Beyoğlu sakinleri, üniversite öğrencileri ve kent savunucuları olarak Fındıklı Parkı'nın betonlaşmasına karşı sesimizi yükselttik. #FındıklıParktırParkKalacak
🔴 Polis, deprem nedeniyle vatandaşların Gezi Parkı'na kurduğu çadırları kaldırdı
📌 Polis parka gelmek istediklerini söyleyen vatandaşların geçişine izin vermedi
https://t.co/wnegkWTvPD
YALANLAR GERÇEKLER
RÜŞVETLE TADİLAT YAPILDI YALANI
❌YALAN: Boğaz’daki bir tadilat izni için 10 milyon dolar rüşvet talep edildi yalanı.
✅GERÇEK: İddiaların tam aksine, İstanbul Büyükşehir Belediyesi söz konusu Vaniköy’deki villa ile ilgili süreçte yasadışı inşa faaliyetlerine müdahale etmiş, yapıyı mühürlemiş ve ardından ilgili kurumlarla iş birliği içinde kaçak yapının yıkımını sağlamıştır.
CENAZE ARACIYLA RÜŞVET PARASI TAŞINDI YALANI
❌YALAN: 10 milyon dolar cenaze aracıyla Yunanistan’a kaçırıldı yalanı.
✅GERÇEK: 10 milyon dolar rüşvet parası cenaze aracıyla Yunanistan’a kaçırıldı". Aynı iddia daha sonra değiştirilerek, para önce cenaze aracıyla sınıra götürüldü, oradan da başka bir yöntemle Yunanistan’a aktarıldı şeklinde tekrarlandı.
Aynı konudaki bu iki farklı iddia, tek merkez tarafından yönetilen farklı isimler ve mecralarca dile getirilmiş, ancak bu çevreler kısa sürede birbirini yalanlamıştır. İlkinde paranın doğrudan cenaze aracıyla Yunanistan’a kaçırıldığı öne sürülürken, ikincisinde sınırda başka bir yöntemle ülke dışına çıkarıldığı iddia edilmiştir.
İBB Mezarlıklar Müdürlüğü, Türkiye’nin 81 iline ve tüm ilçelerine cenaze nakil hizmeti sunmaktadır, ancak yurt dışına cenaze taşımamaktadır. Yurt dışı cenaze transferleri, Sağlık Bakanlığı onayı ve uluslararası prosedürlerle yalnızca özel yetkili havayolu firmaları aracılığıyla yapılmaktadır. İBB cenaze nakil araçları yurtdışı cenazelerin geliş gidişlerinde sadece Havalimanlarına giriş çıkış yapmaktadır. Cenaze aracının sınır geçmesi, hele ki nakit para taşıması, hem İBB sistemine hem de ulusal güvenliğe aykırı ve fiilen imkansızdır. Ayrıca, AB üyesi bir ülkeye elden nakit transferi bu denli rahat bir şekilde yapılamaz; uluslararası mali sistem ve sınır güvenlikleri bu tür hareketlere izin vermez. Öte yandan, İBB'ye ait cenaze nakil araçlarının tamamı GPRS sistemiyle anlık olarak izlenmekte olup, resmi görev onayı olmadan her hangi bir cenaze aracının İstanbul il sınırları dışına çıkabilmesi mümkün değildir. Diğer taraftan, çok nadir de olsa, yine aynı şekilde görev onayı alınmak şartıyla, bazı yabancı uyruklu cenazeler için Türkiye’nin sınır kapılarına kadar cenaze teslimi yapılmakta, bu cenazeler gümrükten geçmeden ilgili yetkililere teslim edilmektedir. Fakat iddiaya konu edilen tarihlerde Yunanistan’a gidiş sınırları olan İpsala ve Pazarkule sınır kapılarına her hangi bir görev oluru verilmediği gibi, GPRS (araç takip sistemi) sistemi üzerinden yapılan incelemede de herhangi bir cenaze teslimimiz bulunmamaktadır. O tarihlerde bahsi edilen sınır kapılarına herhangi bir aracın hareketine de rastlanmamıştır.
