“Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.”
Mustafa Kemal Atatürk
Zafer Partisi GİK Üyesi Prof. Dr. Emin Gürses, 2. çözüm sürecinin nasıl başladığını anlattı:
“ABD, Ülkü Ocakları’nı terör örgütü ilan edecek ve MHP buna bağlı olduğu için kapatma kararı alacaklar diye bir haber almıştım.
Bu haberi duyunca dedim ki mutlaka ABD Türkiye’den bir şey isteyecek. PKK ile görüşün diye bir şey isteyecekler dedim.
Bu PKK çıkışını da MHP’ye yaptırırlar dedim.
Bunu dedim diye kıyamet koptu, 5 gün sonra Bahçeli çıkıp dedi ki ‘Sayın Öcalan Buyrun.’”
Herkesin anlayacagı dilde söylemek gerekirse , Avrupadaki yapı ve Amerikadaki yapı savaşıyor gibi gözüküyor . Kuklacı bir tane 😉 tüm dünyada olan bitenin özeti bu ..
🐺🇹🇷
Baskın Seçim : Baskın seçim, muhalefet ya da seçime girecek diğer partilerin seçim hazırlığı yapmadan iktidar tarafından yapılan stratejik hamledir.
Tüm yaşadıklarınız bu hamle için ortam oluşturma girişimleri 😉
Özgür Özel Economist’e yazdığı yazıda ‘Hükümet ile PKK arasındaki barış sürecini desteklediklerini bunun demokrasinin gereği olduğunu’ yazdı… Küresel çeteye mesaj iletilmiştir. https://t.co/yUQmAojbgh
KUTSAL DERS: 19 Mayıs, Kutlu Olsun! İzleyin!
"Millet yaşadıkça başarısızlık söz konusu olamaz!"
Gazi Paşa 1919'da Samsun'a çıktığında henüz 38 yaşındaydı.
Önünde ise iki büyük balyoz: Bizi yok etmek isteyen emperyalizm ve yutmak isteyen kapitalizm! Dahiliye Vekili Ali Kemal onun için "Derhal tutuklayıp gönderiniz!" emirleri yağdırırken; Erzurum ve Sivas kongrelerinde "Türk ırkı İngiliz mandasını kabul etmeli" diyen Batı aşıkları karşısına dikiliyordu.
O ise Anadolu'yu karış karış dolaşıyor; evlerde, okullarda, kahvelerde, kışlalarda insanlara umut ve güç veriyordu!
Mustafa Kemal, yurdun dört bir yanında kendiliğinden parlayan bu direniş örgütlerinin ortaya çıkışını beni gözyaşlarına boğan o tanımlamayla anlatmıştı:
Bu örgütlenme, “bir elektrik şebekesi gibi” devreye giren, “tarihin emri”ydi!
Kuvayı Milliyeci demek, ulusun kurtuluşu için kişisel hiçbir isteği olmayan insan demekti. Yani bugün ortada dolaşan bazı zevattan çok farklı bir insan örneği…
"Her şeye karşın başaramazsanız ne yapacaksınız?" diye soran General Harbord’a Mustafa Kemal’in verdiği o tarihi cevabı videomuzda dinleyin.
19 Mayıs hepimize kutlu bir ders olsun! Ne zaman sıkışsak bize fener olsun!
Banu Avar'la Yorum: "KUTSAL DERS: 19 MAYIS" yayını YouTube kanalımızda yayında!
Youtube : https://t.co/7nAiOTlKaH
#19Mayıs #MustafaKemalAtatürk #MilliMücadele #KuvayıMilliye #BanuAvar
🔴 Cihat Yaycı: Heybeliada Ruhban Okulu Meselesi Dinî Değil, Egemenlik ve Siyasî Statü Meselesidir
Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağı yönündeki açıklamalar, yalnızca bir eğitim kurumu tartışması değildir. Bu mesele; Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları, Lozan dengesi, patrikhanenin hukuki statüsü ve karşılıklılık ilkesi bakımından değerlendirilmesi gereken stratejik bir konudur.
Öncelikle şu temel sorunun sorulması gerekir:
Bugün Türkiye’de bu okulun eğitim vereceği, ihtiyaç duyacağı ölçekte bir Rum Ortodoks cemaati var mıdır?
Gerçek ortadadır. Türkiye’de patrikhaneye bağlı cemaat son derece sınırlı sayıdadır. Buna karşılık Yunanistan’da, başta Batı Trakya olmak üzere yüzbinlerce Türk ve Müslüman yaşamaktadır. Eğer mesele gerçekten dinî eğitim ve inanç özgürlüğü ise, önce Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerinin eğitim, müftülük ve vakıf hakları üzerindeki baskıları kaldırması gerekir.
Bu nedenle kamuoyunun şu soruyu sorması son derece meşrudur:
Cemaati neredeyse kalmamış bir yapı için Türkiye’de bu kadar yoğun ve sürekli uluslararası baskı neden yapılmaktadır?
Çünkü mesele yalnızca bir ruhban okulu değildir. Esas hedef; Fener Rum Patrikhanesi’ne fiilî ve zamanla hukukî bir “uluslararası/ekümenik statü” kazandırma arayışıdır. Türkiye’nin hassasiyet göstermesi gereken konu tam da budur.
Lozan Antlaşması çerçevesinde patrikhane; Türkiye’de yaşayan Rum Ortodoks cemaatinin dinî ihtiyaçlarını karşılayan yerel bir kurum statüsündedir. Türkiye Cumhuriyeti, patrikhanenin “ekümenik” sıfatını tanımamaktadır. Dolayısıyla Heybeliada Ruhban Okulu üzerinden patrikhaneye uluslararası nitelik kazandırabilecek her adım, yalnızca eğitim meselesi değil, doğrudan egemenlik ve hukuk meselesidir.
Türkiye elbette din ve vicdan özgürlüğüne saygılı bir hukuk devletidir. Ancak hiçbir devlet, kendi egemenlik alanında zamanla siyasî sonuç doğurabilecek ayrıcalıklı yapılar oluşturulmasına kayıtsız kalamaz.
Unutulmamalıdır ki mesele bir okul meselesi değil; Lozan’ın dengeleri, karşılıklılık ilkesi, egemenlik hakları ve Türkiye’nin üniter yapısı açısından çok boyutlu bir devlet meselesidir.
@Besiktas@amedskofficial Siz 1 numaralı üyenizin kim olduğunu bilmiyormusunuz ? Siz Şehit Asım’dan , Şair Kazım’dan habersizmisiniz ? Sizin forma renginiz niye siyah ? Hakkı Yeten’i , Süleyman Seba’yı hiç mi örnek almadınız ? Herkes akıllı olsun ..
musa amca yardımlar için teşekkür edip biraz hikayesini anlatmış. çok kibar ve gururlu bir amca reynmen de çok yardımcı olmuş yardım eden herkesten allah razı olsun diyelim.