aykırı işlemlerin araştırılması konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.
Devlet, yatırımcıların mağduriyetlerini gidermek için gerekli tüm hukuki, idari ve mali araçları kullanmalıdır. Ancak aynı zamanda zararın oluşumunda sorumluluğu bulunan kişi ve kuruluşlara ulaşılmasını, hukuka aykırı transferlerin tespit edilmesini ve hukuken mümkün olan bütün tahsilat yollarının işletilmesini sağlamalıdır.
Bu yaklaşım, devletin sorumluluğunu azaltmak değil, tam tersine yatırımcı haklarını koruma görevini daha kapsamlı biçimde yerine getirmesini sağlamaktır. Çünkü kamu otoritesinin görevi yalnızca tasfiye işlemlerini yürütmek değil, mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli hukuki ve kurumsal kapasiteyi ortaya koymaktır.
Bu nedenle tasfiye sürecinde aşağıdaki adımların değerlendirilmesi gerekmektedir:
- Fonların geçmiş dönem işlemlerinin bağımsız biçimde incelenmesi.
- Para transferleri ve ilişkili taraf işlemlerinin araştırılması.
- Hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanan zararların tespit edilmesi.
- Hukuken mümkün olan durumlarda geri alma ve tahsilat davalarının açılması.
- Yatırımcı zararlarının şeffaf ve denetlenebilir yöntemlerle hesaplanması.
- Tasfiye sürecinin düzenli olarak kamuoyuna açıklanması.
- Mağdur yatırımcıların haklarını koruyacak ek hukuki ve mali mekanizmaların oluşturulması.
Böyle bir sistem, mevcut fon varlıklarının tasfiyesinin yerine geçmek zorunda değildir. Aksine, varlık satışlarıyla eş zamanlı yürütülecek ilave bir inceleme ve tahsilat mekanizması olarak tasarlanabilir.
YATIRIMCININ HAKKI, FONDA KALAN VARLIKLARLA SINIRLANDIRILMAMALIDIR
Buradaki temel mesele, yatırımcının hukuken hak ettiği tutarın nasıl belirleneceği ve bu tutarın karşılanması için hangi kaynakların kullanılabileceğidir. Mevcut varlıkların satılması, tasfiye sürecinin bir parçası olabilir. Ancak geçmiş işlemlerden kaynaklanan hukuki taleplerin araştırılmaması veya değerlendirilmemesi, yatırımcıların zararlarının telafisi açısından eksik bir yaklaşım oluşturabilir.
Madoff tasfiyesinden çıkarılabilecek ders, finansal dolandırıcılık iddialarının ardından geçmiş para hareketlerinin de hukuki incelemeye konu edilebilmesidir. Türkiye’de de benzer bir yaklaşımın uygulanabilirliği, sermaye piyasası ve iflas mevzuatı çerçevesinde ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.
Burada amaç, hukuki süreçleri işletmeden herhangi bir yatırımcıyı veya kurumu suçlamak değil; zararın oluşumuna ilişkin bütün bağlantıların ortaya çıkarılması ve hukuken mümkün olan tahsilat yollarının sonuna kadar kullanılmasıdır.
Devlet, mağdur yatırımcıların haklarını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, hem mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli kaynakların ve mekanizmaların oluşturulmasını hem de hukuki sorumlulukların araştırılmasını kapsar.
SPK, YATIRIMCIYA SADECE TASFIYEYİ DEĞİL, HESAP VEREBİLİRLİĞİ DE SUNMALIDIR
Sermaye piyasalarında güven, yalnızca yatırımcılara ödeme yapılmasıyla yeniden tesis edilmez. Yatırımcılar, kayıplarının nasıl oluştuğunu, denetim süreçlerinin nasıl işlediğini ve sorumlulukların nasıl belirlendiğini de bilmek istemektedir.
