This launch is far more significant than it looks.
Tokenization has so far worked in one direction. A global asset (US Treasuries, gold, a BlackRock fund) gets brought on-chain. What Piku is doing with Morini Capital is the exact opposite. It takes a deeply local, emerging-market yield strategy and makes it globally accessible.
All three vaults are built on one of the most lucrative yet hardest-to-access yield surfaces in the Turkish market.
Morini aFXArbUSDTRY is a delta-neutral market-making strategy in the Turkish crypto market. It captures the spread between USD/TRY rates on licensed exchanges like Binance TR and OKX TR and fiat banking rails. T+0 arbitrage on intra-day price discrepancies, T+1 carry on overnight interest. Since TRY positions are continuously hedged, returns come from spread capture rather than directional exposure.
Morini StockMarketTRBasisTrade is a regulated delta-neutral basis trade on Borsa Istanbul equities. It captures the pricing gap between Turkish cash equities and their Single Stock Futures counterparts on VIOP. Each futures position is matched with an offsetting equity leg, currency exposure is fully hedged, and returns are realized in USD without market direction or FX risk.
Morini CarryTradeUSDTRYLeverage is the leveraged version of the classic TRY carry trade. It captures the overnight interest rate of the Turkish Lira and trades the mispricing in USD/TRY futures.
Why Turkey? Because it has one of the widest and most persistent rate differentials between an EM currency and the USD. Add mature, regulated capital markets (BIST, VIOP), licensed crypto exchanges (Binance TR, OKX TR), and decades-old institutional asset managers on top. The result is one of the most underexploited regulated yield surfaces globally. This strategy has existed for years, but accessing it required local banking relationships, local broker access, and local regulatory standing. Now it's a token.
It's worth being honest here, because Piku itself states it openly. These three vaults do not share the same risk profile. aFXArbUSDTRY is the most conservative of the suite, eligibility-gated. StockMarketTRBasisTrade is delta-neutral, USD-hedged, and has the lowest correlation. CarryTradeUSDTRYLeverage carries directional, unhedged TRY exposure and is levered. It is not a stablecoin substitute and shouldn't be treated as one. Carry trades deliver steady returns in calm periods, but sharp moves in TRY can trigger violent unwinds. This isn't a product to enter without understanding that risk.
Stepping back, this development captures where tokenization is heading quite well. The second phase of tokenization isn't just putting an asset on-chain, it's making that on-chain asset actually usable. These vaults are built on tokenized vault standards, designed to be composable with DeFi. A Turkish arbitrage strategy being combinable with another strategy, or integrated into the broader on-chain finance layer, is what really matters about this structure.
As a milestone for Turkish financial engineering opening up to global on-chain capital, this is a notable development. Worth watching closely.
Today, Piku Finance launches three new tokenized vaults, all issued by @MoriniCapital on Ethereum.
Each provides on-chain access to a different regulated yield strategy:
• Morini aFXArbUSDTRY provides tokenized access to Balsa Market Making Fund (BMMF), a delta-neutral market-making fund in the Turkish crypto market.
• Morini StockMarketTRBasisTrade provides access to a regulated Delta-Neutral Basis Trade arbitrage strategy on Borsa Istanbul equities.
• Morini CarryTradeUSDTRYLeverage provides access to a regulated Turkish Lira leveraged carry trade strategy.
This is the most material product expansion since USP. 🧵
Bu grafik tokenizasyon alanındaki en net fotoğraflardan biri.
Tokenize varlık pazarı (stablecoin'ler hariç) şu an yaklaşık 34 milyar dolar büyüklüğünde. 2024 ortasında 3 milyar doların altındaydı. İki yılda yaklaşık 10 kat büyümüş. Ama bu büyüme homojen değil ve @a16zcrypto'nin bu analizi tam olarak bunu gösteriyor.
Asset-backed credit (tokenize edilmiş ev teminatı kredi hatları, lending vault token'ları gibi ürünler) 185 günde 1 milyar dolara ulaşmış. Altı ay. Specialty finance iki yılın altında. Non-US devlet borçları 2 yıl 5 ay, US Treasury borçları 2 yıl 6 ay, gayrimenkul 2 yıl 11 ay. Diğer tarafta venture capital aynı eşiğe 7 yıl 7 ayda ulaşmış, active strategies 6 yıl 9 ayda.
Bu fark tesadüf değil, varlıkların yapısal özelliklerinden kaynaklanıyor.
