"Ben fakirim, ben garibanım, ben bir çobanım. Bizim günahımız ne? Hiç olmazsa kızımı çıkarsınlar, bir mezarı olsun, bir fatiha okuyayım"
Türkiye'nin çözülemeyen vakası...
Gülistan Doku'ya ne oldu?
Selektif mutizm (Seçici konuşmazlık) rahatsızlığı bulunan
Naz Öztürk 14 yaşında ve Ataşehir de kaybolmuş Acil şekilde Rt ve alıntılarla yayalım duyuralım Arkadaşlar!
İletişim: 0537 782 37 65 👇
Özgür Özel, açıkça uyardı:
"Sandık tehlikededir. Yerel seçimde zaptedilmiştir, genel seçimde uygun atmosfer olursa konulacaktır, olmazsa ondan da cayılacaktır.
Türkiye'de Cumhuriyet ortadan kaldırılmaya, yerine Trump'ın istediği bir rejim dayatılmaya çalışılmaktadır.
Yorulduk #otizm kaderdaşlarım krize giren evlatları için 2026'da tedavi olacakları bir yatak bile bulamıyor, yaşadıklarını zerre yaşasanız biz ne yapıyoruz diye feryat ederdiniz ülkeyi y��netenler, bir geleceğimiz yok biz ölünce bu çocuklarda ölecek
#Otizm365GünBizimle
Arkadaşlar şu an ciddi şekilde spamlanıyorum ve etkile��imim bilinçli olarak düşürülüyor. Görüntülenmelerim aşırı düştü, sesimi kısmaya çalışıyorlar.
Lütfen destek olmak için bu tweeti beğenip yorum bırakır mısınız?
Her destek çok önemli, şimdiden teşekkür ederim! 🕊️
Kızım henüz 5 yaşına bile girmemişti…
1 Haziran 2024’te bana anlattıklarıyla hayatımız bir anda değişti. O yaşta bir çocuğun hayal bile edemeyeceği şeyleri anlattı. Boşanmış olduğumuz babası tarafından istismara uğradığını anlattı. Bir anne olarak o anı tarif etmek çok zor… Dünya başınıza yıkılıyor ama ağlayacak vaktiniz bile olmuyor. Çünkü tek düşünceniz çocuğunuzu korumak oluyor. Hiç vakit kaybetmeden şikayetçi oldum. Çünkü biliyorum ki çocuklar yalan söylemez ve çocuğun beyanı esastır.
Sanığın başta sadece ifade alınması 269 gün, 8 ay 24 gün sürdü.
Şikayetçi olma tarihi 3 Haziran 2024 , ilk ifade alınması 27.02 2025'tir.
26.03.2025'te adli kontrol şartı ile tahliye oldu.
-Elimizde 6284 sayılı Kanun kapsamında Mahkemenin vermiş olduğu Elektronik kelepçe koruma kararı'na göre tahliye olduğunda hemen Elektronik kelepçe takılması gerekiyordu ancak takılmadan tahliye edildi.
Tahliye olduktan sonra yine bizim üstüne düşmemiz ile sonradan takılabildi kelepçe.
Şüpheli, tahliye edilirken ayrıca "adli kontrol tedbirlerinin yeterli olacağı" gerekçesiyle serbest bırakılmıştır.
Ancak;
📌 Adli kontrol yükümlülüklerini ihlal etmiş, imza yükümlülüğünü yerine "HİÇ" getirmemiştir.
📌 Bu ihlal resmi tutanaklarla sabittir.
📌 CMK m.112 uyarınca adli kontrol tedbirlerine aykırılık, tutuklama nedenidir.
Şüphelinin;
👉 Elektronik kelepçeyi gerekçe göstermesi hukuken geçersizdir. Zira bu tedbir, 6284 sayılı Kanun kapsamında Aile Mahkemesince verilen koruma kararıdır ve CMK kapsamında verilen adli kontrolün yerine geçmez.
👉 "Tebliğ edilmedi" savunması da yerinde değildir. Zira tahliye kararı müdafiine tebliğ edilmiş olup, usulen tebligat yapılmış sayılır.
Tüm bu hususlara rağmen;
❌ Herhangi bir yaptırım uygulanmamış,
❌ Aksine adli kontrol tedbiri kaldırılmıştır.
Bu durum, CMK m.112’nin öngördüğü yaptırım mekanizmasıyla açıkça çelişmektedir.
- İlk başta para yüzünden iftira attığımı söylediler. Konu para olsaydı, boşanma protokolünde yer alan borç için kendisinini icraya verebilirdim.