Bu nedenle SPK, tasfiye sürecinde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendirmeli; yatırımcıların bilgi alma hakkını güvence altına almalı ve hukuki olarak mümkün olan bütün tahsilat yollarının değerlendirilmesini sağlamalıdır.
Fon vurgununun yarattığı mağduriyetin giderilmesi, devletin sorumluluğundadır. Ancak bu sorumluluk, yalnızca kamu kaynaklarıyla veya fonlarda kalan varlıklarla sınırlı bir çözüm arayışına indirgenmemelidir. Devlet, yatırımcının hakkını korurken, zararın oluşumunda sorumluluğu bulunan taraflara ulaşılmasını ve hukuken mümkün olan bütün tahsilat yollarının işletilmesini sağlamalıdır.
Bugün yapılması gereken, mevcut varlıkları satıp süreci kapatmak değil; kayıpların izini sürmek, sorumlulukları ortaya çıkarmak, hukuken mümkün olan geri alma mekanizmalarını değerlendirmek ve yatırımcıların haklarını koruyan şeffaf bir tasfiye düzeni kurmaktır.
Çünkü gerçek adalet, yalnızca elde kalan parayı dağıtmak değil; kaybolan paranın nereye gittiğini araştırmak, sorumluları ortaya çıkarmak ve devletin bütün imkânlarıyla mağdur yatırımcıların haklarını korumaktır.
500 bini aşkın vatandaşımız birikimlerini rulet masasına koymadılar. Devletin lisans verdiği, yatırım yapabilirsiniz diye onay verdiği, SPK aracılığı ile denetimim altında dediği, kamu aydınlatma platformu (KAP) ile şeffaflık vadettiği yatırım şirketlerine devletlerine güvendikleri için koydular.
Devlete düşen görev vatandaşın birikimini dolandıranların mal varlıklarına el koymak, daha önce dünyadaki örneklerde de görüldüğü gibi davranmak ve vatandaşın mağduriyetini çözmektir.
#FonMadurları
#FonMağduru
@zaferpartisi
Bir kez daha soruyoruz:
17 Eylül saat 13:30 ÖNCESİ verilen satış emirlerinin akıbeti ne oldu?
Bazı yatırımcıların emirleri iptal edildi. Bazı yatırımcıların ise satış emri vermesine dahi izin verilmedi.
Sonrasında tasfiye kararı geldi. Şimdi tasfiye süresi 3 aydan 6 aya çıkarıldı.
Ama hâlâ en temel soruya açık bir cevap yok:
Kararlardan önce çıkmak isteyen ve bunu zamanında talep eden yatırımcıların durumu ne olacak?
Emir saatleri ve kayıtlar ortada.
Yatırımcılar 6 ay beklemekten önce, 17 Eylül’de ne olduğunu bilmek istiyor.
@spkgovtr@MerkeziKayitTur
#TeraPortföy #SPK #TEFAS #TLY #THF #DOH #TMV
Sayın Cumhurbaşkanım,
Size TP2 – Tera Portföy Para Piyasası Fonu yatırımcılarından biri olarak sesleniyorum.
Bizler yüksek kazanç vaadiyle büyük risklerin peşinden koşan insanlar değildik. Birçoğumuz paramızı gerektiğinde kolayca nakde çevirebileceğimizi düşündüğümüz, düşük riskli olarak tanıtılan bir para piyasası fonunda değerlendirdik. Bu paraların içinde yıllarca çalışılarak biriktirilmiş tasarruflar, ailelerin gelecek için ayırdığı birikimler, ev ve eğitim için tutulan paralar, işletmelerin ödemeleri ve insanların acil ihtiyaçlarında kullanmayı planladıkları kaynaklar bulunuyor.
Bugün ise insanların en temel sorusu şu:
“Paramı ne zaman alacağım?”