Hızlı ölçeklenen kategorilerin ortak özellikleri var. Kısa vadeli, yield üreten, standartlaştırılması kolay ve likidite oluşturması görece basit varlıklar. US Treasury ürünleri buna en iyi örnek. BlackRock'un BUIDL fonu tek başına yaklaşık 1.7 milyar dolar büyüklüğe ulaşmış. JPMorgan MONY fonunu çıkarmış, JLTXX için başvuru yapmış. Tokenize US Treasury ürünleri tek başına 6.8 milyar doları aşmış durumda ve toplam pazarın en büyük alt kategorisini oluşturuyor.
Bu varlıklar neden bu kadar hızlı büyüyor? Çünkü yapıları tokenizasyona doğal olarak uygun. Standart bir US Treasury bond'unun değerlemesi tartışmasız, likiditesi derin, yasal yapısı net. Blockchain'e taşıdığında elde ettiğin şey net: 7/24 settlement, daha düşük operasyonel maliyet, programlanabilir yield dağıtımı. Kurumsal alıcı için risk/getiri denklemi açık.
Yavaş ölçeklenen kategoriler ise tam tersi özelliklere sahip. Venture capital, private equity, active strategies. Bunlar uzun vadeli, illikit, değerlemesi subjektif, yasal yapısı karmaşık varlık sınıfları. Bir VC fonunu tokenize etmek sadece teknik bir mesele değil. Lock-up dönemleri, capital call yapıları, GP/LP ilişkileri, NAV hesaplaması, secondary market likiditesi, düzenleyici uyumluluk bunların hepsi ayrı ayrı çözülmesi gereken problemler. Token'ı basmak en kolay kısım.
Ama burada bir de composability meselesi var ve bence a16z'nin raporundaki en önemli tespit bu. Tokenize varlıkların büyük kısmı blockchain üzerinde var ama DeFi ekosistemine entegre değil. Rakamlar bunu açıkça gösteriyor. Toplam on-chain RWA yaklaşık 30 milyar dolar ama DeFi protokollerinde aktif olarak kullanılan kısım sadece 2.5 milyar dolar civarında. Yüzde 9'dan az. Tokenize tahviller ve money market fonları 16 milyar doları aşmış ama bunlardan DeFi'de sadece 920 milyon dolar aktif.
Bu ne demek? Bir tokenize Treasury bond Ethereum üzerinde yaşıyor ama onu bir lending protokolünde teminat olarak kullanmak istediğinde custom entegrasyon gerekiyor. Bir DEX'te swap edemiyorsun, bir vault'a koyamıyorsun, otomatik bir strateji içinde kullanamıyorsun. Varlık on-chain ama fiilen composable değil. a16z bunu blockchain'in "en büyük süper gücü" olarak tanımladığı composability'nin henüz RWA tarafında gerçekleşmemiş olması olarak çerçeveliyor.
Bu da tokenizasyonun bir sonraki aşamasını tanımlıyor. İlk aşama "varlığı zincire koy" idi ve bu büyük ölçüde başarıldı. İkinci aşama "zincirdeki varlığı gerçekten kullanılabilir hale getir" olacak. Composable issuance, DeFi entegrasyonu, cross-chain settlement, automated collateral management. Bu aşamada başarılı olan projeler bir sonraki büyüme dalgasını tanımlayacak.
Zincir dağılımında Ethereum toplam pazarın yaklaşık yüzde 60'ını kontrol ediyor. BNB Chain, Solana ve Stellar de önemli paylar almış. Aave V4'ün RWA Spoke'ları, Canton Network'ün DTCC ile olan çalışmaları, Tempo'nun stablecoin settlement altyapısı, bunların hepsi bu composability boşluğunu kapatmaya yönelik altyapı çalışmaları.
Standard Chartered 2028'e kadar 2 trilyon dolarlık tokenize varlık öngörüyor. Ama uyarısı da var: bu büyüme banka altyapısı içinde konsolide olabilir, açık pazarlar büyümenin çok azını yakalayabilir. Tokenizasyonun geleceği sadece ne kadar varlık zincire taşınıyor ile değil, bu varlıkların zincir üzerinde ne kadar kullanılabilir hale geliyor ile belirlenecek.
Bu grafikteki hız farkları aslında bize önümüzdeki dönemin yol haritasını veriyor. Kolay olanlar yapıldı. Şimdi zor kısım başlıyor.
Different categories of tokenized assets have scaled at very different rates.
Asset-backed credit hit $1 billion in market cap in just 185 days. Specialty finance crossed the same threshold in under two years.
