10 Ekim Ankara Gar Katliamı'nı unutmadık, unutmayacağız!
Cihatçı IŞİD çetelerinin katlettiği 104 yurttaşımızı katliamın 11. yılında saygıyla anmak için buluşuyoruz.
Katillerle de izledikleri politikalarla bu katliama sebep olanlarla da hesaplaşacağız!
Necdet Adalı Ölümsüzdür!
Kısacık yaşamında şahsi hiçbir çıkar gözetmeden ezilen halklar adına verilen mücadelede yerini alan Kurtuluş Hareketi militanı Necdet Adalı'yı ölümünün 46.yılında mezarı başında andık.
Adalı'nın Bayrağı Daha Daha Yukarı!
Necdet Adalı Ölümsüzdür!
Kısacık yaşamında şahsi hiçbir çıkar gözetmeden ezilen halklar adına verilen mücadelede yerini alan Kurtuluş Hareketi militanı Necdet Adalı'yı ölümünün 46.yılında mezarı başında andık.
Adalı'nın Bayrağı Daha Daha Yukarı!
Necdet Adalı Ölümsüzdür!
12 Eylül Askeri Diktatörlüğünün darağacına gönderdiği ilk devrimci, Kurtuluş Hareketi militanı Necdet Adalı'yı ölümsüzleşmesinin 46. yılında Ankara Karşıyaka mezarlığında andık.
Necdet Adalı'yı Kurtuluş kavgamızda yaşatmaya devam edeceğiz!
8 Ekim 1978 günü Ankara'nın Bahçelievler semtinde ülkücü çeteler tarafından katledilen sekiz TİP'li genç için Karşıyaka Mezarlığındaydık.
Bahçelievler Katliamını Unutmadık, Unutmayacağız!
Necdet Adalı Ölümsüzdür!
12 Eylül Askeri Diktatörlüğünün darağacına gönderdiği ilk devrimci, Kurtuluş Hareketi militanı Necdet Adalı'yı ölümsüzleşmesinin 46. yılında Ankara Karşıyaka mezarlığında andık.
Necdet Adalı'yı Kurtuluş kavgamızda yaşatmaya devam edeceğiz!
8 Ekim 1978 günü Ankara'nın Bahçelievler semtinde ülkücü çeteler tarafından katledilen sekiz TİP'li genç için Karşıyaka Mezarlığındaydık.
Bahçelievler Katliamını Unutmadık, Unutmayacağız!
Necdet Adalı Ölümsüzdür!
12 Eylül Askerî Diktatörlüğü’nün ilk idam ettiği isim, Kurtuluş Hareketi militanı Necdet Adalı’yı ölümsüzlüğünün 46. yılında saygıyla anıyoruz.
Necdet’i anmak; uğruna canını verdiği proletarya sosyalizmi mücadelesini büyütmek demektir.
Onun idam sehpasına yürürken sergilediği dik duruşu ve sehpaları tekmeleyen kararlı iradesi, sosyalizm mücadelemize yol göstermeye devam ediyor.
Uygar Uğurlu Yazdı | Yemen Direnişi ve Mekke İttifakı
"Kuvvetle muhtemel Meclis’te kabul edilecek bu anlaşmayla Türkiye, bir kez daha tarihin yanlış tarafında yerini alacak."https://t.co/KW1MaCIW9N
“Ailem Güvende” adı altında LGBTİ+ varoluşunun hedef alınmasını kabul etmiyoruz!
“Aile güvenliği” adı altında kendi baskı politikalarına paravan oluşturan iktidara karşı gerçekleştirmek istediğimiz basın açıklamasına polis saldırdı. Basın açıklamamızı engelleyen polis, aralarında yoldaşlarımızın da bulunduğu birçok kişiyi gözaltına aldı.
LGBTİ+’lara yönelik nefret ve baskı politikalarına karşı sesimizi yükseltmeye, mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.
"Nefrete inat, yaşasın hayat!
'Ailem Güvende' adı altında LGBTİ+ varoluşuna yönelik yapılan operasyonlara karşı Emek ve
Demokrasi Güçlerinin çağrısıyla
Ankara sokaklarındaydık."
"Nefrete inat, yaşasın hayat!
'Ailem Güvende' adı altında LGBTİ+ varoluşuna yönelik yapılan operasyonlara karşı Emek ve
Demokrasi Güçlerinin çağrısıyla
Ankara sokaklarındaydık."
Devrimci yönetmen ve oyuncu Yılmaz Güney'i ölümünün 42. yılında saygıyla anıyoruz.
İşçi sınıfının ve yoksul halkın ekmek kavgasını, isyanını beyazperdeye taşıyarak bu coğrafyadaki ve dünyadaki en önemli yönetmenlerden biri oldu.
Sadece filmleriyle değil, hayatıyla da sınıf mücadelesinin aktif bir destekçisiydi. Devrimci önderler ve örgütlerle kurduğu ilişki, dayanışmanın da ötesinde, sosyalizmin bu coğrafyada büyümesi için giriştiği bir arayışın sonucuydu.
