Yeni Parti’den bazı milletvekillerinin hayır oyu verdiklerini duyurmaları, parti yönetiminin bilgisi dahilinde karar verilen tepki dizginleme yöntemi. Zaten yasa çıkacak, Özel de parti adına evet diyeceklerini açıkladı, bazı milletvekillerinin hayır dediği duyurularak cumhuriyetçi kesimin gazı alıyor. Planlı işler.
Massachusetts Valisi Maura Healey, doğuma kadar kürtajı serbest bırakan yasayı imzaladı.
Feminist-woke ruh hastaları artık bebeklerini doğumdan önce diledikleri zaman öldürebilecek.
Şeytana tapanlar bunu kutluyor.
Pireler sokağı istila etti: Lavanta yağıyla korunmaya çalışıyorlar
Bursa'da 3 katlı bir apartmanda bakımsız şekilde tutulan çok sayıda evcil hayvan nedeniyle sokak, pirelerin istilasına uğradı.
https://t.co/OlmRPNyuHz
Su üstüne bariyer konmasinin nedeni Ispanyol yargisinin herhangi bir engel olmayan denizden gelen göcmenlerin geri cevrilemeyecegi seklindeki karari. Bu bariyer fiziki engel olarak gelenlerin geri gönderilmesinin yasal gerekcesi olacak. Mahkemenin garip karari bu bariyerin nedeni.
Terör örgütü ASALA tarafından 31 Temmuz 1980 tarihinde şehit edilen Atina Büyükelçiliğimiz İdari Ataşesi Galip Özmen ve kızı Neslihan Özmen’i saygı ve rahmetle anıyoruz.
https://t.co/EFcb2TjRDc
Çin’in Türkiye’ye yönelik ne kadar agresif bir kamu diplomasi faaliyeti yürüttüğünü şu örneklerde görebilirsiniz.
Biliyorsunuz Çinliler sürekli Türkiye’den gazetecileri Uygur bölgesine davet ediyor. Son olarak birçok tanınmış gazeteciyi götürdüler bölgeye.
Haliyle ben de takip ettim. Giden gazetecilerin hepsi döndükten sonra bölgedeki gözlemlerini yazmışlar.
20-31 Temmuz arasında ciddi bir içerik çıkışı olmuş. Tavsiyem Google’da aratıp tek tek yazıları okuyun.
Zira bunlar “elite engagement” diye tabir ettiğimiz kamu kamu diplomasi stratejisinin çok güzel örnekleri. Çin bunu çok iyi uygulamış. Umarım biz de gerekli dersleri çıkarırız.
T24, Habertürk, Sol Gazete. Zeynel Lüle, İsmail Saymaz, Zeynel Lüle, Özlem Gürses, Mehmet Ali Güler, Çiğdem Akdemir, Cangül Örnek.
Çin Türkiye’yi ek vergilerden dolayı DTÖ’ye şikayet etmişti. DTÖ de bizim aleyhimize karar verdi.
Ancak bu kararın hiçbir somut yaptırımı olmaz. Türkiye şimdi temyize başvuracak. Temyiz süreci beklenmeden de karar uygulanamıyor.
Ancak güzel olan taraf şu ki DTÖ’nün temyiz organı 2019’dan beri çalışamıyor. ABD sağolsun temyiz organına yeni üye atanmasına izin vermiyor. Üye sayısı da karar için gerekli 3 kişinin altında.
Kısacası hiçbir işe yaramıyor bu karar.
Çin de bunun farkında. Bu yüzden bu tür problemlerde genelde anlaşma yoluna gitmeye çalışıyor ya da karşı ülkenin mallarına ek tarife uyguluyor.
Bizim de Çin’e sattığımız hiçbir mal olmadığı için gayet rahatız.
⭕️ SOSYAL GÜVENLİKTE SİNSİ BİR DEĞİŞİKLİK:
⭕️ SOSYAL GÜVENLİKTE DEVLET KATKISININ KALDIRILMASI NE ANLAMA GELİYOR?
AKP tarafından hazırlanan ve TBMM Genel Kurulunda görüşülmekte olan bir torba kanun teklifiyle SGK’ye devlet katkısı uygulamasına son verilmesi öngörülüyor. Kuvvetle muhtemel bu akşam yasalaşacak teklifle, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81. maddesini değiştiriyor.
81. maddenin "Prim oranları ve Devlet katkısı" başlığından "ve Devlet katkısı" ibaresi çıkarılıyor.
Ayrıca devletin, SGK'nın her ay tahsil ettiği malullük, yaşlılık, ölüm ve genel sağlık sigortası priminin dörtte biri (yüzde 25) oranında kuruma katkı yapmasını öngören üçüncü fıkra madde metninden çıkarılıyor. Hüküm 1 Ağustos 2026'dan geçerli olacak.
Bu katkı 2008'de yasal güvenceye alınmış, formüle bağlı (primin ¼'ü) ve Hazine tarafından ödenen otomatik bir aktarımdı.
⭕️ Sinsi bir değişiklik!
