@grok@footletica@Druckenmiller_@elonmusk@RolandForTexas And would a socialist be factually wrong if he said the historical evidence against socialism pointing towards its failure was due to its principles not being implemented truly?
@grok@footletica@Druckenmiller_@elonmusk@RolandForTexas The fucking pie you love to talk about is an infinite monetary system built on the backbone of scarce resources. So yes giving the %99 some scraps from the ever-enlarging pie is a consent generating mechanism and looks capitalism superior to other alternatives.
@grok@footletica@Druckenmiller_@elonmusk@RolandForTexas Oh so an entrepreneur that never touched the actual machine is the one that innovates? Not the scientist/worker that really touches the operation machines? History equally shows that under capitalist economic organization inequalities increase. No wonder you’re developed by elon
@footletica@Druckenmiller_@elonmusk@RolandForTexas@grok explain to this retard that entrepreneurs COORDINATE labour and raw materials, and that’s not where the value lies. Rather it lies in the labour (including that of entrepreneurs) and the shit we extract from the face of earth
Sosyal bilimler bir süredir cok ciddi ve geriletici bir ampirist saldırı altında. Geriletici çünkü veriden veriye, olgudan olguya hiçbir yere varılmaz. Popper buna son çiviyi çakalı çok oldu diyorduk ama nafile. İkincisi, verinin kendisi verili sayınca, o veriyi doğurtan bakış ve çıkarlar sorgulama dışı kalıyor. İktisat buna en çok maruz kalan disiplin. Eren buna vurgu yapıyor. Sosyolojide ise yöntemin kendisini müstakil kılmak (veri fetişizmi, şu meşhur yöntemciler, her yerdeler), teknikleri tarafsızlaştırmak-teori dışı kılmak ve veriye götüren tüm inşayı hasır altı etmek gibi bir durum var. Kör ampirizimin iktidarla her daim göbek bağı vardır. Bakın, Türkiye'de son dönemdeki ahlakçı tazyik, göreceksiniz "acayip" bilimsel işlerle meşrulaştırılacak, özellikle aile meselesinde. Ve hepsi amprizme sığınacak. "Veriler gösteriyor ki...!" Yıllardır bilinçli biçimde sürdürülen teoriden kaçış, iktidarın sevdigi bilimi ve üniversiteyi yarattı. O gösterge ve verilerle (ki herbiri birer inşadır ve öyle olmak da zorundadır - burası epistemoloji 101) içinde yaşadığımız leş dünya ve leş üniversite kuruldu. Ve bilimin tüm kazanımları unutuldu: bilim hipotetik-tümdengelimsel bir iştir, rasyonalizmle göbek bağı vardır. Somut ilişkilerin sadece gözlemlenmesiyle, sadece veri toplamakla bir yere varılmaz. Ki veriyi kuran bakıştır, dolayısıyla her olgu düşünülmüş yani soyutlanmış olgudur. Marx'ın düşünülmüş somut ile kastı da buydu. Modern epistemolojinin kurucusudur marx, neredeyse (zira başkaları da var). Bugün bilimlerde çok net bir anti-ampirist cephe kurulmalı. Sarkaçı yeniden kavrama, teoriye, soyutlamaya bükmeli. Ama işimiz çok zor. Her yerdeler!
More scientists should be marxists because so many papers that I read are accidentally dialectical, and I think we could do better science if we were intentionally dialectical.
Haddim olmadan sormak istiyorum:
Daron Hocam, sen bizimle alay mı ediyorsun?
Çünkü, Nobel ödüllü koskoca ekonomi profesörü, işçi ücretlerinin düşük olmasının verimlilikle ilgisi olmadığını bilmiyor olamaz.
Pek çok sektör ve işletmeden, verimlilik ve teknoloji arttıkça, işçi ücretlerinin paralel olarak nasıl düştüğünü gösteren elli tane örnek verilebilir ama bunu konunun uzmanlarına bırakıyorum.
Bizzat kendi işçilik deneyimimden ve son çalıştığım Merinos Halı fabrikasından örnek vereyim.
Ben eski bir halı dokuma işçisiyim. Bu sektörde 15 yıl çalıştım. 2000’lerin başına kadar yüz yıllık eski mekikli mekanik tezgahlarda üretim yapılırdı. 2000’lerin başından itibaren bilgisayar donanımlı, Belçika ve Alman menşeli son model makinelere geçildi. Bu yeni teknolojiye ilk geçen fabrika da Merinos’tu.
Eski teknolojiyle, yaklaşık 50 işçiyle ve en az 8 dokuma tezgahında yapılan üretimi, aynı sürede ve tek tezgahta 6 işçiyle yapabiliyorduk artık. Verimliliğin kaç kat arttığını varın siz hesap edin.