Tüm bu gerçekler ışığında, bu iddiaların amacı, kamuoyunu manipüle etmek, siyasi linç kampanyalarıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni ve onun seçilmiş Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nu karalamaktır.
İddia sahipleri, ortaya attıkları suçlamaları kanıtlamakla yükümlüyken, hiçbir hukuki süreç işletilmeden, kuralsız ve sorumsuz bir şekilde kamuoyuna yalanları boca etmektedirler.
Bu karanlık bilgi kirliliğine karşı, her defasında gerçekleri belgeleriyle, tutarlılıkla ve akılla savunmaya devam edeceğiz.
The İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “soruşturma” başlattığına göre doğru yoldayız demektir.
Aynen devam.
#BOYKOT
📌Ne yapıyoruz?
Yarın hiçbir şey satın almıyoruz.
📌Ayrıca genel olarak doğrudan ya da dolaylı beslediğimiz örtülü/açık ne kadar yandaş varsa hortumlarını bir bir kesiyoruz.
Bu kadar basit. Hiç zor değil aslında.
Misal İstanbul’un göbeğindeki milyonluk eylemlerde “haber değeri” göremeyecek kadar yandaş ya da korkak olanların da hala bunları haber kanalı sayıp konuk diye çıkanların da yandaş yayınına reklam verip para kazandıranların da hayatımızda da yeri olmaz, olmamalı. @ntv@Haberturk@cnnturk
Biz satın aldıkça Saray yandaşı bir sermaye grubu daha bizler sayesinde zenginliğine zenginlik katıyor ve halkın parasıyla halkın egemenliğine göz dikenlere el pençe divan hizmet etmeye devam ediyorlar.
Durdurmak elimizde.
Yarın, 2 Nisan Çarşamba.
Satın alma.
#Boykot
Can Atalay, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Osman Kavala ne yasa dışı bahis oynattı ne kara para akladı. Kimseyi dolandırmadılar, hırsızlık yapmadılar, vergi kaçırmadılar kimsenin hakkını yemediler. Kavala yaklaşık 7, diğerleri 2,5 yıldır hapisler!
Hayatınız boyunca sağlıklı bir köpeği isteyerek öldürdün��z mü?
Bir köpeği bıçaklayarak öldürebilecek insanlarla bir arada yaşamak sizi tedirgin etmiyor mu?
Bu insanlar aslında sokak köpeklerinden daha tehlikeli değil mi?
Bu davranışın savunulduğu bir toplum sağlıklı mıdır?
Ajandalarında gençliğe yer yok
Öğrencilerin barınma sorununu çözmeyen Gençlik Bakanlığı, vakıflara kesenin ağzını açtı. Bakanlığın verilerine göre, vakıflara 699 milyon TL aktarıldı, stadyumlar için 6,4 milyar TL’lik kaynak kullanıldı
https://t.co/TPJBDz4IY2
Videodaki ince ayrıntı!!! Arkasındaki rakip seyirciyi rahatsız eder miyim, görüşünü engeller miyim endişesi ile utana sıkıla ayağa kalkan adama @mansuryavas06 denir.
Saygı medeniyettir….! #MansurYavaş#FileninSultanlari
Aynı fikirdeyim,diğer tarafta milyon milyon nereye aktığı belli olmayan paralar yanında, ülke imajı yerini bulmuş çok mu? Dah çok katılsınlar bence böyle etkinliklere.
Kaç para harcanmış, kimin parası ile gidilmiş..? Bunu sorgulayabiliriz.
Cevabını da verirler.
Benim bu fotoğraf ile ilgili düşüncem;
Dünya'da Türkiye'nin Afganistan, İran, Irak, Suriye, Suudi Arabistan gibi bilinen imajını çürüttüğü için paha biçilmez...
Hay ağzına sağlık kardeşim.
