@LogHaber Bir insan bu kadar ilim tahsil ettikten sonra böyle sokaktaki cahiller gibi konuşması hakkaten acınacak birşey. Arkandaki kitaplardan da mı utanmiyorsun kardeşim.
—Bize biraz da Kürdistan’dan bahseder misiniz?
—Kürdistan, ilerlemeye açık bir memlekettir, beyefendi; entelektüel gelişim için çok elverişli bir coğrafyadır.
Benim amacım, Kürdistan genelinde eğitimin yaygınlaştırılması için sürekli çalışmaktır.
Orası vahşi bir bölge değildir; aksine, yeşillikler içinde gülümseyen, sular bakımından zengin, dinlendirici vadilere, ormanlık zirvelere ve kuş cıvıltılarının su şırıltılarıyla karıştığı geçitlere sahip bir yerdir.
Ben, çevrenin insan üzerindeki etkisini savunan biriyim. Böylesine pastoral bir ortamda, sistematik olarak geri kalmış düşünceler filizlenemez.
Benim milletim, entellektüel gelişime son derece yatkındır.
Asıl mesele, bir eğitimci sınıfı oluşturabilmektir. Bilgiyi yaymakla görevlendirilen öğrenciler sayesinde, geçmişte cehaletiyle anılan Kürdistan, gelecekte bilimiyle, medeniyete katkısıyla ve ortak vatana hizmetleriyle tanınacaktır.
Şeyh Said böyle konuştu — söyledikleri altın değerindeydi. /Max Yvel
👇👇
...Elhasıl: İnkılab-ı siyasî cihetiyle dininden havf eden adamın dinde hissesi; beytü'l-ankebut gibi zayıf düşmüş cehalettir, onu korkutur.. takliddir, onu telaşa düşürttürür...
- Münazarat - #bediüzzaman
❗️Said Nursi'yi Siyasetten Men Eden Gizli Güç ?
Şefkat, Hakikat ve Siyaset:
Risale-i Nur'daki şefkat, hakikat, hak, bizi siyasetten men'etmiş. Çünki masumlar belaya düşerler, onlara zulmetmiş oluruz. Bazı zâtlar bunun izahını istediler. Ben de dedim:
Şimdiki fırtınalı asırda gaddar medeniyetten neş'et eden hodgâmlık ve asabiyet-i unsuriye ve umumî harbden gelen istibdadat-ı askeriye ve dalaletten çıkan merhametsizlik cihetinde öyle bir eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdadat meydan almış ki, ehl-i hak hakkını kuvvet-i maddiye ile müdafaa etse, ya eşedd-i zulüm ile, tarafgirlik bahanesiyle çok bîçareleri yakacak, o halette o da azlem olacak veyahud mağlub kalacak. Çünki mezkûr hissiyatla hareket ve taarruz eden insanlar, bir-iki adamın hatasıyla yirmi-otuz adamı, âdi bahanelerle vurur, perişan eder. Eğer ehl-i hak, hak ve adalet yolunda yalnız vuranı vursa, otuz zayiata mukabil yalnız biri kazanır, mağlub vaziyetinde kalır. Eğer mukabele-i bilmisil kaide-i zalimanesiyle, o ehl-i hak dahi bir-ikinin hatasıyla yirmi-otuz bîçareleri ezseler, o vakit hak namına dehşetli bir haksızlık ederler. İşte Kur'anın emriyle, gayet şiddetle ve nefretle siyasetten ve idareye karışmaktan kaçındığımızın hakikî hikmeti ve sebebi budur. Yoksa bizde öyle bir hak kuvveti var ki, hakkımızı tam ve mükemmel müdafaa edebilirdik. Hem madem herşey geçici ve fânidir ve ölüm ölmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor ve zahmet ise rahmete kalboluyor; elbette biz, sabır ve şükürle tevekkül edip sükût ederiz. Zor ile, icbar ile sükûtumuzu bozdurmak ise; insafa, adalete, gayret-i vataniyeye ve hamiyet-i milliyeye bütün bütün zıddır, muhaliftir.
Hülâsa-i kelâm: Ehl-i hükûmetin ve ehl-i siyasetin ve ehl-i idarenin ve inzibatın ve adliye ve zabıtanın bizimle uğraşacak hiçbir işleri yoktur. Olsa olsa, dünyada hiçbir hükûmetin müdafaa edemediği ve aklı başında hiçbir insanın hoşlanmadığı küfr-ü mutlak ve dehşetli bir taun-u beşerî ve maddiyyunluktan gelen zındıkanın taassubuyla, bir kısım gizli zındıklar şeytanetiyle bazı resmî memurları aldatarak evhamlandırıp, aleyhimize sevketmek var. Biz de deriz: Değil böyle birkaç vehhamı, belki dünyayı aleyhimize sevketseler, Kur'anın kuvvetiyle, Allah'ın inayetiyle kaçmayız. O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..
Said Nursî
* * *
Tarihçe-i Hayat - 426
Günde bir taşı bina-yı ömrümün düştü yere
Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber
Dil bekası, Hak fenası istedi mülk-ü tenim
Bir devasız derde düştüm, âh ki Lokman bîhaber
Niyazi-i Mısri
Gençliğin kalın gaflet uykusundan uyanmazsan, ihtiyarlık sabahında çok büyük belalarla uyanacaksın. işte o zaman geri dönmek için zaman olmayacaktır.
Ya aklını başina al ,Ya da aklını çıkar at hayvan ol kurtul.!!!
Onuncu Sual: Fikir ve söz hürriyeti verilse, sonra da muahaze olunsa, acaba bîçare milleti ateşe atmak için bir plân olmaz mı? Böyle olmasa idi, başka bahaneyle mevki-i tatbike konulacağı hayale gelmez mi idi?
Divan-ı Örfi - 42 #risaleinur
Hadîste var ki:"Hattâ deniz dibindeki balıklar dahi günahkâr ve zalimlerden şekva ediyorlar ki;onların yüzünden yağmur kesilir,hattâ bizim de nafakamız azalır" derler.Evet bu zamanlarda öyle günahlar,zulümler oluyor ki;rahmet istemeye yüzümüz kalmıyor masum hayvanlarda azabçeker.
Mazıdağı-Çınar arasında çıkan yangın köylere kadar sıçramış durumda. Maalesef can kaybına ilişkin de haberler geliyor. Daha ağır sonuçlara yol açmadan gerekli müdahalelerin yapılması için yetkilileri göreve çağırıyoruz.
#YangınBölgesineAcilHelikopter