At the other end of the spectrum, venture capital took more than seven years to reach $1 billion, while active strategies took nearly as long.
More complex structures with longer time horizons take more time.
OKX, Agent Payments Protocol'ü (APP) duyurdu. Agent ödeme alanında şu ana kadar gördüğümüz protokollerden farklı bir noktaya oturuyor.
x402 ve MPP gibi protokoller tek bir ödeme işlemini çözüyor. Bir API'ye istek at, öde, yanıtı al. Ama gerçek dünyada ticaret bu kadar basit değil. Pazarlık var, escrow var, kullanıma göre faturalandırma var, itiraz süreci var, gelir paylaşımı var. APP tam olarak bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Tek bir transferi değil, baştan sona bir ticari ilişkiyi yönetebilen bir protokol.
Dört farklı ödeme şekli tanımlıyor. Birincisi charge, klasik anlık ödeme. Fiyat belli, tek seferde ödeme yapılıyor. İkincisi escrow, fonlar on-chain'de kilitleniyor, satıcı işi teslim ediyor, alıcı kabul ederse ödeme serbest kalıyor, etmezse itiraz süreci başlıyor. Freelance iş, tasarım teslimi gibi senaryolar için. Üçüncüsü session, bir ödeme kanalı açılıyor ve kullanım süresince off-chain'de biriktirilip kanal kapanınca tek seferde settle ediliyor. LLM token bazlı faturalandırma gibi senaryolar için çok uygun çünkü stream sırasında on-chain maliyet yok. Dördüncüsü upto, alıcı bir üst limit belirliyor, satıcı gerçek kullanımı raporluyor, ikisinin minimumu tahsil ediliyor. İki taraflı imza gerektiği için hiçbir taraf tek başına faturayı şişiremiyor.
Teknik olarak MPP'nin wire formatını kullanıyor, yani MPP destekleyen bir client charge'ı zaten desteklemiş oluyor. x402 ile de HTTP katmanında uyumlu. Bunlara rakip değil, üstlerine eklenen bir commerce katmanı.
Dikkat çekici bir fark da transport konusunda. x402 HTTP'ye bağlı, yani ödeme her zaman bir API çağrısı üzerinden gerçekleşiyor. APP ise transport agnostik. Aynı ödeme akışı HTTP üzerinden de çalışıyor, Telegram'da bir mesaj olarak da, Discord'da da, hatta basılı bir QR kod olarak da. Bu da iki farklı kullanım şekli yaratıyor. Birinde agent bir API'ye veya MCP tool'una ödeme yapıyor. Diğerinde agent başka bir agent'a doğrudan mesaj üzerinden ödeme yapıyor, satıcının bir web sunucusu olmasına bile gerek yok.
Broker adı verilen bir orchestration rolü de var. x402'deki Facilitator tek bir istek için çalışıp bitiyor. Broker ise günler sürebilen ticari ilişkileri yönetebiliyor, state tutuyor, dispute süreçlerini takip ediyor. Herhangi bir cüzdan sağlayıcı, borsa veya bağımsız bir servis Broker olabiliyor, belirli bir vendor'a bağımlılık yok.
@okx protokolün ilk tam implementasyonunu da Onchain OS Payment olarak sunuyor. Satıcılar için SDK'lar (Rust, Node.js, Go, Java), alıcılar için Agentic Wallet. Settlement X Layer üzerinde, gas ücretsiz ve sub-second finality ile çalışıyor.
Agent ödeme stack'i hızla şekilleniyor. x402 tek seferlik API ödemeleri, MPP payment method agnostik akışlar, OWS wallet standardı, APP ise tam ticari ilişki yönetimi. Hepsi farklı katmanlarda, hepsi birbirini tamamlıyor.
Tempo, “Zones” adını verdiği yeni privacy katmanını duyurdu. Stripe(@stripe) ve Paradigm(@paradigm) destekli bu payments-first L1’in gizlilik yaklaşımını anlamak için detaylıca inceledim. 👇
Önce problemi netleştirelim. Public blockchain’lerde tüm işlemler herkese açık. Bir şirket maaş ödemesi yaptığında bireysel maaşlar on-chain’de görünür. Bir ödeme işlemcisi settlement yaptığında merchant hacimleri ifşa olur. Hazine operasyonları, tedarikçi ödemeleri… hepsi açık.
