İstanbul Onur Yürüyüşü’nde 9’u üyemiz 50+ kişi ters kelepçeyle, şiddet uygulanarak gözaltına alındı. Bu açık bir hak ihlalidir.
Yürüyüşümüz de kimliğimiz de açıktır; LGBTİ+’lar kriminalize edilemez. Bu baskı düzenini kabul etmiyoruz. Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
Ankara’da hakkı için direnen öğretmenlere yapılan polis saldırısı düpedüz düşman hukuku uygulamasıdır, lanetliyorum!
Öğretmenleri yaralayanlar, gaza boğanlar, coplayanlar ciddi bir suç işliyorlar, derhal bu şiddet eyleminden vazgeçin!
Bakın bu Eren, EREN ÖĞRETMEN!
Sözde Eğitim Bakanının mülakat müsameresiyle gasp ettiği kadroları için,
özel okul patronları daha çok kar etsin diye gasp edilen taban ücret hakları için Ankara’da 7 gündür açlık grevinde olan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının başkanı!
Valiliğinden polisine bakanından sarayına var gücüyle patronlara çalışan bir devlette hakkını arayan bir öğretmen!
@eren_edebali
#ÖğretmenlerGözaltında
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
2018-2022 yılları arasında İzmir Baro Başkanlığı görevini yürüten, hukuk devleti, insan hakları ve adalet mücadelesine önemli katkılar sunan Av. Özkan Yücel’in vefatını derin bir üzüntüyle öğrendik.
Yaşamı boyunca hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunan Av. Özkan Yücel’i saygı ve özlemle anıyor; ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Anısı mücadelemizde yaşayacak.
T24’de değerli basın emekçilerinin konuğu olarak gündeme ilişkin soruları yanıtlamaya, tutumumuzu ifade etmeye çalıştım. Karşı karşıya olduğumuz medya ambargosu koşullarında bu imkanı veren gazeteci dostlara teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle, röportajda düşüncelerimi tam olarak aktaramamış olduğum bir kısmı da düzeltmek isterim.
Anadil konusundaki hassasiyeti kamuoyunca malum bir devrimci olarak şöyle başlayayım:
“Birîndar birîna xwe dizane.”
Belki sözümün maksadını yeterince anlatamamışımdır, bu nedenle varsa incinen Kürt emekçi kardeşlerime üzüntümü ifade etmek isterim. Ancak bu memlekette herkesin şahidi olduğu; birlikte yaşam, barış ve özgürlük mücadelesindeki ısrar ve kararlılığımızı uzun uzun anlatmayı da zul sayıyorum. O nedenle kastımı açmakla yetineceğim.
DEM Parti ile alakalı soruya verdiğim cevapta söylemek istediğim şudur: Kürt hareketi, önümüzdeki seçimlerde özel olarak kendi özgün siyasal perspektifini ve programını temsil eden bir aday çıkarma tercihinde bulunabilir. Bu az veya çok bir olasılıktır ve elbette meşrudur.
Bununla birlikte; pek çok başlıkta dayanışma içinde olduğumuz DEM Parti’den siyasal program ve hedefler yönüyle farklı bir konumda bulunan partimizin de gerekli gördüğünde kendi perspektifiyle daha uyumlu bir seçeneği araması veya yaratması da en az o kadar meşrudur.
Sözlerimin kastı bundan ibarettir.
Ülkemizin sorunlarına bütünlüklü yaklaşan, tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın inancının, etnik kökeninin veya anadilinin partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur, olamaz.
Bu söyleşiyi vesile olarak görüp, Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğini bozmaya çalışanlara ise söyleyecek tek sözüm var:
Denizler’in “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi” dediği yerdeyiz, bir milim sapmayız.
Maden işçileri aylardır alın terlerinin karşılığını almak için mücadele ediyor. Verilen sözler tutulmadı, hakları gasp edildi. Yeniden seslerini yükseltiyorlar.
TİP’li Kadınlar olarak emeğin ve onurlu yaşam mücadelesinin yanındayız. Tüm kadınları bu mücadeleye davet ediyoruz.
Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesi, kadınların yaşam güvencesine yönelik yeni bir saldırıdır.
Kadınlar bugün düşük ücretlere, güvencesiz çalışmaya, işsizliğe ve görünmeyen bakım emeğine mahkûm edilirken; tartışılması gereken haklarımız değil, kadın yoksulluğunu üreten düzendir.
Boşanma sonrasında kadınları yoksulluğa iten koşullar ortadan kaldırılmadan haklarımızın sınırlandırılması, eşitsizliği derinleştirmekten başka bir sonuç doğurmaz.