İşte gerçek bir ülkücü, Türkçü, Türk Milliyetcisi, Atatürkçü, Vatansever, Yurtsever.. adına ne dersen o.
Ama "Bahçeli'nin Saray ülkücüsü" değil bu. ...
Bu röportajı büyük dikkatle dinleyin!
İşte tüm partileri kapsayan ilişkileri, pisliğin boyutlarını, kimlerin vatan topraklarını nasıl paylaştıklarını ve saf vatandaşın kimlere oy verdiğini, nasıl bir kukla tiyatrosunun izleyicisi olduğumuzu anlayacaksınız!
Menemen Belediye başkanı ve Erdem Atay’ı ve Veryansın tv’yi kutluyoruz..
28 Mayıs 2023 Pazar günkü Cumhurbaşkanlığı 2. tur seçimi için ‘‘Ben Ne Yapabilirim?’’ diyen herkese gönülden teşekkür ederiz. Değişim sürecine katkı sunmak isteyen vatandaşlarımız 18-21 Mayıs tarihleri arasında İlçe Başkanlıklarımıza başvurarak değişimin bir parçası olabilirler.
İKİNCİ TUR…
Hepiniz çok öfkelisiniz.
Bir CHP Yetkilisi bulmak ve hesap sormak istiyorsunuz.
Bu duyguyu anlıyor ve haklı buluyorum.
Öncelikle şunu söyleyeyim.
Ben şu an itibariyle sade bir CHP üyesiyim.
Milletvekili ve yönetici değilim.
Üstelik onlarca davadan yargılanıyorum.
Hiç önemli değil.
Haklıyım ve bu davaları vicdanlarda kazanacağım.
Oyların çalınması meselesine gelince.
Bu tartışmayı şimdilik dondurmalı ve hemen ikinci tura hazırlanmalıyız.
Erdoğan, birinci turda zaferini ilan ettirebilirdi.
Ancak yüzde 50 oyu kendine yediremedi.
Çünkü Milletin diğer yarısı karşısındayken önümüzde ki zor dönemi atlamayacağını biliyor.
Özellikle uluslararası meşruiyeti için çok daha yüksek bir oy arzuluyor.
Şimdi partizan ön yargıları bir tarafa bırakalım.
Erdoğan’a aradığı bu geniş yetkiyi vermeli miyiz?
Bu soruyu birlikte cevaplandıralım.
Öncelikle “DEVLETİMİZİN BEKASINI” düşünelim.
Devletimizin bu halinden memnun musunuz?
Ben değilim.
İki bin yıllık devlet geleneğimiz yerle yeksan oldu.
Ordu komutanlarımızdan, yüksek yargıçlarımıza devletimizin yetkilileri bir ailenin emrine verildi.
Emniyet Müdürlerimiz, MİT Başkanlarımız veliaht prensler önünde eziliyor.
Daire başkanlarımız bit pazarından ceket alıyor.
Uzmanlarımız yeteneksiz torpillilerin emrinde inliyor.
Şu an Bilal Erdoğan’ın talimatını yerine getirmeyecek bir tek devlet yetkilimiz var mı?
Devletimiz çürütüldü ve yıkılmaya gidiyor.
İkinci olarak “GÖÇMEN” meselesini düşünelim.
Ülkemizin sınırları kevgire döndü ve yurdumuz ağzına kadar göçmen doldu.
Bu göçmenler hem demografik hem ekonomik hem de güvenlik riski yaratmıyor mu?
Bu göçmenler içinde radikal eğilimliler yok mu?
Elbette var.
Erdoğan bu göçmenleri geri gönderebilir mi?
Göndermez. Gönderemez. Peki ne olacak?
Kendi ülkemizde azınlığa mı düşeceğiz? Parya mı olacağız?
Bir diğer mesele “TERÖR SORUNU”
Terörle mücadele gibi milli mesele siyasi propagandanın merkezine yerleşti.
HDP’ye oy veren bütün Kürtler terörist ilan edildi.