Bu yüzden enterprise’lar stablecoin altyapılarına temkinli yaklaşıyor. Gizlilik olmadan kurumsal kullanım sınırlı kalıyor.
Mevcut çözümler de tam anlamıyla yeterli değil. Pseudonymous zincirler kimlik eşleşmesine açık. ZKP tabanlı sistemler ciddi karmaşıklık ve potansiyel bug riskleri barındırıyor. Private permissioned ledger’lar ise likiditeyi bölüyor ve interoperability’yi zayıflatıyor.
Tempo Zones burada farklı bir model deniyor. Zones, Tempo Mainnet’e bağlı paralel validium chain’ler. Her Zone kendi sequencer’ını çalıştırıyor ve işlemleri bağımsız şekilde yürütüyor. Zone’a yatırılan fonlar mainnet’teki Zone Portal kontratında kilitleniyor. Validity proof’lar işlemlerin doğru yürütüldüğünü garanti ediyor. Sequencer işlemleri sıralıyor ancak fonlara erişemiyor.
Görünürlük modeli şu şekilde ayrılmış:
Zone operatörü tüm aktiviteyi görebiliyor.
Kullanıcılar yalnızca kendi verilerine erişebiliyor.
Zone dışındaki herkes ise sadece işlemlerin geçerli olduğuna dair kriptografik kanıtları görüyor.
Block explorer’lar ve indexer’lar işlem detaylarına ulaşamıyor.
Çoğu privacy çözümü ya tutarı gizler ya da göndericiyi. Tempo Zones’ta her ikisi de dış gözlemciler için görünmez hale geliyor. Bakiyeler, işlem geçmişi ve karşı taraf ilişkileri dışarıdan okunamıyor. Hesap bazlı veri erişimi kontrat seviyesinde sınırlandırılmış, JSON-RPC çağrıları kullanıcıya özel scope’lanmış durumda.
Uyumluluk tarafında ise TIP-20 token ihraççılarının allowlist, blocklist ve freeze gibi kuralları TIP-403 Policy Registry üzerinden taşınıyor. Bir token Zone’a geçtiğinde bu kurallar Zone içinde de uygulanıyor. Mainnet’te yapılan bir güncelleme bağlı Zone’lara yansıyor. Validity proof’lar da işlemlerin bu kurallara uygun yürütüldüğünü taahhüt ediyor.
Zone’lar birbirleriyle ve Tempo Mainnet ile iletişim kurabiliyor. Deposit ve withdrawal işlemleri kısa sürede tamamlanıyor. Bir Zone’dan çıkıp DEX üzerinde işlem yapıp başka bir Zone’a geçiş tek akışta mümkün. Bu süreçte işlem yapan tarafın kimliği dışarıya açılmıyor.
Her Zone sisteme ek işlem kapasitesi sağlıyor ve ana ağı doğrudan yüklemiyor. Bu da ölçeklenme tarafında önemli bir etki yaratıyor.
Kritik noktaya gelelim. ⚠️ Tempo Zones’un açıkça kabul ettiği bir tradeoff var:
Her Zone’un sequencer’ı, Zone içindeki tüm aktiviteyi görebiliyor.
Yani gizlilik, sequencer’ı işleten tarafın güvenilirliğine bağlı.
Tempo’nun (@tempo) yaklaşımı şu yönde: bu model ile kullanım kolaylığı ve belirli bir gizlilik seviyesi birlikte sunulabiliyor.
Eleştiriler de bu noktada yoğunlaşıyor. Eğer tek bir taraf tüm veriye erişebiliyorsa, bu yapı kriptografik garantiden ziyade güvene dayalı bir modele yaklaşıyor. Bu da “geleneksel bir ödeme altyapısından farkı ne?” sorusunu gündeme getiriyor.
Öte yandan FHE gibi yaklaşımlar, sequencer’ın bile veriyi göremediği alternatif modeller üzerinde çalışıyor.
Buna karşılık, birçok enterprise için temel beklenti mutlak trust minimization değil, verinin kamuya açık olmaması. Zone operatörlerinin finansal kurumlar olması bu modeli pratikte daha kabul edilebilir hale getirebilir.
Aynı dönemde Visa’nın Tempo’da validator node başlatması da dikkat çekici. Zodia Custody (Standard Chartered) ile birlikte. Visa node’u kendi altyapısında kurmuş ve yaklaşık altı ay boyunca Tempo ekibiyle birlikte çalışmış.
Benzer şekilde Visa(@Visa), Canton Network’te (@CantonNetwork) de Super Validator olarak yer alıyor.
