Çünkü CHP, ABD ve İsrail ile aynı çizgide.
CHP Milletvekili Utku Çakırözer, Ekim 2025'de NATO Parlamenterler Asamblesi’ne “İran tehdidi” konulu, 28 sayfalık bir rapor sunmuştu‼️
👇👇👇
ABD ve İsrail çok istiyor diye İstanbul Boğazına NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurmak demek tamamen Türkiye'nin ve dünya barışının lehine olan ve kontrolü %100 Türkiye Cumhuriyeti'ne veren Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin 90 yıl sonra çöpe atılması ve bu sayede bugüne dek her şeye rağmen bir barış denizi olmayı başarmış Karadeniz'in artık savaşın içine çekilebilmesi demektir.
Bu durum Türkiye'nin de, Rusya'nın da ve Karadeniz'e kıyısı olan 90 yıldır Montrö sayesinde hiçbir sorunla karşılaşmamış bütün ülkelerin de son derece aleyhinedir.
Rusya bunu bir beka sorunu olarak görür ve müdahale eder tıpkı yine NATO yüzünden Ukrayna'ya müdahale etmek zorunda bırakıldığı gibi. Yahudi Başkan Zelenskiy marifetiyle Rusya'nın önüne atılan Hıristiyan Ukrayna'nın halini görüyorsunuz, 4 yıldır savaş halindeler ve per perişan oldular.
Rusya ve NATO arasında olası bir çatışma durumunda İstanbul'da kurulması istenen bu NATO Deniz Unsur Komutanlığı doğrudan hedef haline gelir ve İstanbul tıpkı Tahran, Tel Aviv ve diğer gece gündüz füze yağdırılan şehirler gibi meşru hedef haline gelir.
Bunu İstanbul'a, İstanbul halkına ve Türkiye'ye sadece cahiller, hainler ve işbirlikçiler yapmaya kalkar.
Büyük Türk milleti böyle bir oldu bittiye asla izin vermemelidir. Bu bir beka meselesidir.
Türkiye'ye 40 bin NATO askerinin getirilmesi ve boğazların NATO kontrolüne geçme tehlikesi varken, Türkiye her an kendini bir savaşın veya işgalin içinde bulabilecekken, CHP aylardır İmamoğlu'ndan ve belediyelerden başka bir şey konuşmuyor‼️
Halkı uyutmak, alçaklıktır...
Tarihi Uyarı:
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’nin İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerinde ‘tek hakim devlet’ olmasını sağlayan, Lozan’dan sonra ülkemizin akdettiği en önemli milletlerarası sözleşmedir.
Montrö Sözleşmesi, Karadeniz’e kıyısı olmayan bütün devletlere ve Rusya da dahil olmak üzere kıyısı olan devletlere, bu iki önemli su yolu üzerinde tek hakimin Türkiye olduğunu gösterir.
Montrö’nün Türkiye’ye sağladığı bu münhasır hakimiyet hakkının bozulması ABD başta olmak üzere bütün batı devletlerinin yıllardan beri hiç değişmeyen hayali ve amacıdır.
Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin yıllardan beri tek amacı gemilerini, büyüklük, tonaj, taşıdıkları silah ve diğer yükler bakımından Montrö’den kaynaklanan hiç bir sınırlamaya tabi olmaksızın boğazlardan Karadeniz’e geçirmelerini ve süre sınırlaması olmadan gemilerinin Karadeniz’de kalmasını sağlayan yeni bir uluslararası düzenlemeyi hayata geçirmektir.
Bu amaca hizmet eden gelişmeler sadece Türkiye’nin sahip olduğu vazgeçilmez hakimiyet hakkına zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda da Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirir.
Boğazlarda konuşlanacak NATO üssü, Montrö’nün bozulması ve Türkiye’nin sahip olduğu münhasır hakimiyet hakkını kaybetmesi anlamına gelir.
ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaş bahane edilerek ABD ve NATO’nun bu dayatması Türkiye’nin Boğazlar üzerinde sahip olduğu üstün haklarına uluslararası hukuk bakımından geri dönülmez zarar verir.
Bu dayatmalar kesinlikle kabul edilmemelidir.
