Bu görüntü nasıl buraya düşüyor? Kolluk kuvvetlerimiz artık gözaltılara bu kanalla mı gidiyor?
Bir gün tutuklanan birinin özel yazışmaları düşüyor, öbür gün başka birinin ilkokuldayken şakalaştığı kızın babasının kütüğü.
Devlet ciddiyeti diye bir şey duydunuz mu efendiler?
Görüyorum ki Oğuzhan Uğur’a hakaret etme timleri hazırda bekliyormuş.
Oğuzhan Uğur herhangi bir suç işlemişse (ki ben işlediğini düşünmüyorum) yargı gereken cezayı verir. Vermeli de…
Peki ya suçsuz ise?
Sosyal medyaya saçılarak hakimcilik oynayan bu hesaplar suç işlemiyor mu?
"Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar."
Nahl Suresi 90
"İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın."
Maide Suresi 2
"Kim zerre kadar hayır yaparsa onu görür. Kim de zerre kadar kötülük yaparsa onu görür."
Zilzâl Suresi 7-8
“Ey Hatice bana kim inanır?”
Kabe’nin 610 yılı ve 2026 (Hac) yılı temalı videosu kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.
Tüm islam aleminin #KurbanBayramı mübarek olsun 🐏
“Kılıçdaroğlu’na ‘bunu yaparsanız kaybedersiniz’ dedim, o da ‘kaybedersek kaybedelim’ dedi.”
Ümit Özdağ, 2023 seçimlerinde iki tur arasında yaşananları anlattı:
“14 Mayıs 2023’te 1. tur bitti.
Ben Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsaydım, 14 Mayıs gecesi saat 23.30’da en geç Ümit Özdağ’ı arardım. ‘28’inde ikinci tur var, Ümit Bey görüşelim’ derdim.
Ama beni 14’ünde aramadı. 9 gün sonra aradı.
Biz de kendisinin önüne bir mutabakat metni koyduk.
Bu mutabakat metninde 1924 Anayasası vardı. Neden 1924 Anayasası?
Çünkü Altılı Masa’da 1921 Anayasası esas alınıyordu. 1921 Anayasası ise cumhuriyet öncesine dönüş anlamına geliyor.
Şimdi düşünün; cumhuriyeti kuran parti, cumhuriyet öncesine dönüşü öngören bir metinle ortaya çıkıyor.
Bazı CHP’liler dediler ki: ‘Ümit Özdağ bize kendi kurduğumuz devletin anayasasına imza attırdı.’
Ben de dedim ki: ‘Evet, CHP bu devleti kurmuştur ama siz kendi koyduğunuz anayasadan vazgeçtiniz ve 1921 Anayasası’na geri döndünüz. Onu da siz yazdınız.’
Mutabakat metninde güçlendirilmiş parlamenter demokrasiye geçiş vardı.
Terörle, FETÖ ile, PKK ile mücadeleye devam vardı. Çünkü Cumhur İttifakı sürekli bu konularda suçluyordu.
Kayyum meselesi vardı; ama mahkeme kararıyla olacak deniyordu. Sığınmacılar geri dönecekti; öyle ‘gönüllü dönüş’ gibi değil.
Kılıçdaroğlu bunların hepsini kabul etti. Hepsini kabul etti ve imzaladık.
İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığı konuşuldu.
İmzalayacağımız gün CHP Gençlik Kolları, Suriyelilerin geri gönderilmesiyle ilgili bir tweet attı.
Ben de alıntılayıp ‘Genç arkadaşlar merak etmeyin, İçişleri Bakanı olarak ben bizzat yollayacağım’ dedim. Çünkü öyle anlaşmıştık.
Onun üzerine bir kriz çıktı. Sanıyorum Davutoğlu aradı, Babacan aradı. ‘Bizim alacağımız bakanlıklar belli değilken Ümit Özdağ’ınki nasıl belli oluyor?’ dediler.
Ama o krizi konuştuk ve açtık. Zaten Altılı Masa’nın da haberi vardı. Meral Hanım da söyledi:
‘Bizim de haberimiz vardı’ diye. CHP’nin de haberi vardı.
Sonra bana bir ricada bulundu. Dedi ki: ‘Bu protokolü seçim sonuna kadar açıklamayalım.’
Ben de ‘Yanlış yaparsınız’ dedim. Çünkü ikinci turda kazanmak için ek seçmene ihtiyaç vardı.
Bu seçmen, Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’dan cumhurbaşkanlığını devralmasını görmek isteyen seçmen değildi; benim Süleyman Soylu’dan İçişleri Bakanlığı’nı devralmamı görmek isteyen seçmendi.
‘Bunu ön plana çıkarmalıyız’ dedim. ‘Olmaz’ dedi. Ben de ‘Kaybedersiniz’ dedim. ‘Kaybedersek kaybedelim’ dedi. Konu kapandı.”
Cumhuriyetçilikle, kurucu ilkelerle ilgisi kalmamış CHP elitleri "Atatürk'ün partisi" paravanıyla her bir şey dayattığında "Başka şansımız mı var?", "AKP mi kazansın?" vs. diyerek "tıpış tıpış" peşlerine düşenler olmasaydı bugün milletçe Kılıçdar gibi bir dertle uğraşmıyorduk.
Sultan Vahdettin Kemal Paşa'yı çağırmış, altınları uzatmış, "Paşa al bunları..." demiş. Paşa "Olur mu sultanım siz de sıkışıksınız zaten..." falan derken sultan araya girmiş: "Kendi devletin olunca yavaş yavaş ödersin!"
Paşa duygulanmış, azmetmiş... Ve evet, Türkiye Cumhuriyeti.
Siz şimdi ligi geçtim bu maçı içinize sindirip şampiyonluk kutlayacaksınız çünkü siz galatasaraylısınız. Lig başında puanınız belirlenip şampiyonsunuz deselerdi yine kutlardınız. Sizin için mücadelenin hiçbir önemi yok çünkü, hazıra konmaya alışıksınız. #tiyatroligi
"Eskiden Araplar şöyle derdi:
- Yaşı küçük olanla, yeni zengin olanla ve yeni makam sahibi olanla yakın olma…
- Mesleğinde eski olanla, bilgide köklü olanla ve eski komşuyla inatlaşma…
- Aklı küçük olanla, yaşı küçük olanla ve tecrübesi az olanla tartışma.
- Aklı kıt olanı, tecrübesi az olanı ve hayrı az olanı hoşnut etmeye çalışma…
- İmanı güçlü olanla, kuvvetli olanla ve hafızası güçlü olanla meydanlaşma…
- Karakteri zayıf olanla, nefsi zayıf olanla ve delili zayıf olanla istişare etme…
- Kalbi büyük olanı, himmeti yüksek olanı ve sözünün eri olanı küçümseme…
- Ufku geniş olanı, gönlü geniş olanı ve çözüm yolları çok olanı unutma…
- Ahlakı dar olanı, bakışı dar olanı ve düşüncesi dar olanı ikna etmeye çalışma…"