Yani aynı kurumsal oyuncu, farklı privacy yaklaşımlarını paralel şekilde değerlendiriyor.
Genel tablo şu:
Privacy artık blockchain altyapılarında opsiyonel bir özellik olmaktan çıkıyor, kurumsal kullanım için temel bir gereklilik haline geliyor.
Ve muhtemelen tek bir çözüm yeterli olmayacak.
Farklı kullanım senaryoları, farklı privacy modellerini beraberinde getirecek.
Yakından takip edilmesi gereken bir alan.
Blockchains still broadcast every transaction publicly. Every stablecoin payment leaks the amount, the sender, and the recipient.
We’re excited to share that Tempo is building Zones for businesses that need privacy: private blockchains that are interoperable with the rest of Tempo for stablecoin use cases like payroll, treasury, and settlement.
Aave V4 Ethereum mainnet'te canlıya geçti. EthCC Cannes'da duyuruldu, iki yılı aşkın geliştirme sürecinin ardından geldi. Bu basit bir versiyon güncellemesi değil, DeFi'nin en büyük lending protokolünün mimarisinin temelden yeniden tasarlanması.
Önce mevcut durumu hatırlayalım. @aave lansmanından bu yana 3.33 trilyon doları aşkın toplam mevduat işlemiş, yaklaşık 1 trilyon dolar kredi vermiş, 885 milyon dolar fee geliri elde etmiş. Merkeziyetsiz lending pazarının yaklaşık yüzde 59'unu kontrol ediyor. Bu ölçekte bir protokolün mimari değişikliğe gitmesi küçük bir karar değil.
V3'te her market kendi izole likidite havuzuyla çalışıyordu. Ethereum Core'a supply ettiğin varlıklar sadece orada borrow edilebiliyordu. Güvenlik açısından mantıklıydı ama ciddi bir kısıt yaratıyordu. Yeni bir market açmak istediğinde sıfırdan likidite toplamak zorundaydın. Farklı risk profillerini ya aynı havuza tıkmak ya da likiditeyi parçalamak gerekiyordu. İkisi de ideal değildi.
V4 bunu Hub & Spoke modeliyle çözüyor. Likidite merkezi bir Hub'da toplanıyor, farklı kullanım senaryoları Spoke olarak bu Hub'a bağlanıyor. Kullanıcılar doğrudan Spoke'larla etkileşime giriyor. Her Spoke kendi teminat kurallarına, risk parametrelerine ve likidasyon politikalarına sahip ama hepsi aynı likidite havuzundan besleniyor. Hub her Spoke'a bir kredi limiti veriyor ve bu limit o Spoke'un çekebileceği likiditeyi sınırlıyor. Yeni bir kullanım senaryosu eklemek istediğinde mevcut likiditeyi bozmadan yeni bir Spoke açıyorsun. Risk doğal olarak yalıtılıyor çünkü bir Spoke'taki sorun diğerlerini etkilemiyor.
Lansmanda üç farklı Hub var. Prime düşük riskli ve muhafazakar parametrelerle çalışıyor. Core risk ayarlı ve dengeli bir yaklaşım sunuyor. Plus getiri odaklı ve daha agresif fırsatlara açık. Spoke'lar ve varlık listeleri bu Hub'lara göre yapılandırılıyor.
Spoke çeşitliliği de dikkat çekici. E-Mode Spoke'ları birbiriyle korelasyonlu varlıklar için daha yüksek borçlanma gücü sağlıyor. Isolation Mode Spoke'ları yeni ve riskli varlıkları kendi izole ortamlarında tutabiliyor. RWA Spoke'ları tokenize hazine bonoları gibi gerçek dünya varlıklarını teminat olarak destekliyor. Vault Spoke'ları Safe gibi harici vault'lardaki varlıklara karşı borçlanmayı mümkün kılıyor. Tüm bunlar mevcut likiditeyi parçalamadan, aynı Hub'dan beslenerek çalışıyor.
Desteklenen varlıklar arasında Tether'dan USDT ve XAUt (tokenize altın), Circle'dan USDC ve EURC, Coinbase'den cbBTC, Frax'tan frxUSD, Paxos'tan USDG var. Lido, EtherFi, Kelp, Ethena ve Lombard'ın kendi Spoke'ları canlı durumda. Chainlink tüm V4 piyasalarında tek oracle sağlayıcısı olarak hizmet veriyor.
