@Selcoin Selçuk senle yaklaşık aynı zamanda girdik 2017 suları. Ben o günden beri sadece sendeyim. Senin haricinde baktığım insanlarda hep zarar yazdım. Senle hep + dayız çok şükür. Emeklerin için çok teşekkürler
Yarışma tarihinin belki de en niteliksiz zamanlarını yaşıyoruz. Bu sebeple heryerde konu dönüp dolaşıp yarışmalara geliyordu. Herkese parça parça söylediklerimi topladım, yarışmaları yazdım.
https://t.co/H22hEUc4wc
@reha37 Stefan Zweig İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar kitabında Osmanlı askerlerinin cercaporta adı verilen sur kapısından girdiklerini anlatıyor. Açık bırakılan bir kapı. Bence daha çok bununla ilgili gibi
Palisade Research just caught OpenAI's O1 model doing something wild. While testing it at chess, it hacked the entire system instead of playing.
The most fascinating part? No one told it to. No one suggested it.
Let me explain 🧵
Büşra söylenmesi gerekeni söylemiş zaten. Ben de şunu ekleyeyim. Bu jürideki hiç kimsenin bu bedele bu işin konseptini dahi yapacağını sanmıyorum. Kaldı ki 1000₺ şartname bedelini ilk defa görüyorum. Yarışma TMMOB vasıtasıyla açıldığı için ödülden de kesinti yapılacak. Girmeyin
Sanki yıl 2018. Ülkede hiç enflasyon olmamış gibi, tamamı erkek jürilerle, mansiyonu 60.000 TL ödüllü. Bu 2 yıl deneyimli birinin aylık brüt maaşı. Nasıl yapılabilir bu yarışma?
Olmayacağını bilsem de @MimarlarOdasi_T Sizce de mimarların, en az avukatlar kadar yurtdışı&farklı kültürleri tecrübe etmesi önemliyse, 10 yılını doldurmuş mimarlara yeşil pasaport verilmesi için çalışabilir misiniz? Hadi size de faydası olsun "aidat borcu olmayanların" diyelim
Geçtiğimiz yıl Genç Mimar Ödülü'nü kazanan KAAT Architecture + Urban'ın kurucu ortakları Lebriz Atan Karaatlı ve Sacit Arda Karaatlı ile mimarlık yolculukları hakkında konuştuk. https://t.co/JSWQUGhxPK
@oyilmaz Yoktu ve görünmüyordu. Bunu iyi bir fırsat olarak görmek mümkün değil miydi? Bilmiyorum.
Ama eskiden set üstünden görünüyordu, artık görünmüyor.
Tamamen şeffaf yapmak değilse de geçiren bir yapı kurmak mümkündür
@oyilmaz Son görsel biraz ipucu verir nitelikte. Sahil hattından denizin bu kadar kapanıyor oluşu bence herkesi biraz rahatsız etmiştir. Ki eleştirileri büyük çoğunluğu bu perspektiften kaynaklanıyor.
Bugün son bir umut idareyle görüştüm. 15 dakika boyunca yarışmanın bir iş verme / hizmet alma yöntemi olduğunu anlatmaya çalıştım. Siz birşeyler çizip yarışmayı kazanmış olabilirsiniz ama bana hiç uygulama çizmediniz gelip de buyrun diye size veremem işi yanıtını alınca nefesimi boşa tükettiğimi anladım. Yazık.
Erenköy Hastanesi Yarışması iyi bir organizasyon ve iyi bir jüriyle tamamlanmıştı. Kaldı ki İstanbul'un maddi ve manevi en kıymetli arazilerinden birinde bir projeden bahsediyoruz. 900+ el dikimi fıstık çamı olan dünyanın en büyük insan yapımı çam ormanı. Ve bütün bunlar, idaredeki kişilerin yanlış bilgi ve muhakemesinden daha önemli olamıyor.
Bilmiyorum. Çalışacak kişilerin maaşını yazın süreyle çarpın az da kar koyun teklifi öyle verin diyen bu tiplerden çok mu şey bekledik.
Farkında mısınız ülkemizde hiç bir zaman iyi mimarlık konuşmuyoruz, hep bunu idareye nasıl yaptırabilmiş, bu malzemeye nasıl ikna edebilmişi konuşuyoruz.
Erenköy Hastanesi bizim göz bebeğimizdi. Yapım yönteminden söylediği yeni sözlere, diğer disiplinlerdeki insanların heyecanına kadar. Bu ihtimal artık öldüğü için belki de yazmak istedim.
Selamlar
Bu işi hızlı toparlamanın tek yolu var. Sonradan kazanılan vatandaşlıklara ayrı bir pasaport türü vermek, örneğin turuncu pasaport. Konu ne idüğü belirsiz çok fazla insanın Türk Pasaportu'na sahip olmuş olması bu yüzden tüm vatandaşların bu muameleye maruz kalması değil mi sonuçta.
İstanbul'un fethinin her yıl dönümünde yapmaktan keyif aldığım küçük bir alışkanlığım var. Siz de yapın güzel oluyor.
Her 29 mayısta tercihen Kadıköy Beşiktaş vapurunda (tarihi yarımadanın önünden geçerken) ya da Moda çay bahçesi gibi Haliç'i gören bir lokasyonda oluyoruz. Tercihen akşam 6 7 civarı güneş batarken. Stefan Zweig'ın İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar kitabındaki İstanbul'un fethi bölümünü okuyoruz. Konstantinapolis'te bir sabah uyanıp gemilerin görüldüğü o anı yaşıyoruz. Ve kulaklıkla da Kyrie ilahisini dinliyoruz. Neden? Çünkü 29 Mayıs günü Konstantinapolis'teki papazların halka moral vermek için bu ilahi eşliğinde fener alayı ile yürüdüğünü de kitaptan az önce okuduk.
Ücretsiz ek bilgi, isterseniz ara sıra Marmara Denizi'ne doğru bakarak beklenen ama gelmeyen Venedik gemilerini de düşünebilirsiniz.