ABD ve İsrail’in komşumuz olan bölgede yarattığı savaş ve yıkımdan ülkemizi korumanın tek yolu, boğazda NATO üssü değil Türkiye’nin kendi hava savunma sistemlerini ve gücünü arttırmasıdır.
Ülkemizin ve dünyanın gözbebeği İstanbul’da NATO üssü kurmak Türkiye’nin sahip olduğu uluslararası çıkarlarlarına aykırıdır.
Birinci Dünya Savaşı döneminde, Falih Rıfkı Atay, “Zeytindağı” adlı kitabında:
“Biz Kudüs’te kirada oturuyoruz. Halep’ten bu tarafa geçmeyen şey, yalnız Türk kâğıdı değil ne Türkçe ne de Türk geçiyor…
Türkleşmiş hiçbir Arap görmedikten başka, Araplaşmamış Türk’e az rasgeliyordum… Suriye, Filistin ve Hicaz’da: ‘Türk müsünüz, sorusunun birçok kereler cevabı ‘Estağfurullah!’ idi…”
Koca İmparatorluğun çöküş öyküsünün acı bir gerçeğidir, bu satırlar…
@av_06_hastane @brbrs61 Yarın herhangi bir ülkede, birkaç yüz sivil,birkaç yüz çocuk bombaladığında da göbek atıp omuzlarında taşırlar.Kendinden başkalarının tek yaşama şansının kendilerine köle olmaları olduğuna inanan,insansılar
🔴#SONDAKİKA | ABD Başkanı Trump:
• İran ile müzakerede son derece iyi gittiğimizi söyleyebilirim.
• Ancak İran ile ne olacağını asla bilemezsiniz.
•Çünkü onlarla müzakere ediyoruz ve sonra onları havaya uçurmamız gerekiyor.
• İran’da zaten böyle rejimi değiştirdik. Eski yönetimden kimse kalmadı. Şimdi müzakere ettiğimiz kişiler önceki yönetimden tamamen farklı isimler.
Bugün (neyi pazarlık konusu yaptığınızı gayet iyi bilerek) NATO maskesiyle ülke toprağına sokmaya çalıştığınız onbinlerce düşman askerini söküp atmak için kaçımızın canımızdan vazgeçmek zorunda kalacağını bilmiyor değilsiniz. Suskunluğunuz ve cesaretiniz o ateşin sizi yakmayacağına olan yersiz güveninizden geliyor. Son Osmanlı meclislerinin gaflet, dalalet ve hıyaneti içerisindesiniz!
@AvukatBelcin İran'ın vurduğu her hedef,israili gerçek amacına ilerletiyor, bknz. Çözüm süreci,blackrock,NATO kolordusu vb. Sıkça danışıklı mı diye düşünmüyor değilim.Ha bizdeki hainler İran'da da mevcut,kara harekatı için bekliyorlar,tünelleri++
@Kemalizmka Sen 2019 ve 2020 yılları aagari ücretten bir haber misin?2019 son iki ay için neredeyse 2,5 asgari ücret, 2020 5 ay 10 gün içinde neredeyse 9 asgari ücret var orada, az mı?
Almanya’da bir Siyonist 7 yaşındaki çocuğa tecavüz etti. Tecavüz İsrail'in güvenliği gerekçesiyle gizlendi.
🔺Eski FDP milletvekili Hartmut Ebbing hakkında sevgilisinin 7 yaşındaki erkek çocuğunu istismar etmekten dava açıldı.
🔺Ebbing, Alman-İsrail Toplumu kurumu içinde görevli olduğunu, 7 Ekim sonrasında Alman-İsrail ilişkilerinin daha hassas hale geldiğini davanın kamuya açık görülmesinin bu kuruma zarar vereceğini savundu.
🔺Mahkeme bu savunmayı kabul etti. Ebbing’e 10 ay hapis cezası verildi ancak ceza ertelendi. Böylece dava, kamuoyuna açık bir yargılama yapılmadan kapatılmış oldu.
🔺Bu karar Almanya’da “Staatsräson” tartışmasını yeniden alevlendirdi. Bu kavram, Almanya’nın İsrail’in güvenliğini devlet politikası olarak görmesini ifade ediyor.