Ben, aynı dönemde iki (eski ve yeni) teknolojiyle de üretimin devam ettiği geçiş sürecinde Merinos’ta dokuma kalfası (operatör) olarak çalışmış bir işçi olarak, yıllar içinde şu değişime tanıklık ettim:
‘90’lardan 2000’lerin başlarına, 2007-2008’lere kadar bir dokuma kalfasının ücreti asgari ücretin tam 4 katına denk geliyordu. Sonra yıllar içinde ücretler reel olarak düşmeye ve çalışma koşulları daha da ağırlaşmaya başladı.
Şu an bir dokuma operatörünün aylık ücreti asgari ücretin iki katına gerilemiş durumda. Dokuma kalfasına göre daha düşük ücret alan diğer işçilerin ücretleri de aynı oranda geriledi.
Oysa işçi başına verimlilik en az 4-5 kat artmış, fabrikanın karı da aynı oranda yükselmişti. Örneğin o yıllarda sadece Antep’te bir fabrikası olan Merinos, Erdemoğlu Halding adıyla, Türkiye’nin dört bir yanında onlarca işletmesi olan dünya devi bir firma haline geldi.
Üstelik verimlilik sadece teknolojik değişimle sağlanmadı. Yeni bilgisayarlı makinelerin ilk çıktığı dönemlerde, bir makinede her vardiyada üç kişi çalışırdı: kalfa, telci ve arka cağcı. Zamanla, bir makinede çalışan işçi sayısı önce ikiye, sonra bire düşürüldü.
Yani özetle; Merinos’ta önce, 25 yıl önce 50 kişinin yaptığı üretim teknolojik değişimle 6 kişiyle yapılabilir hale geldi. Sonra bunla da yetinilmedi, 20 yıl önce yeni teknolojik makinelerde 3 kişinin yaptığı iş şimdi bir kişiye yaptırılıyor.
Sonuç: işçilerin iş yükü iki katına, verimliliği 5 katına çıkarken, aldığı ücret yarı yarıya düştü.
Alın size verimlilik!
Kısacası, tarih, somut pratik ve veriler bize hiç de sizin dediklerinizi demiyor, Daron hocam.
Teknoloji gelişip verimlilik artınca patronlar, sizin dediğiniz gibi “Artık daha çok kazanıyoruz. Durun da şu işçilere biraz daha fazla para verelim” demiyorlar. Ve demeyecekler de.
Yine aynı kendi deneyimim üzerinden bir örnekle, tezinizin ne kadar içi boş olduğunu anlatayım:
Dokuma işçilerinin ücretlerinin, teknolojinin daha eski, hatta ilkel olduğu, verimlililiğin bugünden kat be kat geri olduğu dönemde reel olarak bugünkünden çok daha yüksek olmasının sebebi neydi biliyor musunuz?
İşçilerin o dönemde daha örgütlü olması ve ‘90’lı yıllar boyunca Ünaldı’da dokuma işçilerinin 20 bin kişinin katılımıyla büyük grevler, direnişler örgütlemesiydi. Ve sonra o örgütlülük çözülünce böyle oldu.
Hasılıkelam, işçi ücretlerinin artmasının ve çalışma saatlerinin azalmasının tek yolu işçi sınıfının örgütlü mücadelesidir.
📢 New working paper on growth dependence!
https://t.co/EnxcCkalsj
Identifying and overcoming growth dependence is crucial for a green and just transition. We provide a general definition and framework for operationalizing the concept.
#greentransition#postgrowth
Kar hırsıyla gözü dönen bir şirket gibi yönetildiğimizin son kanıtı. Dışişleri Bakanlığı inşaat işinde!
AOÇ'ye bir tecavüz daha.
Ülke yönettiğinin farkındalığı barınma krizi ortasında lüks konut değil, ekonomik konut üretimini gerektirirken...
https://t.co/hAL4zBTzDi
@cemoyvat “kıtlık” söyleminin petrol devleri tarafından fiyatlara müdahale etmek amacıyla kullanıldığı bilinen bir gerçek. Bakınız: https://t.co/k5lAiy1P5u
The polycrisis is prefigured in Arrighi’s theory of hegemonic transition. Systemic cycles of accumulation culminate in chaos as conflict escalates & new & old rules compete.
Our new open access paper links the accumulation process & chaos using a logistic map. 🧶
@GGalanis82
@aylinsoydann finanşallaşma kavramını, küreselleşme ve liberalizasyon ile ilişkisi, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin finanşallaşmasında benzer ve ayırdedici unsurlar, devletin finanşallaşma sürecinde oynadığı rol, gibi başlıklar altında inceleyecek.
Toplumca üretilmiş değeri en verimli dağıtacak mekanizmanın pazarlar olduğunu kabul eden neoliberal küresel organizasyonu🗽, ve
uzun vadeli bir sosyal süreç olarak kentleşmeyi 🏗️
disiplinler-arası bir bakış açısıyla tartışacağımız
yaz okulumuza davetlisiniz!
@ArkheProjesi
@sinanerensu , doğa ve insan arasındaki etkileşimi siyasal ve sosyolojik yönleriyle ele alacak, ve şehirleşme süreçlerinin iklim değişikliğine etkilerini tartışacak.