Ferdi başkanın seçim kampanyasını ben yaptım.
Madem bu kadar para verilmiş;
Biz neden Seçim Koordinasyon Merkezi( Skm) dahi olmadan kampanya yaptık! Bütün toplantılarımızı Ferdi başkanın mimarlık ofisinde ya da Chp Manisa İl başkanlığında yaptık?
Bizim neden seçim otobüslerimiz, araçlarımız yoktu?
Biz neden medya satınalma yapamadık!
Ferdi Başkan kampanya giderlerini neden cebinden karşıladı?
Ferdi başkan bütün kampanyayı neden 2015 model bir araçla tamamladı?
Ben bütün kampanya süresince neden kendi aracımı kullandım, benzinimi dahi kendim karşıladım?
Neden, kampanya için çalışan gönüllüler dahil, herkes kendi yemek paralarını kendileri ödedi?
Sahaya çıktığımızda Milletvekilleri, İl Başkanı, yöneticiler kendi ceplerinden harcama yaptılar ?
Hayatını kaybetmiş, cevap veremeyecek bir insan üzerinden Genel Başkan Özgür Özel’e saldırmayı, karalamayı göze alacak kadar alçalmazsınız diye düşünüyorduk.
Kaybedecek ne çok şeyiniz var ki buna dahi tenezzül ediyorsunuz!
Trump dünyaya "Erdoğan bana hayran, gücün simgesisin dedi" diye tweet atıyor. İktidar kanadı ise resmi tek bir yalanlama yapamayıp İletişim Başkanlığı’nın fısıltı kalemleriyle "Ankara öyle olmadığını iletti" diye tweet attırıyor, silinmesi için telefonlar açılıyor.
İçeride halkın iradesine karşı 19 Mart ve "Mutlak Butlan" darbeleriyle yargı tiyatrosu kuranlar, kaybettikleri meşruiyeti Trump’ın kapısında arıyor.
Kendi halkına karşı aslan kesilip, koltuk diyetini Trump’a Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığıyla ödeyenlerin ezikliği budur. Meşruiyet Beyaz Saray'dan değil, milletten alınır!
Anayasa Mahkemesi, 4 yıldır hepimizin yerine hapis yatan yol arkadaşımız Tayfun Kahraman hakkında hak ihlali kararı vermişti. Ama tüm kurumlar için bağlayıcı olan bu karara mahkeme uymuyordu.
Anayasa Mahkemesi bu kez bir kez daha, üstelik oy birliği ile hak ihlali kararı verdi. Tüm üyelere teşekkür ediyor, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasını bekliyoruz.
Yani artık tartışma bitmiştir.
Tayfun Kahraman bir an önce tahliye edilmelidir.
Meriç eşine, Vera babasına, bu memleket dürüst bir evladına kavuşmalıdır.
Türkiye bir Anayasa devletidir.
Anayasa Mahkemesi’nin kararı bir an evvel uygulanmalıdır!
Özgür Özel (@eczozgurozel)'den Akın Gürlek eleştirisi: "Elimizde 16 tane ID numarası var. Bu mallar ya üstünde, ya aldın ve sattın, ya bu malın parası sende var kardeşim. Hiçbir yere kaçamayacak"
"Adem Metan'ın yayınına çıkmış, 'Meydanlarda adımız geçiyor üzülüyoruz' demiş. Babasının ellerinden öperim ama oğlu bu kadar zulüm yapıyor ve biz eleştiriyoruz diye babasına camide adalet sorusu sormuşlar. Sen ailelere haysiyet cellatlığı yaparken iyi de babana camide bunu demeleri mi kötü?”
@ozgecanozgenc | @goksugoksel
Emeklinin bayram ikramiyesine zam yapmayan Erdoğan, bir savcının bu kadar mal varlığını nasıl edindiğini, torununa harçlık veremeyen tüm emeklilere açıklamalıdır.
Duruşmada bir meslektaş ‘mülga’ kelimesini kullandıktan sonra Mahkeme Başkanı anlamayarak ‘Mülga mı?’ dedi. Hakimin kelimeyi anlamadığını fark edince meslektaşımız ‘yürürlükten kaldırılan’ şeklinde açıklama yapmak zorunda kaldı. Allah bize sabır, geride kalanlara da zihin açıklığı versin.
İddia diye ortaya attıkları iftiralar çökünce, bu kez 15 yılda yarattıkları trafik sorununa sarıldılar.
‘Dünyada aynı anda 10 metro yapan’ kadrolar iftiralarla zindanda tutulmazsa,
İstanbul’un trafik sorunu biter. Merak etmeyin.
İrfan Can ve eşi bebeklerini kaybettikten sonra bütün Göztepe taraftarı onu teselli etmeye çalışmıştı. Fakat daha sonra kötü performansına yönelik tribünden gelen tepkileri “çocuğuma küfrettiler” şeklinde lanse etmiş ve Göztepe tribününü töhmet altında bırakmıştı. Hatırlayanlar olacaktır, ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi avmden hikaye atmış fakat ne ilginçtir ki ertesi gün çocuğunun mezarından sitem dolu bir hikaye paylaşmıştı.
Belki de hayat bu noktada kendi dengesini kuruyor; dün ağır ithamlarla bir tribünü haksız yere töhmet altında bırakmıştı, bugün ise hatasıyla Fenerbahçe tribünlerinin sabrını sınıyor. Kimi buna “karma” der, kimi sadece futbolda hak edenin eninde sonunda ortaya çıkması olarak görür..
6 Şubat 1950- 2 Eylül 2025 tarihleri arasında YSK’nın onayladığı seçimleri hiçbir adli mahkeme iptal edemezdi. Bugün itibariyle tarih 5 Şubat 1950. Tam olarak geriye gittiğimiz nokta burası.