Hükümetin gerekçesi teknik/muhasebe esaslı bir sadeleştirme olarak sunuluyor. Gerekçeye göre, "devlet katkısı" ile "açık finansmanı" adı altında yapılan benzer ödemelerin tek kalemde toplanması ve böylece bütçe kalemlerinin daha izlenebilir hâle gelmesi amaçlanıyor. Nakit olarak Hazine'den SGK'ya giden toplam kaynağın azalmayacağı iddia ediliyor.
Hükümet, desteğin hiçbir eksilme olmadan Kurumun gereksinimi kadar sürdürüleceğini söylüyor. Ne var ki "eksilme olmayacak" güvencesi nakit tutara ilişkindir. Kaldırılan şey ise primin dörtte biri oranındaki formüle bağlı, yasal, otomatik yükümlülüktür.
Nakit büyüklük aynı kalsa bile, kuralın niteliği, "güvenceli bir yükümlülük"ten "ihtiyaç kadar takdiri transfer"e dönüşüyor. Bu, salt muhasebenin ötesinde gerçek bir yapısal değişikliktir ve gerekçedeki "sadeleştirme" dili bunu görünmez kılıyor.
⭕️ Bir Meşruiyet Operasyonu
Bu bir meşruiyet operasyonudur. Bugüne kadar devlet katkısı SGK'nın gelir kalemi olarak kaydediliyordu. Bundan sonra aynı para açık kapatma transferi olarak kaydedilecek.
Sonuçta SGK'nın mali tablolarında “açık” daha yüksek görünecek. Nitekim 889 milyar liralık devlet katkısı sayesinde 2025'i teknik olarak 35 milyar lira fazlayla kapatan SGK, 2026'da 1 trilyona ulaşan bir “açık” miktarıyla karşılaşacak.
Eski düzende katkı, formüle bağlı, yasayla güvence altına alınmış, koşulsuz bir yükümlülüktü. Yeni düzende transfer, ihtiyaç oldukça yapılan, takdiri bir açık finansman yöntemine dönüşüyor.
SGK geçmiş alacaklarını tahsil eder ya da mal varlığını satarak gelir elde ederse, o ay Hazine'den destek yapılmayacak. Bu, devletin sosyal güvenliğe kural-temelli, otomatik taahhüdünü, konjonktürel ve koşullu bir kaleme indirgiyor.
⭕️ Katkı Yerine Açık ve Kara Delik Demagojisi!
Teknik muhasebe perspektifinden bakıldığında, "devlet katkısı" ile "açık finansmanı" arasındaki ayrım zaten büyük ölçüde yapaydır — ikisi de bütçe transferidir ve devletin sosyal güvenliği fonlama kapasitesi bu muhasebe etiketinden bağımsızdır. Dolayısıyla değişikliğin parasal özü değil, siyasal-söylemsel işlevi belirleyicidir.
Aynı parayı "gelir" saymaktan vazgeçip "açık" olarak yeniden tanımlamak, ekonomik bir kötüleşme değil, bir yeniden-etiketlemedir. "Açık büyüdü" cümlesi bu nedenle işin püf noktasıdır.
Değişiklik nakit/ekonomik düzeyde nötr olabilir ama asıl dönüşüm hukuki-kurumsal düzeydedir — formüle bağlı yasal güvencenin takdiri transfere indirgenmesi ve bunun sosyal güvenliğe taarruz için hükümete açtığı meşruiyet alanıdır önemli olan.
Kalemi "gelir"den "açık kapatma"ya çevirmek, SGK'yı yapısal olarak "batık", "sürekli zarar eden" bir kurum gibi gösterir, “karar delik” demagojisini yeniden başlatır. Bu, sosyal güvenliğin bir hak değil bir "yük" olduğu şeklindeki ana akım ve ortodoks anlatıyı besler ve gelecekteki kısıtlamalar/parametrik reformlar (emeklilik yaşı, aylık bağlama oranı vb.) için zemin döşer.
Açığın büyümesi söylemiyle emeklinin zam talepleri veya emeklilikte iyileştirmeler (kademe veya intibak) "açık çok büyük, para yok" denilerek daha kolay geri çevrilebilecek.
⭕️ O yüzden bu değişiklik sadece teknik bir muhasebe işlemi değil sinsi bir zihniyet değişikliğidir ve faturası ağır olabilir.
Bu adam 7 yıl tanı alamamış
Sarkoidoz denmiş
Tüberküloz denmiş
Lenfoma denmiş
Sonunda ne çıkmış?
Leishmania infantum
Ne bulaştırır?
Kum sineği
Nereden alır?
Kusura bakmayın sapasağlam köpeklerden
Durum bu.
Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde, 8 yaşındaki kız çocuğuna sahipsiz sokak köpekleri saldırdı. Küçük kızı, o sırada lastiği patladığı için yol kenarında duran bir sürücü yardım etti. Kıza 150 dikiş atıldı https://t.co/v5BFkkkGVx
Ucuz Çin ürünleri hepimizin hoşuna gidiyor. Enflasyonu baskılıyor, aynı zamanda teknolojiye erişimimizi kolaylaştırıyor.