Likidasyon mekanizması da baştan tasarlanmış. V3'teki sabit close factor yerine artık Spoke seviyesinde belirlenen bir hedef health factor'a göre çalışan bir sistem var. Likidatörler sadece pozisyonu bu hedef seviyeye geri getirmeye yetecek kadar borç ödüyor, bu da aşırı likidasyonu önlüyor. Likidasyon bonusu da değişken hale gelmiş, health factor düştükçe bonus artıyor. Dutch auction mantığıyla en riskli pozisyonlar önce ele alınıyor. Ayrıca 1.000 doların altına düşecek artık pozisyonlar için likidatör tamamını kapatmak zorunda, bu da dust birikimini engelliyor.
Tamamen yeni bir konsept olan User Risk Premium da geldi. Kullanıcının borçlanma maliyetine teminatının kalitesine göre ek bir faiz ekleniyor. Riskli teminatla borçlanan daha yüksek faiz ödüyor. Bu prim pozisyon değiştikçe yeniden hesaplanıyor.
Ama V4'ün asıl stratejik dönüşümü mimari değişikliğin ötesinde. Stani Kulechov bunu açıkça ifade ediyor: DeFi'de likidite fazlası var, asıl mesele artık borç talebini artırmak ve onchain likiditeyi reel ekonomiye kanalize etmek. V4 sadece kripto-native lending için tasarlanmamış. Yapılandırılmış kredi, tokenize varlık destekli borçlanma ve kurumsal kredi hatları hedefleniyor. Governance dokümanları bunu bir merkez bankasının bölgesel tesislere sermaye tahsis etmesine benzetiyor. Her tesis kendi mandası altında çalışıyor ama aynı sermaye havuzundan besleniyor.
EURC'nin lansmanda desteklenen varlıklar arasında olması da ayrıca dikkat çekici. Geçtiğimiz günlerde Dune ve Visa'nın "Beyond Dollarization" raporunda yerel para stablecoin'lerinin yükselişinden bahsetmiştik. Aave V4 bu trendi doğruluyor. Euro bazlı bir stablecoin artık sadece transfer aracı değil, DeFi lending altyapısında birinci sınıf bir varlık olarak yer alıyor.
Güvenlik tarafında bir yılı aşkın test süreci geçirilmiş. Üçüncü taraf denetimler, formal doğrulama, invariant testleri ve yüzlerce bağımsız araştırmacının katıldığı altı haftalık halka açık güvenlik yarışması tamamlanmış. Kontrollü bir lansman stratejisi izlenecek, supply ve borrow cap'leri başlangıçta muhafazakar tutulup governance üzerinden kademeli olarak artırılacak.
V4 aynı zamanda V3'ün bir üst kümesi. Tüm mevcut fonksiyonlar korunuyor, üzerine modüler yapı ekleniyor. Multi-chain genişleme de gündemde, Avalanche değerlendirilen zincirler arasında ama herhangi bir genişleme Aave DAO onayı gerektiriyor.
DeFi lending'in en büyük oyuncusunun kripto-native lending'den kurumsal kredi piyasalarına yönelmesi önemli bir sinyal. Yakından takip edilmesi gereken bir gelişme.
Agent payment stack is coming together faster than expected.
MoonPay just open-sourced @OpenWallet, a local-first protocol for how agents hold keys and sign transactions. And this isn’t happening in isolation.
Over the past few weeks, x402 added ERC-20 token support and SIWX authentication, MPP introduced payment-method-agnostic flows with streamed payments, and now OWS fills in the wallet layer underneath both of them.
Each piece solves a different part of the puzzle. x402 and MPP handle how agents pay. OWS handles how keys are stored and used for signing. Keys get decrypted in an isolated process, held in mlocked memory, and wiped right after signing. The agent itself never has direct access to key material.
The design choice that stands out is local-first. No cloud KMS, no custodial APIs. The vault lives on the machine and signing happens instantly without a network round-trip. As more agents move toward self-hosted setups, this direction makes a lot of sense.
The coalition behind it is worth noting too. PayPal, OKX, Ripple, Ethereum Foundation, Solana Foundation, Circle, Polygon, Base, LayerZero, TON Foundation. 21 organizations at launch.
Three open standards, each covering a different layer, all emerging within weeks of each other. The stack is taking shape.
Canton meets MPP.
Tempo x Stripe standard is now live on Canton.