Sonra otizmli oğlumun üstüne atmaya çalışıldı. Evde çıplak gezdiğini ve kızımın cinselliği buradan bildiğini iddia ettiler.
Kızımı yönlendirip ifade verdirttiğimi iddia ettiler.
-Kızımın şikayetçi olduktan sonra 05.06.2024'te Çoçuk izleme merkezinde ayrıntılı ifadesi alınmıştır. Ancak 16/07/2025 tarihinde ilk duruşmada kızımın segbis yoluyla pedagog eşliğinde ifadesi alınması gerekirken, 5 saat adliyede bekletildik ve bu süreçte kızım artık uzun süre bekletildiği için çok bunaldı ve ifade vermesi gereken odada durmadığı için hakim kızımı duruşma salonuna getirilmesini istedi. Burada da pedagog arkada izleyenler bölümüne geçti, hakim kızıma bire bir sorularını yöneltti.
2.Duruşma 28.11.2025'te görüldü, kalan tanıklar dinlendi. Sanık ve Müvekili İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden gelen Cezai ehliyeti tamdır raporuna itiraz etti, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan tekrar Rapor alınması istendi.
3. Duruşma 28/02/2026 tarihinde görüldü ancak Adli Tıp Kurumu’ndan beklenen Rapor gelmediği için duruşma 12/06/2026 tarihine ertelenmiştir.
Ayrıca İfade alınmadığı 9 ay içinde 2 ayrı suça karıştı. Nitelikli Yağma suçu bir taksiyi gasp etti ve bir bayana saldırıda bulundu.
Yağma suçundan cezaevine girdi, defalarca ifade alınması için talimat yazıldı ancak cezaevinden Kapalı Psikatri servisinde yattığı için ifadesi alınamadı. Tahliye olmadan ifadesi alınması gerekirken, ifade alınmadan tahliye oldu. Bu suçtan da Cezai ehliyeti yoktur raporu almış ancak bizim davamızda Türkiye’deki en üst merci olan İSTANBUL ADLİ TIP KURUMU 06/03/2026 tarihli RAPORDA 03/06/2024 tarihinden once Sanığın cezai sorumluluğunun tam olduğuna karar vermiştir.
Şu an davamız devam ediyor, beklemiş olduğumuz Adli Tıp Rapor'u dosyaya girdi, şimdi 12/06/2026'da görülecek 4. duruşmayı bekliyoruz.
Aradan geçen zamana rağmen hala net bir sonuç yok. Böyle ağır bir suçta bu kadar beklemek gerçekten kabul edilebilir değil. {Flood} ⬇️
#İstismaraKarşıAdalet
Allahım nolur biraz kolaylaştır çünkü pes etmek üzereymişim gibi hissediyorum.
Bana umut dolu gözlerle bakan,hayata 4 elle sarılan, yaşamak için mücadele eden kızıma karşı mahçup etme onun azmini hevesini kırmak istemiyorum. Bana güç kuvvet ver derman ver hiç gücüm kalmadı
Ayhan Bora Kaplan çetesinin polislere kumpas kurmasıyla ilgili dosyaya giren çetenin yazışmalarında kredi için Halkbank Genel Müdürü ve akrabasına rüşvet verildiği öne sürülüyor. Bu sırada Halkbank’ın çetenin şirketlerine 550 milyon TL kredi verdiğini yazdığımız için dava açıldı.
https://t.co/2cDKwAQJxi
#2NisanDünyaOtizmFarkındalıkGünü
Süslü püslü sözler onu yapiciz şunu yapiciz falan filan dünya nasıl yapıyor aynısını yapacaksınız para harcanır derseniz bizden alınan vergiler. Standart eğitim, spor, oyun alanlı bahçeli olsun ki rahat edebilsin çocuklar.
#Otizm365GünBizimle
Tutuklanan Esra Işık’ın mektubu:
“Ben toprağımı savundum. Ben onurumuzu savundum.
Zehra ninemizin, Hatice teyzemizin ve nicelerinin yolundan yürüyorum.
Alnım açık, başım dik. Mücadelemizin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan çıktığımda o bayrağı tekrar devralıp en önde yürüyeceğim.
Ben bu toprakların kızıyım.
Ben bir köylü kızıyım.
Mücadeleden gurur duyuyorum.
Buradan yeniden sözüm olsun: Mücadelemizi de, onurumuzu da, haysiyetimizi de satmayacağız. Milas bir şirketten büyüktür. Vazgeçmeyeceğiz.”