Ancak bu öyle göründüğü kadar da güzel bir şey değil. Ülkeleri sanayisizleştirmesi, bağımlılık bir yana, tekelleşme konusu en büyük problemlerden biri.
Çin bir yere kadar dünyaya ucuz ürün veriyor ancak tekelleştikten sonra ürünün ucuz kalma garantisi bulunmuyor ve Çin bunu ülkelere karşı stratejik baskı aracı olarak kullanabiliyor.
Nadir Toprak Elementleri buna en güzel örnek;
Çin, 1990’lardan itibaren devlet sübvansiyonları ve düşük çevre standartlarıyla NTE üretimini kontrol etmeye başladı.
2000’lerin başına geldiğimizde ise dünya üretiminin %95’inden fazlasını kontrol eder hale geldi.
Ama 2010’da bir şey oldu.
Çin, bir balıkçı teknesi olayını bahane ederek Japonya’ya nadir toprak ihracatını fiilen kesti.
Bunun sonucunda ise fiyatlar birkaç ay içinde 10 kata kadar yükseldi.
Bazı elementlerde kg fiyatı 10-20 dolardan 200-300 dolara çıktı.
Dünya çapında panik yaşandı, özellikle elektronik, otomotiv ve savunma sektörleri etkilendi.
2023-2025 arasında birçok kez galyum, germanyum, grafit, antimon ve birçok nadir toprak elementine ihracat kısıtlaması getirildi.
Bu dönemde Antimon ihracatı %97 düştü, küresel fiyatlar kabaca 2-3 katına çıktı.
Kısacası ucuz ürünler bugün cebimizi rahatlatabilir, ancak aşırı bağımlılık yarın hem ekonomimizi hem de siyasi hareket alanımızı daraltabilir.
My committee combed through millions of COVID documents, and what did we find?
Anthony Fauci destroyed records. He told others to delete emails. And then he told them to delete them from deleted files.
He and his allies privately doubted the "implausible" line on a lab leak while publicly attacking anyone who raised it.
And he never took responsibility for funding dangerous research in China.
Next week, Dr. Fauci goes under oath in front of my committee, and he’s going to answer for everything we’ve found.
🔴 | Prof. Dr. Nilüfer Sabuncuoğlu, köpeklerden insanlara bulaşan ve yaygın olarak görülen şark çıbanı (Leishmania) hastalığı hakkında çok önemli uyarılarda bulundu;
📌 "Şark çıbanı sadece deride yaralar oluşturmaz, iç organlarda da yaralar oluşturarak organların fonksiyonunu ortadan kaldırır. Maalesef çok yaygın."
📌 "Sahipsiz köpeklerin %50'sinde bu hastalığın bulunduğuna dair bilimsel çalışmalar var."
📌 "Leishmania hastası köpeği 7 yıldır dilendiriyorlar. Leishmania'lı köpek tedavi edilmez, barınağa alınmaz."
‼️ Şark çıbanı, enfekte dişi tatarcık sineğinin sokmasıyla bulaşan, ciltte ülserlere ve tedavi edilmediğinde kalıcı izlere yol açabilen paraziter bir hastalıktır.
‼️Tatarcık sineği bu hastalığı köpekten alır ve insana bulaştırır.
⁉️ Tehlikenin farkında mısınız? @saglikbakanligi@TCTarim
Özlem Gürses, İsmail Saymaz, Mehmet Ali Güller, Türker Ertürk dahil çok sayıda gazeteci biliyorsunuz birkaç gündür Çin’de.
Hala Uygur bölgesinde bulunan Türk gazetecilerle ilgili hiçbir haber yok. Kendileri de henüz tek paylaşım yapmadı.
Ama Çin medyasına fotoğrafları yansımış. Kaşgar’da bulunan Türk gazetecilerin keyifleri yerinde. Fotoğraflardan anlaşıldığı kadarıyla bol bol tarihi ve kültürel geziler yapıp Uygur kızlarının dans gösterilerine katılmışlar.
Bugün Çin’de doktora yaptığım üniversiteden bir mesaj aldım.
Mesajda Çin’le ilgili çok sayıda eleştirel yazılar yazdığıma dair çok sayıda ihbar aldıklarını söylemişler. Bu sebeple de Shanghai Üniversitesi’nde doktora yaptığıma dair ünvanı artık kullanmamı istemişler.
Ünvan kullanıp kullanmamak çok da umrumda değil açıkçası ama kazanılmış hakkımdan vazgeçmem gerekiyor mu bilmiyorum.
Ayrıca anladığım kadarıyla da Çin kapıları bana sonuna kadar kapanıyor. Bir daha beni Çin’e alırlar mı bilmiyorum. Açıkçası evlendiğim ve oğlumun doğduğu yerleri tekrar görmeyi çok isterdim. Bu duruma üzüldüm mü evet.
Ancak kimsenin kalbini kırmadan bildiğim doğruları yazmaya da devam edeceğim.
Su görüsmelerin, altina imza atilan hicbir belgenin anlami yok. Türkiye bir kez taviz verdigi an, orasi AB topragi bize ne sizin ikili anlasmanizdan der isin icinden cikarlar.