AI agents can pay for any API (OpenAI, Anthropic + more) using USDCx
No API keys
No billing layers
No intermediaries
Would love feedback from @YuvalRooz@MlvsBznz@gakonst@brendan_j_ryan
→ npm install @caypo/mpp-canton
→ https://t.co/5DKex9lt3v
ZKP’nin en büyük riskini, bu alanda gerçekten önemli işler yapmış @ShaulKfir anlatıyor. Dikkatle okunması gereken bir thread.
Shaul’un anlatmak istediği şey ZKP’nin kötü bir teknoloji olduğu değil. Mesele şu: ZKP ve gizlilik bir araya geldiğinde ortaya çıkan hata türü, bildiğimiz yazılım hatalarından yapısal olarak oldukça farklı.
Normal bir sistemde hata bir şekilde kendini belli eder. Bakiyeler tutmaz, işlemler patlar, biri bir yerde bir anormallik fark eder. Tespit edersin, düzeltirsin, hayat devam eder. Ama ZKP’yi gizlilikle birleştirdiğinde bu geri bildirim döngüsü ortadan kalkıyor. Hata var ama matematiksel olarak her şey doğru görünüyor. Kanıtlar doğrulanıyor. Sistem hiçbir şey olmamış gibi çalışmaya devam ediyor. Gizlilik katmanı da durumu sakladığı için dışarıdan bakıp bir şeylerin yanlış gittiğini anlamak mümkün olmuyor.
Zcash’teki sahte para basma açığı birden fazla uzman incelemesinden geçmesine rağmen yıllarca fark edilmedi. Bu bir özensizlik meselesi değil. Daha çok sistemin doğasından kaynaklanan bir durum.
OtterSec’in bulgusunu özellikle dikkat çekici yapan şey ise tekrar eden bir örüntü olması. Altı bağımsız ekip, altı ayrı zkVM inşa etmiş ve hepsi aynı Fiat-Shamir bağlama hatasına düşmüş. Sebebi de ilginç: akademik makaleler interaktif protokolleri tanımlıyor, orada bağlama zaten dolaylı olarak sağlanıyor. Ama non-interaktif versiyona geçerken transcript’e tam olarak nelerin dahil edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiyor. Her uygulayıcı bunu kendisi çözmeye çalışıyor ve sonuçta aynı hata tekrar ediyor. Bu tek seferlik bir kaza değil, teori ile production arasındaki gerçek bir boşluk.
Bu tartışmada sık sık gözden kaçan önemli bir ayrım var: gizlilik ile ZKP aynı şey değil. ZKP gizlilik sağlamak için kullanılabilecek araçlardan sadece biri. Ama her şeyi tek bir kriptografik kanıta bağlamak zorunda olmadığın mimari yaklaşımlar da var.
Sub-transaction privacy modelinde veri sadece ilgili taraflara, ihtiyaç olduğu kadar paylaşılıyor. Uçtan uca şifreleme ve izne dayalı görünürlükle çalışıyor. Sistem durumunu tamamen gizlemeden de gizlilik sağlanabiliyor. Bu sayede denetim yapılabiliyor, anormallikler yakalanabiliyor ve tek bir bileşendeki hata sessizce tüm sistemi etkilemiyor. @CantonNetwork'ün mimarisi de bu yaklaşım üzerine kurulu ve bence bu taraf yeterince konuşulmuyor.
ZKP'nin hiç yeri yok demek doğru değil, kesinlikle var. Circuit complexity'nin kontrol altında olduğu, kod tabanının yeterince olgunlaştığı ve sınırların net çizildiği kullanım alanlarında oldukça güçlü bir araç. Ama Shaul'un da vurguladığı gibi sektörde çok az proje bu tradeoff'ları açıkça konuşuyor. ZKP çoğu zaman bir gizlilik sihirli değneği gibi sunuluyor, oysa ciddi kısıtları olan bir mühendislik aracı.
Gerçekten değer üreten altyapılar kuranlar için asıl soru gizliliğe ihtiyaç olup olmadığı değil. İhtiyaç var.
Asıl mesele şu: Bir şeyler ters gittiğinde sistemin kontrollü şekilde bozulabiliyor mu, yoksa hatalar kimsenin fark edemeyeceği bir felakete mi dönüşüyor?
Stripe ve Tempo (@tempo) Machine Payments Protocol'ü (MPP) duyurdu.
Ne yapıyor? x402 ile aynı temel problemi çözüyor: AI agent'ların API servislerine programatik olarak ödeme yapabilmesini sağlıyor. HTTP 402 status kodunu kullanıyor, middleware ile entegre ediliyor, agent istek atıyor, sunucu "önce öde" diyor, ödeme yapılıyor, içerik geliyor.