Onu esas olarak bu çabaları ve kimliğiyle hatırlayacağız. Yapıtları ve anısı, sosyalizm mücadelemizde unutulmaz bir hafıza oluşturdu. Yılmaz Güney'i devrim ve sosyalizm mücadelemizde yaşatacağız.
Açıklama | Çerçeve Yasaya Dair: Politik Geri Adım ve Haklar Meselesi
"Bizler Proletarya Sosyalistleri olarak, Kürt halkının Bakur’daki sömürgecilik karşıtı mücadelesinin yanında durmaya devam edeceğiz. Kürt ulusunun, devlet kurma ve birleşme hakkı da dâhil olmak üzere, Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı’nı ilkesel ve tavizsiz bir biçimde savunmayı sürdüreceğiz."
https://t.co/YsBzQfcXE0
NATO için devrimcilere dönük her bir saldırı emperyalizme karşı verdiğimiz mücadelede onur nişanemizdir.
Emperyalizme, Siyonizme ve onun yerli uşaklarına karşı mücadele eden aralarında yoldaşlarımızın da olduğu yüzlerce devrimci gözaltında.
Gözaltılarınız, tutuklamalarınız sökmedi, sökmeyecek.
6.Filo'dan bugüne emperyalizme ve oligarşiye karşı mücadelemizi sürdürüyoruz.
Emperyalizme karşı Mahir olmalı!
Deniz Göktaş'ı Serbest Bırakın!
Geçtiğimiz günlerde 'Ölü Deniz' adlı stand-up gösterisinin YouTube'da yayınlanması sonrası saray medyası ve iktidar yanlısı troll hesaplar tarafından hedef gösterilen ardından hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "dini değerleri aşağılama" iddiasıyla soruşturma başlatılan Deniz Göktaş, yurt dışından döndüğü İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındı.
Başsavcılık, hakkında soruşturma başlatıldığını bilmesine rağmen ülkeye dönen Deniz Göktaş hakkında yaptığı açıklamada "yakalandı" ifadesini kullandı. Bu ifade, toplumun kendinden olmayan bütün kesimlerini "hukuk" sopasıyla korkutmaya alışmış siyasi iktidar ve onun kukla savcılarının düştüğü acziyeti göstermektedir.
Yaşamın her alanına müdahale eden, kadınlara, gençlere, çocuklara yaşam alanı tanımayan, kendinden olmayan sanatçıları, aydınları ve gazeticileri devletin bütün aygıtlarıyla susturmaya çalışan ve toplumsal muhalefeti bir bütün olarak bastırmayı hedefleyen siyasi iktidar bu sefer de bir komedyen üzerinden toplumun kendinden olmayan kesimiyle hesaplaşmaya girişmiştir.
Kadın katillerini, çocuk istismarcılarını, uyuşturucu çetelerini görmezden gelen savcıların bir stand-up gösterisi için apar topar soruşturma başlatması, sermaye-tarikat-mafya düzeninin devamlılığı için yayılan korku ikliminin esas olduğunu göstermektedir.
İktidarın rutin haline gelen hedef göster, soruşturma aç, gözaltına al tiyatrosunun son hedefi olan Deniz Göktaş'ın yanındayız.
33 Yıl, 33 Can
Unutmadık, Hesabını Soracağız!
33 yıl önce bugün, Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas'a gelen 33 sanatçı ve aydın "kışkırtılmış kalabalıklar" bahanesinin arkasına saklanamayacak kadar organize bir saldırı sonucu yakılarak katledildi. Katliam, kolluk kuvvetlerinin göz yummasıyla, siyasi iktidarın desteğiyle ve medya organlarının doğrudan hedef göstermesiyle devlet kontrolünde gerçekleşmiştir. Aydınlar şehre ayak bastıkları andan itibaren yerel basında hedef gösterilmiş; "Müslümanlar" imzalı katliam çağrısı yapan bildiriler halka dağıtılmış, tekbirler ve bozkurt işaretleriyle Madımak Oteli'nin önünde toplanan dinci faşist güruha polis saatlerce müdahale etmemiş, itfaiye olay yerine dahi ulaşmamıştır. Bölgede bulunan askerlerin ise "olaylara müdahale etmeyin" talimatı aldıkları ortaya çıkmıştır.
Katliamın ardından yürütülen yargı sürecinde katiller korunmuş, dava zamanaşımı ile düşürülmüş, dönemin başbakanı Erdoğan "zaman aşımı hayırlı olsun" diyerek katliamı fiilen aklamıştır. Yani devlet yıllarca süren cezasızlık politikalarıyla da bu suça ortak olmuştur.
Tüm bunlar göstermektedir ki Madımak Katliamı'nda sadece alevi kimliği hedef alınmamış, tekrar hareketlenen toplumsal muhalefetin tamamına göz dağı vermek için dinci-faşist kitle aparat olarak kullanılmıştır.
Bugün karşımızda duran sermaye-tarikat-mafya düzeni bize Sivas'ın hesabının nasıl sorulacağını da göstermektedir. Yeni Madımak'lara geçit vermemek ancak örgütlü mücadeleyle mümkündür. İşçi sınıfı ve ezilen hakların eşitlik ve özgürlük mücadelesini yükseltmek Sivas'ta yitirilen canlara olan borcumuzdur.