Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” kitabında şöyle yazar:
“İnsanın yüksek bir dağın tepesinde, ancak iki ayağının sığabileceği kadar daracık bir yerde yaşaması gerekse, çevresindeyse uçurumlar, okyanuslar, sonsuz karanlıklar, fırtınalar ve sonsuz bir yalnızlık olsa, yine de o bir avuç yerde ömrü boyunca, binlerce yıl, sonsuza dek yaşamanın, o anda ölmeye yeğleneceği söylenir.
Fyodor Dostoyevski, "Suç ve Ceza" da Raskolnikov'un zihinsel çatışmalarını anlatırken şöyle der: "İnsan bazen kendi içinde öyle bir mahkeme kurar ki, dış dünyanın yargısı onun yanında sessiz kalır."
Duş alırken suyun tenine değmesini
hissetmek yerine kahvaltıyı düşünüyorsun.
Kahvaltı yaparken kahvenin kokusunu
almak yerine işe yetişmeyi düşünüyorsun.
Çalışırken şükrederek o ana
odaklanmak yerine, bir an önce çıkmayı düşünüyorsun.
İşten çıkınca tek düşündüğün eve
varmak oluyor, manzarayı asla görmüyorsun.
Evdeyken yarını düşünüyorsun; odanın huzurunu ve sevdiklerinle olmanın değerini gerçekten yaşamıyorsun.
Hiçbir zaman anda değilsin ve anda
olmadığında, kendinin farkında olamazsın.
Anın tadını çıkar. Şu ana şükret ve etrafındaki güzellikleri gör çünkü bunu son kez yaşıyor olabileceğini asla bilemezsin.
Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” kitabında şöyle yazar:
“İnsanın yüksek bir dağın tepesinde, ancak iki ayağının sığabileceği kadar daracık bir yerde yaşaması gerekse, çevresindeyse uçurumlar, okyanuslar, sonsuz karanlıklar, fırtınalar ve sonsuz bir yalnızlık olsa, yine de o bir avuç yerde ömrü boyunca, binlerce yıl, sonsuza dek yaşamanın, o anda ölmeye yeğleneceği söylenir.
Aileni sen kurtaramazsın
Onların alışkanlıklarını sen değiştiremezsin ya da görmek istemediklerini gösteremezsin
En önemli ve acı verici hayat derslerinden biri
Maalesef herkesin değişimi kabul etmediğidir....
@memetsimsek Senin tuzun kuru tabi milletin üstüne yıktığın icat ettiğin vergiler sen ve senin gibilere dokunmuyor yükselen kredi notlarını konuş bakalım Londra’dan haber ver nasıl oralar sen boşver