TP2 ile ilgili tasfiye sürecinin başlamasını ve fon varlıklarının nakde dönüştürülerek yatırımcılara ödeme yapılmasını önemli bir adım olarak görüyoruz. Ancak yatırımcı açısından belirsizlik henüz sona ermiş değil. Ne kadar nakit oluşturulduğu, hangi varlıkların nakde dönüştürüldüğü, bekleyen yatırımcı taleplerinin toplam büyüklüğü ve ödemelerin hangi tarihlerde yapılacağı konusunda düzenli ve herkesin anlayabileceği bir bilgilendirmeye ihtiyaç var.
Biz kimseden karşılıksız bir ödeme ya da ayrıcalık istemiyoruz.
Kendi paramıza ulaşmak istiyoruz.
Özellikle satış talimatını zamanında vermiş ancak parasını alamamış yatırımcıların durumunun korunmasını; tasfiye sırasında oluşturulan nakdin yatırımcı menfaati gözetilerek, mümkün olan en kısa sürede ve adil şekilde dağıtılmasını bekliyoruz.
Ayrıca fon varlıklarının yalnızca süreci hızlandırmak adına değerinin çok altında elden çıkarılmasının da yatırımcılara ikinci bir mağduriyet yaşatmaması gerektiğini düşünüyoruz. Hız kadar, yatırımcının malvarlığının korunması da önemlidir.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Sermaye piyasalarının temelinde yalnızca para değil, güven vardır. Vatandaş parasını düşük riskli olduğunu düşündüğü bir yatırım aracına koyduğunda, gerektiğinde o paraya ulaşabileceğine inanmalıdır. Bu güvenin zedelenmesi sadece TP2 yatırımcılarını değil, ülkemizde yatırım fonlarına ve sermaye piyasalarına duyulan güveni de etkiler.
Bu nedenle sizden beklentimiz, ilgili kurumların koordinasyonu içerisinde sürecin yakından takip edilmesi ve yatırımcıların düzenli olarak bilgilendirilmesidir.
Beklentimiz son derece nettir:
• Oluşan nakit tutarlarının düzenli olarak açıklanması,
• Bekleyen yatırımcı alacaklarının şeffaf biçimde ortaya konulması,
• Ara ödemelerin mümkün olan en kısa sürede yapılması,
• Ve kamuoyuna somut bir ödeme takvimi sunulması.
Bu mesele bizim için ekrandaki bir fon kodundan ibaret değildir. O ekranda görünen rakamların arkasında insanların yıllarca verdiği emek vardır.
Devletimizin ve sermaye piyasası kurumlarımızın yatırımcının hakkını koruyacak, güveni yeniden tesis edecek bir çözüm ortaya koyacağına inanmak istiyoruz. #tp2 #tera #ppf #bist100
Önemli!
TBMM'ye gönderdiğim dilekçedeki imaza sayısı şu an 4 sesimizi duyurmayı başarabildik, sizdem ricam profilde yer alan aynı dilekçeyi birysel olarak herkesin göndermesi, böylelikle tüm paralarımızı eksiksiz olarak alabiliriz.
#terafonmagdurları#tly#thf#dfi#spk@Akparti
Bu haberi paylaşmaya devam edin...
Yatırımcılar emirlerini aracı kurum ve bankalarına iletti.. Herkesin elinde belgeleri mevcut. Lakin her ne olduysa bu emirler bir sonraki durak olan TEFAS sistemine iletilemedi.
İvedilikle @spkgovtr bu konu hakkında yatırımcı haklarını gözeterek açıklama yapması gerekmektedir...
@Fonzade@taraflivanhaber Emri vermişim. Tefasa ulaşmamışsa burada sorumluluk aracı kurumdadır. Aracı kurum ise tefas talepleri reddetti diye açıklama yapıyor.
@Fonzade@taraflivanhaber Bunu net olarak nasıl söyleyebiliyorsunuz ? SPK açıkça 17 Eylül demiş. 16eylülde verilen ve reddedilen emirler için mutlaka bir güncelleme yapılacaktır. Hukuki olarak aksi düşünülemez