Ama önemli farklar var. x402 temelde crypto-native bir protokol. MPP ise payment method agnostic tasarlanmış. Stablecoin, kredi kartı, banka transferi, Lightning Network hepsini tek bir protokol altında topluyor. Yani sadece onchain değil, offchain ödeme yöntemleri de sisteme entegre.
Bir diğer önemli detay: MPP'nin spesifikasyonu IETF'e önerilmiş durumda. Bu ciddi bir hamle çünkü IETF, HTTP ve TCP/IP gibi internet standartlarının belirlendiği yer. Protokolü "bir şirketin açık standardı" olmaktan çıkarıp gerçek bir internet standardı haline getirme niyeti var.
Streamed payments ve pay-as-you-go modelleri de native destekleniyor. Bir LLM'den token token yanıt alırken token başına ödeme gibi senaryolar protokol seviyesinde düşünülmüş.
Büyük resme bakınca şunu görüyoruz: Coinbase x402 ile, Stripe+Tempo MPP ile aynı kategoride yarışıyor. Agent ödeme altyapısı artık tek bir protokolün tekelinde değil açık standartlar birbirleriyle rekabet ediyor. Bu da alanın gerçek bir pazar olduğunun en net göstergesi.
Çok yakından takip edilmesi gereken bir dönem.
Aşağıda alıntıladığım StableWatch raporunda detaylıca incelenen @piku_dao için bir özet analiz flood’u hazırladım.
Bu seride, Piku’nun 1$’a endeksli stabilcoin paradigmasına nasıl meydan okuduğunu, getiri mimarisini ve yönetişim modelini teknik detaylarıyla ele alacağız⚙️
zkPass (@zkPass) tokenomics detaylarını paylaştı.
Proje, “Verifiable Internet” kavramını gerçeğe dönüştüren bir protokol.
Web2 verilerini (finansal kayıtlar, kimlik doğrulamaları, eğitim & seyahat geçmişleri vb.) gizliliği koruyarak ZK kanıtlarına dönüştürüyor. Böylece veri paylaşılmadan doğrulanabilir hale geliyor.
Ekosistemin kalbinde $ZKP bulunuyor: proof yerleşimi, doğrulayıcı teminatı, ağ kredilendirmesi, API erişimi ve yönetişim için kullanılan token.
$ZKP, yalnızca bir utility token değil; verifiable veri ekonomisinin koordinasyon katmanı olarak konumlanıyor.
💰 Token Özeti:
▪ Ticker: $ZKP
▪ Standard: ERC-20
▪ Toplam Arz: 1,000,000,000
▪ Arz Türü: Sabit
▪ Model: Deflasyonist; işlem ücretlerinin bir kısmı yakılır, DAO gelirleriyle buyback yapılır
📊 Dağılım:
▪ Community: %48.5 → 12.5% TGE’de, kalan %87.5 5 yıl lineer
▪ Early Investors: %22.5 → 12 ay cliff, ardından 18 ay lineer
▪ Core Contributors: %14 → 24 ay cliff, ardından 24 ay lineer
▪ DAO Treasury: %10 → 5 yıl lineer
▪ Liquidity: %5 → %100 TGE’de
Lansmanda ekip & yatırımcılar için %0 unlock.
Bu yapı, kısa vadeli satış baskısını ortadan kaldırırken, uzun vadeli ağ sürdürülebilirliğini garanti altına alıyor.
Sonuçta zkPass, görünür bilgiden doğrulanabilir bilgiye geçişin temel katmanını inşa ediyor.
$ZKP ise bu dönüşümün enerji kaynağı: güveni kanıta, kanıtı değere çeviren mekanizma.
Gizliliğin önümüzdeki dönemde web3’ün en etkili temalarından biri olacağı açık.
zkPass bu alanda erken ve güçlü konumlanmış projelerden biri; kesinlikle yakından takip edilmeli.
15/
Güvenlik & Sonuç
Piku, çok katmanlı bir güvenlik yaklaşımıyla tasarlanmış ve bağımsız firmalar tarafından denetlenmiştir.
Omega Security, OxMacro, Hats Finance ve Audit33 ekipleri protokolün kod tabanını detaylı şekilde incelemiştir.
Sonuç: TradFi ile DeFi getirilerini birleştiren, değeri sürekli artan bir stabilcoin modeli.
Kesinlikle yakından izlenmeli👀