Kadınların kazanılmış haklarına göz dikenlere karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Haklarımızdan vazgeçmiyoruz!
“Geç faşizm yalnızca açık baskı yoluyla değil; muhalefetin içinden türetilen karşı-öznelikler aracılığıyla da işliyor."
Ebru Pektaş - Geç Faşizmde “Feminizm” Çeşitlemeleri
https://t.co/wJ8TxHoOya
MYK Üyemiz Av. Özgür Urfa ve PM Üyemiz Ece Duru'dan oluşan parti heyetimiz, TBMM'de Cumhuriyet Halk Partisi'ne dayanışma ziyaretinde bulundu. MYK Üyemiz Özgür Urfa:
"Bir siyasi partide kimin hangi göreve geleceğine o partinin üyeleri, delegeleri karar verir. O partinin kendi iç işleyişine ilişkindir. Ama bu iç işleyişe, dışarıdan gelecek hukuk dışı bir müdahaleyi asla tanımayacağımızı, meşru görmeyeceğimizi ifade ediyoruz ve tüm topluma da meşru olmayan kararların ve kişilerin tanınmaması yönünde çağrıda bulunuyoruz.
Basının önünde kamuoyuna çeşitli çağrılar yapılıyor 'Mahkeme kararları tanınmalıdır' diye. Eğer bir mahkeme kararı tanınacaksa önce Anayasa Mahkemesi kararları tanınmalıdır! Can Atalay ve Gezi tutsakları serbest bırakılmalıdır. İşine gelen mahkeme kararlarının tanınıp işine gelmeyen mahkeme kararlarının tanınmaması bir tutarsızlıktır!"
Cumhuriyet Halk Partisi heyeti, Ankara’da Genel Merkezimizi ziyaret etti. Görüşmede partimiz adına PM Üyemiz İrfan Değirmenci, Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban, Ankara İl Sekreterimiz Ahmet Bademci ve Ankara İl Yönetim Kurulu üyemiz Fatma Tulum Eryoldaş yer aldı.
Ziyaretlerinden ötürü CHP heyetine teşekkür ediyoruz. Saray'ın kayyum darbesi karşısında dayanışmayı ve mücadeleyi büyüteceğiz.
📍 Ankara
Kadınların haklarına, işçilerin emeğine saldıran bu kara düzen şimdi de halkın iradesini hedef alıyor.
Tek bir geri adım atmıyoruz.
Tüm kadınları geleceğimiz için alanlarda omuz omuza direnmeye çağırıyoruz.
Genel Başkanımız Erkan Baş katıldığı bir programda, Doruk Maden işçilerinin Ankara'da Kurtuluş Park'ta direnirken ziyaretlerine gelen Temel Conta işçileriyle dayanışmak için ceplerindeki son parayı toplayıp onlara vermelerini örnek göstererek;
"O işçinin sınıf kardeşi olduğunu, dayanışmanın ne kadar önemli bir şey olduğunu hissetmesi, anlaması çok büyük bir kazanımdır ve bu kazanım önemlidir" dedi.
İşçilerin birliğine inanıyor, dayanışmanın bizi emek sömürüsünden kurtaracak tek mücadele yolu olduğunu biliyoruz.
Yaşasın Sınıf Dayanışması!
3’ü çocuk, 3’ü kadın 7 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği işçi katliamının sorumluları tahliye edildi.
Kadınları güvencesiz, kayıtsız ve denetimsiz çalışmaya mahkûm edenler; çocukların yaşamını sermayenin kâr hırsına kurban edenler korunuyor.
Bu düzen kadınları da çocukları da emeği de yaşamı da korumuyor.
Adalet sağlanmadıkça erkek egemen sömürü düzeni ölüm üretmeye devam edecek. Bugün Kocaeli’de Ravive Kozmetik’te, yarın başka bir işyerinde…
TİP’li Kadınlar olarak; kadınların ve çocukların yaşamını hiçe sayan bu düzene karşı mücadeleyi büyüteceğiz.
Karşı Devrim’e Direneceğiz!
Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen mutlak butlan kararını tanımıyoruz. Parti Meclisimiz konuyu detaylıca değerlendirmek üzere bu akşam olağanüstü toplanacaktır.
522 gündür direnen Temel Conta işçisinin yanındayız.
Genel Başkanımız Gökay Çakır: 522 gündür direniyor burada kardeşlerimiz. Görmek istemiyor, duymak istemiyorlar. Gözleri açacağız, kulakları açacağız hep beraber.