İnsan kızdığında değil kırıldığında susuyormuş, kırgınlık gerçekten insanın içine çok gürültülü bir şekilde çöken sonrasında sessizliğe gömülmesine neden olan bir taş gibiymiş
Bana ikinci olarak, insan ilişkilerinde basit olunması gerektiğini öğretti. Sebeplerinden çok eylemlere bakılmalı, kimseyi aklamaya çalışmamalı derdi. Birinin eyleminin arkasında bir travma varsa onu anla ama iyileştirmeye çalışma çünkü iyileşmek onun sorumluluğundadır.
İlk tanıştığımda garip bulduğum sonraları çok sevdiğim bir arkadaşım var. Bana ilk olarak iletişim konusunda açık olmam gerektiğini öğretti. Ben hep insanlar kırılmasın diye sözcüklerimi seçerken, o gerekirse kırılsınlar derdi.
İstediğim etkinlikleri yapmak veya istediğim yerlere gitmek için kimseyi beklemediğim bir döneme girmiş bulunmaktayım. Yalnız gidiyor olmanın keyfini çıkarıyorum.
Geçmişe ya da geleceğe, düşüncenin özgür olduğu bir zamana, insanların birbirinden farklı olduğu ve tek başına yaşamadığı, hakikatin var olduğu ve yapılanların silinmediği bir zamana:
Leibniz'in 'Imago Creationis' (Yaratılışın Simgesi) madalyonunda yer alan binary (ikili) sayı sistemi ve "Omnibus ex nihilo ducendis sufficit unum" (Her şeyi yoktan var etmek için bir tek şey yeterlidir) ifadesi, Tanrı'nın evreni "yoktan yaratma" kudretini temsil etmektedir.
Son bir–bir buçuk yıldır iyileşmek için hep evden uzağa gidiyorum. Son aylarda artık gitmek istemediğimi fark ettim. Bir zamanlar duyduğum bir söz geliyor aklıma: “Yol, kendini bulamayanın özlemidir.” Sanırım ben kendimi buldum.
Duyguları olan insanları seviyorum ben. Bir şarkıyı abartacak kadar sevenleri... Gece durduk yerde birini merak edenleri [...] Çünkü bu yüzyıl biraz hissiz olmayı dayatıyor insana. Çok bağlanma, çok sevme, çok belli etme diyorlar. [...]
Ahmet Batman
Bu yolculuğumdan aldığım ders şu oldu: Yaşamak, derin bir umutsuzluğun içinde bile yoluna devam edecek gücü bulmaktır. Yoldan umudun kalmasa da yürümeye devam edebilmek için kendine hedefler koymaktır.