Elinizi vicdanınıza koyun.
Terörle mücadelede bu yöntem doğru mu?
Ulusal birliğimizi böyle mi sağlayacağız.
Kürt kökenli yurttaşlarımız kendini nasıl hissedecek diye hiç düşündünüz mü?
Bu kör ayrımcılık PKK’nın ekmeğine yağ sürmek anlamına gelmiyor mu?
Oysa PKK ile sonuna kadar mücadele edilirken, Kürt kökeni yurttaşlarımızı incitmemek gerekiyordu.
Ancak bu strateji ile terörün beli kırılabilirdi.
Yapılmadı. Yapılmayacak.
Ülkemiz derin bir ayrışmanın eşiğine getirildi.
Milli güvenliğimiz ve ulusal birliğimiz büyük tehdit altında.
Bir diğer meselemiz “ADALET”.
Ülkemizde muhaliflere “düşman hukuku” uygulanıyor.
AK Parti ve Erdoğan’a oy vermeyenlere başka Erdoğan destekçilerine başka hukuk uygulanıyor.
Bu sürdürülebilir mi?
Milyonlarca insan bu adaletsizliğe ne kadar dayanabilir?
Son mesele “EKONOMİ”
Şunu bilin ülkemiz iflas etti.
Öyle böyle değil, tarihte görülmemiş derinlikte ve şiddette bir iflas bu.
Olacakları anlatayım.
Enflasyon durmayacak.
Fiyatlar sürekli artmaya devam edecek.
Bu fiyat artışları karşısında maaşlara zam yapılacak.
Zam yapıldıkça enflasyon azmaya devam edecek.
Sorun burada bitmiyor.
Ülkemizin yaşamak için dövize ihtiyacı var.
Ve döviz rezervleri tükendi.
Sıfır döviz rezervimiz olması için 70 milyar dolar gerekiyor.
Yakında kambiyo kontrolü başlayacak.
İthalat yapamaz hale geleceğiz.
Faizlerin ve kurun derhal yükselmesi gerekiyor.
Faiz ve kur yükseldiği an iflaslar peşi sıra gelecek.
İşsizlik çığ gibi yayılacak.
Kiralar ödenemez hale gelecek.
Orta sınıf yoksullaşacak, yoksullar aç kalacak.
Hırsızlık, gasp, fuhuş gibi adli suçlar artacak.
Ve en sonunda şiddetli bir sosyal patlama olacak.
Depremi, yolsuzlukları, bütçenin durumunu yazmıyorum bile.
ŞİMDİ BAŞA DÖNELİM…
NE YAPMALI?
Oturup ağlayacak değiliz.
Önümüzde on gün var.
Memleketimizin durumunu Milletimize anlatacağız.
Tekrar sandıklara koşacağız.
Oyumuzun başında bekleyeceğiz.
Önümüzde sadece bir seçim yok.
Bu güzel ülkenin geleceği var.
Seçimi kazandığımızda dertlerimiz bitmeyecek.
Mücadele devam edecek.
Seçimi kaybedersek çekip gitmeyeceğiz.
Evet hayat çok daha zor olacak.
Ama mücadele bitmeyecek.
Umut bitmeyecek.
Bu ülkeyi bize emanet eden ATAMIZA layık olacağız.
Kurduğu Cumhuriyeti Kurtaracağız.
Hadi ayağa kalkın.
Kalkın ayağa.
CHP Genel Merkezi ile oyları çalan Yüksek Seçim Kurulu arası 7 kilometre. 50 bin avukat yığmadı diye Muharrem İnce'ye kızıyorduk ya hani. Bugün de YSK önüne en azında 50 avukatla gidip halkın oylarının hesabını sorun.
Durum kritik Erdoğan’ı karşılamaya gitmek zorunlu! ‘Kaymakam Bey’in Talimatı, Suruç Halk Eğitim Müdürü’nün baskısı ile Halk eğitim öğretmenlerine Erdoğan Urfa miting zorunluluğu!